Olmadık yerlerden, şekilli isimlerle, ….sanat merkezi, … tiyatrosu adlarıyla tiyatro kursları veren ciddiyetsiz kendilerinin bırakın tiyatroyu, ilk okul eğitimini bile aldıklarına şüphe ettiğim tiyatro simsarlarının, kalpazanlarının ellerinde tiyatro....
Ama oyuncular arasında en büyük alkışı 2 gün önce vefat eden genç oyuncu Onur Bayraktar ile onun rolünü alelacele üstlenmek zorunda kalan adını bilemediğim (yapım ekibinden) arkadaşa gönderiyorum....
Rus edebiyatının etkili ve güçlü sesi, öykü ve oyun yazarı, gerçekçi edebiyatın kendine has öncüsü Anton Çehov’un ‘Vanya Dayı’ adlı oyunu Tiyatro Pera’da seyirci ile buluşmaya devam ediyor...
Aslında amacım bütün ekiple birlikte gerçekleştirmekti röportajı. Fakat çeşitli aksiliklerden dolayı oyuna az bir süre kala buluşabildiğimiz oyuncularla -sahneyi kontrol etmek, üst değiştirmek gibi zorunlulukları olduğundan- çok fazla konuşamadık...
Bu yazı, Aristophanes’in bir sistem eleştirisi özelliği taşıyan “Eşekarıları” oyunu üzerine güncel olarak yapılabilecek yorumlar, eklemeler ve değiştirmeler konusunda bir giriş niteliği taşımaktadır.
Doğrusu ne yazacağımı bilmiyorum. Biliyorum da nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum desem daha doğru. Oyundan çıktıktan sonra, kendimle fena halde dalga geçilmiş olmasının öfkesini yumuşatarak twitter’da “Çok kötü bir Shakespeare sahnelemesi” yazdım.
Tiyatro Sıfır Nokta İki, geçen sezon bir taraftan Mark Ravenhill'in “Açık Saçık Birkaç Polaroid” adlı oyununa devam ederken, 13 Mart 2010 tarihinden itibaren Philip Ridley'in “Korku Tüneli”ni (Pitchfork Disney) sahnelemeye başlamıştı.
Her gün bir tiyatro, sinema, dans, gösteri salonunun kapatılıp derslik yapıldığı, okul yönetimine göre daha gerekli olan şeyler – şirket toplantıları,kişisel gelişim seminerleri - için ayrıldığı günlerde, üniversitelerin kimin olduğunu sorgulamak daha bir gerekli geliyor...
Yazmak, yazarak fikirleri düşünceleri iletebilmek müthiş bir duygu. Bir oyun yazarı oyununu yazarken okuyucuya bırakır yorumunu dersem yanlış bir cümle ile başlamış olurum...
Rus yazar Anton Çehov'un (1860–1904) klasik başyapıtı “Vanya Dayı”, yazarın doğumunun 150. yılında Tiyatro Pera tarafından ilk kez 15 Mayıs 2010’da 17. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelendi...
Halkın Gözünden... Bu sefer izleme fırsatı bulduğum oyun William Shakespeare’nin en ünlü yapıtlarından olan “Romeo ve Juliet.” Arkadaşımla birlikte Kâğıthane Sadabat Sahnesine doğru yola koyulduk.
‘Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim’ deneyimli oyuncu Metin Coşkun tarafından sahneye uyarlanmış, oyunun yönetmeni ise Devlet Tiyatrosu sanatçısı Şakir Gürzumar...
E.S.E.K. Yani Espri Standartları Enstitüsü Kurumu ve oyunları ‘Kaygan Zemin’… Her şeyden önce muhakkak gidilip görülmesi gereken bir oyun. Neden derseniz oyunun sonunda bunu anlayabileceksiniz derim.
Yönetmen, Romeo ve Jüliet’te kurduğu sahne düzeni , oyuncuların sahne üzerindeki duruşları ve eylemleri ile oyunun alışılmış algısının dışına çıkmaya çalışmış. Ama bunu yaparken olayın geçtiği dönemin algılarını kullanıyor ve “benim” diyebildiği şeyler genellikle görsel düzeyde kalıyor. Zira metnin zenginliğinin ve belirgin karakterinin o da farkında.
Geçtiğimiz hafta, İstanbul Devlet Tiyatrolarında sergilenmekte olan Ölüleri Gömün adlı oyunu izleme fırsatı buldum. Bu benim tiyatrodünyası.com’ da ilk yazım; bir taraftan antipatik olmamak gayretindeyim; ama yine de kimsenin gönlünü etme niyetinde değilim...
Yiğit Sertdemir, bırakın oyunculuğunu, ama yazarlığına umut bağladığımız bir tiyatrocu. “444” de bayıldığım oyunu. “Bekleme Salonu” onun ilk oyunu ve bir ilk oyun olduğunu belli eden bir oyun...
Ferhan ŞENSOY, 2019 – Bilimsiz Kurgusal güldürü oyunu ile “Uyanın lan!” diye bağırışlarını yükseltti. Oyunda, “2019 yılında neler olabilir? Eğer olabilirliği olanlar olursa biz ne oluruz?” sorularına cevap üretmiş ŞENSOY...
Yine bir yerlerde özel tiyatroların şu devlet yardımı meselesi konuşuluyor. Çoğu kere denemiş fikirlerin, ısıtılmış şekli üzerinde duruyorlar. Oysa Özel tiyatro kim, ne, son durumu ne? Buraya bakmak kimsenin aklına gelmiyor mu? Ben deha değilim ya…