İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Nâzım Hikmet'in İnek isimli oyununu Mehmet Avdan'ın yönetimiyle sahneliyor. Nâzım Hikmet Nâzım Hikmet denilince akla ilk şiir gelir. Türk şiirinin içerik,ses, imge ve biçim kullanımıyla kendinden öncekilerden farklı olan şairi, şiirimizde bir dönüm noktasıdır, öncüdür. Kendinden sonrakilere örnek olmuştur...
Kuruluşundan bu yana, her ne olursa olsun perdelerini hiç kapatmayan efsane bölge tiyatrosu Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu, kuruluşunun 45. yılını pazar günü fevkalade “mütevazı” bir şenlikle kutladı. Tiyatronun kurucusu Uğur Gürsoy ile bu kere tanışma olanağını buldum, ilk oyunculardan Gülçin (Özova) Üstüntaş’ın heyecanına ortak oldum.
Gencay Gürün’ün Genel Sanat Yönetmenliğini yaptığı Tiyatro İstanbul’un yeni oyunu ‘ Altı Haftada Altı Dans Dersi’ Cihan Ünal’ın rejisi ile perdesini açtı. Dünyanın pek çok ülkesinde sahnelenen Richard Alfieri’nin yazdığı Yücel Erten’in Türkçe’ye kazandırdığı, güldürse de içinde büyük bir hüzün barındıran oyunun başrollerinde Nevra Serezli ve Cihan Ünal var..
Antalya Devlet Tiyatrosu’nun resmi web sitesinde bu oyun için, ‘Gecenin Kulları, uzak ve küçük bir ilçede başlayan, bir büyük kentin salaş otelinde sonlanan kırık bir gençlik aşkının öyküsüdür....
Tiyatro Stüdyosu, ülkemizde ilk kez izleyicisiyle buluşan İngiliz yazar Nick Stafford’un özgün adı “Katherine Desouza” olan oyunu “Nehrin Solgun Yüzü”nü Ankara Tiyatro Festivali’nden ve İstanbul Süzer Plaza’da bu sezon açılan Tiyatro Maan Sahnesi’nden sonra, şimdilerde İstanbul’da değişik mekanlarda sahnelemesini sürdürmekte.
Tiyatro oyunlarında yer alan bazı yaklaşımlar vardır. Tersinleme yani ironi, ince alayla yoğrulmuş gülmece yani mizah, toplumsal gülmece, politik, toplumsal ya da bireysel taşlamalardır... Son zamanlarda iktidar sahiplerinin sıkı bir Nâzımcı olması, vatandaşlığının geri verilmek istenip mezarının buraya getirilmesi çabasının ardındaki OY-alanmalarının sebebi hiç kuşkusuz yaklaşan seçimlerdir...
İzmir'de tiyatro üretimi yapmaya çalışan bir tiyatrocu olarak bir kampanya başlatmak istiyorum. Bunun adını 'İzmir Tiyatrocularına Destek Kampanyası' koydum. Ya da adı her ne olursa olsun, tiyatro adına bir hareket başlattım, bu dayanışmaya katılıp bize destek vermenizi istiyorum.. Ben izmir'de yaşıyorum ve tiyatromu da burda yapacağım..
Tiyatronun toplumların gelişimindeki payının farkında olan gelişmiş Avrupa ülkelerinde liselerde ders olarak okutulmasının nedenini açıklamamıza fazla gerek yok. Peki ülkemizde sanat eğitiminin durumu ne? İlk öğretim ve lise düzleminde ele aldığımız da sorun içler acısı bir hal almış vaziyette. Müzik ve resim derslerinin sadece boş dersler olarak görüldüğü bir eğitim sisteminde tiyatro ise neredeyse hiç yer etmiyor.
Çehov'un Vişne Bahçe'si isimli oyununu Üsküdar İBŞT-Müsahipzade Celal Sahnesi'nde seyrettik. Çehov ve Vişne Bahçesi "26 Eylül 1903 de Çehov karısına şu telgrafı yolladı: "Dört perde de tümden tamamlandı. Onları sana göndereceğim."..
Tiyatro hayatına 1962-1963 yıllarında Lale Oraloğlu Tiyatrosu’ndaki “Kötü Tohum” ve “Karanlığın İçinden” oyunları ile başlayan Mehtap Ar daha sonra Nejat Uygur, Tevfik Gelenbe, Üç Maymun Kabare gibi tiyatrolarda çalışmıştır. TV dizileri ve sinema filmlerinde de karakter rollerde oynamıştır...
Okumuş olanlar elbette bilir, Gabriel Garcia Márquez, 1982 yılında Nobel edebiyat Ödülü’nü aldığı “Kırmızı Pazartesi”de, Kolombiya’da küçük bir kasabada “namus için” işlenen bir cinayeti anlatır. Santiago Nasar adlı “şahsın” öldürüleceğini kasabada yaşayan herkesin bildiği, ama cinayeti durdurmak için en ufak bir şey (yapamadıkları değil) yapmadıkları bir cinayetin öyküsüdür Márquez’nin anlattığı...
İzmir’in yeni simgesi olmaya aday gösterilen İzmir Sanat Kulesi, bütün zorluklara rağmen Karşıyaka’da küçük bir kule kurmayı başarmış. Oda sahnesiyle gönülleri ısıtan bir tiyatro ortamı oluşturmuş ve ayrıca kulenin içinde bölmelere ayrılmış çeşitli sanat aktiviteleri de gerçekleştirilmekte..
Yıllar, yıllar önce, Türkiye’de bürokrasinin simgesi sayılan tarihi KİT’lerimizden, Cumhuriyet döneminden bu yana bürokrasi çarklarını çeviren kâğıt, zarf, dosya, klasör ve toplu iğne gibi neredeyse kırka yakın kırtasiye malzemesinin üretildiği Devlet Malzeme Ofisi’nin üretim tesislerini gezmiştim. Devlet Malzeme Ofisi İzmit İmalat Müessesesi’ndeki yıllanmış makineler, adeta ağır aksak işleyen Türk bürokrasisinin simgesi gibiydi...
EŞİK DEVAM EDİYOR Eşik,süreç anlamındadır.İnsanların ya da toplumların yaşadığı süreçler.Süreçler çelişkilerle doludur.Süreçlerin bir diğer adına da çelişkilerle mücadele diyebiliriz.Eşik oyunundaki süreç, köyden kente yerleşmiş bir ailenin kentleşme sürecidir.Süreç geçiş süreci olunca kentleşme sürecindeki acılı çelişkileri izleriz.Yazar Hasan Erkek,oyundan kendimizce sonuçlar çıkarmamızı ister.
“Hülya Karakaş’ın disipline verildiği Şehir Tiyatroları’nda despot zihniyeti ‘altın dönemini’ yaşıyor” başlıklı yazımda adı geçen İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBŞT) sanatçısı Can Doğan, 6 Ocak 2009 günü, Tiyatro Dünyası internet sitesinde, “Can Doğan’dan Feridun Çetinkaya’ya Cevap Yazısı” başlığıyla bir yazı yayımladı...
“Tanrı Bizi Sınıyor”,”Hoşumuza giden bedenlerin içine hayalimizdeki ruhu yerleştirip adına aşk diyoruz” Hayatımızda bazen kördüğüm diyebileceğimiz kısımlar vardır.O bir türlü çözemediğimiz,bulmakta güçlük çektiğimiz,devamlı sorgulanan ama bir türlü cevaplarına erişilemeyen...
Nesrin Kazankaya yönetimindeki Tiyatro Pera, “Rahat Yaşamaya Övgü” ana başlığı altında bir Bertolt Brecht (1898-1956) “seçkisi” oynuyor. Yani Nesrin Kazankaya, almış Brecht’in “Schweyk İkinci Dünya Savaşı’nda”sını, “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi”ni ve “Üç Kuruşluk Opera”sını bir potada eritmiş. Sonra süzmüş. Yetinmemiş, bir de imbikten geçirmiş, damıtmış...
Muğla Üniversitesi’nce onursal doktorluk unvanı ile ödüllendirilmiş, Türkiye’nin ilk sualtı arkeologu Oğuz Alpözen’i tanır mısınız? Ben tanıdım. Tanıdım ve tanıdığım için onurlandım. Yıkık Bodrum Kalesi’ni, dünyanın en büyük Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne dönüştürendi o ve müzenin “isim babası”ydı. Profesyonel bir turist rehberi olarak da ün yapmıştı. Bodrum Müzesi’nin, 61 yaşını “idrak edenin” emekliliğe kurban edilmişgillerinden eski müdürü Oğuz Alpözen’i tanıdığımda, bu ülkede başarılı olmanın zorluğunu düşünmüş, “tarifi imkânsız” bir hüzne gömülmüştüm.
Bir kadın ve bir erkek. Evli, bekar, nişanlı, aşık ne olursa olsun, dünyanın kurulduğundan beri devam eden kaos ve anlaşmazlık çözülmesi en zor ilişkiler sınıfında....
Eleştirmenler olarak, Türk Tiyatrosunda son yıllarda yerli yazarların oyunlarına pek yer verilmemesini eleştiriyor, aynı yazarların oyunlarının sahnelenmesine (veryansın) tepki gösteriyorduk. Genç kuşak, oyun yazarlığı konusunda özendirilmiyordu, kızıyorduk...
29 Mayıs 2009'da İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya görevden alınarak yerine Ayşe Nil Şamlıoğlu getirilmişti. Konuyla ilgili bugün bir basın toplantısı yapan Orhan Alkaya, görevden alınma sebeplerine değinmeden 17 ay kadar süren Genel Sanat Yönetmenliği döneminde yaptığı başarılı çalışmaları basın mensupları ile paylaştı.
Tarihsel olanın özündeki trajik öğeyi keşfedip evrensel insan sorunu üzerinde odaklanan ve bunu genelde yazınsal, özelde teatral yaklaşımın özgün diliyle ortaya koymaya çalışan önemli yazarlarımızdan Turan Oflazoğlu’nun “Deli İbrahim”i, şu günlerde İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun usta sanatçısı Ali Düşenkalkar’ın yorumu ile Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nca sahnelenmekte.
Oyunun başından sonunda bir cinayet işlendiğini, kimin öldürüleceğini ve kimler tarafından öldürüleceğini öğreniyoruz. Kırmızı Pazartesi; cinayetin işlendiği zamandan yıllar sonraki bir zaman diliminde perdesini açar. Bir anlatıcı tarafından yol alan oyunda yıllar önceki olaylar anlatılmaya başlanır. Anlatılan olaylar sahnede canlandırıldıkça seyircinin kafasında daha fazla soru işaretleri oluşan hikayenin...
David Gieselmann (1972 / Almanya) 1972 yılında Köln’de doğan David Gieselmann, 1994-1998 yılları arasında Berlin Güzel Sanatlar Yüksekokulu’nda Dramatik Yazarlık öğrenimi gördü ve ilk oyunları “Ernst in Bern” ile “Die Globen”i burada sahneledi. 1999 yılında Yeni Alman Oyun Yazarları Haftası” için Londra’daki Royal Court Theatre’a davet edildi. Aynı tiyatroda 2000 yılında “Bay Kolpert” oyunun dünya prömiyeri yapıldı.
Gerçek Tiyatro İnsanları, son dönemde türeyen dizi film ya da sinema oyuncularının çalışma tempolarını ve para kazanmak için içine düştükleri kısır döngüyü nasıl değerlendiriyorlar bilinmez? Ama son dönemde yaşananlardan sonra, Tiyatro Sanatçılarının, dizi film ya da sinema oyuncusu gibi “iyi şartlarda yaşama hakkı” ndan mahrum olarak mesleklerini sürdürdükleri de bir gerçek. Onlar için hayatın zorluklarla dolu olduğu gerçeğini, hergün gazetelerde okuyor, daha da acısı onların güvencesiz geçen yıllarının sonunda, ne büyük ekonomik sıkıntılar atlattıklarını da yaptıkları açıklamalarından öğreniyoruz.
Yazdığımız bir yazıya gelen düşünceleri , içeriği ne olursa olsun doğal karşılarız. Kanaatimizce bu üretmenin,zenginleşmenin en verimli yollarından biridir. Düşünce serbest olmalıdır. Ancak son yazımıza ( Oyun Atölyesi-Testosteron: Soytarılar Panayırı) gönderilen mesajların düşünceye karşı çıkış değil kişi ve kurumları sindirmek gibi bir mecraya doğru kaydığını....