DENİZ GÖKÇER'i dinlerken..
Haydi itiraf edelim, bizim için bir hayaldi bu söyleşi. Tamam uzak bir ihtimaldi.
Haydi itiraf edelim, bizim için bir hayaldi bu söyleşi. Tamam uzak bir ihtimaldi.
Aşk yahu, derdi Yıldız Hoca.Haklıymış !
Daha 'Perşembenin Hanımları'nı ilk izlediğimde yüreğime çakılan o repliklerden mi çıkmalıydım yola ? Marie ile yaşadığım özdeşimi mi itiraf etmeliyim,tüm açık yürekliliğimle.Yan yollara sapıp,maskeler takmadan.
Sabahları seviyordu Fatma Aliye. " Herkes uykudaykenki sabahı. Daha kimsenin eli sabaha değmemişken... " Sahnede uçsuz bucaksız ıssızlığıyla bir çınar.
"İlk aşk, güneşle toprak arasında doğdu" demişti Necati Cumalı.Ben aşkın hemen her yüzünü, her rengini yaşadım.Aşkın kimi kez bir ökse ve tuzak olduğunu,bazen nergiz, bazen yankı olabileceğini de, öğrendim yaşayarak.Rosenbergler'in aşkı gibi bir aşk, diye çok sordum kendime.Bilmem yaşamadım sanki.Ya da unutmuşum.Çok ötelerde kalmış.
Gözlerindeki o sonsuz ışık çakımları... sarıların menevişlendiği uçsuz bucaksız kahverengilikte yanıp sönen binlerce ışık... gölgesiz, riyasız. Hüzne zincirli bir gülümseyiş var dudaklarında.