Siirt'de yaşanan tecavüz olayını protesto etmek amacıyla yola çıktığımız, ülkede yaşanan bu cinsel şiddete,kadınlarımız ve kızlarımızın içine itilmeye çalışıldıkları karanlıktan nasıl çıkabilecekleri konusunda ki duyarlılığımıza ortak olduğunuz, imzalarınız ve yorumlarınızla desteklediğiniz için teşekkür ediyoruz..
Sayın Mehmet Ergen, Cevabınızın yayımlanmasından bu yana 5 gün geçti. Ben de özellikle bekledim. Umudum, özür dilemenizdi. Aşağıdaki cevabı üzülerek yayımlıyorum.
Yazılarınızı, sadece "GİZLİ OTURUM" hakkındakini değil genellikle soğukkanlı, nesnel ve faydalı bulduğum için okurum. Sanırım aynı kuşaktan olduğumuz için de "başkalarının cehennemimiz" olduğu dünya hakkındaki görüşleri de paylaşıyoruz. Dediğiniz gibi bizler "cehennemlik" olduğumuz için onlar cehennemimiz.
İlk olarak, “düşünceler” adını verdiğiniz blog sayfalarınızda sanki bir tiyatro oyunun eleştirisi yapılıyor. Ama yapılmıyor. Oyunu hiç anlatmıyorsunuz. Oyunculukları, rejiyi, ışığı hiç anlatmıyorsunuz; yalnızca oyunun metnine karşı duyduğunuz nefret...
Onur’un vefatı bu anlamda Haluk Abi’yi de haklı çıkarır gibi. Seyirciye, sakatlık hastalık gibi şeyleri açıklayabilirsiniz ama ölümü açıklayamazsınız....
İstanbul’un “sanat mabedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Haziran 2008 tarihinden itibaren yaklaşık iki yılı aşkın bir süredir “tadilat yapılacağı” gerekçesiyle kapalı durmakta.
Türkiye Tiyatrolar Birliği’nin öncülüğünde bir heyet ile birlikte Afyon’a gittik. Öncelikle, kentte tiyatronun kapatılmadığını, yeniden yapılandırıldığını gördük. Tiyatroya taze kan vermek için seçmeler yapılmış, kadroya yeni kişiler alınmış, festivaller, çocuk birimleri tasarlanmış...
Tövbeler olsun şimdi de İsa peygamberin eşcinsel olduğu bir oyunu başımızı peydahlamışlar. Üstelik bu kez oyunu sahneleyecekleri salonun yangın merdiveni de var. Yani 24 saat kapatıp, gözdağı vermek, “şimdi erkekseniz İsa’yı erkeğe dönüştürmeyin de görelim” demek de mümkün değil!
Milliyet Gazetesi'nin haberi ile gündeme gelen tartışmayı biz de sayfalarımıza taşıdık. "Show must go on!" bakış açısı ile ilgili görüşlerinizi lütfen siz de yorum bölümüne yazınız...
Kendimle ilgili yazılar yazmayı sevmem.. bir başkası beni övdüğünde yanaklarımın kızarması gibi… İltifatlar beni göğe çıkarmaz.. zira çıkmakta istemem çünkü insanları küçücük göremem ve küçümseyemem…
Yenilenen Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin açılışında yurtdışında olduğum için, katılamadım. Eleştirilerim, korkularım olmakla beraber Kadir Topbaş'ın İstanbullulara layık bir Muhsin Ertuğrul gibi onurlu bir hoca, tiyatroda perdenin geç açılmasına müsade etmeyen biriydi. Rivayet odur ki,Atatürk bile, oyuna geç kaldığı için, fuayede ikinci perdeyi beklemiştir. Sahne yaptığını duydum. Kendisine teşekkür etmiyorum.
Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu, başbakanın da katılacağı bir törenle açılıyormuş. Hatta başbakan katılsın diye, 18 Ocak diye ilan edilen son dakikada değiştirilmiş.
Türk Tiyatrosunun vazgeçilmez kurumlarından olan Şehir Tiyatrolarını ve Devlet Tiyatrolarını savunmak ve arkasında durmak zorunda olduğumuza sizin “değersiz” yazınızdan sonra bir kez daha inanıyorum.
Kaçınılmaz bir gerçek var ki, o da tiyatro izleyicisinin artık değiştiği. Değişen izleyici Tiyatroyu, sinemanın kurgusal yetenekleriyle, televizyonun popülaritesiyle karşılaştırarak seyrediyor. Yani artık algı farklı, talep farklı.
“Yok canım yıkamazlar” “Yıksınlar daha güzelini yapsınlar” “Yıkarlarsa cami yaparlar” Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili olarak son yıllarda hapsedildiğimiz bu üçgende duyduklarımızın hiçbiri doğru değil tabi ki!
Dün uzun zamandır yazarı olduğum Medyafaresi adlı internet sitesinde bağımsız, güdümsüz sanat haberi olarak yeralan haberde "tarafsız" olduğumu belirtmiştim. Ancak bugün Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin açıklaması'ndan sonra...
Başbakan “ Türkiye’de basın A.B.D’den daha özgür demiş! 2008 yılında sınır tanımayan gazeteciler örgütünün 173 ülke arasından 102. seçtiği ve basın özgürlüğü konusunda Tanzanya, Bahreyn, Kuveyt’ten sonra gelen Türkiye’nin...
Aşağıda adı listelenen ve aralarında 123 tiyatro sanatçısı, yazar, eleştirmen, akademisyen ve farklı meslek gruplarına ait 208 tiyatroseverin bulunduğu kişiler, tiyatro yazarı Tuncer Cücenoğlu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen bir imza kampanyasına katılarak, Aykut Işıklar'ın, 16 Ocak tarihli Bugün Gazetesi'nde yer alan ve Nedim Saban'ın kökeninden dolayı Türk tiyatrosunda yeri olamayacağını iddia eden talihsiz yazısını aşağıdaki bildiriyle kınadılar.
Uzun zaman olmuş yazmamışım. Bu sebepten bir şeylere yoğunlaşayım ve yazayım diye düşünürken, AKM çıktı karşıma. Nedendir bilmem ama AKM kader gibi sürekli karşımıza çıkıyor ve şöyle bir sarsıyor hepimizi...
2010 Ajansı’nın içindeki çatlak, büyük bir gürültü ile açığa çıktı. "Haklı çıktın" diyenleri duyuyorum da, mesele haklı çıkmanın ötesinde. Nuri Çolakoğlu; "Biz istifa edip ayrılanlar, istifa nedenlerimiz üstüne konuşmama kararı aldık" diyor. İşte üstü örtülen bir "gerçek durum" daha. Yaşananlar, AKP’ nin tüm alanlardaki uygulamasının bir yansıması olmaktan öte değildir.
"Yahya Kemal" 'in dörtüklerini sansürleyerek koltuğunu sağlama almaya çalışan Orhan Alkaya, Tiyatro Dünyası adlı internet sitesinde bu gerçeği ortaya çıkartmamdan sonra pek rahatsız olup, beni kamuoyuna yalancı ilan etmiş ve iddialarımı ispatlamaya davet etmişti. Bugün (10 Mart) Cumhuriyet gazetesi'nde bu kez oyun yazarı Sönmez Atasoy'u öne sürmüşler. ........... "Kurt puslu havayı sever" sözü bu kez geçerli olmayacaktır. Birleştirici olması gereken genel sanat yönetmeni, koltuk sevdasıyla sanatçıları birbirine düşüremeyecektir. Çok üzülerek, Sayın Karacaoğlu'nun hiç söylemediği dizelerin video bandının da elimde olduğunu açıklamak istiyorum.
“bir şey hakkında konuşmak onu üretmekten çok daha zor bir iştir.” Oscar Wilde, Sanatçı: Eleştirmen, Yalancı, Katil 1. Giriş: Bir tiyatro faaliyetinin içerisinde bir çok öge vardır. Yazardan seyirciye kadar bir dolu ögeyi barındıran tiyatro faaliyetinin oluşum aşamasında yer almayan ögelerden biridir, eleştirmen...
Yedi Tepeli Aşk oyununda müstehcenlik kültür-ırk belirtilmeden konu edilmeliydi. Fakat sadece Sivaslı ve de Alevi bir genç kızın üzerinde bakirelik olayının odaklanması elbette ki doğal olarak bu kesimi kızdıracaktır. Yıllardır mum söndü gibi aşağılayıcı bir şekilde iftiralara maruz kalmış ve bu konuda çok hassas olduğunu bildiğimiz bu kitlenin, sahip oldukları kültür ve değerlerine ne kadar bağlı olduğu bilindiği halde neden böyle oyunlar yazılır ben buna anlam veremiyorum.
Ben Aslı Nişancı.. Bizim Tiyatro’da, Zafer Diper’le birlikteyim altı yıldır, hem yönetmen yardımcısı hem de oyuncu olarak..Ayrıca Brecht Gecesi’ne de bir sürü insan gibi-elimden geldiğince katkı sunmuş birisiyim.. 24 Aralık Çarşamba günü Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen Brecht Gecesi (salonda-ayakta-yerde-fuayede yer kalmamış) büyük bir kalabalık tarafından izlenmiş ve gece “olağanüstü”, “sıra dışı” olarak nitelendirilmiştir.
Orhan Alkaya: ( Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yön.) Alevilerin tiyatro bombalamasından korktuğu bombasını patlattıktan sonra, Taksim Büfe'de "bomba" vitamin suyu içerken. Kenan Işık: (İstanbul Belediyesi Sanat Koordinatörü) Yeni seçimlerde aday olmak için, partisinin Kadıköy İlçe Başkanlığı'nda gençlere ahlak konusunda mavi boncuk dağıtırken...
12 Eylül 1994 yılında Kenan Paşa, Marmaris'te çiçek böcek resmi çiziyordu. Ben de televizyonda Dr. Stress adlı bir televizyon programı sunan hevesli, yeni yetme bir sunucuydum. Yapımcımı çağırdım. Bu haftaki programın teması "Kenan Paşa, sen çok yaşa" olsun dedim.
Tiyatro Dünyası, Şehir Tiyatrolarında sansürlenen Yahya Kemal dizeleriyle ilgili tartışmaya oyun yazarı, genel sanat yönetmeni ve oyuncunun oyunda hiç olmadığını iddia ettiği şiiri yayınlayarak son noktayı koyuyor! Videoyu izlemek ve tartışmaya katılmak için tıklayın...
Şair Orhan Alkaya, Türkçe ustası Toron Karacaoğlu'nun yıllardır şiir gibi akıttığı "Kendi Gök Kubbemiz" adlı oyununa müdahil olup, Yahya Kemal'in ulu önder Atatürk huzurunda okuduğu 26 Ağustos adlı dörtlüğünü sansürledikten sonra, Tiyatro Dünyasına bir açıklama göndererek şerefli isem (!) benim bu iddiaları kanıtlamam gerektiğini buyurmuştu. Madem yalancı bir şerefsizdim (!) o zaman ben de Toron Karacaoğlu'nun kendi tekstinden kendi el yazısıyla yazdığı şiiri aynen yayınlıyorum !