İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Makaleler

ÇOK YAŞA TİYATRO (Seyir Tiyatrosu)

Hasan Ergün ,

Bu sabah gözünü açtığında sıradan bir gün gibi uyandın. Her şey rutin, her şey sıradan... Yine ezbere elbiselerini giyindin. Uykunun tam açıldığı sırada saatine baktığında, “ işe geç kaldığının ” farkına varıyorsun. Bir telaştır hemen yerini alıyor. Keşkeler başlıyor, “ keşke 10 dakika önce kalksaydım…” , “keşke gece biraz daha erken uyusaydım “ . Atıştırmalık bir kahvaltıdan sonra isteksizce ivedi adımlarla otobüs durağına doğru ilerliyorsun. Gelecek olan otobüsün şoförüne mi söylenirsin, yoksa 85 model Man aracın yavaşlığına mı lânet yağdırırsın. Müthiş bir telaş… Otobüsün köşeden dönüp gelmesiyle derin oh çekersin. Ama içerdeki telaş devam eder. Bir an önce kendini ışınlamak istersin işyerine, her şey bir anda olsun istersin. Her saniyenin bir asır gibi geldiği telaşlı yolculuğun ardından, işyerinin olduğu binanın önüne gelirsin. Artık bundan sonra telaşın yerini bir belirsizliktir alır gider. Kurbanlık koyun gibi asansöre binersin. 3. katın düğmesine basarsın, aslından basmamak daha mantıklı gibi geçer aklından. Malûm şahsın atacağı fırçayı düşündükçe hayatından vazgeçesin gelir.15 saniyeye sığdırılmış, uzun asansör yolculuğunda, hemen senaryolar düşünürsün, nasıl bir bahane düşünsem acaba?

-          Halamın Eltisi öldü! Yo hayır, ona pek inanmaz.

   -     Yol yapımı vardı ! Buna hiç inanmaz…” Büyükşehir Belediyesi çalışıyor, Türkiye kazanıyor “çünkü.

-          Tinerciler yolumu kesti! Olmaz, tinercilerin mesaisi gece başlıyor…

Buldum!!! En asil ve en cesuru;

“ sabah uyanamadım, uykuda kalmışım.” Evet , kesinlikle bu olmalı gerçek ve cesurca.

            Tüm mesai arkadaşlarına, yüzüne bir tebessüm iliştirip “ günaydın “ dedikten sonra, tiyatronun “ağlayan adam” maskesine tekrardan döner yüzün. Kalp atışın kalbinde değil artık, kalp haricinde vücudunun her yerinde attığı anda, elini kapının koluna atarsın, “ olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu “ sözü bir kez daha anlamlı gelir sana. Heyecandan vurmayı unuttuğun kapıyı, açtıktan sonra vurarak, çekingen bir edayla kafanı içeri uzattığında, işte o müthiş manzara; yüzüne her şeyin resmolduğu an. O da ne ! patron yerinde yok, gelmemiş henüz. O kadar telaş, kasılma boşuna mıydı? Hayır değil! Tüm bunların olumsuz da olsa bir anlamı olmalıydı. Baştan sona yaşanan tüm duyguların tek anlam bulduğu yer var. O da TİYATRO. Çünkü hayat bir sahnedir. Hayat ise sahnede! Hayatımızın her dönemi, her günü, her saati. her ânı tiyatrodur aslında. Tiyatro ne değildir ki ?!

Tiyatro bir başlangıçtır; bir çok sonun, yeni başlangıcıdır.

Tiyatro aşktır; Bazen karşılıklı, çılgın, köklü bir aşk; bazen plâtonik… Sen seversin, o bilmez. O sever sen kaçarsın.

Tiyatro efsanedir; Aiskhülos ile dillendirilen, Shakespeare ile süslendirilen ve Çehov’un altın tepside sunduğu bir mittir.

Tiyatro eğlencedir; Başarılı oynanan bir oyun sonrası, haklı bir gururla eğlenceye davet eder seni.

Tiyatro hobidir; Üniversite topluluklarında tek alternatifin olur.

Tiyatro acımasızdır; Sahnede repliğini unutturur. Ama yine de “Merhametlidir” tiyatro; sana doğaçlama şansı sunmuştur.

Tiyatro evrenseldir; Oyuncularında; din, dil, ırk, renk ayırımı yapmaksızın evrenselliğini konuşturur.

Tiyatro savaştır; Haksız sahne yıkımlarına karşı ve belediyelerin engellemelerine karşı mertçe mücadeledir.

Tiyatro onurdur; İsminin, kendi isminle yan yana geçmesi bile gurur vericidir.

Tiyatro umuttur; uzun, soğuk ve çetin kışla geçen provalar sonrası, ilkbaharla birlikte oyun galası için yeşeren bir okul tiyatrosudur.

Tiyatro başarıdır; Tüm emeklere rağmen seni karşılıksız bırakmaz, “Ödül”ünü verir.

Tiyatro…

Tiyatro…

Tiyatro…

Sonu olmayan bir yoldur tiyatro…

İnsanlık tarihiyle var olan bu “ateşin“, son zamanlarda hararetinin azaltılma-sına karşın, mücadele etmek, direnmektir gerekir bu özel günde. Danışıklı dövüş eşliğinde çıkarcı Yıkımların yapıldığı, tarihî sahneleri “inadına” ayakta tutmak için direneceğiz. Bir grup gibi görünen ama arkasında bir dev kitleyi barındıranların dediği gibi “ ALKIŞTAN YIKILSIN “. Ey tiyatro sen ki, senin adını bile duymaktan âciz insanları bile kendine çektiğin ve onları “ çıkar “ için de olsa kendinle ilgilendirdiğin için, sen “ ÇOK YAŞA TİYATRO ”…

 
SEYİR TİYATROSU ADINA
HASAN ERGÜN
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta