-Tarla Kuşuydu Juliet- Müzikali
Romeo ve Juliet’e kaynaklık eden en eski öykü Roma mitolojisindeki Pyramus ve Thisbe’nin hikayesidir. Thisbe, Pyramus’u beklediği sırada gördüğü dişi aslandan kaçıp saklanır...
Romeo ve Juliet’e kaynaklık eden en eski öykü Roma mitolojisindeki Pyramus ve Thisbe’nin hikayesidir. Thisbe, Pyramus’u beklediği sırada gördüğü dişi aslandan kaçıp saklanır...
Yıllarca işlemediğiniz bir suç olduğu halde, bu suçtan yargılanmak, fiziksel ve ruhsal şiddet görmek zorunda kalsanız, yıllar sonra da suçsuzluğunuz ispat edilse neler hissederdiniz?
Çocukluğumda, ordudan emekli edilmiş bir astsubay komşumuz vardı. Bahçeli bir evde oturur, mahallede birtek benimle anlaşırdı. Entelektüel seviyesi yüksek, fiziksel kapasitesi düşük bir çocuk olduğum için....
Bayramın ikinci günü Fatih Reşat Nuri Güntekin sahnesindeydim. Salon doluydu ve dolu olmasının nedenini kesinlikle bayram olması sebebine dayandığını hiç sanmıyorum…
Yıllardan beri; Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'ne, en azından bir izleyici olarak katılma arzusunu duymuşumdur. Ancak aynı tarihlerde benim de çalışmalarım olduğundan şenlik benim için sessizce gelip sessizce biten bir olurdu..
14. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali Kapsamı’nda gerçekleştirilen Örgütlü Bir Tiyatro İçin Türkiye Tiyatro Kurultayı Ankara Buluşması’nın sonunda TÜRKİYE TİYATROLARI GÜÇ BİRLİĞİ GİRİŞİMİ (TTGBG) adı verilen bir yapının kurulduğunu öğrendik.
Aslen Diyarbakırlı ve Kürt kökenli olan Orhan Asena’nın (1922–2001) “Ölümü Yaşamak” başlıklı oyunu, daha önce Diyarbakır Büyükşehir Belediye Tiyatrosu'nda oynanmış. Kan davasını anlatan bir oyun “Ölümü Yaşamak”.
Yeni bir yazarı ve yerli oyunu tanımak için seyredilir. Ellerinden gelenin en iyisini vermek için tüm gayretleri ile ekip oyunu çıkaran kadro için seyredilebilir.
Rita’nın Şarkısı’nı büyük bir keyifle seyrettikten sonra düşündüm. Bir oyunu seyretmek için kaç neden bulunabilir? Ben en başa oyunculuğu koyarım...
Antalya’ya yolum düştü. Tiyatro ararken karşıma Kadeş Gelini çıktı. Antalya Devlet Tiyatrosu, Orhan Alkaya rejisi ile sahneliyordu.Programıma uydu. İnternetten bilet aldım ve gittim,seyrettim.
Işıklar içinde yatsın güzel insan Savaş Dinçel (1942–2007), önemli bir tiyatro oyuncusu ve yönetmeniydi. Yaşadığı süre içinde sinema filmleri ve televizyon dizilerinde de her zaman başarılı oldu. Karikatüristti. Yani doğuştan cevherdi...
Sizlere bu satırları yazdığıma göre, yavaş yavaşhayatın normal ritmine dönüyorum demektir. Uzun süredir, yani yaklaşık iki aydır özel hayatım adeta yok oldu diyebilirim. Bir yandan Coriolanus (Koriyolanus) oyununun zevkli, yorucu, doğurgan provaları, bir yandan da Kollama adlı dizinin yoğun çekimleri içinde buldum kendimi…
Dostlar, ne yazık ki tiyatroya “saldırı tiyatrosu” adlı yeni bir açılım kazandırmadım. Bu sadece saldırının halk dilinde “tiyatro” haline gelmesi durumuyla ilgilidir.
Zaman Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni Ekrem Dumanlı birkaç ay önce, sağcılara bir çağrı yaparak, sağın kendini sanat anlamında yetiştirmesi gerektiğini vurguladı. Dumanlı, gazetecilik konusunda sağda önemli bir çığır açtı...
12 Aralık itibariyle askerim. Yani bir müddet buralarda olamayacağım. Giderayak bir veda etmek hoş olabilir diye düşündüm. Kimbilir belki bir Manisa Güncesi serisi çıkartmış olarak dönerim askerden....
Fazıl Say’ın sanat yönetmenliğindeki 10. Uluslararası Antalya Piyano Festivali "Fazıl Say ve Arkadaşları" başlıklı konserle açıldı. Hem de ne açılış! Gözlerim Hıncal Uluç’u, Güneri Civaoğlu’nu, müzik direktörü Çiğdem Erken’i...
Sayın Şamlıoğlu, “Kabul etmiş olduğunuz” görev nedeniyle sizi kutlar , başarılı olmanızı dilerim. 40 yıldır İstanbul Şehir Tiyatroları’nı takip eden bir seyirciyim. Öğrenimimde tiyatronun ve İstanbul Şehir Tiyatroları’nın önemli bir yeri olduğunu söylemeliyim.
“Ömür dediğin üç gündür. Dün geldi, geçti. Yarın Meçhuldür. O halde ömür dediğin, bir gündür, o da ‘bugün’dür.“ / Özdemir Asaf Günümüze uyarlanmış vodvil, farsları Ali'li, Rüstem'li, Hüsnü'lü, Süleyman'lı, Naciye'li oynadınız senelerce....
Bu soruyu bir forumda okumuş altına da aşağıda ki yazının bir benzerini yazmıştım. Ben biraz alışığım ama çocukların karşı karşıya kalmaları işte ona dayanamadım. Dayanamadım, kendimi tutamadım sizlerle de paylaşmak istedim.
Hüseyin Erdoğan ,
Bu yazımda dört oyundan söz edeceğim : 1.) Yaşar Tiyatrosu’ndan “Akıl Defteri”, 2.) Sakarya Gençlik ve Spor Kulübü Tiyatrosun’dan “Ben Sana Söylemiştim, 3.) Marmara Üniversitesi Mizah Kulübü’den “Kaymaklı Dondurma Rengindeki… Takım Elbise”, 4.)Marmara Üniversitesi Mimikomedi Tiyatrosu’ndan “ Beni Hatırladınız mı ?”…
Hayalarımızla midemizin arasındaki o alana hapsetmiş bizi hayat. yiyip, içip, sevişip, tepişip, tüketip, tükenip, ölüyoruz büyük bir hazla
Tiyatro sanatına olan borcunu, bırakalım " Ben Anadolu", " İstanbul Efendisi"ni, sadece "Bernarda Alba'nın Evi"nde yaşar kıldığı Martirio karakteriyle bir defada ödemişti. Dünya standartlarında safkan bir oyuncunun erişebileceği sayılı doruklardan biriydi 'Bernarda'daki performansı.Bana göre, başlıbaşına bir oyunculuk resitaliydi.
Daha başlarken itiraf ediyorum, ben bu oyunu gözlem altına alırken tarafsız olamam. Çünkü Tiyatro Z ile duygusal bağım var. Bengi Heval Öz ve Cem Kenar ile ne zaman rastlaşsam içim pır pır eder. Onlarda çoğu zaman kendi gençliğimi, kimi deliliklerimi, yapamadıklarımı, ulaşamadıklarımı görürüm. Ne tuhaf! Hiç kıskanmam. Hatta onlara öven gözlerle bakar, övgümden kendime pay çıkartırım.
İnsanlar annesine ve babasına değil de daha çok yaşadığı zamana benzermiş… Hakikaten öyle… Biz seksen kuşağının çocukları birbirimizi bulduğumuzda konuşmamızdan, hareketlerimizden anlarız yani aynı notalardan konuştuğunuzda şarkınızda aynı oluyor, aynı duyguyu, mantığı hissedebiliyorsunuz. Bizim zamanımızda şöyle şöyleydi gibi geleneksel bir cümle kullanmadım hiçbir zaman ta ki şu ana kadar...
Aşağıda adı listelenen ve aralarında 123 tiyatro sanatçısı, yazar, eleştirmen, akademisyen ve farklı meslek gruplarına ait 208 tiyatroseverin bulunduğu kişiler, tiyatro yazarı Tuncer Cücenoğlu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen bir imza kampanyasına katılarak, Aykut Işıklar'ın, 16 Ocak tarihli Bugün Gazetesi'nde yer alan ve Nedim Saban'ın kökeninden dolayı Türk tiyatrosunda yeri olamayacağını iddia eden talihsiz yazısını aşağıdaki bildiriyle kınadılar.
70'li yılların Brecht'i ile yetiştik biz. Bize çözüm gibi görünmüştü : Epik tiyatro ile kurtulacaktı toplum ; tiyatro salonları, devrimin başladığı yerdi bizim zamanımızda. Salonlardaki sloganları , ateşi unutmak mümkün değil. "Ana" oyunundan sonra nasıl da taşmıştık salondan Beyoğlu'na, sloganlarla...
YAZARDAN PAYIMIZA DÜŞEN Her dikkatli tiyatro izleyicisi, Tuncer Cücenoğlu’nun yazmış olduğu oyunları izlemek ister. Tuncer Cücenoğlu’nun özel tiyatrolarca sahnelenen oyunlarını, bilet fiyatları nedeniyle izleyemeyenlerin sayısı oldukça çok. Devlet tiyatroları izleyicilerinin,heyecan içinde beklediği Tuncer Cücenoğlu’nun oyunu Ziyaretçi, bende hayal kırıklığı yarattı. Yazardan payımıza düşen öksüz dilimi gibi.
Tiyatro türleri arasında bence en önemlisi çocuk tiyatrosudur. Önemli olduğu kadar da tehlikeli bir alandır bence çocuk tiyatrosu çünkü işin ehli tarafından yapılmadığında çocuklar üzerinde bir daha geri dönülemeyecek önemli etkiler bırakabilir. Durum bu kadar ciddi iken ülkemizde çocuk tiyatroları hiçbir denetim veya danışmanlığa ihtiyaç duyulmadan hazırlanıp oynanabilmekte, pek çok oyuncu tarafından sadece para kazandırdığı için yapılmaktadır...
Reşat Nuri Güntekin’e 120.doğum yıldönümünde ilgi büyük…Yazdığı iki ünlü romandan uyarlanan Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe- her ne kadar artık onun eserleri olmaktan uzak düşmüş olsalar da- hala en çok seyredilen diziler arasında. Merak ediyorum, Reşat Nuri’nin varisi veya varisleri bu eserlerin asıllarından bu kadar uzaklaşarak, ‘başka bir şeye’ dönüşmesine nasıl göz yumuyorlar...