İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

Kırmızı Pazartesi

Fatih Ermiş ,


1982 Nobel ödülü sahibi Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi adlı romanından yapılan bu uyarlama, gerçekleşeceği önceden bilinen bir cinayetin öyküsü anlatılıyor. Özgün adı “anons edilmiş bir cinayetin kronolojisi” olan romanın tiyatroya uyarlanmış hali Dünya Prömiyeriyle geçtiğimiz günlerde Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde yapıldı. Oyunun başından sonunda bir cinayet işlendiğini, kimin öldürüleceğini ve kimler tarafından öldürüleceğini öğreniyoruz.
Kırmızı Pazartesi; cinayetin işlendiği zamandan yıllar sonraki bir zaman diliminde perdesini açar. Bir anlatıcı tarafından yol alan oyunda yıllar önceki olaylar anlatılmaya başlanır. Anlatılan olaylar sahnede canlandırıldıkça seyircinin kafasında daha fazla soru işaretleri oluşan hikayenin canlandırılırken, karakterlerinde bir yandan anlatıcı tarafından sorgulanması seyirciye hikayeyi iki zamanlı bir çerçeve de izleme olanağı sunuyor.
Cinayet’in öyküsü aslında cinayetten 6 ay öncesinde başlıyor. Kasabaya gelen bir yabancı Bayardo San Roman (Burak Davutoğlu) evlenmek için bir eş aradığını söylüyor ve kasabanın en güzel kızlarından Angelo Vicario (Meriç Benlioğlu) ya aşık oluyor. Angelo güzel ama çok zeki biri değildir hatta evlenmek bile istemeyen biridir. Ama Bayardo’nun ailesinin kasabaya gelmesiyle ne kadar zengin oldukları ve istedikleri her şeyi elde edebilecekleri anlaşılıyor. Nitekim Bayardo zorlu uğraşlar sonucunda Angelo’yu elde ediyor. Evleniyorlar, çok güzel hazırlanmış bir koreografi eşliğinde yapılan gerdek gecesi sonunda Bayardo; Angelo’nun bakire olmadığını anlar, yıkılan ve sinirlenen bu adam Angelo’yu babasının evin geri götürür. Angelo için evde bir sorgu başlar; annesi ve ağabeyleri Pablo-Pedro Vicario kardeşler sürekli Angela’ya “kim kim kim” diye bağırlarken, Angela’nın ağzından bir isim çıkar. “Santiago Nasar”
Santiago Nasar’ın gerçekten masum mu, yoksa suçlu mu olduğu asla öğrenilemiyor. Çılgına dönen ağabeyler sabaha kadar içkinin dibine vurduktan sonra ellerinde bıçaklar Santiago’yu beklemeye başlarlar. Bu arada kimi görseler “bugün Santiago Nasar’ı öldürücez” demeye başlarlar. Herkes bu cinayetin işleneceğini öğrenmiştir, herkes duymuştur. Ama kimseye Santiago’ya söylememiştir, söylemek isteyenlerde bir türlü Santiago’ya ulaşamazlar.
Ve beklenen an gelir. Herkesin önünde Santiogo Nasar defalarca bıçaklanır. Romanda olmayan sadece oyun için özel olarak yazılmış bir final sahnesi başlar. Bütün karakterler sandalyeye oturup ifade vermeye başlarlar. Zaten başından beri bilinen cinayet işlenmiş oyun bitmiştir. Ama seyircinin kafasında hala soru işaretleri kalmıştır. Santiago Nasar gerçekten suçlu muydu? Eğer masumsa Angelo’nun bekaretini kim bozmuştu? Neden cinayeti önlemek için kimse çalışmamıştı? Vali bile domino oynarken “Oyunum bitsin ilgileneceğim” demiş ama daha oyunu bitmeden cinayet işlenmişti, belki de bu yüzden ifade vermeyi reddetmişti.
Nitekim yazar tarafından bu güne kadar yazdığım en iyi roman diye bahsettiği, usta yönetmen Macit Koper’in oyunlaştırıp yönettiği “Kırmızı Pazartesi” seyirciyi oldukça düşündüren bir oyun. Pek çok cevapsız sorunun cevabını seyircinin hayal gücüne bırakan ama seyircinin cevapları sürekli oyunun içinde aradığı, sonunu bile bile seyircinin heyecanla izlediği bu oyun bence 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivalinin en iyi oyunlarından biri, izleyemediysen önümüzdeki sezon Şehir Tiyatrolarında oynayacak, ısrarla tavsiye ederim.
Fatih Ermiş
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Fatih Ermiş imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

Tarla Kuşuydu Juliet

Romeo ve Juliet’i bilmeyen yoktur. Peki o hikayede ufak bir değişiklik yapılsa, mesela Romeo; Juliet’in öldüğü zannedip intihar ettiği o anın hiç gerçekleşmediğini, Juliet’in, Romeo intihar etmeden uyandığını düşünürsek ne olur?

Eleştiriler

5 Ödül Aldılar

Maltepe Üniversitesinin bu yıl 7. sini düzenlediği Üniversitelerarası Tiyatro Şenliği ve Yarışması sonuçlandı. Dün gece yapılan ödül töreninde 14 ayrı üniversite kıyasıyla yarıştı. En iyi müzik, en iyi dekor, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı kadın ve erkek, en iyi kadın ve erkek ile jüri özel ödülünün yanı sıra birinci, ikinci ve üçüncünün seçildiği geceye bir oyun damgasını vurdu..

Makaleler

Zaten Aktör Dediğin Nedir Ki?

Hayatında tiyatroya gönül vermiş kim bilmez ki bu sözü, “Zaten aktör dediğin nedir ki?” diye başlayan o tirad pek çoğuna göre bir aktörü özetleyen, bir başka çoğunluğa göre de bir aktörü en yalın şekliyle anlatılan tirad. İşte bu tirad Haldun Taner’in ölümsüz eseri “Sersem Kocanın Kurnaz Karısı”nın finalinde yer almaktadır. Oyunun doruk noktasına ulaşan bu tiradı oyunun yazarı Haldun Taner yazmadı, bu kelimeler usta tiyatrocu Münir Özkul’un kaleminden döküldü. Thomas Fasulyeciyan karakterini canlandıran usta tiyatrocu bu final tiradını Haldun Taner’in ricası üzerine yazmış.