İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Mart 2008

Eleştiriler

Keşanlı Ali'nin Düşündürdükleri

“Hoş dostum diye başlayayım söze, Hoş olsun dostlar kıssamız size, Şu ibret Keşanlı Ali’yi gösterir Destanı var işte her yerde söylenir” ............... Oyun epik formun tüm biçimlerini ustaca sergilerken akla bir soru takılmıyor değil. “Epik sadece biçimden mi ibarettir?” Soruyu ve cevabını bana düşündüren ustanın kalemi değil yönetmenin yorumu oldu.

Engin Yağcılar ,

Makaleler

Bursa’da tiyatro atılımı: ‘Nilüfer Belediyesi Tiyatro Festivali’

İnsanımızın yaşam tarzını değiştirmek istiyorlar, gelişimini engellemeye çalışıyorlar, farklı düşünce ve eğilimlere yönlendirme gayretkeşliğine bürünüyorlar, inanç bağnazlığını körüklüyorlar, çıkarlara dayalı dolapları döndürüyorlar. Ammaaa… Oldum olası karışıklıkların, savaşların, terörün çözümsüzlüğünü yaşayan dünyamızda düşünce üretimine, bilgiye ve öğrenmeye yönelik istek, günbegün çoğalan bir biçimde artık kendini duyurmakta. İnsanlar, bir yandan siyasal hokkabazlıkları yaşarken, diğer yandan gerçeği arıyor; özgür düşünceye, bilgiye ve öğrenmeye yöneliyorlar.

Üstün Akmen ,

Makaleler

ÇOK YAŞA TİYATRO (Seyir Tiyatrosu)

Bu sabah gözünü açtığında sıradan bir gün gibi uyandın. Her şey rutin, her şey sıradan... Yine ezbere elbiselerini giyindin. Uykunun tam açıldığı sırada saatine baktığında, “ işe geç kaldığının ” farkına varıyorsun. Bir telaştır hemen yerini alıyor. Keşkeler başlıyor, “ keşke 10 dakika önce kalksaydım…” , “keşke gece biraz daha erken uyusaydım “ . Atıştırmalık bir kahvaltıdan sonra isteksizce ivedi adımlarla otobüs durağına doğru ilerliyorsun. Gelecek olan otobüsün şoförüne mi söylenirsin, yoksa 85 model Man aracın yavaşlığına mı lânet yağdırırsın. Müthiş bir telaş…

Hasan Ergün ,

Eleştiriler

444 - İyi Geceler Nasıl Yardımcı Olabilirim?

Altıdan Sonra Tiyatro Topluluğu 444 isimli bir oyun oynuyor. Biz oyunu "Oyuncular Tiyatro Kahve"de seyrettik.50 kişilik salon doluydu ve muhtemelen kapıdan dönenler de olmuştur. Tesadüfen, girişte bilet kesen, salona sandalye taşıyan ve de oyun sırasında ışık, ses standında oturan, oyunun yönetmeni Ömer Erzurumlu ile ayak üstü sohbet ettik ve oyunun hep dolu olduğundan bahsetti. Önümüzdeki günlerde de yoğun bir program ile ve dolu oynayacaklarmış. Sevindik. Ama salonun yoğun paylaşımı nedeniyle zaman bulamadıkları için oynayabilecekleri oyun sayısı sınırlı kalıyormuş. Bir de herkesin başka sorumlulukları da varmış.

Melih Anık ,

Makaleler

Ne Yapmalı?

Tiyatro köklü geçmişiyle günümüze kadar gelmeyi başardı. Peki ya geleceği… Ülkemiz gibi az gelişmiş ülkelerde, tiyatrocudan çok, tiyatro seyircisine ihtiyaç var. Ülkemizde tiyatro deyince akla, fularını bağlamış, ağzında pipo, entelektüel bir izleyicisi profili imgelerde canlanır. Bunu kendim demiyorum, yaşadığım kentte, kendimce bir anket yaptım. Bu dediğimi anketin ta kendisi söylüyor. Yani tiyatroya gidenlerin çoğu zaten tiyatrocu ya da bir şekilde tiyatro ile ilişkilendirilmiş bireylermiş.

Boran Doğan ,

Makaleler

YENİ GÜN , 27 MART HEPİMİZE KUTLU OLSUN

Bir koca yıl daha geçti. Tiyatro bir yaşına daha girdi. Şimdi kaç bininci yılını kutluyorlar Tiyatronun kimbilir Dionisos ve keçileri ve daha kaç bin yıl kutlayacaklar. Ateşler yakılmış, büyük şölen başlamış. Dionisos ve keçileri ellerinde şarap kadehleri , yüzleri güneşe dönük selamlıyorlar yeni günü.

AMATÖR TİYATROLAR BİRLİĞİ ,

Makaleler

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları'nın 27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ Bildirisi

Her yıl olduğu gibi bu yıl da, tüm dünyayla birlikte ülkemizde de “27 Mart Dünya Tiyatro Günü” kutlanıyor. Ve yine her yıl olduğu gibi tiyatronun sıkıntıları ve sorunları çeşitli etkinliklerle dillendiriliyor, kamuoyuna aktarılıyor. Aslında coşkuyla kutlanması gereken bir gün bizde daha çok bu sıkıntıların aktarılması şeklinde gerçekleşiyor.

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları ,

Makaleler

27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü

Bir ülke var taş evlerinden daha çok yeşil alanı boy boy çam ağaçları olan. Benzin mazot kokusu yerine tertemiz mis gibi çam ağaçlarının kokusu duyulan. İnsanlarının sekiz saat çalışıp sekiz saat dinlenip diğer sekiz saatini insanlara ayırdığı bir ülke… var gerçekten böyle bir ülke, banka kuyrukları yok orda yollarda tiner çeken çocuklar da. Yürüyen insanların yanaklarında gülümseme var birbirlerine selam veriyorlar birbirlerini tanımadıkları halde.

Mehmet Çelik ,

Makaleler

27 MART’A DAİR - (Tiyatro Oyunbaz adına Güray Dinçol)

Bizi Çalışmak Kurtarır... 27 Mart Dünya Tiyatrolar günü yaklaşırken Tiyatro sanatı adına bir çok konu masaya yatırılacak, tartışılacak şüphesiz. Bir süredir Tiyatro adına çok da güzel gelişmeler yaşanmıyor. Kapatılan ya da kapatılma arifesinde olan sahneler geçtiğimiz 27 Mart’ın ana gündemi olmuştu. Bir yıl geçti. Tiyatro adına süregiden sıkıntılar usul usul büyümeye devam etti. En sıcak gündemse Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun Başbakana taşlama içeren oyununun sansürlenmesi, oyuncularına ve yönetmenine soruşturma açılması oldu.

Güray Dinçol ,

Eleştiriler

Eskişehir’de fevkalade ‘güncel’ ve cesur bir oyun: ‘Caligula’

Eskiden okuduğum kitaplara tarih koyma merakım vardı. Albert Camus’nün “Caligula”sını 23 Nisan 1969 Çarşamba günü bitirmişim. İlginçtir kırmızı kalemle aldığım notta, oyunun konusunun Dostoyevski’nin o pek ünlü: “Eğer tanrı yoksa her şeye cevaz vardır”, sözünden alındığını yazmışım. Sonra eklemişim: “Yönetimini katı yüreklilikle, huysuzlukla, yıkıcılıkla sürdüren bir imparator. Ama bunları bilinçli yapıyor...

Üstün Akmen ,

Eleştiriler

Masalsı bir tarih yolculuğu; Gayri Resmi Hürrem

Türk tiyatrosunun en çılgın, en sağlam, eserleri bugüne kadar en çok ödül almış yazarların başında gelen dahi yazar Özen Yula’ya ait eser; Osmanlı sarayında sultan kadınların devlet yönetiminde söz sahibi olma , dolaylı olarak yönetime katılma tutkularını, oyun içinde oyun biçemiyle ve yer yer geleneksel Türk tiyatrosunun olmazsa olmazı gölge ve kukla canlandırmalarıyla tarihe masalsı bir yolculuk içinde anlatılıyor. Gayri Resmi Hürrem; Osmanlı'nın en önemli dönemlerine tanıklık etmiş bir kadının hikâyesi.

İhsan Ata ,

Makaleler

Konuşmak mı, Susmak mı? (Semaver Kumpanya 27 Mart Bildirisi)

Dünya Tiyatro Günü’ne az kaldı Üç gün sonra tüm tiyatrolarda kutlamalar, çeşitli etkinlikler yapılacak, umut dolu bildiriler okunacak. “Perdeler hiç kapanmasın, alkışlar hiç susmasın, tiyatrolar sakın yıkılmasın” dileklerinden geçilmeyecek ortalık. Ulusal medya bir günlüğüne de olsa tiyatroyu hatırlayacak, devlet büyüklerimiz tiyatronun ne kadar ‘iyi’ ve ‘erdemli’ bir sanat olduğundan dem vuracak, sayın bakanımız da muhtemelen bir tiyatronun en ön sırasında kendisine gösterilen bir koltuğa kurularak bir oyun seyretmeyi ihmal etmeyecek ve en kısa zamanda tiyatromuzun sorunlarını halletmeye söz verecek. Hep öyle olmuyor mu?

Semaver Kumpanya ,

Makaleler

Bağlanmış Basiretleri Çözme Servisi

-Merhaba doktor -Merhaba... Buyurun şikayetiniz? -Ben her yerimden şikayetçiyim doktor. -Hepsinden mi? -Hepsinden...Örneğin gözlerimden... -Nesi var gözlerinizin? -Bir görüyor, bir görmüyor! -İlginç! -Ressamım...Diyelim ki bir ağaç çizeceğim değil mi? İniyorum bahçeye...Koyuyorum bir ağacın dibine tuvalimi...Ağacı inceliyorum..

Ali Erdoğan ,

Eleştiriler

Dalga geçerek başlayan soykırım çılgınlığı: ‘Dalga’

Donkişot Prodüksiyon’un yeni oyunu “Dalga”nın konusu, esasında gerçek bir olaya dayanıyor. Alman yazar Reinhold Tritt, ABD’deki kolejlerden birinde Tarih öğretmeni olarak görev yapan Ron Jones’un yaşadığı bir deneyi konu edinmiş, “Dalga”yı yazmış. Oyunda, Gordon College’da tarih öğretmeni olarak görev yapan Ben Ross, II. Dünya Savaşı ve soykırımı anlattığı dersinde, öğrencilerin neden Alman halkının çoğunluğunun soykırıma karşı çıkmadığı sorusuna verecek yanıt bulamayınca, tüm sınıfın katılacağı bir “buyruğa uyma”, “boyun eğme”, “‘sorgusuz sualsiz’ söz dinleme” deneyi yaparak bu soruya yanıt arıyor ve oyun başlıyor.

Üstün Akmen ,

Makaleler

Sansür

Çağın gerisinde kalmış bir zihniyet, SANSÜR! Sanat her zaman özgür ifadenin sunulması olmuştur. En katı kuralları olan hatta sanatla uğraşanların ölümle cezalandırıldığı ortaçağ döneminde bile sanat, özgür ifadeyi yerine getirmek için kullanılmaya çalışılmış ve bu uğurda kayıplar vermiştir.

İbrahim Tül ,

Polemik

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım

Sıradaki şarkı Haldun Taner ’den tüm İstanbul Şehir Tiyatrosu personeline gelsin : Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım… “İhale ile alınan bir şey” olmak mı sanatçıları böyle yaptı yoksa düz duvara konuşmaktan yoruldular da mücadeleden vaz mı geçtiler bilmiyorum ama son günlerde yaşananlar beni hayrete düşürüyor. Muhsin Ertuğrul Sahnesi ’nin yıkılmasından ve hatta yerine süpermarket yapılması ihtimalinden bile daha üzücü ve endişe verici bir durum var!

İsmail Can Törtop ,

Polemik

Kazmaları Beklerken

Nihayet sona yaklaşıldı. Rantiyerler, vandallar ve sanat düşmanı barbarların kurduğu üçlü, kutsal ittifakın ‘kazmaları’ Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkımına başladılar. Bu yıkım, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun ‘hayır’ demesine karşın gerçekleştiriliyor. Bu yıkımla beraber hukuk bir kez daha ayaklar altına alınıyor ve mahkeme kararlarına rağmen finans kapitalin üç kağıtçı, sahtekar ve ikiyüzlü yamyam kılıklı figürleri, mahkeme kararının yazılı olduğu kırtasiyelerin üzerine rugan ayakkabılarının ökçesiyle basarak elleri ceplerinde, başları yukarı kalkık, ıslık çalarak ‘kongre vadisi’nde yılışık pozlar veriyorlar. Biraz sonra fink atacaklar vadide. Kazmalar çalışıyor nasıl olsa.

Metin Boran ,

Polemik

27 Mart Yerel Yönetimler Bayramınız Kutlu Olsun

Hatırlarsanız 27 Mart'ta tiyatro günüyle, yerel yönetim seçimleri denk gelmiş, o gün mevcut iktidar partisi büyük bir zafer kazanmış ve şimdiki başbakanımız, o tarihi yerel yönetimler bayramı ilan etmişti. Ne yazık ki sözkonusu bayram gerçekleşmiş, 27 Mart Tiyatronun yaş günü yerine, yas gününe dönüşmüştür. Bazı yerel yönetimler ise, genel istek üzerine tiyatroları sessizce yıkarken, gözü yaşlı tiyatrocuların nerede kaldıklarını pek merak ediyorlardır herhalde. Geçen yıl tiyatromuz yıkılırsa yürürüz diyenler stretching bile yapmıyor, buldozerlerin altına yatacaklarını iddia edenler buldozerlere buldog olmuşlar.

Nedim Saban ,

Eleştiriler

Bernarda Alba’nın Evi

Dostları tarafından, apolitik bir sanatçı olarak nitelenen, herhangi bir görüşe organik bağlarla bağlı olmadığı bilinen oyun yazarı-şair, İspanyol edebiyatının yanı sıra çağdaş dünya edebiyatının önde gelen temsilcilerinden Federico Garcia Lorca’nın (1898-1936), 1945’te kaleme aldığı “Bernarda Alba’nın Evi” (La Casa de Bernarda Alba) oyunu, Katolik Kilisesi, yükselen Nazizm ve ulusalcılık akımlarına karşı tutum sergilediği gibi, burjuva tarzı zevkleri ve ulusalcılıkla çatışan çalışmaları parmaklar, bu arada Franco’cuları masumiyeti katletmekle suçlar.

Üstün Akmen ,

Polemik

Tiyatrom.com'un kapatılmasına dair

Türk tiyatrosunun iktidarla mücadele verdiği bu dönemde birbirimizle çatışmak yerine destek olmak kaçınılmazdır. Bize savaş açan, bir bir sahnelerimizi yıkmak isteyen despot zihniyetlere karşı tek vücut olunmalıdır. Bu tarifi mümkün olmayan vahim açıklamanın sahibi Hilmi Bulunmaz, hem şahsına küfür ettiği Timur’dan hem de sitesinde yazan onca değerli kalemlerden bir an önce özür dilemelidir.

İhsan Ata ,

Makaleler

Seyirci Olmak

Günümüzde nitelikli ve özenli çalışmalar her ne kadar gün geçtikçe artsa da, müsamere havasında hazırlanmış, hatta ödenekli tiyatrolarca bile sunulan niteliksiz oyunlar da artmaktadır… Nitelikli oyunlarla niteliksiz olanları ayırmak konusunda en önemli rol seyirciye düşmektedir.

İbrahim Tül ,

Eleştiriler

Klasik bir vodvil türü. Tipik bir evlilik öncesi oyunu. '' Şahane Düğün ''

Robin Hawdon’a ait eser geçtiğimiz günlerde Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Eserin konusu ; Bill balaylarını geçirecekleri otel odasında hiç tanımadığı bir kızla uyanır. Bekarlığa veda partisinde içki fazla kaçırdığından geceye dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Ve gelinliğini giymek için nişanlısı Rachel odaya gelmek üzeredir.Tom ve Bill bu karmaşık durumu düzeltmeye çalışırken, oda hizmetçisi Julie ve gelinin annesi ile dayısının da dahil olmasıyla olaylar işin içinden çıkılmaz hale gelir.

İhsan Ata ,

Eleştiriler

Ismarlama Oyun ya da

İstanbul Devlet Tiyatrosu, geçen sene Sersemler Evi'nin gördüğü ilgi üzerine, yazarı,Toby Wilsher'e , Kral Dairesi'ni ısmarlamış. Oyunun hazırlanış hikayesini yönetmen yardımcısı ve çevirmeni Selen Korad Birkiye şu satırlarla anlatıyor:

Melih Anık ,

Eleştiriler

Tiyatronun katı kurallarına gençlerin indirdiği şamar: Martı

2006 yılının ekim ayında kurulan Oyunbaz Tiyatro Grubu, Anton Çehov’un “Martı”sını sahnelemeyi 2007-2008 sezonunda da sürdürmekte. Asla savsaklamadım, ama sanırım zaman bulamamışım ki 2006-2007 sezonunda görememişim. Geçenlerde zaman ayırdım, gittim izledim. Oyunbaz, “birlikte üretmeyi, samimi ve iyi tiyatro yapmayı, amatör ruhla profesyonel ürünler çıkarmayı hedefleyerek” bir araya gelmiş gençlerin topluluğu. Bildiğim kadarıyla çoğu üniversite tiyatrosu geleneğinden beslenmiş. Birlikte üretiyor, ortak emek harcıyor, dramaturgiden oyunculuğa, ışıktan müziğe, dekordan makyaja, rejiden sahne işçiliğine, üretimin her alanında hep birlikte yer alıyorlar.

Üstün Akmen ,

Kaynak

Franz Kafka'nın Dönüşüm'ü

FRANZ KAFKA'NIN ''DÖNÜŞÜM''Ü (D.3 Temmuz 1883 Prag,Avusturya-Macaristan / Ö.3 Haziran 1924 Kierling,Viyana) Çeşitli ailevi ve çevresel faktörlerden dolayı içe dönük büyüdü.Karl Ferdinand Üniversitesi'nin hukuk bölümünden mezun oldu ve daha sonra doktor ünvanı aldı.Alman edebiyatı ve sanat tarihi derslerini takip etti ve Yiddiş Tiyatro çalışmalarında yer aldı,destek verdi.

Öznur Çetin ,

Röportajlar

Necdet Mahfi Ayral'ı Anarken

Geleneksel tiyatromuzun en meşhur simaları, Kel Hasan Efendi, Abdi, Naşîd Bey, İsmail Dümbüllü’dür. Necdet Mahfî Ayral ise, modern tiyatromuzun Hazım, Küçük Kemal ve Vasfî Rıza gibi sahne sanatkârlarının bir sonraki halkasını oluşturur. Tiyatro oyuncusu ve aktör Necdet Mahfî Ayral çok renkli bir hayata ve kişiliğe sahipti.

Pınar Öztürk ,

Makaleler

Kırcaali'deydim...

Kırcaali’deydim; oyunlarını izledim, Panev’i ve Ignatov’u pek sevdim Geçen haftanın tam ortasında Bulgaristan Devlet Tiyatroları’nın davetlisi olarak güney-doğu Bulgaristan’da, doğu Rodop dağları’nda, Yunanistan sınırında bulunan Kırcaali ilindeydim.

Üstün Akmen ,

Makaleler

Lüküs Hayat’ın Düşündürdükleri

24 yıldır sahnelenmekte olan böylesi bir oyun için eleştiri yazacak değilim, zaten oyunun eleştirilecek bir konumu yok, artık bir ekol olmuş da diyebiliriz, kendi düzenini kurmuş devam eden bir oyun. Hatta ben buna tiyatro oyunu da demeyeceğim, çünkü dönemler arası kopukluklar, bazen tuluat bazen bir operet halini alan çalışma için bence başarılı bir gösteri demek daha doğru olacak. Gösteriyi izlerken 24 yıllık böylesine bir başarıyı düşündüm, ve hala halkın gösterdiği büyük ilgiyi.. İnsanlar çocuklarıyla geliyorlar, yaşlı anne babalarını getiriyorlar salona, gençler arkadaşlarıyla toplu bilet alıyorlar.. Yani iki tiyatrocunun yan yana geldiğinde “işte bu seyirci kesimini nasıl tiyatroya çekeriz” diye kafa patlattıkları seyirci kitlesi doldurmuş Ümraniye Sahnesi ’nin tüm koltuklarını.. Evet, nedir bir oyunu hala bu kadar popüler yapan ve nedir halkımızın ilgi gösterdiği?

İsmail Can Törtop ,

Makaleler

Yazdıkları da yaşamı da renkliydi

METİN AND’ın yazdığı kitaplar olmasaydı, biz bazı konuların ne tarihini öğrenebilirdik ne de önemini fark edebilirdik. Kukla, Karagöz, ortaoyununu bilmeden, bizim tiyatromuzun geçtiği aşamaları, kat ettiği yolları nasıl anlayacaktık? Metin And, Anadolu’yu, tiyatro merceğinden anlattı. O kitaplar sadece birer bilimsel çalışma değildi, günlük yaşamın sanattaki izdüşümleriydi. TÜYAP’ta Onur Konuğu seçildiği yıl Ankara’da evine konuşma yapmaya gitmiştim. Ben evlere önem veririm, düzenli, her şeyin yerli yerinde olduğu evler, başkaları için hazırlanmış vitrine benzerler.

Doğan Hızlan ,

Makaleler

Hava 1 Ekim Kokuyor!

Tiyatroculardan başka kimsenin burnu almaz bu kokuyu. Özellikle Şehir Tiyatrolulardan başka… Nedir bu koku? Kısacası gom (sakal – bıyık yapıştırıcı ) ve pudra kokusu. Ağustos onbeşte bitirilen Hisar oyunlarından sonra provalar başlar. Tiyatrocular "..sevinçli bir telâş içinde.." çalışmaya koyulur. Zaman zaman pastırma yazı dedikleri süreçte havalar ısınır gibi olsa da sonbaharın, dahası yeni tiyatro döneminin ucu görünmüştür. Hazırlıklar üçüncü zile kadar surer. Kimi oyunlarda, yeni sürülmüş dekor boyası bulaşıklarını silme telâşı, ilk oyun heyecanını bile bastırır. Ve sonunda PERDE!

Ersan Uysal ,

Eleştiriler

Çelişkiye davetiye… Roma Hamamı - Ankara Sanat Tiyatrosu

1963 yılında, Ankara’da (İstanbul’daki Arena Tiyatrosu’nun bir devamı olarak) Asaf Çiyiltepe yönetiminde kurulmuş olan sanat tiyatrosu, 45.yılını ‘Roma Hamamı’yla kutluyor. Afife jale sahnesinde basın galasına davetli olmama rağmen katılamamıştım. Nihayet turne kapsamında izleme olanağı buldum. Stanislav Stratiev’in yazıp Hüseyin Mevsim’in dilimize kazandırdığı oyunun reji koltuğunda usta sanatçı Rutkay Aziz var.

İhsan Ata ,

Polemik

HEM ARAŞTIRMAYIP HEM DE ANLAMAYAN AKADEMİSYENE İKİNCİ CEVABIMDIR!

Verdiğimiz Gibi Yapanlar Tiyatro Atölyesi ilanına Mahiye Morgül, bizi aşağılayarak, “Eğitimci Reklamlarına Yanıt” gibi saçma bir başlık altında cevap yazmış. Bu cevap da Osman Ünver Öncel’in (osmanunveroncel@gmail.com) yaklaşık yetmiş kişi bulunan e- posta listesinde hem Mahiye Hanım hem de ben bulunduğumuz için bana da ulaşmıştır. Her ne kadar hiç Osman Bey bu yazıya hiç dokunmadan yönlendirmişse de ben özgün e- postayı da görmek istedim. Özgün kaynağı iletisimcanavari@gmail.com adresinden istedim. Cevap geç geldiği için ancak bu yazıma koyabildim. Mahiye Hanım’ın yazısı şöyle:

Kemal Oruç ,

Makaleler

Kaybolan Değerlerinizden Müessesemiz Sorumlu Değildir

Hep tiyatro sahnesinden olacak değil ya, biraz da hayat sahnesinden. KAYBOLAN DEĞERLERİNİZDEN MÜESSESEMİZ SORUMLU DEĞİLDİR Yankısı vardı seslerimizin. Zifiri karanlıkların ışığı vardı. Bir karşılığı vardı alınteri göznurumuzun hayatlarımızda. Onuruyla ölçülürdü insanoğlunun değeri. Bir yere çıkardı sokaklarımız. Hal hatır sorardı rüzgarlarımız. Anası ağlamamıştı anacaddelerimizin. Tedirgin değildi coşkularımız. Bezgin değildi sevinçlerimiz. Çalınmamıştı bizden henüz mavilerimiz yeşillerimiz.

Ali Erdoğan ,

Eleştiriler

Muharrem Ergül’ün eseri ve: ‘Leenane’in Güzellik Kraliçesi’

Başlığı: “Muharrem Ergül’ün eseri içinde eser…” diye atacaktım, fazla uzun geldi, kısalttım. Ama işin doğrusu bu!.. “Eser içinde eser…” Beykoz Belediye Başkanı Muharrem Ergül’ün eseri İstanbul’da yeni bir tiyatro binası, o eserin içinde izlediğimse çağdaş tiyatronun harika çocuğu Martin Mcdonagh’ın İstanbul Devlet Tiyatro’sunca 2001-2002 sezonundan bu yana oynanmakta olan kapkara komedisi…

Üstün Akmen ,