Onur By
Konservatuardayım. 11 yıl önce. 1. sınıfın acemi öğrencilerinden biri. Üç tane üst sınıfım var. 4’ler gidiş hazırlığında, altın vuruş yapmak, kalıcı olmak telaşında; 3’ler 2’nin bitmesiyle rahat ve huzurlu ama hırslı ve zeki, gerçekten zeki; 2’ler 1’in bitmesinden pişman, gelecek çok acaip zor günlerin telaşında ve 1’ler de, 1 işte. Okul’da ilk sene olmasının verdiği şaşkınlık ve aslında avantajla neler yapabileceğim konusunda fikir edinmeye çalıştığım zamanlar. Her zaman böyledir; 1’sen sınıfınla varsın. Ne zaman ki bir üst sınıfa geçtin, işte o zaman birey olmak ve tek başına hareket edebilme özgürlüğüne kavuşursun.
Biz bu özgürlüğü biraz daha erken kazanmış bir sınıftık. 3’ler sayesinde. O sene 3. sınıflar’ın hepimize sonsuz desteği ve yardımı vardı. Hepsine sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum. Hepsi yaptıkları her şeyde başarılı oldular ve isimlerini okulun gurur tablosuna yazdırdılar.
Onur Bayraktar da onlardan biriydi. Daha bugün toprağa verdiğimiz, hepimizin arkadaşı, bazılarımızın dostu, ama sevgili Caner Çandarlı’nın törende söylediği gibi “herkesin en yakın arkadaşı”.
Buradan, öldükten sonra Onur’a methiyeler düzmek ne kadar kolay. Ama gerek var mı? Sanmıyorum.
Sadece şunu söylemek istiyorum; Onur bana rolünü verebilecek kadar iyi bir arkadaştı. Sahneye kendi yerine benim çıkmamı sağlayacak kadar iyi. Neden ya da nasıl? Bunu hiç bilemeyeceğim. Önemli olan yeni yetme bir öğrenciye deneyimli bir öğrencinin kardeşlik etmesiydi. Biz, bu kardeşliği özleyeceğiz hep.
Hiç bir zaman söyleyemediğim, belki de yarım ağız söylediğim ama şimdi biraz da pişmanlıkla söylemek istediğim bir şey var; Yaptıkların için teşekkür ederim...
Arda Aydın