Macide Tanır; Hayat, İnandığı Yolda Yürümeyi Göze Alanların Hak Ettiği Bir şeydir Çünkü...
UZUN DENECEK BİR ARADAN SONRA; MACİDE TANIR’LI, CEM KARACA’LI , BARIŞ MANÇO’LU ERDAL ÖZ’LÜ, 12 EYLÜL’LÜ, SUSURLUKLU BİR MURAT ÖREM YAZISI…..
Eleştiriler, incelemeler, söyleşiler ve köşe yazıları.
UZUN DENECEK BİR ARADAN SONRA; MACİDE TANIR’LI, CEM KARACA’LI , BARIŞ MANÇO’LU ERDAL ÖZ’LÜ, 12 EYLÜL’LÜ, SUSURLUKLU BİR MURAT ÖREM YAZISI…..
13. yüzyılın başlarında Papa III. Innocent, Fransa’nın güneyinde, İspanya’nın kuzeyindeki bir bölgeye, Toulouse Kontu'nun toprakları olan Oksitanya’ya Haçlı Seferi başlatmış.
Kocaeli Şehir Tiyatrosu geçtiğimiz günlerde Güngör Dilmen’in “Canlı Maymun Lokantası” adlı oyunla 7.
Altıdan Sonra Tiyatro’nun “Gerçek Hayattan Alınmıştır” başlıklı oyunu, 90’lı yıllarda büyümüş mimar Oğul’un satın aldığı inşaat halindeki tiyatronun içinde Anne’siyle arasında boyutlanan son derece…
Her yıl ağustos ayındaki başvurularla, profesyonel, amatör ve çocuk tiyatrolarına ekim ayında devlet yardımı yapılıyor.
Haydi itiraf edelim, bizim için bir hayaldi bu söyleşi. Tamam uzak bir ihtimaldi.
Bir ağaçla başladı herşey. Olamaz denilen oldu, imkânsız olan gerçekleşti ve halk sokaklara dökülüp, direnmeye başladı. Bir ağacın yaydığı oksijen, zihinlerin açılmasına, algıların değişmesine sebep oldu. Bir ağaç yıkılırken, bir millet uyandı.
Tiyatro dünyası çok değerli bir sanatçısını kaybetti, Metin Serezli'yi.. Değerli sanatçının ardından bir taziye sayfası açmak istedik.
Bazı ölümler vardır ki "yahu yaşlıydı zaten, kalp hastasıydı..." diyemezsiniz yani bazı ölümler acı bir tat bırakır yüreğinizde buruklaşırsınız, bükülürsünüz.
11. Kıbrıs Tiyatro Festivali sürerken...
Minik kuş, yumurtasından çıkmak için gün sayarken, yeni hayatının merakıyla yanıp tutuşuyordu...
Tarih ; 6 Ekim 2013 Pazar…
İsviçre'nin çağdaş yazarlarından biri olan Lukas Barfuss, Dora'nın ergenliğe girmesiyle yaşadığı cinsel deneyimlerini provakatif bir dil ile sorgulayarak düşünce özgürlüğünü ve birey iradesini "sargısı çıkarılmış bir yara gibi" gün yüzüne çıkarıyor.
“Küçük Adam Ne Oldu Sana-Kleiner Mann Was Nun”, kendilerine üç kişilik küçük bir dünya kurmak amacıyla, yaptığı herhamlede umutları biraz daha tükenen, ama hep debelenen, yönsüz, iradesiz, sessiz, şaşkın, kırgın “küçük adam” Pinneberg’in öyküsü…
Ne mutlu bana ki bu yılın ilk yarısında yetkinliklerime karşılık değişik kurum ve kuruluşlar tarafından ödüllendirildim.
İngiltere’de ve Avrupa’nın diğer pek çok ülkesinde ciddi anlamda ses getiren ve yaşanmışlıkların, zekâ oyunlarının, dil içi yolculukların yoğun olduğu oyunlar yazdığını bildiğim Avustralyalı Andrew Bovell (1962) ile ben geçen sezon Tiyatroperest aracılığıyla tanışmıştım.
Hükümetin başta Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları, Devlet Halk Dansları Topluluğu, Devlet Çok Sesli Korosu olmak üzere toplam 52 sanat kurumunun kapatılmasını öngören yasa tasarısı ile ilgili olarak ne yazık ki halen sessizce bekleme halindeyiz.
Sanatın içine tükürüldüğü, şarap tanrısı heykeline don giydirildiği, Mehmet Aksoy’un eserine “ucube” damgasının vurulduğu, heykellerin yıktırıldığı, birilerinin Davut heykelinin pipisinden tahrik olduğu ortamda, Alaçatı’da Cem Sağbil’in heykelleri bu günlerde “Sisyphos” başlığı altında sergilenmekte.
Geçtiğimiz bayram günlerinde İstanbul dışındaydım.
Günümüzün benim övünerek umutlar bağladığım genç tiyatrocularından Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği..
Tiyatro Dünyası Oyuncuları, Ray Cooney’in “Move Over Mrs. Markham’’ oyununu (kimin çevirisi olduğunu bilmiyorum, ama) “Arapsaçı” başlığıyla oynuyor. Oyunu, Can Törtop yönetmiş. Yerime kuruldum, oyunu seyretmeye koyuldum ki, son derece zorunlu bir nedenle (oğlumun kaza yaptığı haberi geldi) ilk yarı sonunda ister istemez oyundan koptum, evin yolunu tuttum.
Baştan şunu söyleyeyim, kolunda BARBRA STREISAND dövmesi olan bir adama, Streisand hakkında bir oyunu sevdirmek ZOR iş.
Erkekler; düzeltiyorum erkek oyuncular, nasıl oluyor da bu kadar iyi kadın taklidi yapabiliyorlar? diye bir soruyu ancak ve ancak meslekten olmayan benim gibi biri sorabilir herhalde...
2001 yılında kurulan Ali Erdoğan Kabare Dev Aynası topluluğu her türlü güncel sorunu ince bir alayla, iğneleyici, yerici, taşlayıcı bir tutumla ele alıp toplum eleştirisine yönelen tutumunu 2012-2013 sezonunda da Ali Erdoğan (1964)’ın yazıp yönettiği “Bize Bir Haller Oldu” ile sürdürüyor. Özellikle siyasal ve toplumsal konularda yoğunlaşan “Bize Bir Haller Oldu” dansla açılıyor; skeçler monolog ve diyaloglarla sürüyor.
Dünyanın değişmeyen kanunu kadın ve erkek. İlk insanla başlayan macera, erkekle kadının cennetten dünyaya düşüşü, yasak elmanın dayanılmaz cazibesi, kadının yoldan çıkarması, erkeğin yoldan çıkması, dünyada bitmeyen kavga, kadının albenisi, cazibesi, yaşadıkları ve yaşattıkları, erkeğin kendi seçimiymişcesine inandığı, kandırıldığı oyunlarla sürüp giden hayat.
Memet Ali Alabora'yı tanıdığımda ben herhalde 19'dum o da 21 filan.
Kültür ve Turizm Nazırı Ömer Çelik, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in yazılı soru önergesine verdiği cevapta, İstanbul Atatürk Kültür Merkezi (AKM)’nin tadilat ve onarım işlemlerinin sivil toplum kuruluşlarınca açılan davalar ve yargı kararları nedeniyle 2008 yılından 2012 yılına kadar gerçekleştirilemediğini söylemiş.
“Erkek dediğin…” ve “Kadın dediğin…” diye başlayan cümlelerden hep korkmuşumdur.
geniz etli boğuk sesi, kilosu ve pos bıyıklarıyla , kelimeleri yuvarlayan tenzilatlı cümleleriyle hiç de salon aktörü olmayan "hakiki" aktör...
ÖZÜNE SÖZÜNE HAYRANIM(!), BENİM KÜÇÜK PADİŞAHIM…