Onu taaa 1968’in İstanbul’unda tanımıştım. Tiyatronun tutku olduğu o günlerin İstanbul’unda… Ankara Sanat Tiyatrosu’nun İstanbul turnelerini kapalı gişe oynadığı; Dormen’in, Kenterlerin, Şehir Tiyatroları’nın, Gülriz Sururi-Engin Cezzar Topluluğu’nun, Dostlar Tiyatrosu’nun, Muammer Karaca Tiyatrosu’nun gişelerinin önünde kuyruklar oluştuğu yıllarda. Tiyatro, yaşamımızın önemli bir parçasıydı, dolayısıyla oyunlar üzerine söyleşmek Beyoğlu Baylan’daki günlük sohbetlerimizin vazgeçilmezi olurdu. Ben, Hadi Çaman’ı o günlerde tanıdım.
TRT’de yayınlandığı dönemde büyük ses getiren, Halit Ziya Uşaklıgil’in aynı adı taşıyan romanından uyarlanan “Aşk-ı Memnu”, 33 yıl sonra yeniden TV ekranlarına geldi. Kanal D’de yayınlanan Ay Yapım yapımı dizinin yönetmenliğini Hilal Saral Ünalan üstlenmiş. Senaristler ise Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu... 33 yıl sonra günümüze uyarlanmış haliyle yeniden ekranlara gelen dizide başrolleri Firdevs’te (Neriman Köksal’ın yerine) Nebahat Çehre, Bihter’de (Müjde Ar’ın yerine) Beren Saat, Behlül’de (Salih Güney’in yerine Kıvanç Tatlıtuğ), Adnan’da (Şükran Güngör’ün yerine) Selçuk Yöntem, Nihal’de (Itır Esen’in yerine) Hazal Kaya oynuyorlar. Diğer karakterlerden Deniz’i Zerrin Tekindor, Süleyman’ı Rana Cabbar, Ahsen’i Gülsen Tuncer, Şayeste’yi Fatma Karanfil canlandırıyor.
Bir kez daha anladım mesleğimizin ne kadar zor, meşakkatli ve bir o kadar da vefasız yönünü. Bütün acılarımızı sığdırmaya çalıştığımız bu hayatta, sahne denen o küçücük dünyaya çıktığımız anda her şeyi unutup, yeni ufuklarda arıyoruz üretmenin ve yaratmanın mutluluğunu. Ve nedense hep cenazelerde farkına varıyoruz aslında ne kadar da kısa bir ömür içinde çırpındığımızı. Hadi Çaman ayrıldı aramızdan önceki gece. Tiyatroya deli gibi aşık, kanını sahne için akıtan, terini her bir oyununda sonuna kadar akıtan ve sahnesi elinden alındığında gözyaşı döken değerli insan.
Bugün tiyatro dünyası çok değerli bir sanatçısını kaybetti, Hadi Çaman 'ı... Değerli sanatçının ardından bir hatıra sayfası açmak istedik. Hadi Çaman ile ilgili anılarınızı, onun ölümünden sonra duyduğunuz üzüntüyü, başsağlığı mesajlarınızı yayınlayabileceğiniz bir bölüm... (Notunuzu eklemek için lütfen tıklayın) Hadi Çaman 'a Allah'tan rahmet, tüm tiyatro camiasına sabırlar diliyoruz..
Tiyatro sezonu açıldı açılacak, eli kulağında. O halde, gelin size bugün İstanbul’un Beyoğlu’sundan söz edivereyim. Aramızda Beyoğlu’nu görenimiz de vardır, yaşayanımız da… Ama eminim, mutlaka görmüşsünüzdür. Bugün olduğunca, kuruluşunda da aşk öyküleri, yemek tarifleri, cinayetler, kocakarı ilaçları, tiner ve düşlere bulanmış bir semtmiş Beyoğlu...
Birileri sefilleştikçe diğerleri yiğitleşiyor bu tiyatro…pardon bu toplumda.Birileri kalleşleştikçe diğerleri sağlamlaşıyor,birileri alçaldıkça,diğerleri yüceliyor,birileri sustukça mecburen hep aynı diğerleri konuşuyor,birileri onursuzlaştıkça diğerleri onura sahip çıkıyor,birileri korktukça,korkmayı bir alışkanlık haline getirdikçe,diğerleri cesurlaşıyor. Kendilerinden başka herkese dokunanlar,kendilerini ise dokunulmaz zanneden güçlere cesurca kafa tutan kimse kalmadı mı aramızda ki;bir oyuncuyu nasıl ve nereden vuracaklarını çok iyi bilen,vahşi kurmaylarıyla türlü entrikalar çeviren,ardından timsah göz yaşlarını dökenlere karşı omuz omuza dayanabileceğimiz sağlam kaleler kuramıyoruz?
Bir haftadır Aydın’dayım. Burada birazcık dolaştım. Dolaşmamdaki amaç amatör tiyatroların çalışmalarını izlemek içindi. Genelde uğrak yerlerin liselerdi. Liselerdeki tiyatro gruplarının çalışmalarıydı. Okulların eğitim-öğretime başlamasıyla liselerde edebiyat öğretmenleri tiyatro çalışmalarına hemen başlamışlar. Nitekim zaten bir kere tiyatro hastalığına yakalanınca okulların açılmasını bile beklemeden oynayacakları oyunları seçmişler. İlk durağım Kuyucak Çok Programlı Lisesiydi...
Taras Şevçenko Kiev Milli Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Tudora Arnaut, Tuncer Cücenoğlu'nun oyunlarını değerlendirdi: ------------------------- Her insanın yaşamında şanslı günler/durumlar ve olaylar olur. Bu şanslar sayesinde hayatına daha yeni bir bakış ya da bakış kapına daha parlak bir pencere ekleniyordur. İşte böyle bir şanslı gün de benim için doğmuştu geçmişte. İnternet gazetelerinde benim yazılarımı okuyan Tuncer Cücenoğlu bir gün bana yazdı ve onun eserleri ve kendisiyle dostluğum böyle başladı. Onun oyunlarını ilk önce Türkçe sonra da Rusça okudum. Ana dilini bu denli iyi kullanan yazarın kalemine hayran kalmamak elde değil. Ayrıca oyunları, Rus diline de çok ustaca çevrilmişti ve Türkçe kadar akıcı ve edebi niteliğini korumaktaydı. Onun eserlerini okudukça şu cümleyi kurmak yerinde olur: “Türk çağdaş oyun yazarlarının başında gelen Cücenoğlu’nun kalemi dünya tiyatrosunda bir devrim yarattı.”
“6. Kıbrıs Tiyatro Festivali” ile ilgili olarak gittiğim Lefkoşa’dan dün döndüm. Cuma günkü köşemde altını çizdiğim gibi, izlediğim oyunların eleştirilerine “tiyatro… tiyatro” dergisinin ekim sayısında yer vereceğim. Ama geçtiğimiz perşembe akşamı, Sivas Devlet Tiyatrosunun mükemmele yakın bir çalışmasına tanık olduğumu burada belirtmeden geçemeyeceğim.
Mahiye Morgül'e… Verdiğimiz tiyatro atölyesi ilanına karşılık değerli üstat Mahiye Morgül kendince bir şeyler yazmış. Araştırmadan, rastgele yazdığı bu yazılar Gibi Yapanlar’ı aşağılamaktadır! Özgür tiyatroyu savunan, başkalarının yerine de düşünüp kafa patlatarak, halkını bilinçlendirmek adına kendini feda eden, Gibi Yapanlar’ın başı her zaman diktir ve güzel, yararlı işler yapmaya devam edecektir!
Hey Antalyalı! Biz bu yaz İzmir’in Güzelbahçe’sinde seni düşündük. Ülkemizin dört bir yanından topluluklar bir araya gelmiştik. Buluştuğumuz için sevinçli, ülkemizi sevdiğimiz için dertliydik. Herkesin ilinden bir torba derdi vardı.....
6. Kıbrıs Tiyatro Festivali doludizgin sürmekte. Lefkoşalı olan, Girne’den, İstanbul’dan, Ankara’dan, Sivas’tan gelen tiyatrocularla birlikte olmak, onlarla söyleşmek bana keyif veriyor. Türk tiyatrosunu, Kıbrıs tiyatrosunu, dünya tiyatrosunu konuşuyoruz. Bu arada beş yıl önce yazdığım bir eleştiriye (Nedret Denizhan gibi) şimdi açıklama getiren de oluyor, kendisiyle ilgili olarak iki yıl önce yazdığım eleştiriyi (Caner Bilginer gibi) eleştiren de oluyor. Serzenişte bulunan da var, selam vermeden geçen de… Olsun! Keyfim yerinde benim. Oyunların sahnelendiği Lefkoşa’daki Yakın Doğu Üniversitesinin 400 kişilik AKKM salonu tıklım tıklım doluyor. Kıbrıslıların tiyatroya gösterdikleri yoğun ilgi, adı Kıbrıs’ta tiyatronun misyonerlerinin başında anılan, festivalin mimarı Yaşar Ersoy’un da ağzını doğal olarak kulaklarına vardırıyor...
Ferhan Şensoy, 14 yıl önce televizyon ekranına dizi olarak gelen, kendi yazıp yönettiği ‘Boşgezen ve Kalfası’nı tiyatro sahnesine taşıdı. Ferhan Şensoy’u tanıdığım günden bu yana onun çok özel bir insan, çok özel bir tiyatrocu olduğunu düşünmüşümdür hep. Pamuklara sarıp sarmalayıp değerini bilmemiz gereken bir tiyatro adamıdır o.
2500 YILLIK ÖZLEM Günümüzde oynanan Barış, antik dönem oyunu.Yazarı ise Aristophanes. Komedi yazarının 2500 yıl önce yazmış olduğu oyun, günümüzde de oynanınca ilginç oluyor.2500 yıldır aynı sorunların yaşandığını anlatan oyun, insanın savaş karşındaki evriminin ne kadar uzun süreceğini hatırlatıyor.
Bulgar yazar Stanislav Stratiev'in yazdığı Özdemir İnce'nin çevirdiği ve Arif Akkaya'nın yönettiği Deri Ceket; Gamze Kuş'un sahne ve Nihal Kaplangı'nın kostüm tasarımıyla sahneye yansıyor.
Yılardır devlet yardımı desteği ( daha adı bile tam net olarak saptanmamış ) her ne hal ise bu dağıtılışı neye ve kime neden verildiğini ve her dağıtım sonrası kavgalar kırgınlıklar yaratan bu işleyişi ben de anlayamıyorum. Bence ciddiyetten uzak ve ayrımcılıklara neden olan bu dağıtım ya bitirilmeli ya gerçekten amaca hizmet etmelidir. Öncelikle büyük bir bütçe ayrılarak işe başlanmalıdır diye düşünüyorum...
Geçmiş imparatorlukların katmanları üzerinde kurulu, görkemine Byzantium, Konstantinopol, Stambuli gibi ayrıcalıklı isimler yakıştırılmış İstanbul, “malûmunuzdur” efendim, günümüzde yerli-yabancı girişimcilerin ve de uluslararası mimarların ellerindeki teknik bilgilerle çokça uğradıkları, uğraş verdikleri bir bölgedir. Elbette mimarlar ve plancılar bu bölgenin içinde kendiliklerinden ortadan kaybolmadılar, fakat bir planın ne anlama geldiğinden ya da bir binayı tasarlayanın neden mimar olması gerektiğinden habersiz vurguncuların elinde kukla oldular. Vurguncularsa, Türkiye’nin incisine asla onarılamayacak zarar/lar verdiler, harap ettiler.
Dün öğle vakti Lefkoşa’ya geldim. Lefkoşa Türk Belediyesinin (LTB) 50’nci kuruluş yıl dönümünü kutlama etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen “6. Kıbrıs Tiyatro Festivali”, geçtiğimiz pazartesi akşamı Costas Ferris’in yazıp yönettiği Ankara Devlet Tiyatrosu “Rembetiko” ile başladı. Müzikal oyun “Rembetiko”nun, barış ve halkların birleşmesine ve Türk-Yunan halklarının dostluğuna adandığını biliyordum, gel gelelim izlemeyi “elimde olmayan nedenlerle” bu kere de kaçırdım.
Arkadaşlar merhaba. Ülkemizdeki artist olma hayali öle bir hal aldı ki, büyükler tarafından nasihat olarak verilmeye başladı, benim oğlum artist olsun, kızım manken olsun gibi zihniyetle sanat ve sanatçı kavramı yok olmaya, kalite düşmeye başladı! Üniversitelerin güzel sanatlar fakültesi, konservatuar bünyesindeki sahne sanatları tiyatro oyunculuğu bölümlerine hazırlanan sanatçı adaylarına bu yazı dizisi altında toplamak onların heyecanlarına ortak olmak istedim. Her kişinin bir çalışma sistemi vardır, değerli üstatların ve hocalarımızın, eğer eksik bir yer varsa uyarmasını rica ederim.
Gılman Kahyaoğlu Peremeci, Rıfat Ilgaz'ın Kurtar Beni isimli öyküsünü Tiyatro Dünyası için seslendirdi! Web sitemizden dinleyebilir, cep telefonunuzda ya da mp3 çalarınızda dinlemek için indirebilirsiniz..
İş bekliyoruz Aş bekliyoruz Sağlık hizmeti bekliyoruz Eğitim bekliyoruz Hak bekliyoruz Hukuk bekliyoruz Başarı bekliyoruz İlgi bekliyoruz Şefkat bekliyoruz Merhamet bekliyoruz Aferin bekliyoruz Alkış bekliyoruz...
"Neredesin, şu dağın ardında kalan umudum; merhaba!” "Batı kafalı, doğu gövdeli, doğu kafalı, batı gövdeli, aralarındaki sandalye dalaşmalarını halka yurtseverlik, özgürlük savaşı diye gösteren politika cambazları, ey tükürdüğünü yalayan, ey her kapıyı açan yalan dolan merhaba!”
Ken Ludwig, Amerika’da son dönemlerin en başarılı komedi yazar ve yönetmenlerinden sayılıyor. Yirmi beşten fazla ülkede oynanan oyunları ve uyarlamalarıyla evrensel üne kavuşmuş. “Oyun Karıştı-Moon Over Buffalo”, Ludwig’in Broadway yaşamını oyunlarına yansıttığı yapıtları arasında en başarılısı olarak gösteriliyor. Tiyatro dünyasında ün yapmış, ama artık yıldızları sönmekte olan oyuncu bir karı-kocanın başından geçenlerin anlatıldığı, “eğlendirici tiyatro” ya da “ticari tiyatro” türü olarak tanımladığımız, sadece eğlendirmeye yönelik burlesk ve vodvil karışımı “Oyun Karıştı”, şimdilerde Haldun Dormen Usta’nın yönetiminde Asuman Dabak Tiyatrosu tarafından “Bu Oyun Başka Oyun” başlığı altında sahnelenmekte.