İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Polemik

SANATIN ÖZGÜRLÜĞÜ KISITLANAMAZ

Fatma Babuşçu ,

Sanatın özgürlüğü kısıtlanamaz
“Sanat var olmasaydı, gerçeğin kabalığı
katlanılmaz kılardı dünyayı” Bernard Shaw
Sanat için; yetenek istiyor, bilgi birikim, duygusal yoğunluk istiyor desek de eksik bir tanımdır. Sanatla ilgilenmenin bir psikolojik yanı da vardır elbet.
Her defasında insanı ayağa kaldıran, onca zahmeti göze almayı sağlayan gözü kara’cı bir yanı.
O psikolojiye göre; kendiyle ve toplumla barışık olmayanların işidir sanat… Bir durum, bir gelişme karşısında susmayıp söyleyecek sözü olanların işi. Çığlığını sözle, yazıyla, çizgiyle, notayla, replikle, dansla vb. yollarla dışa vuramadan yaşayamayan / var olamayanların işi.
Olumlu ya da olumsuz olsun, tüm yaşananlara ayna tutar sanat. Yaşananların öz eleştirisini yapar. Bireyler olarak, toplum olarak içinde bulunduğumuz çıkmazları, ele alınan zamanın ya da toplumun temel sorunlarını fark etmemizi sağlar.
Daha güzel ve yaşanılası bir dünya yaratılmasına katkıda bulunmak için yapar bütün bunları. Toplumları geliştirip dönüştürmek adına.
 

***

Sanatın en önemli dallarının başında kuşkusuz ki tiyatro geliyor. Perdenin hemen ötesi adeta bir dünyadır. Yakın ya da uzak coğrafyalardaki insanlara dair yaşanmışlıkları seyredersiniz orada. Dolayısıyla da kendinizi…
İzleyiciyi düşündürmek, sorgulayıcı yanını geliştirmektir bütün amacı. Yaşama, yaşamınıza dair eksik ya da fazlalıkları fark etmenizi sağlar. Özlenen bir ortam, bir duygu, bir gerçeklik, bir dünya mıdır, her neyse, o konuda çıkış yolları bulmanıza yardımcı olur. Kendi iyiliğiniz için sizi cesaretlendirir.
Bir tiyatro salonunda oyun izleme esnasında duygu ve düşüncelerinizin her zamankinden daha yoğun olması nedensiz değildir!.. Ve de oyun sonrasında kendi dünyanıza kolay dönemeyişiniz.

***

Sanata, tiyatroya dair özet görüşlerim böyle. Fakat şu satırlardaki düşüncelerin tersini, itiraz ettiklerimizi, karşı çıktıklarımızı savunanlara da tanık olabiliyoruz. Tıpkı, Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun “Düğün ya da Davul” adlı oyunuyla ilgili haberlerde olduğu gibi.
Haşmet Zeybek’in yazıp, Volkan Özgemeç’in yönettiği, sezonun bu görkemli oyunu, Trabzon’da yediden yetmişe tüm tiyatro severlerin beğenisini kazandı.
Burada sahnelenmeye başlandığı gün ve aylarda her şey yolundaydı. Günlerce kapalı gişe oynadı. Sivas turnesi de gayet iyi geçmişti. Ne olduysa 25 Aralık’ta Rize’de gerçekleştirilen turne programından sonra oldu. Oyun bu kez farklı bir boyutuyla gündeme getirilmeye çalışıldı. Eleştirel yanı yüzünden.
Rize Pazar’da hazırlanan bir internet sitesi, oyunun başbakana atıfta bulunan repliklerini (“Başbakan kimden korkar?” “ABD’den korkar” “Ananını da al git!” “Burası yan gelip yatma yeri değildir”) kınayıcı bir haber yaptı.
Oyun sonrası oyuncuları kutlayan, hatta onlara çiçekler veren Vali Kasım Esen, sitede yer alan haberden sonra ağız değiştirdi. Söz konusu şehir de başbakanın memleketi olunca, devletin memuru, başbakanı nasıl eleştirebiliyor, şeklinde demeçler verdi basına.
Bir fikri kimin savunduğu, bir sözü kimin söylediği önemli olunca, ta ulusal basına kadar yansıdı konu. Seyirlik bir oyundu Düğün ya da Davul. Seyirlik bir oyundaki taşlamaları aynı ironiyle karşılayıp, gereken mesajları almak yeterliydi. Fakat bunun tersi yapıldı.

***

İster Devlet Tiyatroları olsun, isterse özel tiyatrolar; suya sabuna dokunmayan oyunları sahnelemeleri beklenemez. Tiyatro oyunları, yaşamın çarpıklıklarını olduğu gibi, eksik ya da yanlış politik uygulama ve tutumları da eleştirir. Eleştirebilmeli de!.
Yaşanılanları, düzeni sorgulayan oyunlarla bir yere varılır ancak. Yine içinde eleştirellik dozu barındıran oyunlar / sanat eserleri hafızalara kazınır ve uzun soluklu olurlar.
Yazımı noktalarken, Trabzon Devlet Tiyatrosu’nu, bugüne kadar sahnelediği eleştirel dozu yüksek oyunları için kutluyorum! Sanatın özgürlüğünü kısıtlamaya çalışanlara da kolaylıklar dilerim! Çünkü işleri çok zor. Ne bir ışık, ne de bir umut var gayretlerinin ucunda!.
Fatma Babuşçu
Taka Gazetesi
www.takagazete.com
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Fatma Babuşçu imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Makaleler

Namussuzum gidicem buralardan

O ilk selamlaşma, tanışma anı, ilk adım hiç unutulmuyor. Merdivenin ilk basamağı gibi adeta. Oradan başlıyor, onun üstüne kuruluyor her şey, bütün o yaşanmışlıklar. Sonrasında ne gelişirse gelişsin, tanışılan o ana dönüp bakmadan edemiyor insan.

Makaleler

Bir şeyi anlatmanın kaç yolu var?

İçinde bulunduğumuz zaman yüreğimize, ruhumuza ve de bizi saran, ilgilendiren gelişmelere ayarlı olarak çalışan zaman gibi değil. Asla değil!.. Hiç duraksamadan olağan akışında ilerlemeyi sürdürüyor. Ve başlayan ne varsa, er geç bitiyor.

Makaleler

Bir Sahnedir Trabzon

Gelmiş dünyanın dört bir ucundan Ayrı dilleri konuşur, anlaşırız.

Makaleler

Trabzon Şenlenecek

Ne çabuk geçiyor günler, yıllar bile… Neden sonra fark ediyoruz bu gerçeği: Bir olayın, yaşanmışlığın, sanatsal faaliyetin, hareketliliğin üstünden belli bir zaman geçince.