| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
-Kelimelerin Efendisi- LaBute'dan Zorla Güzellik - Kent Oyuncuları
Melih Anık




Polonius sorar : “Ne okuyorsunuz, efendimiz?” Hamlet : “Kelimeler kelimeler kelimeler” .(Orhan Burian çevirisi) Shakespeare 16.yüzyılda vurgular kelimelerin gücünü.

Hamlet kararlıdır : “Tiyatroyu bir kapan gibi koyup önüne / Kralın vicdanını kıstıracağım içine” (Sabahattin Eyüboğlu çevirisi) Katil Kral, bir kelime ile kendini ele verir.

Söz ağızdan çıkınca sizin değildir artık . Hamlet’in cevapladığı Kral: “Bu cevabın benimle hiç ilişiği yok” deyince Hamlet: “Artık bana da ait değil” der.(OB Çevrisi)

Annesi ile konuşmaya giderken , Hamlet kendine telkin eder : “Onun kalbine sözlerim işlesin hançerim değil. Bu işte dilimle gönlüm birbirine yalancılık etsin..Sözlerim ne kadar hırpalarsa hırpalasın gönlüm bu sözlere mührünü basmayacaktır.” (OB çevirisi)

Bir dialoğu bitirir, bir katili ele verir kelimeler ; vicdan sıkıştırılır kelimelerle; bir kanlı oyunun tetikçisi, itirafçısı olur kelimeler; kalbe işleyen kelimeler vardır, hançer kadar tesirli ; dil, gönlün yalancısı , sır ortağı olur bazen ; gönül razı olmasa da söz hırpalar.

Neil LaBute’un Zorla Güzellik oyununu seyrettikten sonra aklımdan bunlar geçti. İnsan yine ayni insan ve 400 yıl geçse de tiyatro, kelimelerle kucaklıyor bizi, ne iyi !

Zorla Güzellik (Reasons To Be Pretty), 1963 doğumlu Amerikalı film yönetmeni, senaristi ve oyun yazarı Neil N. LaBute’un 2008 yılında Off-Broadway’de seyirci ile buluşan oyunu. Oyun 2009’da yeniden sahnelenmiş, çeşitli dallarda Tony Ödüllerine aday gösterilmiş ve toplamda yüzün üstünde performans yapmış. Darısı Kent Oyuncuları’nın başına.

Bu oyunun sahnelenmesi, hem cesareti hem de 50.yılını idrak eden Kent Oyuncuları’nın prensiplerini gösteriyor, iyi ki o prensipler var. Başkası elinde “yazık olacak” oyun onların elinde seyredilmeye değer bir gösteri haline geliyor. Yeni kuşak, “Kenter ekol”ünü yaşatıyor.Zorla Güzellik, tiyatro severin zevkle seyredeceği ama bir kısım seyirci için zor bir oyun. Bir anlamda seyircinin “tiyatro sınavı”. “Kelimelerin efendisi” LaBute yine şaşırtacak sizi.

Tv’de zaplarken önüme çıkan bir söyleşide(skytürk) Defne Halman ve Engin Hepileri’yi izledim. Sunucu “zorla güzellik” olsun istiyordu sanki, en önce o kahkaha atıyor, oyuncuların anlattıklarından seyircinin “ağzını sulandıracak” bir şeyler yaratmaya kalkışıyordu. “Ah o yatak sahnesi” şaklabanlığına kızdım. İyi niyetli idi ama onun ağzını sulandırmaya çalıştığı seyirci bu oyunu sevmez. Bu oyunun seyircisinin çoğu da onu izlemiyordu muhtemelen. Sunucunun kaş, göz ile yaratmaya çalıştığı “zorlama sempati” karşısında Defne ve Engin’in kendilerini “zorlayarak” ona katılma çabalarından, anlatmaya çalıştıklarını anladım. (Defne ve Engin kadar terbiyeli ve dayanıklı olmazdım herhalde. Oyuncuları o hale “zorlayan” düzene de yazıklar olsun!)

Oyunun broşüründe “Yeni Komedi” yazılmış. Ben bu “komedi”nin seyirciye yönelik yazılmış olduğunu düşünüyorum. “Yeni” kelimesi “yeni yetmelerin” “yeni dünya”yı algılamasını anlatıyor belki de. Ya da yeni dünya algısına sahip olanlar da gelsin seyretsin demek istenmiş, kim bilir. Ama ‘kelime’nin tarihi çok eski.

LaBute’un anlattığı hayatları herkes biliyor ; LaBute’un karakterleri uzaydan gelmedi, dünyalı; LaBute’un dialogları hepimizin dilinde yani hiçbir şey “yeni” değil ama üstü kapalı geçiştirdiğimiz, kendimize bile itiraf edemediğimiz , maskeli düşüncelerin , davranışların arkası, sırrı dökülmüş aynası çıkacak karşınıza. Tebessümünüz dudaklarınızda yarım kalacak, kendinizi göreceksiniz çünkü.

LaBute’un dili misantropik bulunmuş. Daha iyisini özleyen ama yaşananlara kahrederek güvensizlik, sevgisizlik, nefret, bıkmalardan keskinleşmiş bir söylem üzerine kurulu. Daha önce Şeylerin Şekli’nde de gördüğümüz karamsar, alaycı, dışarıdan bakarmış gibi yapıp ama tam onikiden vuran, içinde sürprizler taşıyan bir dil. Hatta oyun başında Şeylerin Şekli’nin dörtlüsünü görür gibi oluyorsunuz. Ayni oyunun yeni bir versiyonu mu derken LaBute yaşları birbirine benzeyen iki çiftten yeni bir öykü yaratıyor. Bu izlenim yanlış da sayılmaz. Zira Zorla Güzellik, Şeylerin Şekli, Şişman Domuz’dan sonra gelen ve fiziksel “takıntılara” değinen bir üçlemenin son oyunu.


LaBute’un kelimelerin gücünü kullanmada nasıl başarılı olduğu biliniyor,belki de bu onun tutkusu.. Oyun , tüm ilişkilerimizde doğru kelime seçimi , dinleme, anlama, anlatma üzerine bir deneme, önyargılarla yüzleşme. Bu arada kelimelerin içine yüklenmiş barutu patlatmak için uygun zaman ve yeri arama, karşımızdakini kelimelerle manipüle etme oyunlarını, ya da günahsız gibi görünen kelimelerin başkasının içine ya da taşı gediğine oturttuğunuzda nasıl birer bomba haline gelebileceğini de gösteriyor. Arkadaş için yapılan bir fedakârlığın nasıl bir vicdan azabına dönüştüğünü de görüyoruz. Yalanlar kelimelerle üretiliyor; özürler, kavgaya yol açan kışkırtmaların faili kelimeler. Ama kelimeler doğru yerde bir şey anlattığında huzurlu bir vicdanın da yaratıcısı. Ağızdan çok da düşünmeden çıkan bir sözün oluşturacağı “felâketin” boyutlarını anlamak için bu oyunu seyretmeli. Konuşmayı boş zamanlarda yapılan bir iş gibi yapıp yol açtığı sonuçları karşısında bocalayan insanların, düzeltmeye çalıştıkça karıştırmaları üzerine kurulu oyun. Konuşma, iç güdüsel olmaktan kontrol edici olmaya başlayınca eski alışkanlıklardan bir anda kurtulmak, sürüklenmeden kıyıya çıkmak hayli zor. LaBute sıradan gibi görünen dialoglarla olayı geliştiriyor. Gösteriyor sadece, çok bilmişlik yapmıyor. Kesin olan bir şey var ki LaBute iyi diyalog yazıyor.

“Sıradan…” Olayları başlatan bu kelime. “Sıradan bir güzellik”. İçinde kötülük, ima taşımayan, ama bir başkası için “güzel” demişken hemen arkasından kendi sevgilinizin güzelliğini anlatmak için o kelimeyi kullanırsanız başınıza ne gelir görürsünüz. Hayat böyle işte. Yerinde kullanılmamış bir kelimeden çıkıyor savaşlar ! Erkeklerin kendi aralarındaki dostlukların, sırların paylaşıldığı sürece süreceği, iyilik yapmanın cezasız kalmayacağı, insan denen yaratığın kendini kontrol edememesine aslında ‘dokundurulan’ kelimelerin neden olduğu, kelimeleriniz yetersizse, kaslarınızın ‘konuşacağı’, insanın dışa vurduklarının aslında kendisi ile hesaplaşması olduğu… Belki siz daha çoğunu bulursunuz oyunda. Zira sizi oluşturan kelime dünyası , bambaşka bir dünyayı açar önünüzde. Kelimeler başlatır kelimeler bitirir ilişkileri.


İnsan kelimelerin yarattığı bir yaratık. LaBute’un karakterleri de kullandıkları kelimelerle yaratılıyor. Tercüme (Aslı Salarvan) hakkını vermiş. Küfür, kuvvet, itidal, saflık ile yaratılmış karakterler. Onların dilleri değiştikçe karakterler değişiyor, oyun gelişiyor.Tersi de doğru.Yani karakterler değiştikçe dilleri de değişiyor.

Dekorda (Cem Yılmazer) yukardan inen digital saat, sade, basit ama kısa ve öz bir atmosfer algısını pekiştiriyor. Çok işlevsel. Bizim neslimiz için ‘digital’, otomatik, tam yerindelik, standart algısı ile akla gelirdi. Şimdiki nesiller için digital, elde taşınan sanal bir oyuncak . Başka isimlerle başka insan olma , kendini saklayarak başkasını gözleme oyunları oynamanın bir aracı. Giysileri tulum da olsa işçi olamamış ve sınıfsal algı ile açıklanamayacak bir nesil var şimdi. Digital dünya yeni bir insan yaratmakta. Onların bildiği savaş: siber; siperleri: değişen ‘İP’ler. Önemli olan: ‘görüntü’. LaBute bu insanların ‘sürüklenen’ ilişkilerini insanca bir özellik ile düzeltiyor; sanal olmayan, doğru kullanıldığında dünyalar değiştirecek kelimelerin samimiyeti ile. Sahnede zamanın geçişi de bir uyarıdır kim bilir. Digital saat bu atmosfere çok da uygun!

Oyunun içsel yapısı nedeniyle ortada seyirciye yakın oynanması daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Sahne biraz öne çıkarılmış zaten. Neden sahneyi biraz daha genişletip içine seyirci alınıp sahnede oynanmıyor oyun? Sıcaklık oyuna çok şey katardı.

Defne Halman(Steph), Engin Hepileri(Greg), Aslıhan Gürbüz(Carly) ve Gökçer Genç’in(Kent) oyunculukları görülmeye ve takdire değer.

Oturun koltuğunuza , sırtınızı dayayın, bu çok güzel oynanan ve çok şey bulacağınız oyunu seyredin, çok şey beklemeden, sakin … Kelimelerin gücünü düşünün . Oyunu düşünürseniz bir şeyler değişecek hayatınızda. Zira bizi biz yapan: kelimeler , kelimeler, kelimeler… Cümle olmak için sırasını bekler kelimeler.. Hançer olması ya da, kadife gibi yumuşacık bir şefkatle okşaması da bizim dilimizde.

Melih Anık
http://melihanik.blogspot.com

Not:
Engin Hepileri, Küstüm Çiçeği (TRT) dizisinde Semih'i oynuyor ve 2010 yılı Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri Yardımcı rolde en başarılı erkek oyuncu ödülünü aldı.


Aslıhan Gürbüz Yahşi Cazibe(ATV) dizisinde Cazibe'yi oynuyor.


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 511
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Büyük Aşkların Sonuncusu ve Çankaya Sahne
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • İşsizler Cennete Gider (Metin Boran) - 12/29/2010
  • 2010'un Son Gününde Vacip Olan Vicdan Muhasebesi (Üstün Akmen) - 12/29/2010
  • Cezmi Ersöz'ün Hesaplaşması: Kendi Kendine Konuşmaktır Aşk (Üstün Akmen) - 12/28/2010
  • Fenerbahçe'li Alex ve Tiyatro -Sıla-dır (Melih Anık) - 12/22/2010
  • Bana Aşkı Öğreten Şarkıcı İstanbul'dan Geçti: Peppino Di Capri (Üstün Akmen) - 12/22/2010
  • Metafor Denizinde Bir Oyun : Alemdar (Tohum ve Toprak) – İBB Şehir Tiyatroları (Melih Anık) - 12/21/2010
  • Ali H.Neyzi'nin Shakespeare Tercümelerinden Yola Çıkarak (Melih Anık) - 12/21/2010
  • Karışan insan hayatları: Bavul (İhsan Ata) - 12/21/2010
  • Nejdet Erdem'den 3 Skeç (Nejdet Erdem) - 12/19/2010
  • İstanbul Devlet Tiyatrosu – Üsküdar Tekel Sahnesi'nde Bir Ötekileşme Tragetyası; Baştan Çıkarma (Savaş Aykılıç) - 12/19/2010
  • -Kelimelerin Efendisi- LaBute'dan Zorla Güzellik - Kent Oyuncuları (Melih Anık) - 12/16/2010
  • Savaşlar Ölüler Gömülünce Kazanılırın Oyunu: Ölüleri Gömün (Üstün Akmen) - 12/16/2010
  • Düşüşen Maskeler (Nejdet Erdem) - 12/16/2010
  • Tiyatro Ayna'dan Bir Kadirşinaslık Örneği: Türkan Işık Yolcusu (Üstün Akmen) - 12/16/2010
  • Apolitikleştik (Erkul Eğilmez) - 12/16/2010
  • Perde Açılsın mı? (Melih Anık) - 12/13/2010
  • Hangisi Karısı (Cüneyt İngiz) - 12/13/2010
  • Ustalardan Bir Tangoya Ne Dersiniz?: Temiz Ev (Can Murat Yaşar Şengel) - 12/13/2010
  • Dünyanın Ortasında Bir Yer (Duygu Tekin) - 12/12/2010
  • Martılar ki sokak çocuklarıdır denizin… (Yurdagül Yurtseven) - 12/12/2010
  • İstanbul'da Tragedyanın Başına Gelen Tragedya: Bakhalar (Üstün Akmen) - 12/12/2010
  • Aldatan kim? (İhsan Ata) - 12/12/2010
  • Önce İnsan Önce Tiyatro (İlkay Sevgi) - 12/12/2010
  • Dünyanın Suyu Çıkmış (Skeç) (Yunus Emre Akgünler) - 12/8/2010
  • Dünyanın Suyu Çıkmış (Skeç) (Yunus Emre Akgünler) - 12/8/2010
  • Mış Gibi... (Tek Perde) (Burak Küçük) - 12/8/2010
  • Unutmak İstediğim Marat-Sade (2010) – İBB Şehir Tiyatroları (Melih Anık) - 12/8/2010
  • Bir Evet İki Hayır Arası Hayat (Esra Sancak) - 12/8/2010
  • Çocuklara Vurmayın (Ç.O.) (Aysel Sarıca) - 12/8/2010
  • Çöpiş ile Kıpkıp (Ç.O.) (Aysel Sarıca) - 12/8/2010
  • Başka Dünya Yok! (Ç.O.) (Aysel Sarıca) - 12/8/2010
  • Fazıl Say, Mussorgsky Çalarken Resim Yaptı… (Üstün Akmen) - 12/8/2010
  • Eğlence Garantili Tiyatro Ekibi: Espri Standartları Enstitüsü Kurumu (ESEK) (Onur Şimşek) - 12/6/2010
  • Arzunun Onda Dokuzu (Cüneyt İngiz) - 12/6/2010
  • Yedekleri Sayıyorum!!! (Arda Aydın) - 12/3/2010
  • Selam Sana Shakespeare ve Tiyatro Boğaziçi (Melih Anık) - 12/3/2010
  • 15. Ankara Tiyatro Festivali'nin Ardından (Hakan Yozcu) - 12/2/2010
  • …Söz, yarın uyanırız yine… (Onur Şimşek) - 12/2/2010
  • Tiyatroda Perde Kapanmaz mı? (Tartışma) (Moderatör) - 12/2/2010
  • İstanbul Devlet Tiyatrosu – Ölüleri Gömün de Yaşayanlar Ne Yapsın? (Melih Anık) - 12/1/2010
  • Nazım'ın Şiiri Tiyatro Olur Mu? Demek Oluyormuş!: Kerem Gibi (Üstün Akmen) - 12/1/2010


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    12 Aralık'tan itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Hangisi Karısı, 5. Sezonunda!
    Istanbul Fringe Festival - Uluslararası Performans Sanatları Festivali (18-22 Eylül 2019)

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |