Muhafazakâr sanat arayışları: Money, money, money
Haftalardır tiyatroların özelleşmesi, sanatçının halktan kopukluğu, muhafazakâr sanat filan konularında yazıyor, ama en önemli meseleyi ikinci plana atıyoruz: “Bu işin içinde para var!”
Haftalardır tiyatroların özelleşmesi, sanatçının halktan kopukluğu, muhafazakâr sanat filan konularında yazıyor, ama en önemli meseleyi ikinci plana atıyoruz: “Bu işin içinde para var!”
19 Mayıs Diriliş Günü yürüyüşünde ben de vardım
Geçtiğimiz haftaki yazımda şu çağda bir tek yanlış yapmanın bile, pek çok doğruyu götürebileceği konusundaki çekincelerimi yazmıştım…Bu hafta da doğru olduğuna inandığım kişilerin, bir çırpıda yüzlerce doğrularını götüren yanlışlarına parmak basayım.
Bu ülkenin en köklü sanat kurumlarından İstanbul Şehir Tiyatroları'nda birkaç aydır yaşananlar tiyatrocular açısından giderek krize dönüştü.
Muhafazakar Kumpanya’nın Ortaçağ Mantığı
Uzun süredir Şehir Tiyatroları için yapılan eylemlere bir yenisi daha katıldı. Kocaeli Şehir Tiyatroları 12 Mayıs 2012 tarihinde sahneledikleri sezonun son oyunu “Guguk Kuşu” ile perdelerini kapatırken birde eyleme imza attı.
Lise yıllarımda sınıfın en kötü öğrencisiydim. Ancak bütünleme sınavlarından yırtmayı başarır , hiç sınıfta kalmazdım. Tembelliğin bir bedeli vardı…Tembel olmak ek olarak aklıllı olmayı gerektirirdi çünkü…
Sanıldığı gibi tiyatro seyircisi az değil ve bazı çevrelerce dillendirildiği gibi desteklerini esirgemiyorlar. Büyük çoğunluğu Şehir Tiyatroları'ndaki yönetmelik değişikliği ile başlayan sürecin yakın takipçisi ve destekçisi.
İtiraf ediyorum, hadsizim! Aynı zamanda saygısız! İtiraf etmeliyim yoksa içim rahat etmeyecek.
Bir toplumun olumlu değişim ve dönüşümüyle ilgili tarihte eşi görülmemiş bir şekilde tiyatroyu en aktif şekilde kullanmada hiç kimse M.Ö 600-527 yılları arasında yaşamış olan Peisitratos kadar ileri gidememiştir.
Altı dalda(Selim Atakan çekildi) adayı olan Şark Dişçisi’nin Yönetmeni Engin Alkan aday gösterilmediği için tiyatro dünyasında tartışma çıktı.
Şehir Tiyatrosu’ndaki darbe provalarına yıllardır seyirci kalınıyordu, son neşter vurulunca epey yankı oldu…
Bu yazıyı kebaplar ve tabi ki medeniyetler kenti Hatay’dan yazıyorum…
Nihayet facianın son perdesine gelindi elbirliği ile. Son perde de artık İstanbul Şehir Tiyatroları “Hamidiye Suları Şube Müdürlüğü” modelinde işletilecek ve bizde tiyatronun üstüne bir bardak su içeceğiz.
Muhafazakar Kumpanya’nın Temelleri Nasıl Atıldı?
Yirmisine bile gelmemiş gepgenç biri olarak, 80’li yılların ikinci yarısıdır İstanbul’la tanışmam...
İBBŞT Yeni Yönetmeliğini okumaya başladım. Öğrendiklerimi paylaşıyorum.
Birkaç gün önce genelde Şehir Tiyatrosu sanatçıların oluşturduğu kalabalık bir sanatçı grubu, İstanbullu tiyatroseverlerle beraber Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun önünde “Tiyatroma Dokunma” dediler..
On gün İstanbul’dan uzakta ve tiyatronun olmadığı İran’da idim. Dönüşümde baktım ki İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tiyatroyu “zaptı rapta almak” için “darbe” yapmış, yeni bir yönetmelik çıkarmış, tiyatrocular ayakta, “siperdekileri” göremiyorum henüz.
Sanat özgürdür, Sanatçı özgürdür, Sanat sanatçıların işidir. BU ‘OYUN’ TUTMAZ
Kıbrıslı sanatçı dostlarımız; K.K.T.C.’deki sanatı, kültürü ve sanatçıyı koruma, kollama ve özellikle şiddetti gittikçe artan kültürel yozlaşmaya “DUR” deme adına, “tanıtılma” aldatmacası ile kendi sanatçısını ve kültürünü ayaklar altına alan zihniyete karşı, önemli bir mücadele örneği sergilemekte.
Mimesis Editör'ü, 25 Mart 2012’de düzenlenen Tiyatroda Eleştiri Panelinin Ardından bir değerlendirme yapmış ve “ortak akıl”dan çıkan yazısını yazmış.
Haberi ilk okuduğumda kahkahayı savurdum. Elazığ İl Halk Kütüphanesi, Mimesis dergisinin son sayısını , çocukların ahlakını bozacağını düşünerek gerisin geri yollamış.
Taksim’deki yürüyüşün ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun önündeki oturma eyleminin ardından Pazartesi gecesi de Afife Ödülleri törenindeydik
Nedir ki Zıplarlar Ego Tramplenlerinde!
Selim Atakan “Afife Tiyatro Ödülleri 2012” başlıklı bir yazı yazdı. Afife Tiyatro Ödülü’nün içini dışına çıkardı.
Günlerdir Rosenbergler Ölmemeli adlı İBŞT 2011-2012 sezonu oyunuyla ilgili haberler, karalama kampanyaları vs. ile karşı karşıyayız. Bu meselenin Zaman Gazetesi merkezli deşilmesiyle başlayan sürece, Hadi Uluengin ve Engin Ardıç adlı yazarların da katılması, sonrasında Şehir Tiyatroları yönetiminin meseleye eğilmesiyle ortaya çıkan durum, yorucu ve bir o kadar da kırıcı hale geldi nihayet.
Ben, sizi temsil ettiğini öğrendiğim Fransa’daki SACD Ajans’a bir mesaj gönderdim. (Türkiye’deki ajans ONK’un durumdan haberdar olmadığını geçen zaman gösterdi.) Size yazacağım mesajı size iletebilirler mi diye sordum.
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2011-2012 Tiyatro döneminde nedense yerli ve yabancı oyunların galalarını ayrım yaparak düzenliyor.
İskender Pala 5 Ocak 2010 tarihinde bir yazı yazdı. İskender Pala 14 Şubat 2012 tarihinde bir başka yazı daha yazdı.