İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

Koca Bir Aşk Çığlığı - Aysa Prodüksiyon

Yasemin Aktaş ,

 
Hep merak etmişimdir Selçuk Yöntem’i sahnede. Şimdiye kadar izleme fırsatı bulamamıştım kendisini. Onun için de bu oyuna giderken çok heyecanlıydım. Yağmurun azizliğine uğrayıp son dakikada yetişiyorum oyuna. Balkona oturuyorum, tavandan damlayan yağmur damlaları eşliğinde başlıyorum oyunu seyretmeye.
Dört kişilik bu oyunda Selçuk Yöntem, Tilbe Saran, Hazım Körmükçü ve Bekir Aksoy aynı sahneyi paylaşıyorlar. Oyunun bahsedersek; Hugo ( Selçuk Yöntem) yıllarını oyunculuğu adamış, bir zamanlar oyunculuğunun zirvesinde olan, eski şaşaalı günlerinden neredeyse eser kalmamış ve son olarak oynayacağı bu oyunda da son hamlesini yapacak biri olarak karşımıza çıkıyor. Bir diğer oyuncumuz Gigi Ortega ise sanat yaşamının zirvesindeyken alkole yenik düşmüş ve herşeyini kaybetmiş biridir. Kendisinin Hugo'dan pek de altta kalır tarafı yoktur, oyunculuk konusunda. Her ikiside bir zamanlar sanat yaşamlarında popülerken, şimdi neredeyse unutulmak üzeredirler. Son zamanlarda yağptığı işlerde adını duyuramayan yaşlı jönümüze bir oyun bulunmuştur, menajeri (Hazım Körmükçü) tarafından. Onca geçen zamandan sonra tek sorun bu oyunun iş yapabilmesidir. Bunun içinde neye ihtiyaç var, tabi ki biraz sansasyona. Bu oyunun iş yapabilmesi için Hugo’nun eski sevgilisi Gigi ile oynaması gerekmektedir. On yıldır birbirini görmeyen bu ikili nasıl aynı sahneyi paylaşır? Bu da Hugo’nun menajerine düşer. Her işini tereyağından kıl çeker gibi yapan bu adam, yavşaklığının zirvesinde bir menajerdir. Sevgili menajerimiz artık pembe mi yoksa ne renk olduğu bilinmeyen yalanlarla bir araya getirir bu ikiliyi.
Aslında oyun içinde oyun izliyoruz. Uzun yıllar birbirleriyle görüşmeyen çiftimizin, birbirlerine karşı sevgiden kaynaklanan öfkelerini, kendileriyle ve birleriyle iç hesaplaşmalarını görüyoruz. Ve bunun yanında bir oyun esnasında oyuncuların, yönetmenin dekorun, ışığın nasıl hazırlandığını hep birlikte izliyoruz hem de komik bir şekilde. Özellikle Saran ve Yöntem arasındaki kavgaları, sonra birbirlerine karşı duydukları sevgiye karşı koyamayışlarını görüyoruz. Ne güzeldi o sahneler, oyunun içindeki son provalar. Ve oyun günü gelmiştir artık, perde açılıyor. Oyun bitiyor ve salondan büyük bir alış kopuyor. Gay rolünü oynamak yönetmene (Bekir Aksoy) kalıyor. Bekir Aksoy’un hakkını vermek lazım. Sesindeki oynamalarla zaman zaman erkekliğini de hissettiriyor seyirciye. Rahatsızlık vermeden rolünün hakkını veriyor.
Eskiden de böyle miydi acaba, gaylere bu kadar yer verilir miydi oyunlarda? Her oyunda giderek klişeleşmiş bir hal alan gay tiplemesi, bu oyunda da çıkıyor karşımıza. İzlediğim son beş oyunun üçünde de gay kullanılmıştı, anlamadım nedendir?
Neyse bırakalım şimdi bunları. Gelelim sahne arkasınaki adsız kahramanlara. Dekor tasarım Hakan Dündar’a, ışık tasarım Cem Yılmazer’e , müzikler de Joel Simon’a ait. Ve yönetmen koltuğunda Işıl Kasapoğlu yer almakta. Işıl Kasapoğlu’nu tebrik etmek lazım, çok güzel bir şekilde sahneye koymuş bu oyunu, her şey yerli yerinde. Sıkılmadan nasılda geçiyor iki saat anlamıyorsunuz. Oyunculara gelince hepsini tek tek tebrik etmek geliyor içimden. Abartısız ve kararında oyunculukları için
 
Yasemin Aktaş
yasemin@tiyatrodunyasi.com
 
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Yasemin Aktaş imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Eleştiriler

ŞEHİR TİYATROLARINDAN YENİ OYUN : YA DEVLET BAŞA YA KUZGUN LEŞE

Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe bu sezon Şehir tiyatrolarının kalabalık kadroya sahip oyunlarından birisidir. Orhan Asena’nın kaleme aldığı bu eserde, Kanuni Sultan Süleyman(Mazlum Kiper) zamanında oğullarının tahta geçmek için yaşadıkları süreç çarpıcı bir şekilde dile getirilmiş. Hürrem Sultan’ın(Berrin Koper) oyunlarına gelen Kanuni’nin ilk eşinden (Gülbahar) olma oğlu Şehzade Mustafa’nın (Doğan Altınel) öldürülmesinden sonra diğer oğulları arasında yaşanan taht kavgası gözler önüne seriliyor.

Eleştiriler

Oyunbaz Martı ile karşınızda…

Bu oyunu çok duymuş ve gitmeyi de çok istemiştim ama bir türlü vakit bulup da gidemedim. Dolapdere mi, oraya nasıl gideceğim diye düşünüyordum. Çok da uzak değilmiş. Geçenlerde Yurdaer Okur’la yaptığımız söyleşide, kendisi bu oyundan bahsetmiş ve çok beğendiğini söylemişti. Bende gittim, gördüm ve…

Röportajlar

Uzun Soluklu Oyunların Oyuncusu Yurdaer Okur ile Söyleşi

Devlet Tiyatrosu’nun uzun soluklu oyunlarında (Leenane’nin Güzellik Kraliçesi ve Benerci Kendini Niçin Öldürdü) rol alan deneyimli oyuncuyla, oyun çıkışında buluşuyorum. Tiyatro izleyicisinin yakından bildiği, tiyatroyu takip edemeyenlerinde televizyonlardan tanıdığı ve sevdiği bir isim Yurdaer Okur. Söyleşi öncesi, onun hakkında araştırma yaparken çok güzel yazılar okumuştum. Söyleşiden hemen önce izlediğim Benerci’deki performansına hayran kaldığımı söylemeliyim (bu söylediğim diğer oyuncular içinde geçerli). Konuşmamız boyunca tavır ve davranışlarıyla, tiyatroya ve sinemaya olan aşkı gözlerinden okunuyor diyebilirim. Keşke sizde orda olabilseydiniz ama yinede üzülmeyin. Bu röportaj, okudunuz zaman gözlerinizde canlandırabileceğiniz gibi capcanlı oldu. Şimdiden iyi okumalar herkese…

Eleştiriler

Sivas ’93- Dostlar Tiyatrosu

“Bu bir eleştiri değil, teşekkür yazısıdır.” Düşündüm de benim ilkokula başladığım yıllarda ( 7–8 yaşlarında ) yaşanan bu olay hakkında, hatırımda kalan pekte bir şey yok. Oyunu izlerken, oyun hakkında bir bilgimin olmamasına üzüldüm, daha doğrusu yaşanan o katliamı hatırlamadığıma üzüldüm. Katliam diyorum, çünkü bir takım insanların dolduruşuna gelen cahil insanlar topluluğunun, hem dinden bahsedip, hem de bu cinayeti işlemesi katliamdan başka nedir ki! On beş yıl tarih açısından çok kısa bir zaman belki de. (Bu yaşananların bir filmden ibaret olmasını isterdim, keşke onca masum insan o şekilde ölmeseydi.)