William Shakespeare’in toplumsal yapı içinde iktidar hırsı ve mülkiyet olgusu bağlamında insan ilişkilerini farklı düzlemlerde ele alan derinlikli ve her çağın insanına sözü olan oyunlarından biri olan Kral Lear Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından sahneliyor.
Aydın Orak ve Cihan Şan öncülüğünde bundan dokuz yıl önce kurulan Tiyatro Avesta’nın yeni yapımı olan “Kapan (Kürtçesi: Daf)’a 18. İstanbul Tiyatro Festivali sırasında gidememiştim, yeni izledim. İzlerken toplumlara dayatılan "ulusalcılık" kavramının ne kadar içi boş ve ne kadar gereksiz ideoloji içerdiğini, dolayısıyla nasıl bir yanılsama olduğunu beynimin içinde bir kez daha irdeledim.
Kent Oyuncuları bu sezon, Donald Margulies (1954)’in 1996 yılında yazdığı “Toplu Hikâyeler- Collected Stories”ini Kadriye Kenter’in yönetiminde sahnelemekte.
Şimdiye dek, okumadıysanız mutlaka edinip okuyun derim; bakın bakalım bugüne kadar bu kadar modern, böylesine epik, bu denli dışavurumcu (ekspresyonist), böylesine bütünüyle fevkalade sağlam temele inşa edilmiş başka bir şiir okudunuz mu, ama önce elbette Jokond’u tanıyınız.
Yıllardır kültürden uzak tutulan, kendi kültürü bilerek ve istenerek kendisine unutturulan halkımız, her şeye rağmen kulağından ve benliğinden silinmemiş nağmelerini, yani ninnileri, önceki akşam Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR)’nda hatırladı.
Cumartesi günü geçirdiğim küçük bir tıbbi operasyona rağmen yüzümdeki bantla oyuncu arkadaşım Nazlı Kar'nda oynadığı ve ona ayıp etmeyeyim diye, "Bir Hediye Olarak Aldatmak" kitabının yazarı Uğur Yağcıoğlu'nun yazıp yönettiği İstanbul Komedi Tiyatrosu'nun Ayıp Ettik oyunundaydım.
Romancı, araştırmacı, öykücü ve tiyatro yazarı Meltem Arıkan (1968), nüfusu 3.142.857 kişi olan, yüzölçümü 314.285 kilometrekareyi bulan, sınırları sürekli olarak değişip duran, Pinişce konuşulan, deniz seviyesinden 3.14 metre yükseklikte bulunan Pinima diye bir ülke yaratmış.
Yaşadığı kısa hayata karşın, (1938 - 1984) yazdığı dört oyunla Türk Tiyatrosu’na damgasını vuran, yazar, yönetmen ve kuramcı Vasıf Öngören, Brecht’in dialektik tiyatro kuramını Türkiye koşullarına uyarlayan çok önemli bir tiyatro insanıydı.
Doğrulara ve kurallara inanıp onların peşinden gitmek, dik durmak, zamana zemine göre eğilip bükülmemek mi? Zamanın, zeminin, dönemin adamı olup, her iktidardan nemalanmak, zenginliğine zenginlik, itibarına itibar katmak mı? Onurunu yitirmeden, gururunu kaybetmeden yaşamak mı? Yoksa kesesi, malı mülkü dolu, itibarı zirvelerde yaşamak mı? Seçim senin….
Yıllardır yasakçı ve sansürcü zihniyetle yönetilmiş ve yönetilmekte olan Türkiye’de tüm olanaksızlıklara karşı uğraş vererek tam elli beş yıldır tiyatro yapmakta olandır Tuncay Özinel (1942).
Genel Sanat Yönetmenliğini Cem Kaynar’ın yaptığı Samsun’daki Düşevi Oyuncuları, geçen yıl Devlet Tiyatrosu repertuarına girmeye hak kazanmış olan Murat Can Kibiroğlu’nun yazdığı, Bursa Devlet Tiyatrosu Sanatçısı Ali Volkan Çetinkaya’nın yönettiği “Sarı Köpek” adlı oyunla 2012-2013 sezonuna girdi.
“Yaklaştı, yüzlerimiz arasında yirmi santim yok. Nefesi burnumda ve şeytan konuştu. Just watch my friend… Just watch. Kıpırdamadan baktım şeytana, my friend dediği için alçak bir umut doğdu içime. Şeytanın arkadaşıyım ve hayatta kalacağım.”
Kış göz kırpıyor Antalya’ya, güneş bizi terk etmiyor. Doymak bilmeyen gözümüz, an itibariyle yerinde olan keyfimizi parlatacak bir neden arıyor. Spiritüel istikametimiz bizi oyuna getiriyor…
2005 yılında İlker Ayrık ve Aykut Taşkın’ın kurduğu Pervasız Tiyatro geçtiğimiz günlerde Kenter Tiyatrosunda coşkulu bir kalabalıkla “Sığıntılar” adlı oyunun galasını yaptı.
Uzun zaman oldu görüşmeyeli; hoşgeldim... İstedim ki; bu kadar uzun zaman ara verdikten sonra, yeniden yazmak için şöyle beni heyecanlandıracak güzel bir oyun olsun.
İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda perde açan Alman yazar Marius von Mayenburg’un ‘ ‘Çirkin’adlı oyunu, çağdaş insanın güzellik tutkusuna, estetik çılgınlığına, kapitalist sistemin acımasızlığına ve giderek aynılaşan insanın trajik komik durumuna ayna tutuyor.
5 Aralık Çarşamba günü Akatlar Kültür Merkezi’nde İstanbul İsveç Başkonsolosluğu, İsveç Enstitüsü ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, ölümünün 100. yılında August Strindberg'i anmak amacıyla Matmazel Julie için gala düzenlendi.
Tarihin sevdiği isimler de vardır ama bir çırpıda hatırlayamadıkları daha çoktur. Hannah Arendt ismini de sınırlı kişiler dışında büyük çoğunluk bilmez, merak da etmemiştir…
Fizikten hiç mi hiç anlamam, ama bir eksen etrafında tur atan (tekerlek örneği) bir cismin, dönme ekseni ve kuvvetin uygulandığı nokta arasındaki dikme ile kuvvetinin çarpımına “Dönme Momenti” ya da “Tork” diyorlar, onu biliyorum.
Yeni estetik yöntem ve teknikler deneyerek, değişik ifade yolları araştıran alternatif tiyatro gruplarının başını çeken Tiyatro sıfırnoktaiki, 2011-2012 sezonunda sahneye koyduğu “Limonata” başlıklı oyunuyla da oyuncunun yaratıcılığını irdeleyen dinamik tiyatro anlayışını sürdürdü, izleyicisine yeni bir soluk aldırdı, tekdüzeliğe başkaldırdı.
Geçen seneki ödül adaylarını düşündüğümde, hatırlanmadığı için kendisine ayıp edildiğine inandığım yazar Sevilay Saral’ın Eleni’den Mektuplar isimli oyunu Tiyatro Boğaziçi tarafından sahnelendi.
“Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince, Ama Şimdi İyi – It Felt Empty When The Heart Went At Fırst But It Is Alrıght Now” övgüye değer tiyatrocularımızdan Mehmet Ergen’in varını yoğunu ortaya koyarak kotardığı, sonuç itibariyle tarifsiz kederler içinde kalıp açamadığı ve de artık açmaktan caydığı talihsiz mi talihsiz Talimhane Tiyatrosu girişiminin bir yapımı.
Müsahipzade Celâl’in (1868–1959) 1913 yılında yazdığı, ilk kez 1917’de oynanan “İstanbul Efendisi” başlıklı oyununu Sivas Devlet Tiyatrosu yapımı olarak izledim.
Ankara Devlet Tiyatrosu Kenan Işık’ın Şeyh Galip’in (1757-1798) Hüsn-ü Aşk adlı yapıtından yola çıkarak yazdığı Aşk Hastası adlı oyunu sahnelemeye devam ediyor.