"Düşüş" Nahid Sırrı Örik'in aynı adlı romanından Kemal Bekir tarafından oyunlaştırılmış, bir dönem oyunu. İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girişi arasındaki günler anlatılıyor. Zor, karmaşık günler..ihanet ve pusunun elele verdiği.
“Ben tiyatrocu olacağım.” dendiğin “Tamam.” diyen ebeveyn pek az. Bakın azdı demiyorum. Diyemiyorum çünkü hala “Zevk olarak yap çocuğum.” cümlesini kullanan pek ve hatta çok ebeveyn var.
Rusya’ya ilk kez 2000 yılında gittim. Kadıncıklar değişik bölgelerde sahnelenmişti daha önce, ancak gidememiştim. Boyacı adlı oyunum için Rostov Maksim Gorki Akademik Dram Tiyatrosu’ndan davet alınca gittim bu kente.
Birçok akılcı görüş bizden önce düşünüldü ve söylendi ama böyle olsa da ben bütün devrimlerin güzelliğini onların çok hızlı oluşunda görüyorum. Devrimlere uzun bir süre hazırlanılır, hemen hemen bütün adımları özenle döşenir....
2001 yılında Afife Jale Ödülleri’nde Özen YULA’ya Cevat Fehmi BAŞKUT Yılın En Başarılı Oyun Yazarı ödülünü kazandıran “Ay Tedirginliği”nin prömiyeri 19 Aralık 2009 Cumartesi akşamı Duru Tiyatro’nun Moda/İstanbul adresindeki kendi sahnesinde yapıldı.
Yoksul olup da hâline şükreden insanın kendisi de zengindir gönlü de. Oysa zenginliği sınırsız olduğu hâlde her an yoksul düşme korkusuyla yaşayanın bir kış kadar yoksul bir hayatı vardır.
Bu herkesle paylaştığım 100.yazı. www.tiyatrodunyası.com ’a gönderdiğim ilk yazının (“Şeylerin Şekli”) 23 Ocak 2008 de yayımlanmasından bu yana 2 sene geçmiş. Öncelikle tiyatroyu sevdiğim için yazıyorum....
Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları olarak, kısa adı “TAKSAV” olan “Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf” tarafından düzenlenen 15. ULUSLARARASI ANKARA TİYATRO FESTİVALİ’ne katıldık.
Tüm Leyla’nın Evi ekibine çok büyük başsağlığı diliyorum. Hiç kolay olmasa gerek 6 aydır gece gündüz birlikte olduğunuz adamın bir anda hiç bilmediğiniz bir aleme yolculuğa çıkması ve bir daha buralara hiç uğramayacak olması…
Farkında mısınız, toplumsal şiddet adeta sıradanlaşıp, normalleştirilirken, kimi kez medyada failler özendirici 'role-model'lere dönüştürülmekte.( Kişi, benzer durumlarla yüzleştiğinde, o fazlasıyla öykündüğü rol modellerin davranışlarını taklit ederek, biyografik tekrarlara yönelebiliyor giderek.)
Mustafa Kemal’in çok sevdiğim bir sözü var : “Sanatçı alnında ışığı ilk hisseden kişidir” Derinliği olan bir sözdür. Farklılığı ve değerbilirliği gösterdiği gibi saygıyı da içerir...
İspanyolların elinden bağımsızlıklarını kurtardıkları 1898 yılından başlayarak ABD denetiminde kalan Küba’da yönetime egemen olan Batista diktatörlüğü, Fidel Castro yönetiminde başlatılan ve iki yıl süren bir gerilla savaşı sonunda, bilindiği gibi 1 Ocak 1959’da yıkıldı.
Ocak ayı aydınların, bilim adamlarının, kâşiflerin, devrimcilerin, mesleklerinde başarılı olmuş ve dünyanın gidişatını olumlu yönde değiştiren kişilerin doğduğu aydır.
Bu işe başlamadan evvel çok düşündüm acaba sinema eleştirmenliği mi yapsam yoksa tiyatro eleştirmenliği mi? Fakat ülkenin her alandaki gidişatının hiç de iç açıcı olmadığını gördükten sonra..
30 Ocak Cumartesi sabahı Teşvikiye Camii’de tek başımaydım. Hüngür hüngür ağlıyordum. Caminin imamının yanına yaklaştım. - Hatun kişinin hakkını helal ediyorum dedim.
Televizyon izlemeyi pek sevmem ancak kimi zaman kahkaha atmak için izlediğim programlar oluyor… İzdivaç programları, yemek programları, rüya yorumları yapan programlar…vs
Tiyatro dünyası çok değerli bir sanatçısını kaybetti, cüneyt Gökçer'i... Değerli sanatçının ardından bir hatıra sayfası açmak istedik. Cüneyt Gökçer ile ilgili başsağlığı mesajlarınızı....
Doğal talihsizlikler dışında insanın zorunlu olarak bir yere tıkılı kalması… Ne korkunç… Enkaz altında kalmak kadar beter bir şey… Hatta daha da kötü… Enkaz kurbanları bile içinde bulundukları durumu bir nebze olsun kabullenebilirler belki… Çünkü onları oraya tıkan doğa şartlarıdır. Ya da insan ihmalidir. Ya kendini doğa kadar hatta ondan da güçlü sananlar? Sözgelimi sokağa çıkma yasağı koyarak o an bulunduğumuz mekâna mıhlanmamızı isteyenler? Bizim bir yerlere tıkılmamızı kendileri için kurtuluş olarak gören ya da toplum düzenini ancak böyle sağlayabileceğini düşünenler? Üstümüze ne büyük betonlar attıklarının farkında değiller mi? (Civan Canova)
1960 yılında Galatasaray Lisesi mezunu olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Sinema ve Konservatuar bölümünde dört yıl eğitim gören sanatçıyı ilk olarak Perihan Abla’nın Şakir’i olarak tanımış ve çok sevmiştik. 1975 yılında İşte Hayat filmiyle başlamıştır sanat kariyerine. Ve ardından Habamam Sınıfı Müzikali, Hava Duruşması, Rosenbengler Ölmemeli isimli tiyatro oyunlarında rol almış...
Çocukluğumda, ordudan emekli edilmiş bir astsubay komşumuz vardı. Bahçeli bir evde oturur, mahallede birtek benimle anlaşırdı. Entelektüel seviyesi yüksek, fiziksel kapasitesi düşük bir çocuk olduğum için....
Yıllardan beri; Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'ne, en azından bir izleyici olarak katılma arzusunu duymuşumdur. Ancak aynı tarihlerde benim de çalışmalarım olduğundan şenlik benim için sessizce gelip sessizce biten bir olurdu..
14. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali Kapsamı’nda gerçekleştirilen Örgütlü Bir Tiyatro İçin Türkiye Tiyatro Kurultayı Ankara Buluşması’nın sonunda TÜRKİYE TİYATROLARI GÜÇ BİRLİĞİ GİRİŞİMİ (TTGBG) adı verilen bir yapının kurulduğunu öğrendik.
Antalya’ya yolum düştü. Tiyatro ararken karşıma Kadeş Gelini çıktı. Antalya Devlet Tiyatrosu, Orhan Alkaya rejisi ile sahneliyordu.Programıma uydu. İnternetten bilet aldım ve gittim,seyrettim.
Dostlar, ne yazık ki tiyatroya “saldırı tiyatrosu” adlı yeni bir açılım kazandırmadım. Bu sadece saldırının halk dilinde “tiyatro” haline gelmesi durumuyla ilgilidir.
Zaman Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı birkaç ay önce, sağcılara bir çağrı yaparak, sağın kendini sanat anlamında yetiştirmesi gerektiğini vurguladı. Dumanlı, gazetecilik konusunda sağda önemli bir çığır açtı...
12 Aralık itibariyle askerim. Yani bir müddet buralarda olamayacağım. Giderayak bir veda etmek hoş olabilir diye düşündüm. Kimbilir belki bir Manisa Güncesi serisi çıkartmış olarak dönerim askerden....
Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğindeki 10. Uluslararası Antalya Piyano Festivali "Fazıl Say ve Arkadaşları" başlıklı konserle açıldı. Hem de ne açılış! Gözlerim Hıncal Uluç’u, Güneri Civaoğlu’nu, müzik direktörü Çiğdem Erken’i...
Sayın Şamlıoğlu, “Kabul etmiş olduğunuz” görev nedeniyle sizi kutlar , başarılı olmanızı dilerim. 40 yıldır İstanbul Şehir Tiyatroları’nı takip eden bir seyirciyim. Öğrenimimde tiyatronun ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nın önemli bir yeri olduğunu söylemeliyim.
“Ömür dediğin üç gündür. Dün geldi, geçti. Yarın Meçhuldür. O halde ömür dediğin, bir gündür, o da ‘bugün’dür.“ / Özdemir Asaf Günümüze uyarlanmış vodvil, farsları Ali'li, Rüstem'li, Hüsnü'lü, Süleyman'lı, Naciye'li oynadınız senelerce....