| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Yeni Kuşak Tiyatro'da "Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor"
Melih Anık




Sabancı müzesinde açılan Dali sergisi ile ayni zamana denk getirilen Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor isimli oyun, Aksanat'ta Mehmet Ergen'in rejisi ve çevirisi ile sahneleniyor.

Salona girer girmez mavi floresan ışıklar altında, koltukları örten beyaz örtüler, sahnedeki dekor, sanki Dali resimlerinden birinin içine düşürüyor seyirciyi. Oyun öncesi sahnedeki canlı çalınan gitardan yayılan müzik ve kaktüs altında gerinen kedi, tabloyu aniden uçsuz bucaksız çöle dönüştürüyor. Oyunun başlaması ile Aksanat'ın küçük salonunda , yanan yıldızlar ile oluşturulan gök kubbe, altta uzanıp giden çölü kucaklıyor.(!)

Kısa bir süre içinde yaşanan "çölden bulutlara seyahat" , seyirciyi, oyunun bir parçası haline getiriyor.

Yazar

Oyunun yazarı Jose Rivera, Che'nin hayatından bir bölümü anlatan Motosiklet Günlükleri isimli filmin senaristi. 1955 doğumlu. Bazıları ödül almış, 7 dile çevrilmiş 10 un üzerinde oyun yazmış. Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor 2000 yılına ait.

Oyunda sözü edilen savaş 1991 tarihli Körfez savaşı… Bu nedenle de Körfez savaşının ateşi henüz sönmüşken, yakın tarihli ve de yaraları taze bir savaş üzerinden savaş temasının kullanılması bir rastlantı değil. Bizim toplumumuz için ise seyircinin genel olarak genç olduğu düşünüldüğünde (ki salonu dolduranların çoğu gençti) 17 yıl önceki bir savaşın nasıl algılanacağını saptamak kolay değil.

Konu

Oyunda, California'nun çölündeki askeri lojmanda kocası Benito'nun dönüşünü bekleyen Gabriela'nın ağzından bir hikaye/rüya(?) anlatılıyor.

Aslında savaşa gidenin ve geride kalanın durumu geride kalanın penceresinden verilmiş. Biz daha önce bildiklerimizden, asker Benito'ya uygun bir ruh hali giydiriyoruz. Herkesin Gabriela'sı benzer olabilir ama herkesin Benito'su ayrı olacaktır .

Körfez savaşı sırasında, izne dönecek olan kocasını (Mehmet Ali Nuroğlu) bekleyen Gabriela(Evren Kardeş) , evinin arka bahçesinde , düş mü gerçek mi belli olmayan gerçeküstü ("Dali gerçeküstü"sü) bir ortamda sırtüstü yatmış, gökyüzünü seyrediyor.Bahçede bir çakal(Burak Sayar),peşinde koştuğu kediyi (Aybanu Aykut Gürses) kandırmaya çalışmakta, komşunun 14 yaşındaki erken büyümüş oğlu Martin(Deniz Celiloğlu) Gabriela'yı gözetlemektedir. Ay(Nihat İleri) hepsini aydınlatıyor.

Dali'ye Yapılan Gönderme

Oyunun ismi , Dali ile yakın bir ilgiyi ima ediyor ama "Kadının gözyaşı.." ile Dali'nin resmine yapılan gönderme ve de hikayenin gerçeküstü anlatımı dışında her şey ,yönetmenin oyunu nasıl sahnelediği ile yakından ilgili. Mehmet Ergen sahnelemesi Dali ismine vurgu yapıyor gibi geldi bize.

Yaratılan gerçeküstü ortamın, yazarın metninden mi kaynaklandığını bilmiyoruz ama her şeyin bu kadar gerçeküstü oluşu Sabancı müzesindeki Dali sergisinden dolayı mı diye de düşünmeden edemiyoruz.

Oyunun Metni

Oyunun sıra dışı bir metni var.

Oyun bir kişinin gözünden bir algılama. Tüm olayları Gabriela'nın algılaması ile görüyoruz. Algılama dediğimiz de aslında rüya(mı?). Tüm karakterler, Gabriela nasıl isterse öyle; kendi başlarına yaşamıyorlar. Bu açıdan bakıldığında eser klasik bir metin tanımlaması dışında. Tüm oyun Gabriela'nın rüyası ya da kaosu... Bu anlamda tüm rüya içinde tek bir "gerçek" var: Gabriela ve yalnız kadının aşk takıntılı rüyaları....

Rivera , "Oyun Yazma Üzerine Kabuller"inde şunları söylüyor: "Tiyatro,romandan daha çok şiire ve müziğe yakındır.Her yeni oyunla şöhretini riske at ki seyirciler için seyre değer bir şeyler ortaya çıksın. Duygusal uçları zorla. Seksi ol. İrrasyonal ol. Korkutucu ol.Yüksek sesle söyle. Aptal olmaktan korkma.Renkli ol."

Bu oyunda ortaya çıkan bir başka şey de aklın uçuşundaki sınırsızlık. Rüyaların,hayallerin sonsuzluğuna kapılış; semboller ile anlatılan fantastik bir uçuş!

Oyunun ilk ve son sahnelerinin sanki bir rüya aleminde geçmesi, aradaki sahneleri de rüyaya dönüştürüyor. Bu düşsel ortam , Gabriela'nın korkularından (gerçek ile yüzleşmeden) kaçışı temsil ediyor olabilir.

Rivera,kendisi ile yapılan bir söyleşide belirttiği gibi ,kendi anne babasının ilişkisinden çıkan, bir ilişkiye bir ömür vermenin ne demek olduğunu anlama/anlatma çabası da var oyunda.

Oyunda, 11 yıllık evli olan çiftin kocası Benito, 9 yıllık bir süreyi daha askerde geçirdikten sonra para için çalışmak zorunda kalmayacağını ve o zamana kadar Gabriela'nın kendisini beklemesini istiyor. Bu Gabriela için ertelenmiş bir yaşam. Gabriela, zaten anlamadığı savaş , anlamaya çalıştığı Müslümanlık, geçmişte bir zamanlar peşindeki saldırganlara rağmen ay'ı fark edebilen kocasının "zalim asker"e dönüşümünün korkusu arasında, kurtuluşu ayda, gökyüzündeki yıldızları seyretmekte bulmuş gibi.Bu bir tür saklanış,kaçış.

Çakal ve ay, akıl çelici kandırıcılar(dalavericiler) olarak tanınıyor bazı mitolojik hikayelerde. Çakal ayni zamanda dayanıklılığın da sembolü.

Yazar, Dali göndermeleri ile Gabriela'nın aklını çelen ay'ı , çakal ile ayni düzlemde buluşturuyor.Çakalın, uluyarak ayı doğurması yalan olsa da insan ister istemez ona bile inanacağı "hayal" dünyasının içine doğru sürükleniyor:

Çakal ile Benito ; kedi ile Gabriela arasında kurulan bir ilişkilendirme var.Aynen çakalın kedinin aklını çelmeye çalışmasında olduğu gibi Benito da Gabriela'nın aklını çelmeye çalışıyor. Yazar Gabriela ile Benito arasındaki ilişkinin kedi ile çakalın hiç olmayacak ilişkisine benzer bir ilişki olduğunu ima ediyor. Gabriela, kendisini kandırılmış hissediyor. Gabriela kaktüslerin eve uzaklığını ölçüyor ve kedi ile dertleşiyor, çakalı ehlileştiriyor.(tabi ki rüyasında)

Tüm bunlar Gabriela'nın yaşadığı uçsuz bucaksız çöldeki yalnızlığının temel motiflerini oluşturuyor.

Yazar tüm olayları anlatırken , Amerika kıtasında hakim olan sembollere, çakal, kedi , ay ve kaktüse göndermeler yapıyor .(Oralarda kaktüsün yanında,dolunay altında uluyan çakal görüntüleri pazarlanıyor.)

Ay

Oyunda Ay, ay ışığı bizi Shakespeare'in Bir Yaz Gecesi Rüyası'na ve oyunlarında sıklıkla kullandığı Ay sembolüne götürüyor.

Shakespeare 'deki ay oyuncudur,eğlencelidir,insanlarla oynar. Bu oyundaki, kafa karışıklığına neden olan Ay değil. Aksine insanın içine düştüğü kaosu dağıtmak için sığındığı bir liman.

Ay, kadının cinsel takviminin de yöneticisi. Bazı inanışlarda kadınlar dolunayda doğurganlığın zirvesine çıkar, yeni ay ile aybaşı dönemine girer.Bu bakış açısıyla, oyun, kadının cinselliği üzerine dokunuşlar yapıyor. Hatta bir yerde Gabriela kocasının teklifini aybaşı hali nedeniyle reddediyor. Adet dönemi bir anlayışa göre hijyen olmama,kirli,uygunsuz kelimelerinin çağrıştırdıklarını anlatır.Gabriela ruh aleminde kendini suçlu hissediyor.

Necati Cumalı'nın "Ay Büyürken Uyuyamam"da anlattığı Anadolu'daki cinsellik öykülerinin beslendiği kaynak düşünüldüğünde kadın-ay ilişkisine yapılan bu göndermelerin ortak sembolleri yabancı değil.

Çakal

Çakal ,çağdaş Amerikan yerlilerinin kendi kalıtımsal özelliklerini,hayatta kalma becerilerini,eşsiz espri güçlerini anlatmak için seçtikleri güçlü bir sembol.Bu anlamda bizdeki çakal tanımının çağrıştırdıklarından farklı olumlu bir algılaması da var.

Çakal dünyada yaşadığı ortama kolaylıkla uyum sağlayan bir hayvandır.Bu açıdan bakıldığında Benito'nun hayatta kalma esnekliğine karşı, Gabriela kendi alışkanlıklarını kolay kolay terk edemeyen bir karakterdir(kedidir).

Çakallar hükümranlık bölgelerini işaretlerler. Gabriela, Benito'nun hükümranlık alanının figürlerinden biridir. Gabriela kendini bu alana hapsedilmiş hissetmektedir.

Çakallar için kırların palyaçosu denilmektedir. O müstehzi,akıllı ve iyi bir oyuncudur. Hareket ve macera sever. Zeka dolu bir filozofun mutluluğu vardır onda.

Çakal pek çok yaradılış mitolojisinde yer alan bir hayvandır. Hatta çakalın bir çamur parçasını tekmeleyerek ilk insanı yaratması üzerine söylenceler vardır. Çakal dünyadaki tüm erkekleri aşk yaparak öldüren kadını dölleyen kahraman olarak da anlatılır.

Çakal türü hayvanlar aklı ve içgüdüleri ile değişen zamana uyum sağlayarak hayatta kalan "Trickster"(akıl çelici-dalavereci) bir yaratıktır.

Bu türün kadınlara karşı davranışları kadınlarla olan ilişkileri salt sekse dayanmaz fakat cinsinin rolünü yerine getirirken yaptığı yanlışlıklarla yönünü bulur.

Çakal her yerde karşımıza çıkabilecek yaratıcı, haberci, kahraman, soytarıdır. Değişme yeteneği olan,yakışıklı bir genç,ya da güç sahibi bir hayvan olarak da anlatılır.Çakal buffalo,geyik,antilop,ayı adlarının çağrıştırdıklarının hepsidir.

Çakal doğada , evlilikte ömür boyu tek eşe bağlı yaşayan memelilere örnek gösterilen bir hayvan.Bu ve de yazarın kendi anne babasının ömür boyu bağlılığına kafa yorması düşünüldüğünde çakalın oyuna dahil edilmesi bir rastlantı değildir.

Çakal ile mitolojik olarak anlatılan pek çok hikaye var. Bir hikayede ay çalındığı için onun yerine getirilen çakalın yükseklerden herkesin ne yaptığını görmesi ve bağırarak tüm yaratıkları haberdar etmesi anlatılır. Bu durumda sırları ortaya çıkan yaratıkların ,çakalı "ay olma" görevinden aldığı ama çakalın ay olarak edindiği alışkanlığı bir türlü bırakamadığı ve bu nedenle de herkesin hayatına burnunu soktuğu, işine karıştığı söylenir. Benito da kendi hayat ekseninde Gabriela'nın hayatına burnunu sokmakta ve onu kendi yazdığı hayata göre "düzeltme"ye çalışmaktadır.

Oyunda sembolik göndermelerde Dali'den bile çok ağırlığı olan çakalın oyundaki rolü hiç de o ağırlıkta değil.

Kedi

Dokuz canlı Kedi hayatı tehdit eden tehlikeleri fark etme ve kurtulma yeteneği ile yaratılmıştır.

Kedi genellikle beden dilini kullanan bir hayvan. Kendinin anlaşılmasını bekler. Bu yaradılışta bir hayvan ile benzeştirilen Gabriela da anlaşılmayı beklerken kendini anlatmak durumunda kalmasından dolayı zorlanmaktadır.

Kadının Toplumda Yeri

Bu kadar mitolojik gönderme arasında , kadının evlenmesinin, bir başka anlatımla kocasını her ne olursa olsun terk etmemesinin toplumsal görevi olduğu , evlenmemiş kadının bu toplumsal görevi yerine getirmediği için bazı inanç toplumlarında dışlanma ve hakir görülmelerinin genlere kazıdığı baskının da Gabriela'yı boğduğu söylenebilir. Bazı kabilelerin inancında kadının evlenmeyi reddetmesi toplum tarafından hoş görülmez , kadın "gurur günahı" işlemiş olarak kabul edilir ve kabile dışına atılır.

Kabile dışına atılma korkusuyla ,Gabriela, karşısındakinden umudunu kestiği için kendisini "düzeltmeye" çalışmanın , "düzeltme" zorunda olmanın pek de inanmadığı girdabında yaşıyor kaosunu.

Gabriela'nın şahsında kendi hayatlarını ikinci sıraya atan/atmak zorunda olmanın baskısı ile yaşayan kadınları görüyoruz.

Gabriela için her şeye rağmen içine düştüğü kaostan çıkış noktası Benito'nun ay'ı yeniden fark etmesidir. Onu gerçek hayata döndürecek olan da ancak budur. Oyunun sonu seyirciye kalmıştır.Her seyirci kendine göre bir sonuca varacaktır.

Anlatılan hikayenin (körfez savaşı) hem tarihsel ve hem de pek çok benzeri duyulmuş olduğu için gündemden düşmüş olması; olayları /sembolleri, onlar(yani Amerikalılar) gibi algılamayan bu toprakların insanlarına ulaştırılmasında (muhtemel) eksik yapma korkusu ; oyunun yazıldığı coğrafyaya ait semboller üzerine kurgulanmış metnin algılanmasındaki endişe, oyunun dekor ,kostüm,ışık ve müzik ile "fazlaca" zenginleştirilerek(süslenerek) sunulmasına neden olmuş.

Oyunculuk, Dekor, Işık, Müzik…

Bizi şaşırtan Mehmet Ergen'in yarattığı ortak oyunculuk düzeyindeki standardın bu oyunda tutturulamamış olması idi.

Hepsini iyi oyuncular olarak bildiğimiz oyuncuların rolleri ve de birbirleri ile yeterli iletişimi kuramadıklarını ve ortak bir oyunculuk dili yaratamadıklarını hissettik. Oyunculuğa dayanan sahne enerjisinin yükseltilmesi gerekiyor.

Nihat İleri'yi Ay'da fiziken uygun bulduk ama "klasik İleri" tonlaması ile oyunculuğunu bu rolde yadırgadık. Bazı sahnelemelerde Dali'vari bıyık ve sakal ile canlandırılan Ay'ın oyuna daha sempati katacağını sanıyoruz.

Aybanu Aykut Gürses, köşeli ve gereksiz sert Hırçın Kız'dan sonra Kedi'de yumuşak bir oyunculuk sergiledi ve iyi bir oyuncu olduğunu gösterdi. Kadın oyuncu ödülleri için bu yıl dikkat çekmelidir.

Burak Sayar'ın Çakal'ını, duygusallığı fazla kaçmış bir oyunculuk olarak algıladık. Çakal'ı bu kadar benimsememesi , role biraz daha uzaktan bakması gerekiyor.

Deniz Celiloğlu , Şeylerin Şekli'nde beğendiğimiz bir oyuncu idi. Bu oyunun enerjisi olmuş. Başka rolleri de oynayabileceğini görmekten de mutlu olduk.

Oyunun baş karakterleri Evren Kardeş ve Mehmet Ali Nuroğlu'nun sorunu ortak. İçleştirilememiş karakterler, onlara uzak duruyor. Sesleri yumuşak , bıkkın, ortama göre sönük yıldızlar gibi kalıyor, hatta duyurmakta sorun yaşıyorlar.Sanki Dali'nin düş aleminin atmosferine kapılmış gibiler.Her ikisinin de bu rolleri daha iyi oynayabileceklerini düşünüyoruz.

Çiğdem Borucu'nun müziğini ,gitarist Koray Hatipoğlu'nun performansını sevdik.

Dekorda platformdan sarkanlar kar gibi duruyor. Buluta benzese daha iyi olur diye düşünüyoruz.

Işık ile ilgili bir önerimiz var: Ay'ın sahnede bulunduğu ile olmadığı sahneler arasında bir ışıklandırma farkı olsa daha etkili olmaz mı ?

Oyunda, ev içinde masaya,sonra yatağa dönüşen platform parçası ağır. Özellikle eğimli yatağa dönüştürülürken sahnede çıkan gürültü engellenmeli.
Kostümler yaratılmış atmosferle uyum içinde..
"Oyunun isminin Salvador Dali Göndermeleri Beni Azdırıyor" şeklinde yapılabilecek doğrudan bir tercümenin kullanılmamış olmasını da doğru bulduğumuzu ; aksi halde oyunun algılamasının gereksiz yerlere doğru götürüleceğini düşündüğümüzü belirtmeliyiz.

Ancak Rivera'nın belirttiği şiirselliğin dilde ortaya çıkmadığını söyleyebiliriz.Bu durum oyunculardan mı yoksa tercümeden mi kaynaklanıyor ?

Biz, Dali ismi üzerinden seçilmiş gibi duran bu oyunun hikayesini dikkate aldığımızda , sahnelenmesindeki tercihi anlamaktaki güçlük ile Jose Rivera gibi renkli bir yazarı ve seçtiği sahne dilini tanımanın hoşluğu arasında kararsız kaldık.

Tiyatromuz için zenginlik diyebileceğimiz bir sahneleme olduğunu ve de zaman zaman içinize akacak -nedenini çözemeyeceğiniz- tarifi zor bir sıcaklığı hissedeceğinizi söyleyebiliriz.

Melih Anık
Kaynak: İnternet arama motorlarında "Dali, Jose Rivera, Ay, Çakal , Kedi, Mitoloji " ile ulaşılan Türkçe ve İngilizce sayfalar..


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Gülhan Kadim - ( 11/18/2008 )
Oyunu henüz izlemedim. Ancak küçük bir bilgi eklemek istedim. Oyun zaten Dali sergisi ile paralellik kurularak tasarlanmış. Oyunun tanıtımında da bu şekilde yazılmış.

"...Akbank Yeni Kuşak Tiyatro tarafından, Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki Dali sergisi için özel olarak hazırlanan “Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor” oyunu Eylül ayında Akbank Sanat’ta başlıyor..."

Eleştiride, ’Biz’, kullanımını rahatsız edici buldum.

Sevgiler,


Habibe Merih Atalay - ( 11/14/2008 )
Melih bey Güzel yazmış. Ancak ’biz’ anlatımından çıkmalı.

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 202
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Başarılı Genç Aktör Can Öztopçu 40. Sanat Yılını Kutluyor (Füsun Akmen Balkaya)
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • Albay Kuş – Tiyatro Adam (İsmail Can Törtop) - 11/20/2008
  • Burası Dot. Bir Tiyatro Mekanı (Arda Aydın) - 11/20/2008
  • Pambık Prenses (Ali Erdoğan) - 11/19/2008
  • Asiye Nasıl Kurtulur - Bursa Devlet Tiyatrosu (Ahmet Olcay) - 11/19/2008
  • Ah Be Babam, Ne Zormuş Erkek Olmak!: TESTOSTERON (Üstün Akmen) - 11/18/2008
  • Devlet Tiyatroları ölüleri gömdü mü? (Feridun Çetinkaya) - 11/18/2008
  • Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz (Rengin Uz) - 11/17/2008
  • İşte Hayat Bu; İşte Tiyatro Bu - Çılgın Dünya - Van DT (Savaş Aykılıç) - 11/16/2008
  • O Güzelim Kaymaklı Dondurma Rengi Elbise (Meral Arslan) - 11/16/2008
  • Yeni Kuşak Tiyatro'da "Salvador Dali Göndermeleri İçimi Isıtıyor" (Melih Anık) - 11/14/2008
  • Sokak Kedileri (Çocuk Oyunu) (Arda Aydın) - 11/13/2008
  • Dionysos ve "Göz" Teması Işığında Kadın-Erkek-Doğa Hiyerarşisi (Tuğçe Kanbur) - 11/13/2008
  • Gardiyan Oyunu Üzerine (Kürşat Ural) - 11/13/2008
  • Nazlı Sevda (Kürşat Ural) - 11/13/2008
  • Selçuk Uluergüven'den Mektup 2 (Selçuk Uluergüven) - 11/13/2008
  • Sanatın gücü baştan çıkartabilir (Rengin Uz) - 11/12/2008
  • Dikmen Gürün, TEB'in 2008 Onur Ödülü'nü Gerçekten Hak Etti Mi? (Üstün Akmen) - 11/11/2008
  • Cesaret Ana ve Çocukları – Semaver Kumpanya (İsmail Can Törtop) - 11/11/2008
  • Proje : Histanbul (Melih Anık) - 11/10/2008
  • Kırmızı Pazartesi - İstanbul Şehir Tiyatroları (Ayşe Müge Gerdan) - 11/10/2008
  • Ben De Anlamıyorum (Gılman Kahyaoğlu Peremeci) - 11/9/2008
  • ALIN SİZE BAŞARILI BİR GARAJİSTANBUL PROJESİ DAHA: HİSTANBUL (Üstün Akmen) - 11/9/2008
  • Bir Boş Zaman Etkinliği: Yok Saymak (Ali Erdoğan) - 11/7/2008
  • Selçuk Uluergüven'den Kamuoyuna Açık Mektup (Selçuk Uluergüven) - 11/6/2008
  • Bu Ülkede Tiyatro Salonu Açmak Suç Mu? (Emre Uluergüven) - 11/6/2008
  • Dinmeyen Alkışlar - İstanbul Şehir Tiyatroları (Ayşe Müge Gerdan) - 11/6/2008
  • Tiyatro'da 60 yılı aşan Onur: Gazanfer Özcan (Melih Anık) - 11/4/2008
  • İBŞT'de oyunculuğun önde olduğu bir oyun: İstanbul Efendisi (Üstün Akmen) - 11/4/2008
  • Dünya’nın Sonunu Beklerken (Erdinç Yapan) - 11/4/2008
  • Lüküs Hayat’ın Düşündürdükleri (İsmail Can Törtop) - 11/3/2008
  • Genç bir kadının evrak-ı metrukesi: 4 Artı 4 (Üstün Akmen) - 11/2/2008
  • Teyzesi - İzmir Devlet Tiyatrosu (Ahmet Olcay) - 11/2/2008
  • Şehir Tiyatroları Yönetiminin Özrü Kabahatinden Büyük (Feridun çetinkaya) - 11/1/2008
  • Milliyet Sanat'tan Nedim Saban'a Cevap Mektubu (Özlem Özdemir) - 10/31/2008
  • Bize danışmadan asla (Orhan Aydın) - 10/31/2008
  • Dolu Düşün Boş Konuş – Bakırköy Belediye Tiyatroları (İsmail Can Törtop) - 10/29/2008
  • Balıkesir Muhallebicisi (Nedim Saban) - 10/29/2008
  • Kendi Gök Kubbemiz - İstanbul Şehir Tiyatroları (Ayşe Müge Gerdan) - 10/29/2008
  • Müjdat Gezen'den: MUSTAFAM KEMALİM (Ahmet Kara) - 10/28/2008
  • Mahmud ile Yezida Üzerine İnceleme (Mitolojik Kaynak Açısından) (Dılşah Kamalı) - 10/28/2008


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    5 Kasım'den itibaren her PERŞEMBE Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları, Özel Tiyatrolara Kasım Ayında da Sahnelerinde Yer Veriyor
    oyun atölyesi'nde yeni sezon başlıyor...

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |