Leyla'nın Evi, Onur'suz Sergilenecek!
Ama oyuncular arasında en büyük alkışı 2 gün önce vefat eden genç oyuncu Onur Bayraktar ile onun rolünü alelacele üstlenmek zorunda kalan adını bilemediğim (yapım ekibinden) arkadaşa gönderiyorum....
Ama oyuncular arasında en büyük alkışı 2 gün önce vefat eden genç oyuncu Onur Bayraktar ile onun rolünü alelacele üstlenmek zorunda kalan adını bilemediğim (yapım ekibinden) arkadaşa gönderiyorum....
Rus edebiyatının etkili ve güçlü sesi, öykü ve oyun yazarı, gerçekçi edebiyatın kendine has öncüsü Anton Çehov’un ‘Vanya Dayı’ adlı oyunu Tiyatro Pera’da seyirci ile buluşmaya devam ediyor...
Doğrusu ne yazacağımı bilmiyorum. Biliyorum da nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum desem daha doğru. Oyundan çıktıktan sonra, kendimle fena halde dalga geçilmiş olmasının öfkesini yumuşatarak twitter’da “Çok kötü bir Shakespeare sahnelemesi” yazdım.
Tiyatro Sıfır Nokta İki, geçen sezon bir taraftan Mark Ravenhill'in “Açık Saçık Birkaç Polaroid” adlı oyununa devam ederken, 13 Mart 2010 tarihinden itibaren Philip Ridley'in “Korku Tüneli”ni (Pitchfork Disney) sahnelemeye başlamıştı.
Yazmak, yazarak fikirleri düşünceleri iletebilmek müthiş bir duygu. Bir oyun yazarı oyununu yazarken okuyucuya bırakır yorumunu dersem yanlış bir cümle ile başlamış olurum...
Rus yazar Anton Çehov'un (1860–1904) klasik başyapıtı “Vanya Dayı”, yazarın doğumunun 150. yılında Tiyatro Pera tarafından ilk kez 15 Mayıs 2010’da 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelendi...
Halkın Gözünden... Bu sefer izleme fırsatı bulduğum oyun William Shakespeare’nin en ünlü yapıtlarından olan “Romeo ve Juliet.” Arkadaşımla birlikte Kâğıthane Sadabat Sahnesine doğru yola koyulduk.
‘Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim’ deneyimli oyuncu Metin Coşkun tarafından sahneye uyarlanmış, oyunun yönetmeni ise Devlet Tiyatrosu sanatçısı Şakir Gürzumar...
Yönetmen, Romeo ve Jüliet’te kurduğu sahne düzeni , oyuncuların sahne üzerindeki duruşları ve eylemleri ile oyunun alışılmış algısının dışına çıkmaya çalışmış. Ama bunu yaparken olayın geçtiği dönemin algılarını kullanıyor ve “benim” diyebildiği şeyler genellikle görsel düzeyde kalıyor. Zira metnin zenginliğinin ve belirgin karakterinin o da farkında.
Geçtiğimiz hafta, İstanbul Devlet Tiyatrolarında sergilenmekte olan Ölüleri Gömün adlı oyunu izleme fırsatı buldum. Bu benim tiyatrodünyası.com’ da ilk yazım; bir taraftan antipatik olmamak gayretindeyim; ama yine de kimsenin gönlünü etme niyetinde değilim...
Yiğit Sertdemir, bırakın oyunculuğunu, ama yazarlığına umut bağladığımız bir tiyatrocu. “444” de bayıldığım oyunu. “Bekleme Salonu” onun ilk oyunu ve bir ilk oyun olduğunu belli eden bir oyun...
Ferhan ŞENSOY, 2019 – Bilimsiz Kurgusal güldürü oyunu ile “Uyanın lan!” diye bağırışlarını yükseltti. Oyunda, “2019 yılında neler olabilir? Eğer olabilirliği olanlar olursa biz ne oluruz?” sorularına cevap üretmiş ŞENSOY...
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nda Şeyh Bedrettin Destanı isimli derleme oyunu hazırladığım ve yönettiğim zaman 24 yaşında idim.
2007 yılının Nisan ayında Bursa Devlet Tiyatrosundan izlediğim ‘Peynirli Yumurta’ uzun bir süredir Kocaeli Şehir Tiyatroları’nda da sahnelenmekte. Gerek metin olarak gerekse sahne dili açısından eğlenceli bir oyun olması nedeniyle birçok tiyatronun repertuarını süslemekte.
İstanbul Devlet Tiyatro’ları sezonun en iddialı oyunu ‘Ölüleri Gömün’ adlı oyunla seyircisine merhaba dedi.Geçtiğimiz hafta basın galası yapılan oyunun yazarı, oyun yazarlığının yanı sıra romancı ve film senaristi kimliği ile de tanınan Amerikalı Irwin Shaw.
Kurgu bakımından da mükemmel bir yapıt “Troyalı Kadınlar”. Diyebilirim ki, Homeros’da savaşan erkekler yiğitlikleriyle dile getirilirken, Euripides’de de yenik kentin kadınları, yaşadıkları acılarla ve kaygılarıyla tanımlanmışlardır..
Heather Raffo, annesi Amerika’lı babası Irak’lı bir yazar ve oyuncu. Irak’ın işgal edilmesi ile birlikte doğup büyüdüğü Amerika’da , Irak’lı tarafına sahip çıkmak zorunda kalmış olmalı ki dışarıdan baktığı ülke(si) hakkında ismini daha önce yazılmış bir başka kitaptan aldığı tek kişilik oyunu yazmış ve 2003 yılında oynamış.
Sıradışı yazar Philip Ridley’in ilk oyunu olan “Pitchfork Disney: Korku Tüneli” genç tiyatro grubu sıfır nokta ikinin farklı yorumu ile tiyatro severlerle buluşuyor. “In your face” akımının başlıca örneklerinden olan oyun, Ridley’in “kıyamet sonrası bilimkurgusu” (post-apocalyptic fiction) tarzını çok açık bir biçimde yansıtıyor.
Halkın Gözünden… Bu hafta, İstanbul Şehir Tiyatrolarının yeni oyunu olan “Tehlikeli İlişkiler”i izle fırsatını buldum. Hemen bilgisayarımın başına geçip oyun hakkındaki düşüncelerimi ve gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
İçinde yaşadığımız dünyadaki tehlikeli ilişkiler’i akıllara getiren bu eser, konu ile ilgisi zayıf olan seyirciyi hiç beklemediği yerden vurabilir. Dünyanın en ücra köşesinde yaşayan kendi halinde biri bile herhalde bu tür ilişkilerin tehlikesini aklına getirmiyor artık.
Yıllar önce çocukken, Eminönü-Florya arası tren yolculuğu yapmıştım. Fakat hayalimdir uzun bir tren yolculuğu yapmak… Yolculuk esnasında pencereye doğru yüzünüzü çıkarır ve uçsuz sarıca tarlalara bakar ve dağların eteklerinden yayılan kekik kokulu rüzgârı derince çekip nefesinize eklersiniz.
‘EMPARATORE’ LAKAPLI EFSANE GOLCÜ BORİS VİAN SÜRESİZ KADRO DIŞI ! “Efsane Golcü” deyince, ‘ hadi Pele’yi, Maradona’yı, George Best’i, Gerd Müller’i anladık da Boris Vian kim ola ki ?’ diyenler çıkabilir aranızdan.... Hatta, bu isimlerin hiçbirinin lakabı ‘Emparatore’ falan değildi diye itiraz edenler de olabilir...
20 Ekim 2010 Gecesi YDÜ AKKM yine büyük bir olaya imza attı. YDÜ AKKM yine tarihi gecelerinden birini yaşadı. Bu büyük bir kültür etkinliğiidi. Geçmişe duyulan bir özlem idi. Bir vefa idi.
“Yazmasam deli olacaktım… Yazdım… Yazdım… Yazdım… Yazdım… Yazdım!” diyor Sait Faik. Bir insan için yazmak eylemi böylesine kutsal, böylesine hayati olabilir mi diye soruyor seyirciler de kendine.
Geçtiğimiz üç gün Antalyada idim. Öncelikle belirtmeliyim ki , bu ne sadece bir “gezi yazısı” , ne sadece bir “izlenim” veya “tiyatro tanıtımı ve eleştirisi” ve ne de sadece bir “deneme” yazısı olacak ! Bu yazı tüm bu türlerin tümünün bir karışımı olmayı deneyecek !
Elbette malûmunuzdur ki, insanın insanlaşma sürecini izlediğimizde, ilk ipuçlarını efsanelerde buluyoruz. "Tarih Sümer'de Başlar" söylemi, bu işin abecesi gibi sayılabilir. Gılgameş, işte bu dönemin en ünlü kahramanlarından. Onun macerası, bir anlamda insan kimliğinin de serüveni.
DOT, tiyatroya karşı izleyicinin, sanatçının ve hatta eleştirmenlerin karmaşık duygular içinde olduğu bir dönemde, 2005 yılında kuruldu. Murat Daltaban’ın da dediği gibi o günlerde seyirci seyirciye, sanatçı sanatçıya, hatta seyirci sanatçıya kuşkuyla yaklaşıyordu.
Konu malûmunuzdur, bir bankada memur olarak çalışan Joseph K’nin suçla olan ilişkisi üzerine kuruludur. Joseph K, bir sabah odasına giren görevlilerden nedenini bilmediği bir şekilde suçlandığını öğrenir. Gizemli bir mahkeme tarafından, açıklanmayan bir suç nedeniyle yargılanacaktır.
Daha önce altı oyuna yönetmen olarak imza atan Nurullah Tuncer, hiç kuşkum yok ki yazarın düşüncelerini iyi kavramış ve ona ortak olmuş. Bu evrede yönetmenliğiyle aynı anda üstlendiği sahne tasarımıyla da bu ortaklığı güçlendirmiş.
8.si düzenlenen Kıbrıs Tiyatro Festivali tüm güzelliğyle devam ederken, ben de fırsat buldukça gidebildiğim oyunları izliyorum.
Hakan Yozcu ,