Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu
“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.”
Bu oyunu eleştirmenin benim haddime düşmeyeceğini düşünüyorum. Eğer bu oyunu eleştirmek istiyorsak önce kendimizi eleştirmemiz gerekir.
Biz toplum olarak geçmişimizi ne kadar iyi biliyoruz, geçmişimize ne kadar değer veriyoruz veya sorgulayabiliyor muyuz geçmişte yaşananları?
Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.) Bu facianın ardında bıraktığı izler hala taze sayılabilir. Bu olayı hatırlamak mı yoksa hatırlamamak mı iyi bilemiyorum ama bu konuda kendimi kötü hissettim. Hayatın karmaşasına kendimizi öyle kaptırmışız ki çevremizde olup bitenlere at gözlüğüyle bakar olmuşuz.
“Hiçbir şey, eyleme geçen cehalet kadar korkutucu olamaz.” demiş bir bilge. Ne de doğru söylemiş. Bu ve buna benzer birçok olayın kaynağında cehalet yatmıyor mu?!
Kendimizden başka kimseyi düşünmediğimiz bugünlerde Genco Erkal’ın kaleminden çıkan bu belgesel oyun bizi olan çıplaklığıyla ’93 yılının temmuz ayına, katliamın tam da ortasına götürüyor. Çocukken izleyip de anlayamadığım görüntüleri seyrettikçe cehaletin getirdiği sonuçları, bu insanlık ayıbını, içim burkularak ve gözyaşları içerisinde izlediğimi itiraf etmeliyim. Evet evet yanlış okumadınız, ilk defa bir tiyatro oyununda ağladım. Bu anlamda benim için ilkleri barındıran bir oyundu.
Genco Erkal gerçeği!!!
Genco Erkal yazmış, yönetmiş hem de oynuyor. Erkal’la birlikte Meral Çetinkaya, Yiğit Tuncay, Nilgün Karababa, Murat Tüzün, Çağatay Mıdıkhan ve Saliha Şirvan Akan da oyunda yer almakta. Unutulmaması gereken bir katliamı tekrar hatırlattığın için teşekkürler Genco Erkal. Tüm oyuncuların hepsi sanki o gün Madımak Oteli’ndeydiler. Orada yaşananları tüm çıplaklığıyla, olduğu gibi geçirdiler seyirciye. Sahnede oyunculardan çok, o zaman da o olayı yaşayan insanları gördüm ben. İtiraf ediyorum bir ben değildim ağlayan. Önümde, sağımda, solumda insanların mendil çıkarıp gözyaşlarını sildiklerini gözlerimle gördüğümü söylemeliyim. O görüntüleri izledikçe işler çığırından çıktığı anlarda seyircilerin olaylara tepkileri de sözlü olarak duyulabiliyordu. Biri insafsızlar, diyor bir diğeri şerefsiz diyor belediye başkanına. İç çekmeleri bile duyuluyordu. Saatin nasıl geçtiğini oyunun nasıl bittiğini anlamadım. Hele birde bu görüntülerle Fazıl Say’ın besteleri bir araya gelince ortaya mükemmel bir oyun ortaya çıkmış. Müziklerle birlikte oyunundaki eksik parçalar birleşmiş gibiydi. Gazetelerde, dergiler de ya da internet sitelerinde, izlenmesi gereken oyunların listesi vardır ya, ilk beş ya da ilk onun listesi yapılır. Bence bu oyunda o listelerin ilk sıralarında olmayı hak ediyor. Bu olayı hatırlayan, hatırlamayan, 7’den 70’e herkesin izlemesi gerekir.
Ajandanızın bir köşesine not alın mutlaka gidilecek oyunlar listenize de eklemeyi unutmayın.
Yasemin Aktaş
yasemin@tiyatrodunyasi.com