Aşk'a Sözcükler Yetseydi...
Bu sezon benim sezonum olacak sanırım; William Shakespeare’in oyunları ve derlemelerinden oluşan bir sezon başladı ve yanlışım yoksa şimdiden 2 ya da 3 farklı oyun sahnelenmekte bile...
Bu sezon benim sezonum olacak sanırım; William Shakespeare’in oyunları ve derlemelerinden oluşan bir sezon başladı ve yanlışım yoksa şimdiden 2 ya da 3 farklı oyun sahnelenmekte bile...
Günümüz anne ve babalarının evlatlarına eş bulmak için yaptıkları girişimlerin ters tepki yaratmasının vodvilvari yazılmış Sandberg & Firner ikilisinin “Das Ist Meine Frau-Bu da Benim Karım” başlıklı tipik öyküsünü, Hale Kuntay dilimize çevirmiş....
Varoluşçuluk, hayatın anlamının izini süren ve bireyin değerinin ne olduğunu anlamaya çalışan bir felsefi ve edebi akımdır. Varoluşçuluk, diğer birçok akımın tersine, bireye genel bir kavram gibi yaklaşmaz, onun öznelliğini nesnelliğin üstünde tutar...
Uzun zaman olmuş yazmamışım. Bu sebepten bir şeylere yoğunlaşayım ve yazayım diye düşünürken, AKM çıktı karşıma. Nedendir bilmem ama AKM kader gibi sürekli karşımıza çıkıyor ve şöyle bir sarsıyor hepimizi...
Burası DT Üsküdar Tekel Stüdyo Sahnesi. Üsküdar’dan Kuzguncuk’a doğru gelirken bir otobüs durağı mesafede , Paşalimanı diye anılan bir yer. İki yüz elli yıllık taş bir binadayız....
Bazı insanlar vardır, hayata sadece varolan işlerini yapmaya gelmişlerdir. Neden, nasıl, niye yaptıklarını sorgulamadan, görevlerini sonuna kadar hakkıyla yerine getirirler....
Televizyon ekranında aile dizilerinden geçilmiyor. Komedisi bol olanı da var, içinde çokça hüzün barındırıp gözyaşı döküleni de. Tiyatrokare de bu sezon bir ailenin hikayesini anlatıyor....
Kishon'un TARLA KUŞUYDU JÜLYET oyununu seneler önce Ayten Gökçer, Kerim Afşar'dan izlemiştim. Sonrasında TRT için çekilen dizide Ayten Gökçer bu defa Çetin Tekindor ile başrolleri paylaşmıştı....
Tuncer Cücenoğlu’nun 1980 yılında yazdığı Çıkmaz Sokak İBŞB Şehir Tiyatroları tarafından bir kere daha sahnelendi. Oyun ile ilgili yazarın açıklamalarından oyunun hem yurt içinde hem yurt dışında yüzlerce tiyatroca sahnelendiğini....
DÜZEN BOZUK, SAHNE ŞAHANE... Salona ilk adımı attığınız dakikada oyunun büyülü atmosferi başlıyor aslında.. İlk olarak, açık sahne perdesinin o amacına fazlasıyla ulaşan sersemleştirici haliyle karşılaştığınızda yani...
Günlerden Cuma vakit akşam… Kafada bir şeyler var, yeni oluşumlar onları çıkarmam için yazmam lâzım… Fakat bir türlü çıkmıyor… Başım patlıyor, sinirlerim Himalayalar’ın zirvesine Nasuh Mahruki modunda tırmanmış inmeyecek vaziyette…
Sezonla birlikte Duru Tiyatro da oyunlarını sahnelemeye başladı ve bu dönem -yanılmıyorsam- 2.sezonu olmasına rağmen tadından bir şey kaybetmeyen AŞK HER YERDE ile 3 Ekim akşamı “perde” dedi...
“Uysal Yurttaş Projesi”, pek bildiğimiz bir olayı yalınlaştırılmış tiyatro diliyle anlatmakta. Yurttaşlarını uysallaştırarak her türlü duruma boyun eğer hale getirmek isteyen bir iktidar ve buna direnen insanların öyküsü Özdemir’in anlattığı...
Yazdan kalma, ılık bir gündü.Güneş bulutların arasında bir gözüküyor, bir kayboluyordu.Saat tam 11.59'du. Kerem Yılmazer arabasındaydı. Levent girişinde sarı ışık yanmak üzereydi..
1967 Samsun doğumlu Hasan Hakan Bilgin Karadeniz Tiyatrosu’ndaki çalışmalarının ardından 1990 yılında Ortaoyuncularla profesyonel oyunculuğa adım attıktan sonra 1990-1996 yılları arasında “Güle Güle Godot, Seyirli Seyir Defteri, Köhne Bizans Operası, Üç Kurşunluk Opera” adlı oyunlarda rol aldı.
Centro Sperimentale Teatrale'in davetlisi olarak Napoli’de biri “Tiyatroda Eleştiri”, diğeri “Günümüz Dünya Tiyatrosu” konularında iki panele katılıp, bir de tiyatro sanatında kültürlerarasılık, kültürler etkisinde oyunculuk üzerine düzenlenen sempozyumda hazır bulunduktan sonra, kürkçü dükkânına döndüm.
Bu yazımda “Bilgi Üniversitesi Tiyatro Kulübü” ile “Tiyatro Veto” ve “Tiyatro Bizbize”den söz edeceğim… 1.) BİLGİ ÜNİVERSİTESİ TİYATRO KULÜBÜ, “BİR VARMIŞ HEP VARMIŞ” adlı oyunu oynadılar.
Kendi Gözyaşında Yıkan ve Kendi İnanç Evini Oluştur Çağlar Yiğitoğulları’nı bilir misiniz? Ya da şöyle sorayım; Çağlar Yiğitoğulları’nı ne kadar bilirsiniz? Yaklaşık altı buçuk yıl önce Şehir Tiyatroları’na dahil olduğumda tanıdım Çağlar’ı. O bir Shakespeare oyunu olan Macbeth’te oynuyordu, bense bir başka Shekespeare oyunu olan Hırçın Kız’da. Zaten o sene bir Shakespeare oyununda oynamayan Şehir Tiyatrosu oyuncusu yok denecek kadar azdı...
Bu yazı iki bölümden oluşmuştur.Madem ki başladınız özellikle ikinci bölümü, oyunu görmeden okumamanızı öneririz. Zira bu, oyunun ruhunu , yaydığı duyguyu/ kokuyu serbestçe anlamınıza engel olabilir. Bu oyunda ne anlatıldığından daha çok sizin ne hissettiğiniz önemli çünkü.
2010 Ajansı’nın içindeki çatlak, büyük bir gürültü ile açığa çıktı. "Haklı çıktın" diyenleri duyuyorum da, mesele haklı çıkmanın ötesinde. Nuri Çolakoğlu; "Biz istifa edip ayrılanlar, istifa nedenlerimiz üstüne konuşmama kararı aldık" diyor. İşte üstü örtülen bir "gerçek durum" daha. Yaşananlar, AKP’ nin tüm alanlardaki uygulamasının bir yansıması olmaktan öte değildir.
"Yahya Kemal" 'in dörtüklerini sansürleyerek koltuğunu sağlama almaya çalışan Orhan Alkaya, Tiyatro Dünyası adlı internet sitesinde bu gerçeği ortaya çıkartmamdan sonra pek rahatsız olup, beni kamuoyuna yalancı ilan etmiş ve iddialarımı ispatlamaya davet etmişti. Bugün (10 Mart) Cumhuriyet gazetesi'nde bu kez oyun yazarı Sönmez Atasoy'u öne sürmüşler. ........... "Kurt puslu havayı sever" sözü bu kez geçerli olmayacaktır. Birleştirici olması gereken genel sanat yönetmeni, koltuk sevdasıyla sanatçıları birbirine düşüremeyecektir. Çok üzülerek, Sayın Karacaoğlu'nun hiç söylemediği dizelerin video bandının da elimde olduğunu açıklamak istiyorum.
Günümüz tiyatrocusu, ekonomik kriz ortamı olsun ya da olmasın, maddi sorunların içinde her daim boğum boğum boğulmakta. Eee, bu durumda doğal olarak da ticari kaygılarla hareket ediyor. Dolayısıyla, tiyatrocularımızın bir bölümü repertuvarlarını yaparlarken genellikle “komedi” türünü yeğliyorlar. Halkımız gülüyor, eğleniyor. Daha doğrusu öyle sanıyorlar. Gel gelelim, kazın ayağı öyle değil! Komedi diye sahnelenen oyunların çoğunun düzeyi tam anlamıyla evlere şenlik. Halkımızı ota çoka güldürtüyorlar. Oynadıkları fars desen fars değil, vodvil desen ilgisi yok, bulvara hiç benzemiyor...
Türkçeye Haluk Bilginer tarafından çevrilen, İngiliz oyun yazarı Steven Berkoff’un (1937) “Kvech”, yani İbrani’ce “arka plan diyalogu” anlamına gelen oyunu, “Dolu Düşün, Boş Konuş” başlığı altında Bakırköy Belediye Tiyatroları tarafından sahnelenmekte. Oyunu daha önce ilk kez 1999 yılında Haluk Bilginer-Ferhan Şensoy çevirisiyle ve Şensoy’un rejisiyle izlemiştim. Sonra 2002–2003 sezonunda, gene Oyun Atölyesi yapımı olarak, ancak bu kere Haluk Bilginer’in bir başına çevirisi ve bizzat kendi rejisinden izlediğimi anımsıyorum.