Batının yazarlarından Racine'nin gözüyle bir dönemin Osmanlı İmparatorluğu'na bakışını anlatan oyun, 4. Murat'ın taht uğruna kardeşlerini bile öldürebileceği düşüncesinin gölgesinde can buluyor. 4. Murat seferdeyken, sarayda, tahtı emanet ettiği Roksan, tüm yetkileri elindeyken, biraz da Cariye Atiye'nin yönlendirmesiyle, ölüm fermanı bulunan Bayazıt'ı kurtarmak arzusuna düşüyor. Çünkü her iki kadın da Bayazıt'a deliler gibi aşıktır. Saray içinde üçlü bir aşk karmaşası sürerken, bir yandan da yönetim boşlukları doğmaktadır.
İnsanoğlunun yeryüzünde ortaya çıkışından günümüze değin milyonlarca yıl geçtiği ve insanlar milyonlarca yıldan beri yaşam sorunlarının üstesinden gelmek için çaba gösterdikleri halde, bugünkü anlamda karı-koca ve anne-baba olma gereğini MÇÖ (Milattan Çok Önce) duyumsamışlar. Nereden biliyorsun derseniz, yazanların/yazılanların yalancısıyım.
Kalabalıklar içerisinde yalnız olduğunu hissetmek : Tek kişilik şehir. Behiç Ak’ın büyük ustalıkla yazdığı eser, teknolojinin insan hayatında ki yerini sorgularken, asosyalleşen bireylerin kendisiyle çatışmasına yer veriyor. Birey kavramını sorgulayan oyun, günümüz yaşam biçiminin dayattığı birçok kavram ve ilişkiyi yeniden düşünmemize neden oluyor.Görünürde, sanal aşkı yakalayan adam ve kadının üç aşağı beş yukarı aynı hayatları yaşadığı ve buna ek olarak umursamaz garson kızın diyaloglarından oluşan bir oyun.
18 Kasım Pazar akşamı Tiyatro Pera’nın bu sezon ki yeni oyunu olan Profesör ve Hulahop ta oynayan Engin Alkan’la, oyun bitiminde söyleşi için sözleşmiştik. Çok bekletmiyor bizi oyun çıkışında. Oyunun oynandığı sahne ışıklarının altında, çok keyifli bir sohbet yapıyoruz. Sanki başka bir zamanda, başka bir yerdeymişiz gibi vakit nasıl geçti anlamadım. Eminim ki sizde okuyunca zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacak ve bana hak vereceksiniz.
Yıldız Teknik Oyuncuları'nı sık sık duyardım, tiyatro portallarında, eleştirilerde, söyleşilerde.. Hatta genç tiyatro grupları deyince akla geliveren birkaç gruptan bir tanesidirler.. Oyunlarını merak ediyor olmama rağmen hiç izleme fırsatı bulamamıştım. Meğer davet bekliyormuşum :) Önceki perşembe Mikado'nun Çöpleri oyununu izlemek için 3 arkadaş Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeydik..
Oyun geçtiğimiz günlerde Konya devlet tiyatrosu tarafından sahnelendi. Nezihe Araz’ın yazdığı eser; Kurtuluş Savaşının isimsiz kahramanlarını; kadınlarımızı, savaş sırasında yaşadıkları acılara rağmen vatan aşkı ile nasıl erkeklerinin yanında yer aldıklarını, yazarın gözünden anlatan bir oyundur. Halide Hanım, Gökçe, Yörük kızı Dürdane, Gülnar, Saime, Turna Gelin, Kara Fatma ve Zübeyde Hanım’ın gözlerinden ve yaşadıklarından tüm o yılların isimsiz kahramanlarını anmamızı ve anımsamamızı sağlıyor.
Yazının Türkçe'si çok yakında Tiyatro Dünyası 'nda ! Avra Sidiropoulou, a talented and famed Greek writer & stage director. She has a worthwhile background that impresses me all the time. I had a chance to have a deeper look at her studies. Directing is a very tough job, that someone should manage all the stuff and take responsibility of all the play. Since, stage directors 'act from back stage' we sometimes have a need to ask some questions to understand their feelings and studies more deeply. At this point, I addressed some questions to her, and I want to share this study with you. Mrs Sidiropoulou, first of all I want to ask you, how a play is formed in your mind before rehearsals start, and what kind of criterias become important when you select a play to stage?
Amerikalı yazar Lyle Kessler’ın, Türkçe’deki karşılığı “Yetimler” anlamına gelen “Orphans” başlıklı oyununu, ışıklar içinde yatsın Ali Neyzi, metnin içindeki “müstehcen” sözcükleri olanca kibarlığı içinde sarıp sarmalayarak titizlikle dilimize çevirmiş. Tiyatro İstanbul, Gencay Gürün’ün yönetiminde “Çıkmaz Sokak Çocukları” başlığı altında 2007-2008 sezonu oyunu olarak seyircisiyle buluşturmakta. Kimler oynamıştı, nasıl oynanmıştı pek anımsayamıyorum, ama Gencay Gürün’ün aynı oyunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni olduğu yıllarda kurumunda da sahnelediği aklımda..
ilk başta ana rahminde üç spermden pardon, dört spermden bahsediliyor. Ana rahmindeki dört sperm ne kadar ilgi çekici olabilir diye düşünürken bulundukları rahmin sahibi canlı bomba olmaya karar verince işler trajik bir hal alıyor. Hatta bu trajiklikten doğan komiklikler içinde buluyoruz kendimizi. Spermlerden oluşacak embriyoların karakterleri birbirinden zıt kutupları oluşturuyor. Liberal sağcı bir sperm, onun akabinde tam zıttı olan solcu feminist bir sperm, bir diğeri aşırı dindar olup en sonuncusu da azınlığı temsil eden eşcinsel bir spermin aralarında geçen konuşmaları, duygu karmaşasını endişelerini, anlaşmazlılarını, izlemekteyiz oyun boyunca.
Yazmak nedir diye sordu kocaman bakan gözleriyle… “Bir kurtuluş” dedi, elinde kalemiyle son kitabını soruyu soran çocuk için imzalayan yazar. Ne çeşit bir kurtuluş bahsettiğiniz, somut dünyanın sıkıntıları mı? Yoksa hayal gücünüzü cendere altına alan parmaklıklardan mı kaçıyorsunuz? İşte o son laftan sonra kafasını kaldırıp baktı çocuğun sivilcelerle örtülü ergen yüzüne.
Umutların ve sevinçlerin oyunu: ‘Aşkın Yaşı Yoktur’ Dolores ve Fernando, eşleri öldükten sonra yaşama küsmüş iki karakter. İkisi de çocuklarının dikkatini çekmek için hastalıklar dışında hiçbir şeyle ilgilenmemekte. Sürekli gidilen doktor/lar, yinelenen ilaçlar, uydurulan hastalık/larla geçmekte olan günlerinin birinde, Dolores ile kızı Manuela ve Fernando ile oğlu Ricardo, Dr. Bolt’un muayenehanesinde rastlaşırlar.
Boş bir bank ardından banka bir genç erkek oturur, kısa süre sonra da yanına yaşlı bir adam oturur. Yaşlı adam: herkesin bir beklentisi vardır sona ya da başlangıca dair seninki nedir? Genç adam: nasıl yani? Yaşlı adam: yani niçin bu bankta oturuyorsun birini mi bekliyorsun yoksa az önce sevdiğinden mi ayrıldın? GA: hayır bir amacım yok buraya oturmakta sadece güzel havanın tadını çıkarıyorum.
Oyunun hem yazarı, hem yönetmeni, hem de oyuncularından biri olan Kemal Kocatürk üçüncü sayfa haberlerini biriktirirmiş, oyunu yazarken bu haberlerden ilham almış. Her haberin bir hikâyesi olduğunu ve her haberden bir oyun yazılabileceğini söyleyen Kemal Kocatürk kendisinin yaptığı şeyin hayatın içinde olanları sahneye yansıtmak olduğunu söylüyor.
“Murat Daltaban Londra’ya gitmiş, bir oyun bulmuş,” dediler; “Oyunun prömiyeri var,” dediler”; “Galası yapılıyor,” dediler; “Oyun ayakta alkışlanıyor,” dediler; “Yahu bu oyun, İngiltere’de seyircilerin büyük protestosuna neden olmuş, hatta yazar Philip Ridley’in dostları salt bu oyun nedeniyle yazarla ilişkisini kesmiş,” dediler; “Böylesine insanlık dışı, aşağılık bir metin nasıl olur da Türkiye’de oynanır,” dediler; “O ne belden aşağı küfürler öyle” diye gürlediler merakımı iyiden iyiye çimdiklediler.
Hep merak etmişimdir Selçuk Yöntem’i sahnede. Şimdiye kadar izleme fırsatı bulamamıştım kendisini. Onun için de bu oyuna giderken çok heyecanlıydım. Yağmurun azizliğine uğrayıp son dakikada yetişiyorum oyuna. Balkona oturuyorum, tavandan damlayan yağmur damlaları eşliğinde başlıyorum oyunu seyretmeye.
“Gibi Yapanlar yazıyor!” sloganıyla başlattığımız yeni projemizde amacımız; günümüzde, teknolojinin etkisi, bozuk eğitim sitemi, toplum baskısı gibi çeşitli sebeplerden dolayı kendini ifade etmekte…
Oyun : Çıkış Yok Yazan&Yöneten: Serkan ÖZ Dramaturg: Günay Ertekin Oyuncular: Gözde Çetiner, Güliz Şirinyan, Serkan Öz, Ozan Ayhan Cinsel tercihlerimize biz mi, için de bulunduğumuz toplum mu…
Kemal Oruç: “Tiyatro bir düşüncedir bence ve sahnede olan herşey bu düşüncenin gölgeleridir sadece.” Tiyatroya 14 yaşında başlayan Kemal Oruç “On yıldır bir saniye bile ayrılmadan tiyatronun içinde…
Başarılı ödenekli tiyatrolarımız arasında parmakla gösterilen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2006-2007 sezonunda özellikle Cumhuriyet gazetesindeki “Kim Kime Dum Duma” bandındaki…
“AKM YIKILSIN” diyenlerin öne sürdükleri gerekçelerin ne denli haksız,ne denli halk çıkarının karşısında ve ne denli akılsız olduğunu gösterelim evvela : 1.) Şimdi “AKM'NİN MİMARLIK TARİHİ İÇİNDE…
İSTANBUL KÜLTÜR VE SANAT SENDİKASI YÖNETİM KURULU ,