Muhsin Ertuğrul Sahnesi Yıkılıyor !
Sevgili arkadaşlar,
Suyun bu yanında durduğumuzda neden öte yanını merak ettiğimizi hiç düşündünüz mü?Çünkü ben merak ederim de.Orada da ışıklar vardır,orası da suyun kenarıdır,orayı da insanlar kuşatmıştır,olsun yine de merak ederim.Eminim siz de etmişsinizdir.Gitsek ne olur acaba?Biliyor musunuz hiç bir halt olmaz.Gidersiniz,gittiğinize pişman olursunuz kimi kez.Benzer yerden gelmişsiniz duygusu yaşatır size gittiğiniz yer.Bu yüzden niyetlenmeyin bile.İkisi de sonuçta suyun öte yanıdır.Birbirlerini yansıtır.
Bizler de birbirimizi yansıtırız.İşte o anlattığım suyun öte yanı gibi.Karşı karşıya geldiğimizde suyun iki yanını temsil ederiz.Düşüncelerimiz farklılık içerse de konuştuğumuz şeyler hep aynıdır.Bizler,çok değil,daha iki ay öncesine kadar hep aynı konuyu konuşuyorduk.Neydi o konuştuğumuz konu..?Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkım kararıydı değil mi?Hepimiz bir şekilde o yıkıma karşı çıktık.Farklı düşüncelerimiz olsa da,yapılan o protesto toplantılarının en azından birine (ben hepsine katıldım)samimiyetle katıldık,tiyatromuzun yıkımına karşı çıktık.Sonunda sahnemiz açıldı,biz direndiğimiz için mi açıldı bilmiyorum,hatta buna sanmıyorum bile diyebilirim!Birileri bunu "görev değişikliğine" bile bağladı ki gerçekten çok komikti."Projeleriyle"gelen yöneticilerimiz,gördük ki temel projeleri yeni oyunlar asmakmış.Peki aslolan bir oyunun sahnelenmesi için tiyatronun var olması değil midir?Önemli ustalarımızı ağırlayan,festivallere ev sahipliği yapan,cenazelerimizi kaldırdığımız,anılarımızı soyunma odalarında bıraktığımız,sahnesinde ibadet ettiğimiz Muhsin Ertuğrul Tiyatrosunun şimdi yıkılmasına göz mü yumacağız?Tamam oyun yapalım da nerede yapalım?Çünkü önemli iki ayağımızı kaybediyoruz.Türkiye'nin en önemli sahnesidir Muhsin Ertuğrul,ve özel projelerimizi sahnelediğimiz Cep Tiyatrosu.İkisini de kaybediyoruz.Ülke gibi tiyatro alanı da mevzi kaybediyor.Kimin umurunda..!Daha düne kadar kapısında nöbet tuttuğumuz tiyatromuzu ne çabuk gözden çıkardık.Ne oldu peki,o günden bugüne ne değişti?Harbiye'den Taksim'e yürüyüşümüzün ayak izleri bile daha kurumadı.Neden kimseden ses çıkmıyor,sesimizi mi kaybettik yoksa?Sesleri benim bile anlayamadığım bir şekilde gür çıkan tiyatro yöneticileri bu konuyla ilgili sanatçılara bir açıklama bile yapmıyorlar.ben bekledim,hatta "seçilmiş"meslektaşım Can Başak'a sordum."Cuma gününü beklememi söyledi."Bekledim.Bugün 8 Mart "Dünya Kadınlar Günü".Bu özel günün ayrıcalağından faydalanıp bir kez daha soruyorum.Tiyatromuzun yıkılmasına göz mü yumacağız,siz bu konuda bir şey yapıyor musunuz,yapıyorsanız nedir..?Bence hep birlikte soralım bu soruları.Eğer sormaz isek kamuoyunda hiçbir ciddiyetimizin kalmayacağından emin olabirsiniz.
Galatasaray'da bir binanın sadece Ş.Tiyatroları için satın alındığı duyumu doğru mudur.Eğer doğruysa bizim bir daha Harbiye civarına uğramamız söz konusu bile olamaz kanımca.Yanılıyor olabilirim.Lütfen yanıldığımı söyleyin,ya da bırakalım zamana yanılıp yanılmadığımı göreyim.Pazarlıkların döndüğü bir dünyada yaşamanın ağırlığını sırtımız taşıyamıyor artık.Suyun öte yanına geçsek ne olur?Suya bakmaya bile cesaretimiz yok,çünkü aksimiz bize hiç hoş şeyler söylemeyecek.
Mimarlar Odası'nın açtığı davaya kişisel olarak katılanlardanım,kendi davamı takip ettiğim kadarıyla sonucuna ulaşmadık.Bu ülkede hukuk kararı bile beklenmiyor artık demek ki."YIKILA"deniyor ve yıkılacak öyle mi?Sizin de buna vicdanlarınız el verecek..?Peki öyle olsun..!
Sevgiler...
Not :Bir zamanların fakir ama gururlu gençleri (orta yaşlıları,hatta yaşlıları)ortaya çıkın,ne çabuk kayboldunuz.