İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Ocak 2008

Röportajlar

Sermiyan Midyat Söyleşisi

Yepyeni bir tiyatro grubu olmasına rağmen ilk oyunları 9 Ay Son Gün ile Tiyatro Oyunbozan yılın en çok ses getiren gruplarından biri oldu. Grubun kurucusu ve aynı zamanda oyunun yazarı, yönetmeni ve oyuncusu olan Sermiyan Midyat ile Barış Manço Cafe’de sohbet ettik. Görünüşe göre Oyunbozan ; inancı, öfkesi ve Sermiyan Bey’in hayalleriyle 9 Ay Son Gün ’ü bile gölgede bırakacak oyunlarla bundan sonra hep karşımızda olacak. Sermiyan Midyat ile tiyatro geçmişi, televizyon ve sinema projeleri, Oyunbozan’ın değerleri, mizahın önemi ve daha pek çok konu hakkında yaptığımız keyifli söyleşiyi okuyabilirsiniz..

İsmail Can Törtop ,

Eleştiriler

Oyunbaz Martı ile karşınızda…

Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…

Yasemin Aktaş ,

Eleştiriler

60 yıl sonra tekrar sahnelere dönen oyun ; ''KOŞEBAŞI''

1923 sonrası cumhuriyet donemi Türk tiyatrosunun en önemli temsilcilerinden Ahmet Kutsi Tecer’e ait olan eser, Devlet Tiyatrolarının ilk sahnesi olan Ankara’daki ''Küçük Tiyatro''nun açılış oyunu olma özelliğini taşıyor. (27 aralık 1947) 60 yıl sonra aynı yer ve tarihte prömiyeri yapılan eserin konusu ; içinden yol geçirileceği için bazı evlerinin yıkılması gündeme gelen bir mahalle, bu mahallenin değişim sürecindeki insanları, eski değerlerin temsilcileri, karsısında yenilikçiler ve iki tarafın da eleştirildiği tartışmaları konu alıyor.

İhsan Ata ,

Eleştiriler

Döktüğün tere bereket Suat Sungur: ‘Babamla Dans’

2007-2008 tiyatro sezonu açılmazdan az önce, Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI-UNESCO) Tiyatro Eğitim Komitesi (TEC-UNESCO) Yönetim Kurulu üyesi Emre Erdem telefonda “Suat Sungur, tiyatroya dönüyor,” dedi. İçim bir hoş oldu. Taaa 1984 yılında Devekuşu Kabare’den anımsıyordum onu. 1988’den sonra Dormen Tiyatrosu sahnesinde alkışlamıştım. Akbank Çocuk Tiyatrosu’nda çocuk oyunlarında sık sık görev alacak kadar “misyoner”di. 1997 yılında “1. Afife Tiyatro Ödülleri”nde “Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu” dalında birinciliğe değer görüldüğünde, içim kabararak kendisini ilk kutlayan olmuştum. Tiyatroya döndüğünü duyunca coştum.

Üstün Akmen ,

Röportajlar

Uzun Soluklu Oyunların Oyuncusu Yurdaer Okur ile Söyleşi

Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…

Yasemin Aktaş ,

Eleştiriler

ashura

Mustafa Avkıran ve Övül Avkıran’ın yarattığı 5. Sokak Tiyatrosu’nun “Ashura”sını izledim. Bir oyundan çok, bir müzik şöleni bir dil şöleni diyebilirim. Hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem Ayı’nın onuncu günü olan ashurayı Mustafa ve Övül Avkıran bir taziyeye dönüştürmüşler. Kaybolup giden “ötekiler” için bir taziyeye. Oyun süresince 1920’lerden 1960’lara kadar, nüfus sayımı sonuçlarına göre Anadolu’da konuşulan dillerin nüfusa göre oranları veriliyor ve bu bize “ötekiler”den ne kastedildiğini anlatıyor.

Dila Akbaş ,

Eleştiriler

Tiyatro adına utanç verici, kötü üstü kötü oyun: Fırıldakzade

Hani, bugüne değin yeni yeni tiyatro grupları, yeni yeni tiyatro oyuncuları, yeni yeni tiyatro yönetmenleri ortaya çıktıkça ellerimi çırpıp, göbecikler atıyordum ya… Sizi kandırmış olmak asla istemem. O “tezahürlerim” her ortaya saçılana değildi, inanın lütfen! Olamazdı! Olmamalıydı! Olmadı da! Artısı olandan da, eksisi olandan da inanılmaz keyif aldım, doğru. Artısı olan aldı başını gitti ya da gidecek, eksisi olanlar kendilerini ufak ufak toparlıyor ya da toparlayacak. Ama geçenlerde ilk perdesinin sonuna kadar zor dayandığım gibilere ne yalan söyleyeyim, “tilt” oluyorum. Gözüm, sarf olunan emeği falan görmüyor. Tiyatro sanatının böylesine hafife alınması karşısında “kötü adam”laşıyorum. Dayanamıyorum, çok sinirleniyorum.

Üstün Akmen ,

Röportajlar

Tiyatro Yüzleşme ile Söyleşi

Tiyatro Yüzleşme , ilk oyunları olan Kara Kaplı ile tiyatro severlere merhaba dedi. Çok beğendiğimiz, çok etkilendiğimiz bu oyun sonrası ekip ile bir söyleşi yaparak sizlere Tiyatro Yüzleşme’yi tanıtmak istedik. Musa Uzunlar, Zeynep Utku ve Cengiz Peksoy ’un kurduğu bu ekip ile Kara Kaplı oyunu, Tiyatro Yüzleşme’nin kuruluşu, yüzleşme hikayeleri ve gelecek planları hakkında keyifli bir söyleşi yaptık…

Dila Akbaş ,

Eleştiriler

Şeylerin Şekli

1961 doğumlu Amerikalı film yönetmeni , senaryo ve oyun yazarı Neil LaBute 2001 yılında ilk kez Londra'da sahnelenmiş oyunu Şeylerin Şekli'nde, dört genç insanın aşk ve arkadaş ilişkileri üzerinden sanatın sınırlarını tartışıyor. ......... Mehmet Ergen oyunu tercüme etmiş ve yönetmiş . Yönetirken, denediği yöntem de oyuna çok yakışmış. Gerek mekansal düzenlemeleri gerekse sahne değişimlerindeki uygulamaları oyuna çok gitmiş. Dünyadaki diğer örneklerden esintiler taşısa da, bunun, oyunun yönetmene yaptırttıkları olarak yorumlamak daha doğru olacaktır.

Melih Anık ,

Eleştiriler

Güvenliğimizin battaniyesi midir din?: ‘Dua Odası’

Lenin’in de söylediği gibi, başkaları hesabına çalışmaktan, yerine getirilmeyen isteklerden ve yalnız bırakılmışlıktan yılmış halk kitleleri üzerine her yerde büyük ağırlıkla yüklenen ruhsal baskı biçimlerinden biri hiç kuşku yok ki dindir. Doğaya yenik düşen ilk insanların tanrılara, şeytanlara, mucizelere ve benzeri şeylere inanmasına yol açışı gibi, sömürülen sınıfların sömürenlere karşı mücadeledeki yetersizliği de kaçınılmaz olarak ölümden sonra daha iyi bir yaşamın varlığına inanmalarına yol açar. Din, bütün yaşamı boyunca çalışan ve yokluk çekenlere, bu dünyada azla yetinmeyi.....

Üstün Akmen ,

Makaleler

TİYATRONUN POETİKASI VE POLİTİKASI

Öncelikle şunun ayrımına varmamız gerekli, tiyatro kurallarını kuramcılar değil; sistemler belirler. Bu da demektir ki, tiyatro ve yönetim sistemleri birbirinden bağımsız değil, aksine iç içedir. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Böyle olması doğru mudur? Kesinlikle yanlıştır.

Boran Doğan ,

Eleştiriler

Ayşegül Hindistan’da – Tiyatro Kılçık

Taksim’de Old City adında bir bar içinde tiyatro var !! Çok bahsedildiğini duydum Tiyatro Kılçık’tan. Kimileri barda tiyatro mu olur diyor, kimi bunun gibi işler tiyatroya ne verir diyor, gençler çok eğlendik diyor, bazıları da orada yaşayan bir tiyatro var, canlı bir şeyler var, üzerine düşülmeli diyor… Ben bugüne kadar neden hep dinledim de gidip kendim fikir edinmedim bilmiyorum ama sonunda pazartesi akşamı Doğan Bey’in davetiyle Old City’ye gittim, Tiyatro Kılçık’ın Ayşegül Hindistan’da oyununu izlemeye…

İsmail Can Törtop ,

Eleştiriler

YUNUS’UN YOLUNDA DİVANE AĞAÇ

Bir ağaç ki köklerinde canların canını taşıyan, bir ağaç ki, onun acısıyla kendini yollara vuran bir ananın yoluna çıkıp, derdini anlatan. Bir ana ki, oğlunun ateşiyle yanıp tutuşan, onun canına, onun ruhuna, onun uğruna her şeyini feda eden… Turgay Nar’ın kaleminden çıkan, Hüseyin Köroğlu’nun yönetmenliğinde beden bulan “Divane Ağaç” oyunu, insan ruhunda uzun ve zorlu yolculuğun kapılarını açıyor. Bir annenin doğum sancılarını, sadece bebeğine değil, hayata karşı, kötülüklere karşı mücadelesini, bir hayalin, bir rüyanın içinde görüyoruz.

Cüneyt İngiz ,

Eleştiriler

Kürklü Merkür - Tiyatro Dot

Cuma akşamı uzun zamandır gidemediğim, bahsini çok duyduğum Tiyatro Dot’ın çok ses getiren oyunu Kürklü Merkür’e gittim. Öncelikle şunu söylemem lazım. Eğer oyuna giderken, oyunla ilgili herhangi bir yorum okuma fırsatı bulamamışsanız, ön yargılarınızı kapının ardında bırakarak gitmenizi tavsiye ederim. Oyun içeriği hiç öyle bildiğiniz klasik oyunlara benzemiyor. Zira oyunun çok sert ve vurucu bir mizacı var.

Zeynep Kehaya ,

Polemik

SANATIN ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANAMAZ

“Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı katlanılmaz kılardı dünyayı” Bernard ShawSanat için; yetenek istiyor, bilgi birikim, duygusal yoğunluk istiyor desek de eksik bir tanımdır. Sanatla ilgilenmenin bir psikolojik yanı da vardır elbet. O psikolojiye göre; kendiyle ve toplumla barışık olmayanların işidir sanat… Bir durum, bir gelişme karşısında susmayıp söyleyecek sözü olanların işi. Çığlığını sözle, yazıyla, çizgiyle, notayla, replikle, dansla vb. yollarla dışa vuramadan yaşayamayan / var olamayanların işi.

Fatma Babuşçu ,

Eleştiriler

Sürrealist bir kimlik çatışması ; ''ADVİYE''

Bu oyunda seyirciye büyük iş düşüyor. Bunun nedeni yapıttaki hikayelerin birbirinden bağımsız ve kopuk oluşu. Eser kendi içerisinde çelişkili. Oyunu izlerken parçaları birleştirmek neredeyse imkansız. Benzetmeci tiyatronun örneklerinden biri olan bu oyun pasifize edilmiş hayatlara yer veriyor. Yalnız yazar anlatmak istediği mesajı tam anlamıyla veremiyor. Zayıf kalan bir metin var(!) İlk bakışta kıyafetlerden ve görünüşlerinden dolayı biri karısı, diğeri metresi gibi düşünülse de sonradan ikisinin de karısı olduğu anlaşılıyor. Yalnız ev hanımı 12, avukat hanım ise 8 yıldır bu adamla evli. Ve aynı evi paylaşıyorlar. İşte tuhaflıklar silsilesi de bu noktada başlıyor.

İhsan Ata ,

Polemik

Suyunun Suyu Bile Olamayan Eleştirmen : İhsan Ata

İhsan Ata’nın yazıma cevap vermesini bekliyordum. Onlarca tiyatro yazısı yazmış bir eleştirmen olarak, gösterimizi sorgulamamızı sağlayacak derli toplu bir eleştiri yazacağı konusunda küçük de olsa bir beklenti içindeydim. İhsan Ata’nın önünde iki seçenek vardı: Ya tezlerini iyice güçlendirmiş olarak getirecek, benim asla itiraz edemeyeceğim bir kesinlikle ortaya koyacaktı -böylesi bir kesinlik söz konusu olduğunda itiraz etmeyi göze alamam, alırsam komik duruma düşeceğimi bilirim- ya da eleştirisinde hatalı olduğunu kabul edecekti. İhsan Ata ikisini de yapmadığı gibi, ilk yazısından daha özensiz, daha savruk bir yazıyla karşılaştım.

Yusuf Köksal ,

Makaleler

Tiyatrocuya Şaka Yollu Seyirci Bulma Tüyoları

1-Tiyatrolar seyirci çekmek istiyorlarsa salonlarının adreslerini açık seçik versinler! Kafamız karışıyor. (Yani, tutup kütüphanenin karşısı diye yazmayın. Milletin kafası karışıyor.Çantacının arkası, kebapçının bitişiği, dondurmacının yanı diye tarif etmelisiniz. Hele salonunuz bir futbol stadının tam karşısındaysa yaşadınız. Eliyle koymuş gibi gelir bulur sizi seyirci .Bulur dedik,bilet alır demedik. Hemen sevinmeyin! 2-Oyununuz komedi olacak. (Çünkü seyircinin ilk sorusu budur.”Gomedi mi?”. Hani o eziyeti çekeceğiz bari gülelim manasında…)

Ali Erdoğan ,

Eleştiriler

Genco Erkal’ın bu oyununu izlemek, aydınlığa ibadettir: Sivas’93

Duyduk duymadık demeyin, Genco Erkal, aklından bir an olsun çıkarmadığı tiyatrocu olma misyonunu, bir kez daha, yeniden ve yenileyerek gündeme taşıdı. Hem de, bir anlamda: “Tiyatronun toplumu aydınlatma görevi, işlevi ve sorumluluğu vardır,” diye gürleyerek, kanıt göstererek. “Nereden çıktı şimdi bu misyon, falan,” diyeceksiniz. Efendim, oturmuş, bir oyun yazmaya soyunmuş Genco Erkal. 2 Temmuz 1993 gününü esas almış. Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ne katılmak için Sivas’a gelen, Madımak Oteli’nin içine kıstırılan aydınlar… Dışarıdaki öfkeli kalabalık… İçerdekilerin 'kafir’ olduğuna inanan, polisin ve askerin engelleyemediği(!) kalabalık… Kalabalığın giderek kontrolden çıkışı… Dakika dakika yaklaşan kıyamet… Cansız kalan 36 beden…

Üstün Akmen ,

Eleştiriler

Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu

“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)

Yasemin Aktaş ,

Eleştiriler

FAŞİZMİN AYAK SESLERİ,“ DALGA” OYUNU KENTERLERDE !

Gordon College’da tarih öğretmeni olan Ben Ross, II. Dünya Savaşı ve soykırımı anlattığı dersinde, öğrencilerin neden Alman halkının çoğunluğunun soykırıma karşı çıkmadığı sorusuna verecek yanıt bulamayınca, tüm sınıfın katılacağı bir itaat deneyi yaparak bu soruyu etkili bir biçimde yanıtlamak ister. Başlangıçta bir “disiplin oyunu” olarak başlayan deney, dersler ilerledikçe kendi selamı,amblemi,kuralları ve sloganları olan “DALGA” adlı bir harekete dönüşür. “DALGA” hareketi tarih dersiyle de sınırlı kalmaz ve giderek üye sayısı artar. Artık Mr. Ross da bu hareketi denetleyememektedir. Ders içinde bir oyun olarak başlayan “DALGA” bütün okulu içine alan bir çılgınlığa dönüşür.

Savaş Aykılıç ,

Röportajlar

Tuncer Cücenoğlu Söyleşisi

Geçen İstanbul’a kar yağdı ya, işte o buz gibi havada Tuncer Cücenoğlu ile sıcacık bir söyleşi yaptık, Taksim Gümüşsuyu’ndaki Mitos Boyut Yayınevi’ndeki odasında. Tiyatro Dünyası ekibi olarak tiyatronun oyunculardan ve yönetmenlerden ibaret olmadığını biliyoruz. Bir tiyatro oyununda en az oyuncu ve yönetmen kadar önemli olan diğer bir alan da Tekst’tir. Yaşayan en önemli ve en popüler oyun yazarlarımızdan, oyunları onlarca ülkede oynanan ve büyük beğeni kazanan, tiyatromuzun gurur vesilesi Sayın Tuncer Cücenoğlu ile başarılı bir tiyatro oyununun özellikleri, Türk Tiyatrosu’nun bugünü hakkında konuştuk, genç yazarlara tavsiyelerini aldık.

İsmail Can Törtop ,

Eleştiriler

O GÜZEL İNSANLAR

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zamanlardan bir zaman içinde, doğudaki kentlerden birinde at ticareti yapılmaktadır. İnsanlar nitelikli at almak için, dünyanın taaa öteki ucundan bu yöreye gelmekte, alışveriş etmektedir. Adamın biri, uzuuun mu uzun bir aradan sonra, at almak üzere kente gelir. Bakar ve görür ki, gençten satıcılar, olmayacak atlara olmayacak fiyatlar biçmekteler. Üzülür. Anlar ki, ne atlarda, ne de alışverişin doğasında kalitenin, dürüstlüğün esamisi kalmamıştır artık. Yorgundur, köyün meydanına gelir, kahvede bir dedenin yanına oturur ve durumu anlatır. "Eskiden böyle değildi," der. Dede yanıtlar: "Değildi elbet. Şimdilerde o güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.”

Üstün Akmen ,

Eleştiriler

Kim O?

Tiyatrokare’nin 2007-2008 sezonu oyunu “Kim O?”sunu (Why Not Stay For Breakfast?) izledikten sonra şaşırdım kaldım. Oyunu, ünlü bir İngiliz vodvil ustası olan Ray Cooney (1932) ile Gene Stone yazmıştı. Ray Cooney’in oyunlarını genellikle eşlerini aldatmaya kalkan ve başlarına olmadık işler açılan siyasi kimlikler üzerine kurduğunu, bir anlamda “gülme garantili oyunların yazarı” olarak tanımlandığını, güldürü öğesini daha çok hareketlerden ve nüktelerden çıkarttığını, düşünceden çok göze ve duyulara yöneldiğini, vurgusunu kişiyi karikatürleştirerek, olayları abartarak elde ettiğini biliyordum, ama “Kim O?” böyle bir oyun değildi. Acaba Gene Stone kimdi? Tanımıyordum. Araştırdım ettim, gazeteci olduğunu...

Üstün Akmen ,

Polemik

Suyunun suyu lezzetli olur. Sayın Koksal'a

Ölürken cebinde sadece 38 krş çıkmasını da örnek olarak gösterebiliriz. Ama nesnelciliğin yerini öznelliğin alması beni rahatsız ediyor. Kaldı ki Türkiye'de yaşayan hangi edebiyatçımız bolluk ve bereket içerisinde yaşadı? Türkiye'nin sanatçısına gösterdiği değer ortada. Diğer taraftan oyunu anlatan kısım, neden sahiplenme ihtiyacı hisseder? Burada duyguların değil tanıtımın yapıldığı bir bolüm. Orhan veli'yle özdeşleşmiş Müşfik Kenter'in yorumundan sonra farklı bir oyuncu tarafından yıllar sonra sergilenmesi , elbette beni rahatsız etmedi. Kaldı ki yazımın sonunda devamlı bu edebiyatçılarımızın hayatları sergilenerek seyirciye tanıtılması gerekir diye bas bas bağırdım. Bir magazin eleştirmeni gibi, sadece işinize gelen kısımları keserek almanız ahlaklı bir kaleme yakışmaz.

İhsan Ata ,

Eleştiriler

TİYATRO PERA'DAN ÇAĞIMIZDA VENEDİK TACİRİ

2000-2001 sezonunda Nesrin Kazankaya tarafından kurulan Tiyatro Pera, geçtiğimiz yıllarda Seyir Defteri, Dobrinyada Düğün, Şerefe Hatıralar gibi belleklerden uzun yıllar silinmeyecek oyunlar sahnelemiştir. Bu yıl da sezonu Profesör ve Hulahop'la açmış; 11 Ocak 2008 akşamından beri de William Shakespeare'in VENEDİK TACİRİ adlı oyunuyla devam etmektedir.

Ahmet Kara ,

TiyatroTUBE (Videolar)

Külahıma Anlat

Kabare Dev Aynası Yazan-Oynayan : Ali Erdoğan Oyun programı için : www.tiyatrobambaska.com/kabaredevaynasi

Kabare Dev Aynası ,

Eleştiriler

Bana Bir Picasso Gerek

Emre Kınay, günümüz Türk tiyatrosunun soylu şövalyelerine 2006 yılının mart ayında katılmıştı. Atının terkisine eşi Emine (Ün) Kınay’ı da alarak yola çıktılar, Duru Tiyatro’yu kurdular. Kendi sahnelerinin olmalarını istiyorlardı, varlarını yoklarını ortaya koydular, 2006’nın sonlarında İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan Atatürk Fen Lisesi’nde (AFL) bir Kültür Merkezi yarattılar. Yarattılar yaratmasına da, tutunamadılar… Anlaşmalar, anlaşmazlıklar; engeller, engebeler…

Üstün Akmen ,

Polemik

Uyku kaçıran –İştah Kabartan “EĞİTİM- ÖĞRETİM” ve HESAP PEŞİNDE ...

Tam aşağıdaki yazıyı bitirdim, size göndereceğim elektrikler kesildi. Şaşırmadım. Artık her şeye “alıştık” çünkü... Yağmur yağınca “susuz kalmaya” veya aynı anda “sel baskınına”... “Nurlu ufuklar demeçleri “ dinleyince işlerin daha da “kötü” olacağına türden garip ama gerçek bir “bağışıklık” kazandık. Kalktım AKM’ de “Fındıkkıran” temsiline gittim. Eseri yıllar içinde gerek TV de gerekse sahnede birkaç kez izlemiştim, ama izlemediğim başka bir olaya tanık oldum. İsmi bende gizli bir orta öğretim okulu öğrencileri öğretmenlerinin gözetimi altında anılan esere “mevcutlu” olarak getirilmişlerdi. Yaşamlarında ilk kez AKM’ ye ve böyle bir “oyuna”(!) getirilmelerini bir türlü hazmedemiyor, yerlerinde duramıyor, sürekli konuşuyorlardı. Etraftan yapılan uyarılara rağmen 1. perdenin sonuna kadar kaynayıp-fokurdayarak 25 e yakın bu genç insan orada tutuldu. Perde arasında “ neden böyle yaptıklarını, istemiyorlarsa çıkıp gidebileceklerini-etrafı rahatsız edip tepki aldıklarını-“ söylediğimde; çocuklar hep bir ağızdan “bizi buraya öğretmenimiz -NOT VERMEK- için getirdi, katılmazsak ZAYIF alacağız, onun için bu sıkıntıya girdik ama başımız çatlayacak gibi ağrıyor” diye yanıtladılar.

Dündar İncesu ,

Makaleler

Hiçliğe Tirat

İçi boş bir çerçeve, çerçevenin arkasında görünen bir saat geriye doğru çalışıyor. Bir adam orta yaşlarda üzerinde beyaz bir gömlek ve askılar. Sahneye girer ve etrafına bakar sanki bir şeyler aramaktadır. Sonra seyircileri görür ve konuşmaya başlar. Adam: Ne aradığını bile bilmeden öylesine bakınmak işte en kötüsü bu. Saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca arasan bile bulacaksın diye bir garanti de yok üstelik. Halbuki biz insanlar garanti ata oynamayı sevmez miyiz? Eğer risk varsa kayıp büyüktür. Riski kabullenebilir kılan kazancın da büyük olmasıdır. Ama ben bunları anlatmaya başlarsam bitmez en iyisi bulmaya geldiğim şeyi aramak. Aslında ben ne aradığımı çok iyi biliyorum.

Erdinç Yapan ,

Polemik

Albatrosun Kanatları

Sanat eseri üzerine düşüncelerini belirtenlerin , eserlerin yaratıcıları ya da bahis konusu olan eser ile ilgili farklı görüşleri olanlarca eleştirilmesi doğaldır. Güzellik ve şeyleri güzele dönüştüren sanat, yüzyıllardır tartışılmaktadır. Güzel ile sanat arasındaki ilişki ile ilgili yapılan tanımlamalardan biri şudur: "Şeyler kendi başlarına güzel değildir,onları sanatçı güzele dönüştürür"(Hartman)

Melih Anık ,

Polemik

Şehir Tiyatroları Yönetiminin Özrü Kabahatinden Büyük

Tiyatro Dünyası internet sitesinde, 29 Ekim 2008 günü, Nedim Saban’ın, “Şehir Tiyatrosunda Yeni Bir Oyun!!! Balıkesir Muhallebicisi” başlıklı bir yazısı yayımlandı. AKP’li Kadir Topbaş’ın siyasi müdahalesiyle Genel Sanat Yönetmenliği koltuğuna oturtulan Orhan Alkaya yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBŞT), hafızalardan kolay kolay silinmeyecek bir gafa imza atarak, Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “Balıkesir Muhasebecisi” adlı oyununu seyircilerine “Balıkesir Muhallebicisi” olarak duyurmasını hicveden bir yazıydı bu.

Feridun Çetinkaya ,

Gruplar

İzmir Bulvar Oyuncuları Tiyatrosu

AĞLARMISIN? GEMİLERDE TALİM VAR BİR ADAM YARATMAK SEVGİLİ ÖĞRETMENİM ÇOCUK OYUNU: AKILLI SOYTARI İSTASYONDA ŞENLİK VAR DEVAM OYUNLAR: GÜLERMİSİN?

İzmir ,

Makaleler

İki Arada Bi Derede Türk Tiyatrosu

Tiyatro hayatıma başladığım günden beri o kadar çok tiyatro oratmı görtdüm geçirdim ki, en sonunda şuna karar kıldım; maalesef Türk Tiyatrosu iki arada bi dere kalmış ve boğulmak üzere.. Birinin gelip kendisini kurtarmasını bekliyor çaresizce.. Yazıkk.. hem de çok yazık..

Ulaş Tuzak ,

Makaleler

Kene Can Almaya Devam Ediyorkene…

Ali Erdoğan'ın aşağıdaki skecini, Ali Erdoğan'ın seslendirmesi ile dinleyebilirsiniz... --------------------- 1- Kene, vatandaşı kene ısırmış... Hangi önlemi aldınız soruyorum size! Bunca zaman iktidardasınız... Bu işle ciddi bir şekilde ilgilendiniz mi? 2- Seksen çeşit kene var kardeşim... Ben hepisiyle ayrı ayrı nasıl ilgileneyim...Ben ne biliyim hangisi Kongo’lu hangisi Kongo’suz... Kim Kırım’lı kim Kırım’sız. Bunların hangisi virüs taşıyor, hangisi taşımıyor bir bakışta nasıl ayırt edeyim?

Ali Erdoğan ,

Makaleler

Tiyatro'da Yeni Bir Kapı

Yaz gelince bütün tiyatrolar kepenklerini kapatırlar değil mi? Hatta devlet tiyatroları yazı bile beklemezler maalesef.. Ama maaşlarını tıkır tıkır almayı bilirler.. Peki bu tiyatrolar ve bu tiyatrolardaki oyuncular ne düşünüyorlar? Hangi amaçla tiyatro yapıyorlar? Sadece para kazanmak için mi yoksa? Çok yazık..

Ulaş Tuzak ,

Polemik

Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde Son Oyun Oynandı!

Nisan ayında yıkıma başlanacak olan Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi 'nde dün son kez tiyatro oynandı. Geçmişten Gelen Kadın oyunu sonrası izleyiciler ve tiyatro oyuncuları salondan çıkmayıp Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkımını konuştular, yıkılacak tiyatrolarına gözyaşı döktüler. Hikmet Körmükçü, Haldun Taner'in "Zaten Aktör Dediğin Nedir ki?" tiradını gözyaşları içinde okudu. ------------------- Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız....

İsmail Can Törtop ,

Eleştiriler

Aykırı İkili - Adana Devlet Tiyatrosu

Neil Simon’a ait eser geçtiğimiz günlerde Serhat Nalbantoğlu rejisiyle Adana Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenerek seyirciyle buluştu. Takip edenler bilir, Simon Türkiye’nin yakından tanıdığı bir yazar. Hatta Sheaskpeare’den sonra oyunları en çok oynanan yazarlardan biridir. Oyunlarının bu kadar sıklıkla sahnelenmesini sağlayan temel etken, ele aldığı konuların gündelik yaşamlar ve malzemesinin insandan oluşması. Hem seyirci açısından sindirimi kolay, hem de teknik açıdan teferruat istemiyor.

İhsan Ata ,

Makaleler

Hayvanı doğa, insanı kültür korur (Tiyatro Nereye? 3)

Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, deve tellal iken, horoz imam iken, manda berber iken, annem kaşıkta, babam beşikte iken... değiiil, şunun şurasında çeyrek yüzyıl önce altın çağını yaşayan tiyatromuz, görüyor ve gözlemliyoruz ki yirmi birinci yüzyılda baş döndürücü bir hızla baş aşağı gitmekte. Çağdaş uygarlık düzeyinden “emin” adımlarla uzaklaşıyoruz. İşin komik yanı bu gerilemenin kaynağını biliyoruz, biliyoruz da yıllardır aval aval bakıyoruz, seyirci kalıyoruz.

Üstün Akmen ,

Eleştiriler

Bir al, üç seyret, tiyatroya şükret: ‘Kent Oyuncuları 45 yaşında’

Uzunca süren yurtdışı gezimden dün sabaha karşı döndüm. Ne yedim ne içtim bir kenara bırakıp, neler gördüğümü elbette “bir münasip zamanda” anlatırım, ama gelin işe kaldığımız yerden, 2007-2008 tiyatro sezonu değerlendirmelerimden devam edelim. Efendim, Kent Oyuncuları 45. yılını tamamlarken, bu yıl birkaç ilke de imza attı. Sahneye üç yeni oyun koydular.

Üstün Akmen ,

Eleştiriler

Bir özgürlük oyunu… Bu can benim kime ne

Brain Clark’a ait eser, geçtiğimiz günlerde Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Oyun ; trafik kazası sonucu bedeni tamamen felç olan heykeltıraşın '' ötanazi '' yönetimiyle yaşamına son vermek istemesi ve buna karşın tek bir umut olsa bile hayatta kalması için çabalayan doktorun yaşam savaşını ve devamında mahkemeye taşınmasıyla hukuk mücadelesini anlatıyor.

İhsan Ata ,

Eleştiriler

ONLAR BUNLARI YAPARKEN, SEN NE YAPTIN?: “MİKADONUN ÇÖPLERİ”

1967-1968 sezonunda Kent Oyuncuları’ndan, yani Yıldız Kenter ile Müşfik Kenter’den izlemiştim Melih Cevdet Anday’ın “Mikadonun Çöpler” başlıklı oyununu. Ses Tiyatrosu’nun “18 Oyunları”ydı, aradan geçen zaman kırk yılı aşmış. Bir anlamda “ben” ve “öteki”nin sorgulanması olarak yorumlamış, günlerce etkisi altında kalmıştım. ...... Yazılışının 40. yılında, Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu Prodüksiyon Tiyatrosu tarafından sahnelenince kaçıramazdım, kaçırmadım.

Üstün Akmen ,

Röportajlar

Yetenekli ve Ünlü Tiyatro Yönetmeni Avra Sidiropoulou ile Söyleşi

Öncelikle Avra Hanımla yaptığım söyleşinin Türkçesini geciktirmiş olmaktan dolayı üzgün olduğumu belirtmek isterim. Şimdi bu keyifli söyleşiyi sizlerle bir kez daha Türkçe haliyle paylaşmak istiyorum. Avra Sidiropoulou, çok yetenekli ve bir o kadar da alanında ünlü bir tiyatro yönetmeni ve yazar da aynı zamanda. Kendisinin öğrencisi olmaktan büyük mutluluk duyduğumu da belirtmeden geçemem. Bu sayede çalışmalarını daha derinden gözlemleme şansı buldum.Yönetmek oldukça zor bir iş, her durumu idare etmek ve bütün oyunun sorumluluğunu almak gerekiyor. Avra Hanım bu işi oldukça iyi ve ruh katarak yapanlardan. Kendisine bu bağlamda sorular yönelttim. Buyrun keyifle okuyun.

Zeynep Kehaya ,

Makaleler

TÜRK TİYATROSUNUN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ ÜZERİNE

Türk Tiyatrosu geçmiş dönemlerde çok değerli yazarların, oyuncuların ve rejisörlerin yetiştiği, başarılı çalışmalara imza atmış bir tiyatrodur. Fakat günümüzde maalesef bu durumdan söz etmek pek de mümkün değildir. Bunun nedeni aslında birazda geçmişe dönük yaşamamızdır. Yeniliğe kapalı bir tutum içerisindeyiz. Son 10 yılı baz alırsak; konservatuarlarımızda, yani 90 lı yılların sonu ve günümüze kadar uzanan bu süreçte, yetişen oyuncu, rejisör ve yazar sayısı iki elin parmak sayısını geçmemektedir. Yani sağlam, güçlü ve adından söz ettirecek projelere imza atmış, atabilmiş, adından bu manada söz ettirebilen pek kimse yok. Bunun nedeni bu işe gönül vermiş insanların, eğitim alan, almaya çalışan insanların bir kabahati olmadığını açıkça söyleyebiliriz… Nedir o zaman sorun?

Mesut Vural ,

Makaleler

TİYATRONUN YALNIZ ÇIRPINIŞLARI

Tiyatroların durumu Türkiye’de büyük bir sorun. Hiçbirimiz bunun farkında değiliz ya da farkında olmak istemiyoruz. Bu sorunu çözebilmek için hiçbir şey tartışılmıyor. Tartışılsa da lafta kalıyor. Hiçbir zaman eyleme geçilmiyor. Nedense Tiyatro, bu ülkede oldukça önemli olmasına rağmen, ikinci plana atılan bir sanat olarak karşımıza çıkıyor. Bir sanat dalının, bu ülkede can çekiştiğini görmek insana acı veriyor. Bu işi yapan gerçek sanatçılarda ilgi beklerken (ki bir alkış bile yetiyor) yalnız bırakılarak, kaderlerine terk ediliyor. Devlet Tiyatroları insanlarımızın ilgisizliğinden kapanma noktasına kadar geliyor. Devlet Sanatçılarımızın çoğu bu sorunu yaşarken insanlarımız görmezden geliyor. Aynı insanımız, bir mankenin yada ne olduğu belirsiz insanların yaptığı oyunculukları beğeniyor ve onları ayakta alkışlıyor.

Ahmet Şefoğlu ,