Bağlanmış Basiretleri Çözme Servisi
-Merhaba doktor
-Merhaba... Buyurun şikayetiniz?
-Ben her yerimden şikayetçiyim doktor.
-Hepsinden mi?
-Hepsinden...Örneğin gözlerimden...
-Nesi var gözlerinizin?
-Bir görüyor, bir görmüyor!
-İlginç!
-Ressamım...Diyelim ki bir ağaç çizeceğim değil mi? İniyorum bahçeye...Koyuyorum bir ağacın dibine tuvalimi...Ağacı inceliyorum..
-Ne görüyorsunuz?
-Dallarını, meyvelerini, yapraklarını, gövdesini, hatta gövdesindeki kurtçuklara varana kadar her zerresini görüyorum.
-E görüyorsunuz işte!
-Fakat , gördüğümü tabloma resmedemiyorum..
-Niye?
-Karşımdaki ağacın bütün zerrelerini görüyorum...Fakat, gelin görünki tüvalime çizdiğim ağacın hiç bir parçasını göremiyorum!
-Nasıl?
-Ağaç baktığımda var, çizdiğimde yok!
-Yani ağaç bir var, bir yok!
-Evet...Tıpkı adam gibi işlemeyen hukuk sistemi gibi...Hani o da adam gibi işlemediğinde bir vardır bir yoktur ya...
-Duruma göre vardır, duruma göre yoktur...
-Bazen adamına göre vardır, adamına göre yoktur!
-Size vardır, başkasına yoktur. Bazen başkasına vardır, size yoktur!
-Oysa ben tablomdaki ağacın da karşımdaki ağaç kadar somut olmasını isterim! Uzanıp dokunma, sırtını dayama hissi verecek kadar gerçek!
-Başka nerenizden şikayetçisiniz?
-Miğdemden de şikayetçiyim doktor?
-Ne si var?
-Herşeyi çok kolay sindiriyor! Kimisi yuttuğu ufacık hapı sindiremezken, ben koca bir grayderi, perdesi kapanan bir tiyatroyu koltuklarıyla birlikte yutup sindirebiliyorum. O perdenin aslında sahneye değil bizim gözlerimize indiğini bile bile yapıyorum bunu doktor!
-Sindirim sisteminizin her şeyi büyük bir kolaylıkla sindirmesini içinize sindiremiyorsunuz?
-Evet doktor!
-Başka?
-Burnumdan şikayetçiyim doktor...O, çürümenin kokusunu bu kadar net almasa ben bu kadar rahatsız olmazdım...
-Başka?
-Ensemden şikayetçiyim doktor, devamlı şaplak yiyen ensemden!
-Başka?
-Hiç bir şeye diş geçiremeyen dişlerimden de şikayetçiyim.
-Başka?
-Dilimden de şikayetçiyim doktor...
-Ne si var?
-Dillenmiyor!
-Diliniz dillenmiyor!
-Evet, dilimin dillenmemesinden şikayetçiyim...Söylediğim bir sözle dilim, dilim dilim dilimlense bu kadar acı çekmezdim doktor! Dilimden, en çok da dilimin ucundan şikayetçiyim!
-Başka?
-Böğrümde çaresizce bağladığım kollarımdan şikayetçiyim...
-Başka?
-Boş boş sallanıp duran ellerimden!
-Başka?
-Hiç bir şeyi işaret etmeyen işaret parmağımdan da şikayetçiyim.
-Başka?
-Kıpırdamayan kıllarımdan
-Başka?
-Dik dik olmayan tüylerimden,
-Başka?
-Fikir yerine kepek üreten kafamdan,
-Başka?
-Mavisinden turuncusuna, eflatunundan yeşiline, beyazından kırmızısına kadar hayatın türlü renkleri varken, resmimde sadece kara kullanmakta ısrar eden, başka renkler kullanmaktan acayip derecede tırsan yüreğimden şikayetçiyim...
-Maaşallah her uzvunuzdan şikayetçisiniz..
-Ayaklarım hariç.
-Ayaklarınızdan şikayetçi değil misiniz?
-Değilim , çünkü buna hakkım yok!
-Neden?
-Akılsız başın cezasını ayaklar çeker de ondan!
-Anlıyorum...
-O zaman bana yardım edin doktor...Bir adam görmezden, duymazdan, bilmezden gelirse yaraları temelli kanar! Çürümeye başlar o adam! Kokar! Sizden bu çürümeye bir çare bulmanızı istiyorum doktor!
-Hastanemiz bünyesinde yeni bir servis açıldı...Sizin durumunuzdakileri hep bu servise gönderiyorum!
-Hangi servismiş o?
-Bağlanmış basiretleri çözme servisi... Buradan kalkıp oraya gidin!
-Tüm kuvvetimi buraya gelirken yolda harcadımdı doktor! Bir koluma girsenizde oraya birlikte gitsek?
-Kuvvetimi toplasam ben de orada alacağım soluğu ama bende de yürüyecek güç kuvvet yok!
-O zaman birbirimize dayanarak gitmeye çalışalım doktor...Yoksa ikimiz de oturduğumuz yerde kokacağız! Haydi bir zahmet doktor!
Ali Erdoğan