Gibi Yapanlar Perdelerini Son Kez Kapattı!
Kemal Oruç’un 2005 yılında kurmuş olduğu Gibi Yapanlar, 25 Mart 2010 günü Yaşam Deneyi adlı oyunun son gösterisiyle birlikte sahne hayatına son verdi.
Mehmet Demirtaş ,
Kemal Oruç’un 2005 yılında kurmuş olduğu Gibi Yapanlar, 25 Mart 2010 günü Yaşam Deneyi adlı oyunun son gösterisiyle birlikte sahne hayatına son verdi.
Mehmet Demirtaş ,
Philip Ridley'in yazdığı "PITCHFORK DISNEY/KORKU TÜNELİ", hiç kuşkusuz sezonun en ilginç oyunların biri. Yazarın gözlem gücünü, sınırsız ayrıntı zenginliğini, bizi çocukluğumuzun gizli dehlizlerine götüren kanlı, derin kazıları yaşamak...
Sayın Mehmet Ergen, Cevabınızın yayımlanmasından bu yana 5 gün geçti. Ben de özellikle bekledim. Umudum, özür dilemenizdi. Aşağıdaki cevabı üzülerek yayımlıyorum.
İlkini geçen yıl yazmıştım. Bu ikinci mektubumda sevgili dostumun, yaşamını adadığı Tiyatro’nun özel gününü kutlarken, ona ‘Tiyatron duruyor, üstelik artık perdesi de açılıyor ama ne yazık ki artık senin adını taşımıyor’ demek istedim. Onca yıl yaşattığın, yıllarını verdiğin Hadi Çaman Tiyatrosu’nun yerinde şimdi Rüştü Uzel Tiyatro Salonu yazıyor. Sanatçıya vefa borcu bu olsa gerek! Yazık ki ne yazık…
... Yukarıdaki bildiri alternatif diye duyruldu ama bence alternatif filan değil, gerçeğin ta kendisi! Alternatif olması için ortada varolan bir şeyler olması gerek. Oysa bizdeki bildiriyi hazırlatan Uluslararası Tiyatro Ensitüsü Türkiye Şubesi tam anlamıyla bir tabela kuruluşu...
Ben şanslı bir çocuktum. Ailem her şeyi "hazırlop" önüme koyduğu için değil, ama elime iyi bir pusula verdikleri için. Sadece İstanbul'un değil, Türkiye'nin en iyi okullarından birinde okudum. En iyiliği içi boş bir marka olmasından değil, önüme değerelendirirsem olanaklar açan perspektif açtığı için...
İki sezondur sahnelerde olan oyun, çocukların en çok duyduğu soruların birinden yola çıkıyor ve skeçlerle çocukların konuya farklı açıdan yaklaşmalarını amaçlıyor
Mehmet Ergen, bürokrasiyle boğuşmaktan dolayı bir türlü açamadığı Talimhane Tiyatrosu’nda sosyal gerçekçi oyunlarla ilgileneceğini açıklamış, yaşadığımız ülkenin gerçeklerini konu edinen oyunları yeğleyeceğini söylemişti.
Yazılarınızı, sadece "GİZLİ OTURUM" hakkındakini değil genellikle soğukkanlı, nesnel ve faydalı bulduğum için okurum. Sanırım aynı kuşaktan olduğumuz için de "başkalarının cehennemimiz" olduğu dünya hakkındaki görüşleri de paylaşıyoruz. Dediğiniz gibi bizler "cehennemlik" olduğumuz için onlar cehennemimiz.
Kutsal değerlere, “tanrılara” saygısızlık ve “kadın düşmanlığı” ile suçlanan Atina/ Yunan Tiyatrosunun ve Dünya Tiyatrosunun devlerinden Euripides, Mekonya’da yazdığı BAKHALAR’ı oynanışını göremeden ölmüş.
Günümüz Pirandello’su diye tanımlanan dünyaca tanınmış oyun yazarı ve tiyatro eleştirmeni Mario Fratti’nin ‘Kafes’ adlı oyunu, Şehir Tiyatroları’nda ‘Genç Tiyatro’ başlığı altında, Ali Gökmen Altuğ’un rejisinde perde açıyor.
Bu benim ilk röportajımdı. Çok şanslıydım çünkü üç büyük tiyatro duayeniyle vakit geçirebilme ve onlarla tiyatro üzerine konuşabilme olanağı bulmuştum: Hakan Altıner, Nedim Saban, Mehmet Ergen...
İlk olarak, “düşünceler” adını verdiğiniz blog sayfalarınızda sanki bir tiyatro oyunun eleştirisi yapılıyor. Ama yapılmıyor. Oyunu hiç anlatmıyorsunuz. Oyunculukları, rejiyi, ışığı hiç anlatmıyorsunuz; yalnızca oyunun metnine karşı duyduğunuz nefret...
Mehmet Ergen ,
Mehmet Ergen yönetiminde , Akbank Sanat ve British Council ortaklığı ile gerçekleştirilmiş “Oyun Yaz” projesi kapsamında ortaya çıkan genç oyun yazarlarının oyunları , sahnelenmeye başlandı. ‘Ben Patronum’ bu dizinin sunulan ilk oyunu. Oyunu Barış Toraz yazmış , Mehmet Ergen yönetmiş.
"Düşüş" Nahid Sırrı Örik'in aynı adlı romanından Kemal Bekir tarafından oyunlaştırılmış, bir dönem oyunu. İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile Hareket Ordusu'nun İstanbul'a girişi arasındaki günler anlatılıyor. Zor, karmaşık günler..ihanet ve pusunun elele verdiği.
Onur’un vefatı bu anlamda Haluk Abi’yi de haklı çıkarır gibi. Seyirciye, sakatlık hastalık gibi şeyleri açıklayabilirsiniz ama ölümü açıklayamazsınız....
Tiyatro Boğaziçi, oyunu "Shakespeare’in sırları” üzerine kurmuş. Eminim ki kendileri de “maden” bulduklarının farkındadır. Shakespeare’in sırrı bitmez ki ! Her oyundan kaç sır kaç konu çıkar!..
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, bir dans tiyatrosu yapıtı olan “Dört Duvar”ı “reprisé” olarak 2010–2011 sezonunda da sahnelemeyi sürdürmekte. Eserin librettosu ve koreografisi Erdal Uğurlu imzasını taşıyor.
İstanbul Halk Tiyatrosu’nun(İHT) son oyunu Alevli Günler ile ölümden sonra bedenin yakılması yeniden gündeme geldi. Kanunda yeri var(hem de 1930 dan beri) ama uygulaması sorunlu bir konu. Oyunun ismi, çıkış noktasındaki aleve hem de Aleviliğe gönderme yapıyor.
Sahneye yakın oturunca oyuncunun enerjisini daha iyi alabileceğimi düşünenlerdenim ben… Sahnedeki kişi tüm elektriğini öndekilere gönderiyor hatta onlara arada sırada göz kırpıyor falan zannediyorum...
Dile kolay tam 26 yıl. Evet “Lüküs Hayat” Opereti 26 yıldır sahnelerde oynanıyor. İstanbul Şehir Tiyatroları artık klasik hale gelen bu oyunu bunca yıldır seyircileriyle buluşturuyor.
Hakan Yozcu ,
“Ben tiyatrocu olacağım.” dendiğin “Tamam.” diyen ebeveyn pek az. Bakın azdı demiyorum. Diyemiyorum çünkü hala “Zevk olarak yap çocuğum.” cümlesini kullanan pek ve hatta çok ebeveyn var.
İstanbul’un “sanat mabedi” Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Haziran 2008 tarihinden itibaren yaklaşık iki yılı aşkın bir süredir “tadilat yapılacağı” gerekçesiyle kapalı durmakta.
Rusya’ya ilk kez 2000 yılında gittim. Kadıncıklar değişik bölgelerde sahnelenmişti daha önce, ancak gidememiştim. Boyacı adlı oyunum için Rostov Maksim Gorki Akademik Dram Tiyatrosu’ndan davet alınca gittim bu kente.
Birçok akılcı görüş bizden önce düşünüldü ve söylendi ama böyle olsa da ben bütün devrimlerin güzelliğini onların çok hızlı oluşunda görüyorum. Devrimlere uzun bir süre hazırlanılır, hemen hemen bütün adımları özenle döşenir....
Darya Paseçnik ,
2001 yılında Afife Jale Ödülleri’nde Özen YULA’ya Cevat Fehmi BAŞKUT Yılın En Başarılı Oyun Yazarı ödülünü kazandıran “Ay Tedirginliği”nin prömiyeri 19 Aralık 2009 Cumartesi akşamı Duru Tiyatro’nun Moda/İstanbul adresindeki kendi sahnesinde yapıldı.
Yoksul olup da hâline şükreden insanın kendisi de zengindir gönlü de. Oysa zenginliği sınırsız olduğu hâlde her an yoksul düşme korkusuyla yaşayanın bir kış kadar yoksul bir hayatı vardır.
Nesrin Kazankaya yönetimindeki Tiyatro Pera’nın 2009–2010 sezonu oyunu “Quintet-Bir Dönüşün Beşlemesi”,“Karşılaşma/Uzlaşma/Çatışma/Vedalaşma/Ayrılma” olmak üzere beş bölümden oluşmakta...