Arda Aydın'dan Afife Tiyatro Ödüllerine Sert Eleştiri
Nedir ki Zıplarlar Ego Tramplenlerinde!
Bu başlık bir Mor ve Ötesi şarkısından alıntıdır. Büyük Düşler albümünde Büyük Düşler adlı şarkıdan. Bunu yazmamın sebebi aslında dün açıklanan, hepimizin epey zamandır bildiği Afife 2012 Tiyatro Ödülleri’nde artık rahatsız edici boyutlara ulaşan adaylıklar meselesi. Bu mesele öyle bir hale geldi ki, inandırıcılığı bir kenara bırakın, tutarlılıktan da oldukça uzak değerlendirmeleri kabullenmemiz için bir baskı var sanki.
Ben hiç Afife ödülü almadım. Adaylığım bile olmadı. Zaten bu saatten sonra bir adaylık ya da ödül için sahneye çıkmak da ayıp gibi geliyor bana. Aday bile olamadığın için böyle konuşuyorsun diyeceklere de şimdiden sevgilerimi sunuyor ve EVET ÖYLE diyerek yüreklerini ferahlatmak istiyorum.
Bundan bir süre önce henüz yolun başında olduğum zamanlarda bu ödül meselesinin bir moda gibi, ne önemli olduğuyla ilgili hep konuşulur dururdu etrafımda. Hoş, şimdi de farklı değil ama her geçen yıl gördüklerim biraz daha gözümün açılmasına ve bu fikirden uzak durmam gerekliliğine ikna etti beni. Birilerini çok kızdıracağımı biliyorum ama gerçekten ne düşündüğümü söylemezsem ben, ben olamam ki!
Bu yılki durum şu; dahil olduğum Şehir Tiyatroları ve bir diğer ödenekli kurum olan İstanbul Devlet Tiyatrosu, bir de Bakırköy Belediye Tiyatrosu ödül verilen 15 dalın bir çoğunda aday. Bu da kurum tiyatrolarının ne denli başarılı olduklarını ortaya koyuyor(mu acaba!) ya da şöyle söyleyeyim, bu oyunlar ve kişiler çok başarılı da diğer ekipler ve kişiler başarı kriterlerinde daha alt seviyelerde mi duruyor!
İstanbul Şehri’nde her gece perde açmaya çabalayan yüzlerce tiyatro grubu var. Bu grupların hepsi bir şekilde seyirciye ulaşmak ve Tiyatro Sanatı’nın yaygınlaşmasını ve hakettiği saygıyı bulmasını sağlamak için çabalıyorlar. Bu çabaların bir nebze de olsa destek görmesi mümkün değil midir? En azından bir adaylıkla da olsa onurlandırılacak hiç mi oyun ya da oyuncu yoktur bu grupların içinde? (DOT hariç)
Aklımın almadığı bir diğer şey de, bir oyunun 6 dalda adaylık alırken, o oyunun bir başka ve belki de en önemli öğesi olan yönetmen dalında aday olamaması. Şark Dişçisi’nden bahsediyorum. Müzikal- komedi dalında en çok adaylığa sahip bir oyunun tüm yükünü, herşeyini yüklenen bir yönetmene “evet sen bişeyler yapmışsın ama biz sadece oyunun parçalarını beğendik, yani senin yarattığın bütünlükte bi numara yok aslında” gibi, anlaşılması güç bir yaklaşımın o tiyatroya ya da oyuna ne gibi bir değer katacağını biri açıklar mı bana?
Tek derdim Şark Dişçisi mi? Tabi ki değil. Bu adaylıkların henüz açıklanmadan ortalarda bir şekilde isim isim dolaşması da ayrı bir enteresan konu. Selim Atakan’ın bugün okuduğum ve kendi blogunda yazdığı yazısı çok enteresandı. Adaylığı kesin bir insanın adaylıktan çekilmek istemesi ve bunun gizli kapaklı bir hale getirilmeye çalışılması tabi ki anlaşılabilir bir şey olabilir ama ne gereği var ki? Yani Selim Ağabey adaylıktan çekilmesinin sebebini söyledikten sonra, hangi aday olan “şanslı”’nın o ödülü alırken gururlanacağını düşünebiliriz? Selim Atakan’ın burada yaptığı çıkış son derece önemli ve bir o kadar da gereklidir. Zar zor sponsor bularak yürüyen bir Türk Tiyatrosu’na hiç tereddütsüz destek veren tüm sponsorların sorgulamaları gereken bir konu da bu şekilde dillendirilmiştir.
Son olarak; Türk Tiyatrosu’na yapılan sistemli saldırıya karşı bir duruş olmalı mıydı acaba? Mesela Günlük Müstehcen Sırlar ya da Rosenbergler Ölmemeli oyunları değerlendirilse nasıl olurdu? Rosenbergler Ölmemeli oyunuyla ilgili telif sorununa değineceklere de, Günlük Müstehcen Sırlar’ın telif sorunu olmadığını söyleseler miydi acaba? Duruş ne kadar önemlidir ama!!!
Aday olan tüm oyunları ve oyuncuları tebrik ediyorum. Ama bu meselenin artık bu kadar ayyuka çıkmış olmasından ve her sene sakız haline getirilmesinden rahatsızlık duyuyorum. Ortada bir ödül var, ödülü verenler var, o ödüle layık görüleni seçenler var. Ödülü alanlarınsa ödül dağıtıcılarının o günkü insaflarına ihtiyaçları var.
Sevgiler.
Arda Aydın
---------------------------------------
Konu Hakkındaki Tüm Yazılar
- Afife Tiyatro Ödülleri'nin Matematiği (2012) - Melih Anık
- Arda Aydın'dan Afife Tiyatro Ödüllerine Sert Eleştiri
- Afife Tiyatro Ödülleri bu yıl da skandallarıyla gündemde!
- Engin Alkan'ın Afife Tiyatro Ödüllerine Aday Olmaması Tiyatro Camiasını Karıştırdı!
- Selim Atakan: Afife Jürisi Sahtecilik Yapıyor!
- Melih Anık'ın Afife Tiyatro Ödülleri tartışması ile ilgili yazısı
- 16. Afife Tiyatro Ödülleri Adayları Açıklandı (2012)
Bu başlık bir Mor ve Ötesi şarkısından alıntıdır. Büyük Düşler albümünde Büyük Düşler adlı şarkıdan. Bunu yazmamın sebebi aslında dün açıklanan, hepimizin epey zamandır bildiği Afife 2012 Tiyatro Ödülleri’nde artık rahatsız edici boyutlara ulaşan adaylıklar meselesi. Bu mesele öyle bir hale geldi ki, inandırıcılığı bir kenara bırakın, tutarlılıktan da oldukça uzak değerlendirmeleri kabullenmemiz için bir baskı var sanki.
Ben hiç Afife ödülü almadım. Adaylığım bile olmadı. Zaten bu saatten sonra bir adaylık ya da ödül için sahneye çıkmak da ayıp gibi geliyor bana. Aday bile olamadığın için böyle konuşuyorsun diyeceklere de şimdiden sevgilerimi sunuyor ve EVET ÖYLE diyerek yüreklerini ferahlatmak istiyorum.
Bundan bir süre önce henüz yolun başında olduğum zamanlarda bu ödül meselesinin bir moda gibi, ne önemli olduğuyla ilgili hep konuşulur dururdu etrafımda. Hoş, şimdi de farklı değil ama her geçen yıl gördüklerim biraz daha gözümün açılmasına ve bu fikirden uzak durmam gerekliliğine ikna etti beni. Birilerini çok kızdıracağımı biliyorum ama gerçekten ne düşündüğümü söylemezsem ben, ben olamam ki!
Bu yılki durum şu; dahil olduğum Şehir Tiyatroları ve bir diğer ödenekli kurum olan İstanbul Devlet Tiyatrosu, bir de Bakırköy Belediye Tiyatrosu ödül verilen 15 dalın bir çoğunda aday. Bu da kurum tiyatrolarının ne denli başarılı olduklarını ortaya koyuyor(mu acaba!) ya da şöyle söyleyeyim, bu oyunlar ve kişiler çok başarılı da diğer ekipler ve kişiler başarı kriterlerinde daha alt seviyelerde mi duruyor!
İstanbul Şehri’nde her gece perde açmaya çabalayan yüzlerce tiyatro grubu var. Bu grupların hepsi bir şekilde seyirciye ulaşmak ve Tiyatro Sanatı’nın yaygınlaşmasını ve hakettiği saygıyı bulmasını sağlamak için çabalıyorlar. Bu çabaların bir nebze de olsa destek görmesi mümkün değil midir? En azından bir adaylıkla da olsa onurlandırılacak hiç mi oyun ya da oyuncu yoktur bu grupların içinde? (DOT hariç)
Aklımın almadığı bir diğer şey de, bir oyunun 6 dalda adaylık alırken, o oyunun bir başka ve belki de en önemli öğesi olan yönetmen dalında aday olamaması. Şark Dişçisi’nden bahsediyorum. Müzikal- komedi dalında en çok adaylığa sahip bir oyunun tüm yükünü, herşeyini yüklenen bir yönetmene “evet sen bişeyler yapmışsın ama biz sadece oyunun parçalarını beğendik, yani senin yarattığın bütünlükte bi numara yok aslında” gibi, anlaşılması güç bir yaklaşımın o tiyatroya ya da oyuna ne gibi bir değer katacağını biri açıklar mı bana?
Tek derdim Şark Dişçisi mi? Tabi ki değil. Bu adaylıkların henüz açıklanmadan ortalarda bir şekilde isim isim dolaşması da ayrı bir enteresan konu. Selim Atakan’ın bugün okuduğum ve kendi blogunda yazdığı yazısı çok enteresandı. Adaylığı kesin bir insanın adaylıktan çekilmek istemesi ve bunun gizli kapaklı bir hale getirilmeye çalışılması tabi ki anlaşılabilir bir şey olabilir ama ne gereği var ki? Yani Selim Ağabey adaylıktan çekilmesinin sebebini söyledikten sonra, hangi aday olan “şanslı”’nın o ödülü alırken gururlanacağını düşünebiliriz? Selim Atakan’ın burada yaptığı çıkış son derece önemli ve bir o kadar da gereklidir. Zar zor sponsor bularak yürüyen bir Türk Tiyatrosu’na hiç tereddütsüz destek veren tüm sponsorların sorgulamaları gereken bir konu da bu şekilde dillendirilmiştir.
Son olarak; Türk Tiyatrosu’na yapılan sistemli saldırıya karşı bir duruş olmalı mıydı acaba? Mesela Günlük Müstehcen Sırlar ya da Rosenbergler Ölmemeli oyunları değerlendirilse nasıl olurdu? Rosenbergler Ölmemeli oyunuyla ilgili telif sorununa değineceklere de, Günlük Müstehcen Sırlar’ın telif sorunu olmadığını söyleseler miydi acaba? Duruş ne kadar önemlidir ama!!!
Aday olan tüm oyunları ve oyuncuları tebrik ediyorum. Ama bu meselenin artık bu kadar ayyuka çıkmış olmasından ve her sene sakız haline getirilmesinden rahatsızlık duyuyorum. Ortada bir ödül var, ödülü verenler var, o ödüle layık görüleni seçenler var. Ödülü alanlarınsa ödül dağıtıcılarının o günkü insaflarına ihtiyaçları var.
Sevgiler.
Arda Aydın
---------------------------------------
Konu Hakkındaki Tüm Yazılar
- Afife Tiyatro Ödülleri'nin Matematiği (2012) - Melih Anık
- Arda Aydın'dan Afife Tiyatro Ödüllerine Sert Eleştiri
- Afife Tiyatro Ödülleri bu yıl da skandallarıyla gündemde!
- Engin Alkan'ın Afife Tiyatro Ödüllerine Aday Olmaması Tiyatro Camiasını Karıştırdı!
- Selim Atakan: Afife Jürisi Sahtecilik Yapıyor!
- Melih Anık'ın Afife Tiyatro Ödülleri tartışması ile ilgili yazısı
- 16. Afife Tiyatro Ödülleri Adayları Açıklandı (2012)