İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Makaleler

Tiyatrocular İlgi bekliyor

Adnan Tönel ,


Gerçek Tiyatro İnsanları, son dönemde türeyen dizi film ya da sinema oyuncularının çalışma tempolarını ve para kazanmak için içine düştükleri kısır döngüyü nasıl değerlendiriyorlar bilinmez? Ama son dönemde yaşananlardan sonra, Tiyatro Sanatçılarının, dizi film ya da sinema oyuncusu gibi “iyi şartlarda yaşama hakkı” ndan mahrum olarak mesleklerini sürdürdükleri de bir gerçek. Onlar için hayatın zorluklarla dolu olduğu gerçeğini, hergün gazetelerde okuyor, daha da acısı onların güvencesiz geçen yıllarının sonunda, ne büyük ekonomik sıkıntılar atlattıklarını da yaptıkları açıklamalarından öğreniyoruz. Tiyatrolarının kapısına kilit vuranından tutun da vergi borcunu ödeyebilmek için kredi peşinde koşanına kadar pek çoğunun sıkıntısı aynı: “Tiyatrocular üvey evlat muamelesi görüyor”
Şükran Güngör, Savaş Dinçel, Hadi Çaman, Gazanfer Özcan son yıllarda yitirdiğimiz usta oyuncularımızdan bazıları. Hastalık onların yakasına yapışmış , ama onlar her akşam sahneye çıkmaya devam ediyorlardı. Belki şu anda yaşları 65-70’i geçmiş pek çok oyuncu bu şartlarda sahne almaya devam ediyorlar , belki de hastalıklarının farkında olmadan ya da son ana kadar sahnede kalma arzusuyla…
Geçtiğimiz günlerde kalbimizde buruk acı bırakacak Gazanfer Özcan’ın vefatından sonra, bu yazı daha bir anlam ifade edecektir diye düşünüyorum. Şöyle ki; uzun yıllar Ferhan Şensoy'un Tiyatrosu’nda oyunlarını izlediğimiz Baykal Kent, rahatsızlığı nüksedince bir süre tedavi gördükten sonra kararını verdi ve meslek hayatının 50. yılında Bursa'da bir huzurevine yerleşti. Kendi adına bir tiyatrosu yoktu ama mesleğinden edindiği alçak gönüllülükle kimseye sorun olmadan usta tiyatro oyuncusu Baykal Kent, İstanbul'dan uzakta, Uludağ'ın eteklerinde bir huzurevini seçti. Orada mutluluk vardı ya da kendi deyimiyle kimsenin dır dırı yoktu ona göre.
Sanatçı bir süredir maddi sıkıntı içinde olmalıydı ki bu yolu seçmişti. Bursa Büyükşehir Belediyesi Fethiye Dörtçelik Huzurevi'ne yerleşen Baykal Kent ,duyduğumuza göre oradaki arkadaşlarına şunları söylüyormuş. "Kimse tarafından buraya gönderilmedim. Buraya kendi isteğimle geldim. Buradan da kısmet olursa da güzel bir yere gömülüp temiz havada yatmak istiyorum. Artık buradan sonrası güzel bir selvi gölgesi. Buraya huzuru bulmaya geldim, huzurlu ölmek istiyorum. Görmediğim yer kalmadı. En son göreceğim yer burasıymış. Bileti alıp sinemaya geldik, İkinci sıradan bir yer verdiler. Oturup bekliyoruz"
İçimizi acıtan bu yaşam repliklerinin sahibi ödüllü bir oyuncu da olabilirdi, bir devlet sanatçısı da olabilirdi hiç kuşkusuz. Sanatçı huzursuz geçen günlerine çok iyi tepki vermiş bu sözleriyle. Baykal Kent’in Bursa’da bir huzurevinde yaşıyor olması bir teselli mi, yoksa tiyatrocuların kendilerini güvencesiz hissettiklerinin somut bir örneği mi, geçen zaman bunu çok iyi açıklıyor. Baykal Kent gibi kendi geleceğini garanti altına almayı akıl eden tiyatrocularımızın yanında ölmeden önce bazı isteklerini açıklayanları da var. Bir süre önce yakılmak istediğini açıklayan tiyatronun duayeni Yıldız Kenter bunların başında geliyor. 8 sene önce eşini Bodrum’un Turgut Reis Beldesi’ndeki Yalı Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından, Turgut Karabağlı Mezarlığı'nda toprağa vermişti sanatçı.
Geçen süre içerisinde neler olmuştu ki Yıldız Kenter kararını değiştirmişti. Evet tiyatrolarda seyirci sayısı düşmüştü. Ama bilemediğimiz başka sıkıntılar da ortaya çıkınca o da, ünlü Soprano Leyla Gencer gibi yakılmak istediğini açıklıyordu kamuoyuna: “Ben yakılmak istediğimi söylüyorum. Bunun sebebi var zaten.Mecbur olacaklar ileride bunu yapmaya. Mezarlıklar adam almıyor artık. Geçen gün benim yengem öldü. Ölüsünü ağabeyimin yanına gömdüler, üstüne gömdüler yani. Fakat yol diye bir şey yok, yollara bile gömmüşler ve üstüne basıyorsun yüreğin titriyor. Ölüye saygı nerede, çöplük gibi, bakımsız Karacaahmet’tin o bölümleri. Tinerci çocukların dolaştığı bakımsız, tehlikeli yerler çoğunlukla. Şu dünyada öldükten sonra yer işgal etmek istemiyorum. Mezarın üstüne onun sevdiği meyve ağacını dikmiştim çıkmışlar, taşı oymuşlar, taşı devirmişler. Su kesilir sulayamazsınız, çiçekler kurur. Turgutreis’teki mezarlıkta Şükran için çektiğim sıkıntıyı anlatamam. Bir defa her zaman bakamıyorum. Yazları gidip geldikçe bakabiliyorum, onun dışında belediyenin böyle bir hizmeti yok Türkiye’de. Yani orada eşi, dostu, akrabası olanlardan bir şey alabilirler. Her şeyden vergi alıyorlar. Bundan da alıyorlar aslında ama, çok bakımsız. Turgutreis’teki mezarlık Karacaahmet’tekine kıyasla çok daha iyi, ferah bir yer. Ama Karacaahmet yatacak yer değil. Ben hiç kimseyi sıkıntıda bırakmak istemiyorum. Ben çünkü gidiyorum Şükran’ın mezarındaki çiçekleri ölmüş görüyorum. Halbuki Şükran o çiçeklerle yaşıyor benim için, çiçeği çok sevdi için.” Can acıtan bu sözler elbette muhataplarına ulaşacaktır.
Bizler Baykal Kent’i de, hocamız Yıldız Kenter’i de çok seviyoruz. Tiyatro sanatçılarımızın sahipsiz bırakılmasına, yakılmasına asla müsaade etmeyelim. Onlar ki zor şartlarda bizlere tiyatroyu sevdirdiler onlara kucak açmalıyız. İster huzurevinde olsun ister tiyatrosunda tiyatro yapıyor olsun onları sık sık ziyaret edelim. Alkışlarımızla destekleyelim. Hepiniz iyi ki varsınız.
Adnan Tönel
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Adnan Tönel imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Makaleler

Üniversite Tiyatro Hocaları Tercih Yapmak Zorunda Kalacak

Geçen ay dillendirilen bir taslağa göre YÖK Kanunu’nda yapılacak değişikler ile Konservatuvar ve Güzel Sanatlar fakültelerindeki akademik sistemle ilgili devrim gibi kararlar alındı. YÖK, haftada bir kez bu kurumlara uğrayıp düzenli maaş alan kimi öğretim üyelerine “dur“ demeye hazırlanıyor…

Polemik

Brecht şarkılarını, Mardin’de neden okumadınız?

Geçen hafta Mardin’de yaşanan acı olayın üzerinden oluşan gündeme çeşitli kesimlerden tepkiler devam ediyor. Ancak bunlardan en çelişkili olanı tiyatro disiplininden geleniydi. Güneydoğu’nun şiirsel kenti Mardin’in Bilge Köyü’nde yaşananları uzaylı gibi yorumlayan, oradaki halkı cahil gösteren, toprağa bağlı yaşam mücadelesini sürdüren 7 bin yıllık Mardinli aşiretlere linç kültürü uygulayan, bir kısım yarı-aydın büyük bir aymazlık içerisinde.

Polemik

Kadrolu DT Oyuncularına Haksızlık

Kültür Bakanı’nın ‘dizilerde oynayan Devlet Tiyatrosu oyuncuları için ‘döner sermayeye katkıda bulunmalılar’ sözleri üzerine son günlerde tiyatrocular arasında yeni bir tartışma başladı. Gündemi kaplayan bu taslak madde yasalaşırsa, devletten maaş alıp, özel diziler ya da seslendirme vb. ekstra kazanç getiren işlerde de çalışan tiyatrocular için, devlet sahnesinde gözükmenin yanısıra, oyunculara ‘daha çok sanatı halkla nasıl buluştururuz’ fikrinin benimsetilmesi üzerinde duruluyor.