Eleştiriler
Tiyatro denizimizin İstanbul limanına kendini onarmış bir gemi daha yanaştı. Adı: Yasemin Yalçın Tiyatrosu. “Kendini onarmış” diyorum, çünkü Yasemin Yalçın Tiyatrosu taaa 1991 yılında kurulmuş, üç oyunu sahneye taşımış bir kurumdu. Sonra, 12 yıl önce bir oyunun provasında Yasemin Yalçın’ın geçirdiği beyin travması yüzünden askıya alındı.
Eleştiriler
Kim diyor tiyatronun işlevi bitti, tiyatrolar batıyor diye, kimler diyor bilemiyorum ama şaşarım böyle düşünenlerin akıllarına. Tiyatronun battığı, batacağı falan yok. Bir gereksinimi karşıladığı sürece tiyatro hep olacak, bu böyle biline. Üstelik tiyatro gibi, izleyicisi sadık mı sadık başka sanat dalı yok ki! Peki sorun ne? Sorun, çok sayıda insana ulaşılamıyor olmasında… Sorun, ekonomik nedenlerde… Sorun, büyük kentlerdeki bezdirici trafik karmaşasında… Sorun, tiyatro sahnelerinin kapasitelerinin yeterli olmayışında… İyi salon yok, tamam da ekonomiye yönelik planlamamız da yok. Vazgeçtim ekonomik planlamadan, kültürel planımız yok. Günlük yaşayan bir toplumuz biz. Bu eksikliğimiz, teknik eksikleri doğuruyor. “İyi” olarak nitelendirdiğimiz salonların çoğunda ışıklandırma ve seslendirme altyapısı yeterli değil, kimse aldırmıyor. Devlet, sanatın lambasına ha “püf” dedi, ha “püf” diyecek.
Polemik
Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Türkiye Merkezi Başkanı Üstün Akmen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi internet sitesinde 28 Ocak saat 10.00'da gerçekleşecek 168 sanatçı ve teknik elemanı kapsayan “herkese açık” hizmet alımı ihalesiyle ilgili olarak tiyatro sanatçısını böylesine aşağılamaya kimsenin hakkı olmadığını söyledi. 5 adet oyuncunun, 35 yardımcı oyuncunun, 25 figüran oyuncunun, 20 özel nitelikli sanatçının taban fiyatı 2.8 milyon YTL olacak İhaleyle işe alınmalarını “saçmalık ötesi siyasi soytarılık” olarak değerlendiren Üstün Akmen, böyle bir uygulamanın yeryüzünde eşi menendi olmadığını anlattıktan sonra, başta Genel Sanat Yönetmeni Nurullah Tuncer olmak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları yönetim kurulunu yeni Kamu Personeli Yasası'na karşı direnmeye davet etti.
Makaleler
Salı günü, Bakü izlenimlerimi aktarırken, Tuncer Cücenoğlu’nun Dilsuz tarafından Azerice’ye “Uçgun” başlığıyla çevrilen “Çığ”ını izlediğimi belirtmiş; Tuncer Cücenoğlu’nun oyun bitiminde dakikalarca ayakta alkışlanmasından söz etmiştim. Cücenoğlu’nun coşkuyla alkışlanmasından elbette ki gurur duyduk, sırtını sevgiyle sıvazladık. Tuncer Cücenoğlu, bir süre kulis yakınındaki özel odada kutlamaları kabul etti. Genel Sanat Yönetmeni Magbet Bunyatov, ünlü Azeri romancı Elibala Hacızade, Gençlik Tiyatrosu yönetmeni Hemidov Mübariz Şefayet, Tiyatro Sanatçıları Derneği başkanı Azer Paşa Nemet, oyun yazarı Eli Emirli, gazeteciler, televizyoncular, falan…
Makaleler
Usta oyuncu-yönetmen Savaş Dinçel’in acı kaybının yasını tutmaktayız. Acımız bu kere de onulmayacak kadar derin. Sanatçının kazandığı ilk başarılarıyla sanatının kişisel olmayan ününü paylaşmasına, giderek içgüdüsel ve olabildiğince alaylı biçimde başarı denilen olguyu geri çevirmeye doğru yöneldiğine ben ilk kez Savaş Dinçel’de tanık olmuştum. Savaş Dinçel, sanatının kişisel, kazançsız, özgür olduğu; kendi kendinin farkına varmadığı, kendi kendine güldüğü, kendi kendini alaya aldığı evreyi elden bırakmayan ender rastlanılan sanatçılarımızdan biriydi. Ve bunun hep böylece sürüp gitmesini istedi. İstediği, kaskatı bir yüzle, kendine sunulan ünleri payeleri alarak gençliğine hainlik etmek değil, kendi kendine gülüp durmaktı. Yaşamının, iradesi dışında kendisini ağırbaşlı bir duruma getirilebilecek olmasından, olasılığından korkar gibi yaşadı. Bir sanatçının sanat karşısındaki alçakgönüllülüğü vardı gözbebeklerinde. O gözbebeklerini bugün ve yarın unutmam mümkün değil. ÜSTÜN AKMEN ULUSLARARASI TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ TÜRKİYE MERKEZİ BAŞKANI
Makaleler
Geçen hafta, Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Ulusal Dram Tiyatrosu’nun (Akademik Milli Dram Teatrı) davetlisi olarak Bakü’deydim. Ünlü yazarımız Tuncay Cücenoğlu’nun “Çığ” başlıklı oyununun prömiyerinde de bulunacaktım. Bakü’ye ikinci gelişimdi, ama hava meydanından kent merkezine yol alırken, yolun sağında ve solunda ayçiçeği tarlası gibi yükselen petrol (oralarda “neft“ diyorlar) sondaj direkleri, bir kez daha ilgimi çekti. Her iki yönde ikişer, üçer hat halinde dizili petrol ve doğal gaz boruları, yeni görüyormuşumcasına bana gene ilginç geldi.
Eleştiriler
Bir oyuncu o… Adı Vladimir Bendl... Usta bir oyuncu… Hastanede… Ölecek… Çek Yazar Oldrich Danek (1927-2000), oyuncu Bendl’ın anılarından damıttıklarıyla tiyatro sanatının gücüne, büyüsüne üç saate yakın bir süre içinde göndermeler yapıyor. Oyunun adı: “Savaş İkinci Perdede Çıkacak- Valka Vypukne Po Prestavce.” Hastanede son anlarını yaşayan aktör Bendl’ın meslek yaşamında yaşadıkları bir sinema şeridi gibi tiyatro sahnesinde akıyor. Dünyanın gördüğü en acılı ve en hüzünlü yıllarda aşk… İkinci Dünya Savaşı… Etik değerler… Onur… Sanatçının duruşu…
Eleştiriler
O, bir tiyatrocu, ama tiyatrocuları pek sevmiyor.
Polemik
N “KAPALIHAVA TİYATROSU”NA DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE DEĞGİN YAZI YAZMA HAKLARINI, KÜLTÜR BAKANLIĞI MÜSTEŞARI’NIN VE İBBŞT YÖNETİMİNİN BUGÜN İTİBARİYLE, YIKIM KARARINDAN VE “DÖNDÜRME HAREKÂTINDAN” HABERDAR…
Eleştiriler
İnsanoğlunun yeryüzünde ortaya çıkışından günümüze değin milyonlarca yıl geçtiği ve insanlar milyonlarca yıldan beri yaşam sorunlarının üstesinden gelmek için çaba gösterdikleri halde, bugünkü anlamda karı-koca ve anne-baba olma gereğini MÇÖ (Milattan Çok Önce) duyumsamışlar. Nereden biliyorsun derseniz, yazanların/yazılanların yalancısıyım.
Eleştiriler
Amerikalı yazar Lyle Kessler’ın, Türkçe’deki karşılığı “Yetimler” anlamına gelen “Orphans” başlıklı oyununu, ışıklar içinde yatsın Ali Neyzi, metnin içindeki “müstehcen” sözcükleri olanca kibarlığı içinde sarıp sarmalayarak titizlikle dilimize çevirmiş. Tiyatro İstanbul, Gencay Gürün’ün yönetiminde “Çıkmaz Sokak Çocukları” başlığı altında 2007-2008 sezonu oyunu olarak seyircisiyle buluşturmakta. Kimler oynamıştı, nasıl oynanmıştı pek anımsayamıyorum, ama Gencay Gürün’ün aynı oyunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni olduğu yıllarda kurumunda da sahnelediği aklımda..
Eleştiriler
Umutların ve sevinçlerin oyunu: ‘Aşkın Yaşı Yoktur’ Dolores ve Fernando, eşleri öldükten sonra yaşama küsmüş iki karakter. İkisi de çocuklarının dikkatini çekmek için hastalıklar dışında hiçbir şeyle ilgilenmemekte. Sürekli gidilen doktor/lar, yinelenen ilaçlar, uydurulan hastalık/larla geçmekte olan günlerinin birinde, Dolores ile kızı Manuela ve Fernando ile oğlu Ricardo, Dr. Bolt’un muayenehanesinde rastlaşırlar.
Eleştiriler
“Murat Daltaban Londra’ya gitmiş, bir oyun bulmuş,” dediler; “Oyunun prömiyeri var,” dediler”; “Galası yapılıyor,” dediler; “Oyun ayakta alkışlanıyor,” dediler; “Yahu bu oyun, İngiltere’de seyircilerin büyük protestosuna neden olmuş, hatta yazar Philip Ridley’in dostları salt bu oyun nedeniyle yazarla ilişkisini kesmiş,” dediler; “Böylesine insanlık dışı, aşağılık bir metin nasıl olur da Türkiye’de oynanır,” dediler; “O ne belden aşağı küfürler öyle” diye gürlediler merakımı iyiden iyiye çimdiklediler.
Eleştiriler
Başarılı ödenekli tiyatrolarımız arasında parmakla gösterilen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2006-2007 sezonunda özellikle Cumhuriyet gazetesindeki “Kim Kime Dum Duma” bandındaki…
Eleştiriler
Mc. Raninli gecenin devrisinde, Tony Bulandra Tiyatrosu’nda “Romeo ve Juliet”in prömiyerine katıldım.
Makaleler
2007-2008 tiyatro sezonunu, bu yıl Romanya’nın yüz bin nüfuslu kenti Târgovişte’de açtım.
Eleştiriler
Kadının varoluş sorunu üzerine yoğunlaşan yazar Meltem Arıkan’ın metninden 5. Sokak Tiyatrosu’nun oyunlaştırdığı “Oyunu Bozuyorum”, Garajistanbul’da sahnelenmekte. "Oyunu Bozuyorum", bir kadının kendi varoluş yolculuğundan yola çıkarak görmezden geldiğimiz namus cinayetlerini, ahlak kavramını, ensesti, tecavüzü sorgulayan bir oyun.
Makaleler
Ne de güzel, ne de kolay etiketleriz insanları.
Eleştiriler
SABIRLI İZLEYİCİNİN MUTLAK TAT ALACAĞI BİR OYUN : "ÖLÜMSÜZ ÖYKÜ" “Söylence Cadısı” ve “Çağdaş Şehrazat” olarak da tanınan Danimarkalı yazar Karen Blixen’in (1885-1962) derlemelerinin bulunduğu öykü…
Eleştiriler
Büyük adam şu adam… Sözüm, Mitos-Boyut Yayınları yöneticisi Yılmaz Öğüt ’ten yanadır.
Eleştiriler
Film yapımcısı Türker İnanoğlu, Maslak'ta Darüşşafaka Cemiyeti'nin sahibi olduğu mekânda, yap-işlet-devret modeliyle hazırlanmış çok amaçlı bir projeye imza attı, İstanbul'un, İstanbullunun özlemine…
Eleştiriler
Mustafa ve Övül Avkıran çiftinin İstanbul’a kazandırdıkları yeni öncü performans merkezi Garajistanbul, amacına günbegün ulaşmakta.
Eleştiriler
AYŞE LEBRİZ’İN SEYİRCİSİNİ BÜYÜLEDİĞİ BİR OYUN: “Mutlu Günler” Dünyamız bu yıl, çağdaş edebiyatın Nobel ödüllü oyun yazarı, romancı, şair ve eleştirmen Samuel Beckett’in (1906–1989) doğumunun 100.
Eleştiriler
Geride Kalanlar Miras, Sadece Bir Yeşil Elma : "Barut Fıçısı" 1969 doğumlu genç Makedon oyun yazarı Dejan Dukovski'nin 1995'te yazdığı “Bure Baruta”, Avrupa'nın on ülkesinde sahnelenmiş bir yapıt.
Makaleler
Yıldız Kenter’den iki gün sonra, yani geçtiğimiz cumartesi akşamı, Laurent Baffie’nin “Tak Tak Takıntı (Tok Tok)” başlıklı oyunuyla Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu da geldi Çeşme Amfi Tiyatrosu’na.
Makaleler
O, “çok fark eden” bir oyuncu. Her izleyişimde daha da iyi kavrıyorum, onun ne kadar çok “şey” fark ederse, o kadar çok “şey”den etkilenmekte olduğunu.
Eleştiriler
Nesrin Kazankaya, geçen yıl yazdığı ve Tiyatro Pera’da bu sezon da sahnelenmekte olan “Şerefe Hatıralar-1955” oyununda, 1955-1956 yıllarında İstanbul'da Nişantaşılı soylu ve zengin bir ailenin yaşamı ekseninde gelişen olayları anlatmıştı. İki bölümlük oyunun ilk bölümünde, yeni kurulan çok partili demokratik rejimle liberal ekonomik atılımlar yapan Türkiye'deki siyasal süreçte, bir ailenin varoluşunu konu edinmiş, oyunun ikinci bölümündeyse aileyle ilişkili ikinci kuşak figürlerin toplumsal ve siyasal çalkantılar doğrultusunda yaşadıkları 70'li yıllara yer vermişti. Bu iç içe geçen iki öyküde, aile bireylerinin farklı dönemlerde de olsa siyasal sistemin yol açtığı sorunlarla yaşadıkları parçalanmalar, yitirilen yaşamlar vardı. Toplumumuzun şu anda içinde bulunduğu bataklığa düşürüldüğü yıllardı o yıllar.
Makaleler
Geçen akşam, Çeşme’nin Alaçatı Beldesi’ndeki Dost Kitabevi’nin önünde Ömer Önal ile karşılıklı çay içiyor, konuşuyorduk.
Eleştiriler
Kazankaya, 12 Eylül ile yüzleşirken: ‘Profesör ve Hulahop’ Giderek ustalaşan oyun yazarı Nesrin Kazankaya’yı, yazarken dönemsel fotoğraf çeken bir gözlemci olarak tanımlıyorum. Aklıyla çektiği fotoğraflarda, politik hataların insan yaşamını nasıl altüst ettiğini mükemmel bir kurguyla işaretlemesini, kıyasıya eleştirmesini, bundan önceki oyunlarında ayakta alkışlamış bir eleştirmenim ben.
Makaleler
Geçen haftanın birkaç gününü Ordu’da geçirdim.
Eleştiriler
Ali Sunal’ı, inanın bana on yılı aşkın bir süredir mercek altında tutuyorum.
Makaleler
Trabzon’daki festival on üç gün sonra geçtiğimiz Salı akşamı sona erdi.
Makaleler
İçinde bulunduğumuz ayın ikinci günü Trabzon’daydım.
Eleştiriler
Fuhuş ya da seks, Türkiye’de sadece lisanslı olduğunda yasal olan bir iş olarak tanımlanıyor. Diğer taraftan, yürürlükte olan Ceza Yasası’nın seks işini ve genelevlerin kurulmasını düzenleyen tüm hükümleri, seks işçilerini sadece kadın/lar olarak tanımlamakta. Ve o kadınlara (devlet kontrolünde) korkunç bir aşağılama, zulüm, tecrit uygulanmakta. Kadın, mal (meta) olarak para karşılığında erkeklere satılmakta. Genelevler tarih boyunca sistemleştirilmekte (daha doğrusu “iş merkezi” haline getirilmekte), “istihdam alanı” olarak kurumsallaştırılmakta. Buraları, korkunç birer erkeklik mabetleri olarak anılmakta.
Eleştiriler
YAZILARAK ANLATILAMAZ BİR OYUN VE OYUNCUSU: “ETNA: BEDENDEKİ KUYU” Şu büyük kent hay huyu içinde, bazen neler kaçırıyoruz neler.
Polemik
Geçtiğimiz Salı günü yazdıklarımın dışında, Eskişehir’deki son akşamımda Behiç Ak’ın “Fay Hattı” başlıklı oyununu da izledim.
Polemik
Baharın cıvıl cıvıl, kımıl kımıl kendini gösterdiği şu günlerde, geçenlerde içinden sanatın lütfen ve “kısmen” geçtiği kentlerden birinde değil, ama sanatın içinden geçen kentteydim.
Polemik
Hiç kuşkum yok ki, tiyatro eleştirmenliği toplumsal bir kurum.
Eleştiriler
Eleştiriler
BATAKLIĞA DÜŞMEMİZDEN ÖNCEKİ SON FOTOĞRAF Nesrin Kazankaya, son yazdığı ve halen Tiyatro Pera’da sahnelenmekte olan yukarıda andığım oyununda, 1955-56 yılları arasında İstanbul'da Nişantaşılı soylu…
Eleştiriler
Yüzyıllar önce, ilkel komünal topluluklarda zenginlik de fakirlik de ortakmış.
Eleştiriler
Lope Felix de Vega Carpio’yu (1562-1635) İspanyol tiyatrosunda duyguya, lirizme, tutkulu eylemlere yer veren, oyunlarında orta sınıf törelerini ve entrikalarını konu edinen oyun yazarı olarak…
Eleştiriler
İstanbul, yepyeni bir buluşma noktasına, çağdaş performans sanatları için bir gösteri merkezine kavuştu.
Eleştiriler
Sarah Bernhardt’ın ayrıca billur gibi bir sesi olduğu da “rivayet” olunur.
Makaleler
Operanın görkemli evi Milano’daki La Scala Tiyatrosu, yeni sezonu Yaşar Kemal’in “Teneke”siyle açtı.
Eleştiriler
“Aşk acıdır, tatmasını bilene” demişler. Aşk, yaşamın gizlerini her zaman açığa vuruyor, “vuslatın” tozunu attırıyor, sonra da bir ömrü usul usul “elem”lere yatırıyor.
Eleştiriler
Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nin programında yer alan ve festivalin en ilgi gören oyunlarından biri olan “Oyun Sonu”; Genco Erkal, Bülent Emin Yarar, Hikmet Karagöz ve Meral Çetinkaya’lı…
Polemik
Engin Alkan'ın, başrolünü oynadığı “Keşanlı Ali Destanı”yla ilgili basında çıkan üç eleştiriye “toplu veryansın” türündeki “Beğeninin Ölçütü” başlıklı yazısını Tiyatro dergisi portalında yeni okudum.
Polemik
Yılın son günü, durup dururken, eski yılbaşı gecelerimi anımsadım.
Eleştiriler
BAKIRKÖY'DE ÇOK DİNAMİK BİR REJİ DENEMESİ : "GÜNÜN ADAMI" “Bu piyesi dört yıl evvel, bir tatil ayında, sırf el alıştırmak için karaladım.
Eleştiriler
Mehmet Ergen, Bizi Bu Kere Xaver Kroetz ile Tanıştırıyor : "Yuva" Yeni Kuşak Tiyatro, son 10–20 yıl içinde yazılmış ve ülkemizde tanınmamış yazarlara fırsat vermeyi amaçlayarak, Londra'daki Arcola…
Eleştiriler
Şimdilerde bey oğullarının pek kalmadığı İstanbul’un Beyoğlu’sunda, Beyoğlu’sunun İstiklal Caddesi’nde, İstiklal Caddesi’nin yüz küsur yıllık ünlü mü ünlü Rebul Eczanesi’nin üstündeki Rumeli Han’da çalışmalarını büyük özveriyle sürdüren bir tiyatro grubu var. Adı: Oyuncular Tiyatro. Bu grubu, tam 16 yıl önce Selma Köksal ile Gülsüm Soydan adlı iki tiyatro delisi(!) kurdu.
Eleştiriler
Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar (Zapiski iz Podpolya)”ını 1962 yılında Nihal Yalaza Taluy’un çevirisinden (Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları) okumuştum.
Eleştiriler
Tiyatro olgusunu popülerleştirmek ve dolayısıyla geniş kitlelere sevdirmek amacıyla yola çıkmış bir topluluktur Tiyatro Kedi.