Hayat Sahnesi'nden
Hayalarımızla midemizin arasındaki o alana hapsetmiş bizi hayat. yiyip, içip, sevişip, tepişip, tüketip, tükenip, ölüyoruz büyük bir hazla
Hayalarımızla midemizin arasındaki o alana hapsetmiş bizi hayat. yiyip, içip, sevişip, tepişip, tüketip, tükenip, ölüyoruz büyük bir hazla
Tiyatro sanatına olan borcunu, bırakalım " Ben Anadolu", " İstanbul Efendisi"ni, sadece "Bernarda Alba'nın Evi"nde yaşar kıldığı Martirio karakteriyle bir defada ödemişti. Dünya standartlarında safkan bir oyuncunun erişebileceği sayılı doruklardan biriydi 'Bernarda'daki performansı.Bana göre, başlıbaşına bir oyunculuk resitaliydi.
İnsanlar annesine ve babasına değil de daha çok yaşadığı zamana benzermiş… Hakikaten öyle… Biz seksen kuşağının çocukları birbirimizi bulduğumuzda konuşmamızdan, hareketlerimizden anlarız yani aynı notalardan konuştuğunuzda şarkınızda aynı oluyor, aynı duyguyu, mantığı hissedebiliyorsunuz. Bizim zamanımızda şöyle şöyleydi gibi geleneksel bir cümle kullanmadım hiçbir zaman ta ki şu ana kadar...
Günlerden Cuma vakit akşam… Kafada bir şeyler var, yeni oluşumlar onları çıkarmam için yazmam lâzım… Fakat bir türlü çıkmıyor… Başım patlıyor, sinirlerim Himalayalar’ın zirvesine Nasuh Mahruki modunda tırmanmış inmeyecek vaziyette…
Yazdan kalma, ılık bir gündü.Güneş bulutların arasında bir gözüküyor, bir kayboluyordu.Saat tam 11.59'du. Kerem Yılmazer arabasındaydı. Levent girişinde sarı ışık yanmak üzereydi..
1967 Samsun doğumlu Hasan Hakan Bilgin Karadeniz Tiyatrosu’ndaki çalışmalarının ardından 1990 yılında Ortaoyuncularla profesyonel oyunculuğa adım attıktan sonra 1990-1996 yılları arasında “Güle Güle Godot, Seyirli Seyir Defteri, Köhne Bizans Operası, Üç Kurşunluk Opera” adlı oyunlarda rol aldı.
Centro Sperimentale Teatrale'in davetlisi olarak Napoli’de biri “Tiyatroda Eleştiri”, diğeri “Günümüz Dünya Tiyatrosu” konularında iki panele katılıp, bir de tiyatro sanatında kültürlerarasılık, kültürler etkisinde oyunculuk üzerine düzenlenen sempozyumda hazır bulunduktan sonra, kürkçü dükkânına döndüm.
“Arranged”- (Çöpçatan) 2007 yılında yapılmış bir film. Musevi ve (Suriyeli) Müslüman iki dindar ailenin kızları arasındaki arkadaşlığı odağa koyup, dinler arası yakınlaşma,gelenekler,yeni dünya düzenine dokundurmalar yapıyor. Türkiye’de ne kadar gündeme geldi bilmiyorum.
Yoğun bir koşuşturma içerisinde hayatımız zamanın acımasız kolları arasında akıp gitmekte. Bu kez kapımızda “Domuz Gribi” var. Bu konuda söyleyecek, yazacak çok şey var ama...
Özel Eğitim Danışmanı ve Tiyatro Eleştirmeni Yaşam KAYA’ nın yönetiminde 2. yılını dolduran “Zihinsel engelli çocuklara tiyatro eğitimi” projesi; bu yıl içerisinde hazırlanan “Şahane Bir Komedi” adlı oyun ile 6 Haziran Cumartesi Günü Attila İlhan Kültür Merkezi’nde seyirciler ile buluştu.
1978 Dünya Kupası öncesi Arjantin’de siyasi olayların yaşandığı bir dönemdir. Cesar Luis Menotti ise Arjantin futbol takımının başındadır. Ve o dönem cuntaya karşı olduğu için adı Solcu Menotti olarak anılmış ve “sol kökenli kulüpler daha teknik, sağcılar ise fiziğe dayalı oynar”...
Dekor, ışık, efekt neredeyse tamamlanmış. Dakikalar sonra Carrière’nin kafeteryada, bir başına oturduğu görülüyor. Yol yorgunluğunu yüzünden anlamak olanaksız. Tanışmak heyecanlı. Güzel gülümsüyor. Giysileri sade. Kır gezintisinden dönen biri gibi...
Cengiz Peksoy ,
Konya’da geçtiğimiz yıl Konya Devlet Tiyatrosu’nun organizasyonu olarak birincisi yapılan “Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali” nin ikincisi, bu yıl 14-24 Nisan 2009 tarihleri arasında gerçekleştirildi.
Geçen ay dillendirilen bir taslağa göre YÖK Kanunu’nda yapılacak değişikler ile Konservatuvar ve Güzel Sanatlar fakültelerindeki akademik sistemle ilgili devrim gibi kararlar alındı. YÖK, haftada bir kez bu kurumlara uğrayıp düzenli maaş alan kimi öğretim üyelerine “dur“ demeye hazırlanıyor…
8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle bu hafta Dilber Hala’yla ilgili yazmak istedim. Hiç kuşkusuz Gülse Birsel’in yarattığı başarılı, gerçekten de çok komik karakterlerden birisi… Yerli dizilere yabancı bir kişi olarak Avrupa Yakası’nda sadece Dilber Hala’lı bölümleri seyrettiğimde tebessümle başlayıp, kahkahalara dönüşen gülme krizine girerim.
Kozmetik, moda…vs gibi kavramların yanında akla ilk gelen kelime ve ekonomiyi yönlendiren bir varlıktır kadın… Ve birbirini tamamlayan iki farklı cins, erkek ve kadın… Tıpkı bir puzzle oyunu gibi…
12 Mayıs, Sichuan’daki büyük depremin birinci yıldönümüydü. Bu felaket, benim Sichuan’la ikinci kez tanışmama vesile oldu. Buna “tanışıklık” denir mi bilmem, ama ilk aşinalığım tiyatro sayesinde olmuştu. Ben 20 yaşları civarındayken Türkiye’de Bertold Brecht’in oyunları sık sık sahnelenirdi.
“Konya - 2. Bin Nefes Bir Ses Uluslararası Türkçe Tiyatro Yapan Ülkeler Festivali”, 3. Akdeniz Üniversitesi Uluslararası Amatör Tiyatrolar Festivali falan derken 10. Trabzon Devlet Tiyatrosu Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali için Trabzon’a geldim. İlk günümün sabahındaysa, tam Tanjant Köprüsü’nün altında, Taksim Meydanı’nda kendimi bir otomobilin altında buldum...
YENİ BİR DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’NDE ÜLKEMİZ ÜSTÜNDE DOLAŞAN KARA BULUTLAR, SANAT ALANLARIMIZDAKİ ÇÜRÜMENİN ASIL NEDENİ OLARAK ORTADA DURUYOR. HEPİMİZ BİLİYORUZ Kİ; SANAT ALANLARIMIZDAKİ SORUNLARIMIZ EMEKÇİ HALKIN, İŞÇİLERİN, ÇALIŞANLARIN, YOKSULLARIN, İŞSİZLERİN SORUNLARINDAN FARKLI DEĞİLDİR.
Bu yazıyı yazmaya başlamak için tiyatro festivalinin sonuçlanmasını bekledim... Cuma akşamı izlediğim Kazakistan’ın başarılı oyununun ardından, Zorlu’da düzenlenen kapanış kokteyliyle noktalandı her şey. Festivalin sonuna doğru hava da açtı.
Eğer çocuklar eleştiriyle yaşarlarsa, eleştirmeyi öğrenirler. Eğer çocuklar düşmanlık ile yaşarlarsa, kavga etmeyin öğrenirler.
Bugün ( 28 . 05 . 2009 ) Cumhuriyet Gazetesi’nin Kültür-Sanat sayfasını açanlar Ankara Sanat Tiyatrosu’nun İstanbul’a taşınma kararı aldığı haberi ile karşılaştılar. Ankara için buruk bir hüzünle sarmalanmış bu haber- ne garip -İstanbul için ise , umutlu bir sevinci içinde gizliyordu.
Tiyatro KEDİ’nin son prodüksiyonu FİGARO’nun DÜĞÜNÜ’nde O ilk FLÖRT’ümüz, OLAMAM SENDEN BAŞKASIYLA dediğimiz ilk aşkımız. AH NEREDE diye yolunu gözlediğimiz kolejli sevgilimiz FÜSUN ÖNAL
Bazı tiyatrolar sezonu kapattı bazıları da kapatmak üzere… Bu yıl pek fazla oyunlarla ilgili yazamadım fakat yeni sezonla birlikte kültür ve sanat merkezlerinden, özel tiyatrolardan şehir tiyatrolarına, dekordan kostüme, oyuncudan seyirciye kadar bütün ayrıntıları olumlu olumsuz eleştirilerimle birlikte çerçeveleyip sizlere sunacağım..
Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu'nda geçirdiğim 9 senede hafızamdan geçenleri paylaşmak istiyorum sizlerle. 9 senedir aynı havayı solumak, aynı insanlarla aynı şakaya gülmek, kahkahalarla göz yaşlarına boğulmak...
Eser Ali ,
17 Mayıs tarihinde Ankara’da bir milyona yakın insanın katılımıyla gerçekleştirilen büyük yürüyüşün ardından, l8 Mayıs tarihinde de İstanbul’da yaklaşık bin kişinin katıldığı çok anlamlı bir eylem yapıldı.
Aslına bakarsanız bu yaptığımız, cesaret isteyen bir iş. Neden dersiniz ? Bilimsel değil , kişisel.. Her türlü değerlendirmeye de açık.. 2008-2009 yılında sahneye çıkmış 225 oyunu listeledik. Bunları kategorize etmeye çalıştık.
Trabzon’da bu mevsimde, aslında bir yıl boyu, düzenlenen kültürel etkinliklerin başında hiç kuşku yok ki Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali geliyor. 2 Mayıs’ta başlayıp, neredeyse iki haftayı katlayacak olan bu festival boyunca...
Hüzün… Meslek yaşamım boyunca hüzün denen duygunun gelip, içime oturmaması için çok çaba harcadım, ama beceremedim! 38. yılımdayım.
Yürüyüşle ilgili haber yorumlarını okudum gün boyunca… Güldüm hem de çok… “Tiyatroculardan tehlikeli oyun” Yahu şimdiye kadar hangi sanatçı ülkesinin geleceği adına karanlık oyunlar oynamıştır. Oyunları sansürlenen, filmleri kaldırılan, kitapları yakılan, eserleri korsanlaşan… vs hep onlar olmuştur.