| Konservatuar Hazırlık Kursu  | Çocuklar İçin Tiyatro Kursu  | Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Taksim'in Göbeğinde Bir Cezaevi… Disko 5'Nolu…
İhsan Ata



Türkiye'de Türkçe haricinde deneysel tiyatro yapan bir kaç tiyatro grubundan biri olan Destar Tiyatro'nun kürtçe sahnelenen “Disko 5 no'lu” adlı yeni oyunu; Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkence gerçeğini tüm yönleriyle ele alıyor. Mirza Metin tarafından yazılıp oynanan oyununun yönetmenliği Berfin Zenderlioğlu’na, sahne tasarımı, Metîn Çelik’e, ışık tasarımı Alev Topal’a ve müzikleri ise Nizamettin Arıç’a ait.

Radikal gazetesinden Ertuğrul Mavioğlu, Diyarbakır 5 No' lu Cezaevi'nde 1981-1984 yılları arasında 34 tutuklunun ölümüne, yüzlerce tutuklunun da sakat kalmasına ve sinir sistemlerinin tahribine neden olan uygulamaları, 20 tutuklunun aldığı ağır darbelerle, beş tutuklunun da açlık direnişinde öldüğü, koşulları protesto eden beş tutuklunun kendini asarak, dördünün de kendini yakarak yaşamına son verdiği, 'vahşet dönemi' diye adlandırılan bu yılları yaşayan 29 tanık ile iki savunma avukatının anlatımı, Serbesti adlı derginin 14. sayısında yayımlandığını anlatıyor. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=94914

İçeride yaşananlar ise elbette başlı başına bir tez konusu. Ama sanırım şunu açık yüreklilikle söyleyebiliriz. 12 Eylül rejimin somutlaştığı yer olan bu şeytan adasını tasarlayanlar ve içeride “özgün” yöntemler geliştirenlerle Türkiye hesaplaşmadığı sürece bu karanlık örtü kalkamayacaktır.

Hiçbir görevlinin ise ceza almadığı bu akıl almaz vahşeti, Destar Tiyatro sahipleniyor. Üstelik taksimin göbeğinde perdelerini açan Destar Tiyatro böylesine sert ve vahşet yüklü oyunu kürtçe olarak sahneliyor. Bundan 10 yıl öncesini düşünün. Bırakın böyle bir eyleme kalkışmayı kürtçe konuşmanın bile yasak olduğu bir ülkede yaşıyorduk. Gelinen sürece bakıldığında ise süreçle bir hesaplaşmanın olduğunu çok açık görebiliyoruz.

Bu genç iddialı ve prensip sahibi Destar Tiyatro, 2008 yılının Mirza Metin ve Berfin Zerderlioğlu tarafından kurulmuş. Grup, önceliklerinin hızlı oyunlar üreterek içeriği boş oyunlarla salonu doldurmanın yerine ekibin sanatsal anlamda mayasını tutturmak ve ekipteki her bireyi üretime itecek, yaratıcı atmosferi oluşturacak teorik ve pratik bir atölye sürecinin olduğunu ifade ediyor.

Grup ilk oyunu olan Reşe Şeve’nin, bir ihtiyaç sonucu ortaya çıktığını söylüyor. Aynı zamanda kurucu üyeleri farklı Kürt tiyatro gruplarında uzun yıllar çalışmış. Salt Kürt tiyatrosu yapmak yerine farklı deneyimlerle Kürt tiyatrosuna renk ve güç kazandırmayı ve yeni evrensel niteliklerde katmayı hedefliyor. Kendi sahne dilini yaratmayı hedefleyen bu ekip “dil ve kültür” ile ilgili duyarlılıklarının da modern bir sahne dili olmaksızın taşınamayacağı fikrine sahip.

Aynı zamanda geçtiğimiz günlerde “Tiyatro Tiyatro Dergisi Ödülleri 2011” de yılın en iyi 5 oyunundan biri olarak ödülünü alan Disko 5’Nolu; bilindik bir vahşetin öyküsünü anlatmak yerine farklı bir bakış açısıyla yaşanan süreci iki farklı koldan ele alıyor. Mirza Metin’in yazıp oynadığı bu tek kişilik oyunda oyuncunun hem işkenceciyi hem de işkenceye maruz kalanı ele alması izleyici objektif bir tartım sürecine ve diyalektiğe sürüklüyor.

Türkiye’nin en karanlık yıllarını bir kez daha gün ışığına çıkararak bizi o yıllarla tekrar yüzleştiren Mirza Metin, metni yazarken kullandığı dilin bakış açısı oldukça spesifik bir üsluba sahip. Hem işkenceciyi hem de işkenceye maruz kalan mahpusu canlandıran Metin, yaşananları örümceğin vücut bulmuş haliyle izleyenlere aktarıyor.

Elbette bu tür oyunların dramaturgi süreci epey bir araştırmaya ve bir takım yaşanmışlıklara da ihtiyaç duyuyor. Metnin çıkış noktası oyuncuyu ve yazarı rahatsız etmesi gerekiyor. Metnin yazılma fikri de zaten buradan çıkıyor. Bunun bir şekilde seyirciye aktarılması gerektiğine inanan Metin, oyunu o yıllarda kürtçe konuşmanın yasak olduğu cezaevinde kürtçe sahneleyerek bir bakıma tepkisini de ortaya koyuyor. İşin ironik tarafı ise sahnede maruz kaldığı işkencelerden ziyade oyuncunun üslubundaki tepki ve vücut bulmuş örümcek simgesi beni daha çok etkiliyor.

Oyunun kürtçe sahnelenmesi ve hikâyeye konu olan konunun bu kadar bıçak sırtı olması güçlükleri de beraberinde getiriyor. Ortada zaten zor bir konu ve anlatım üslubu var. Üstüne bir de sahneleme tekniğini zorlaştırmak açıkçası tiyatroya olan inancımı ve oyunculuğun ne kadar onurlu bir meslek olduğunu hatırlatırken ekibinde ne kadar iddialı olduğunu ortaya koyuyor.

Alternatif tiyatro bağlamında perde açan Destar Tiyatro’nun Disko 5’nolu adlı oyunda Mirza Metin izleyicisine tek kişilik bir performans sunuyor. Bu performansı sergilerken oyun boyunca bir takım işkencelere maruz kaldığını görüyoruz. Neredeyse oyun boyunca örümceğin vücut bulmuş haliyle sahnede bir hayli zor mizansende bulunuyor. Oyun boyunca sahnede yerlerde sürünüyor. Sahneyi kaplayan sularda yüzüyor. O ıslak elbiseleriyle 1 saat boyunca hasta olacak korkusuyla izleyenleri terletiyor. Diğer taraftan iki farklı kişiyi canlandırıyor. Haliyle hem ses olarak hem de beden olarak altından kalkılması zor bir performansa imza atıyor. Bu performansıyla hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak izleyenleri rahatsız ederek amacına ulaşıyor.

Oyunun yönetmenliğini üstlenen Berfin Zenderlioğlu, oldukça spesifik bir uygulamaya giderek o küçük sahneyi içeriye girdiğimiz andan itibaren mekanın atmosferiyle izleyici rahatsız ederek işe başlıyor. Özellikle örümcek figürüyle oyuncuya bir hayli yüklendiği görülüyor. İzleyenleri o döneme götürmek için diğer dış etmenlerle oyunu markelemek yerine oldukça sade ve şık bir anlayışla oyunun özüne ve demecine uygun bir teknik kullanıyor. Ziyadesiyle başarılı bulduğum rejisine karşın oyunda kullanılan üst yazıyla ilgili oyunun bütününü etkileyecek çok önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırıyor.

Ekrana yansıyan çevirinin zamanlaması oyunun algılanması açısından çok önemli... Zamanlamanın birebir yakalanması gerekiyor. Diğer taraftan oyun boyunca oyuncunun dilini çeviren ekran, sahneyi kaplayan ağ nedeniyle kısmen görünmüyor. Görmek için verilen uğraşlar nedeniyle bazen oyuncu bile ikinci planda kalıyor. Benim tavsiyem ekranı ağın arkasından alarak daha rahat görebileceğimiz bir yere konulması. Oyunda oyuncu kadar işlev gören bu unsurun mutlaka ama mutlaka bir an önce yer değişmesi gerekiyor. Ayrıca ekrana yansıyan yazıların biraz daha büyütülerek görme problemi yaşayanların algısına destek olmasında da büyük bir fayda var.

Metîn Çelik’in tasarladığı sahne, oyunda rahatsız eden en büyük öğe. O küçücük sahnenin tam ortasına gerdiği örümcek ağı bile oyunun simgesel boyutuna çok büyük bir katkı sağlıyor. Diğer taraftan sahnenin yüzeyini kaplayan su birikintileri oldukça özgün bir çalışma. Oyunu dekora boğmak yerine oyuncunun rahat hareket etmesine alan sağlayan bu sade tasarımı oldukça başarılı.

Disko 5’Nolu, Diyarbakır Cezaevinde işkencecinin, bir işkence gören mahpusun bir örümceğin dilinden vücuda gelmesi yaşanılan o vahşetin metafor olarak sahneye aktarıldığı çok ama çok başarılı simgesel bir oyun. Oyunu aynı zamanda Türkçe üst yazıyla da izleyebilirsiniz.

Oyunu, Şubat ayı boyunca her Perşembe 20.30’da Şermola Performans’ta izleyebilirsiniz.

Not: Bu değerlendirme, Yeni Tiyatro Dergisi’nin Ocak 2012 sayısında yayınlanmıştır.

İhsan Ata
---------------------

Disko 5 No'lu

Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 16
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Tanrı, Eskişehir'de Sahneye İniyor: Jeanne D'Arc'ın Öteki Ölümü
Türkiye'de Güzel Şeyler de Oluyor: Artiz Mektebi
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • İstanbul'un yitirilen değerlerine selam olsun: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi (Rengin Uz) - 2/17/2012
  • İskender Pala'nın Yazısı Üstüne (Arda Aydın) - 2/17/2012
  • Tiyatroya Pala ile saldırmak (Metin Boran) - 2/16/2012
  • Karıncalar (Ankara Devlet Tiyatrosu) - Mayına Bastın, Kımıldama! (Melih Anık) - 2/16/2012
  • Perşembenin Hanımları: Gözyaşı dediğin nedir ki? Su işte (Pınar Çekirge) - 2/16/2012
  • Buyruk Dinleyen Sanat, Sanat Değilse Peki Bu Ne?: Koca Sinan (Üstün Akmen) - 2/15/2012
  • Bursa Devlet Tiyatrosu'nda Bir Amerikan Yavanlığı: Yolculuk (Üstün Akmen) - 2/15/2012
  • Tiyatro Ak'la Kara'da Bir Cooney Vodvili: Tom, Dick ve Harry (Üstün Akmen) - 2/15/2012
  • Ve O Bir Daha Asla Ağustos'ta Isınamadı- Kıraç Arascan Dönmez (Simge İçen) - 2/14/2012
  • Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ve Tiyatro Binaları (Melih Anık) - 2/14/2012
  • Taksim'in Göbeğinde Bir Cezaevi… Disko 5'Nolu… (İhsan Ata) - 2/13/2012
  • Zırhlı Kurt - Hakkınızı Helal Ediniz Sevgili Ustalarımız (Can Murat Yaşar Şengel) - 2/13/2012
  • Tiyatro Yaşamın Kendisi GİBİdir Aslında! (Pınar Çekirge) - 2/13/2012
  • Doğu'nun ve Batı'nın Tanrıları -ANTİGON- Oyununun Hindistan Turnesi'nde Buluştu (Savaş Aykılıç) - 2/13/2012
  • Hem İyi İnsan Olmak, Hem de Ayakta Kalmak: Sezuan'ın İyi İnsanı (Üstün Akmen) - 2/8/2012
  • İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar ve İşte Başarı! (Füsun Balkaya) - 2/8/2012
  • Bir Raftan Bir Sahaftan: Reji Sanatı - Tiyatro Yönetmeninin Çalışması (Kadir Yüksel) - 2/8/2012
  • Duru Tiyatro'da Mikro Kosmos: Sondan Sonra (Dennis Kelly) (Melih Anık) - 2/7/2012
  • Tom, Dick ve Harry; mantık aramayın, gülmeye bakın (Rengin Uz) - 2/7/2012
  • Sahnedeki Eylemin Sahne Sahne, Şarkı Şarkı Sıraya Konulmuşu: İstanbulname (Üstün Akmen) - 2/3/2012
  • Ne Kadar Yakınlaşırsanız, O Kadar Acı Çekersiniz: Yaklaştıkça (Üstün Akmen) - 2/3/2012
  • Yücel Erten Rejisi ile Brecht: Sezuan'ın İyi İnsanı (İstanbul DT) (Melih Anık) - 2/1/2012
  • Can Baba'ya 85. Doğum Günü Armağanı: Can (Üstün Akmen) - 2/1/2012
  • İnanın Bana, Bu Oyunda Kendinizle Çatışacaksınız: Süpernova (Üstün Akmen) - 2/1/2012
  • Bu Filmi Görmüştüm – Tiyatro Karnaval (Cüneyt İngiz) - 1/31/2012
  • Tiyatro Karnaval-Bu Filmi Görmüştüm (Can Murat Yaşar Şengel) - 1/31/2012
  • Süpernova; Yumrukların Dansı (Rengin Uz) - 1/30/2012
  • Eşeğin Gölgesi - Antalya Devlet Tiyatrosu (Merve Ateş) - 1/30/2012
  • Ramazan'la Jülide - Başkent Tiyatrosu (Füsun Balkaya) - 1/30/2012
  • Don Juan'ın Gecesi'nde Yargılananlar (İhsan Ata) - 1/30/2012
  • Siz Olsanız Ne Yapardınız, Hangi Yolu Seçerdiniz?: Öksüzler (Üstün Akmen) - 1/27/2012
  • İlk İşçi Sınıfı Devletinin Sancılı ve Komik Öyküsü: Ölümüne (Üstün Akmen) - 1/27/2012
  • Bu Filmi Görmüştüm Başlıyorrrrrrrrrrrrr (Ayşe Müge Gerdan) - 1/24/2012
  • Karl Marx Geri Döndü… Marx'ın Dönüşü (İhsan Ata) - 1/24/2012
  • Ortaoyununu Özlemişiz: Kanlı Nigar – Adım Tiyatro (İsmail Can Törtop) - 1/24/2012
  • Tiyatroda Eleştiri - Yazılarımdan Derleme (Melih Anık) - 1/24/2012
  • Çocuk Tiyatrsu Sahneleme Sürecim Üzerine (Rasim Aşın) - 1/23/2012
  • Bana Camdan Bir Hikaye Anlat Berkun Oya (Simge İçen) - 1/23/2012
  • Aydın Belediyesi Şehir Tiyatroları Kuyucak'taydı (Serkan Fırtına) - 1/23/2012
  • Orhan Alkaya Rejisi ile Rosenbergler Ölmemeli'yi (İBBŞT) Yeniden Okumak (Melih Anık) - 1/23/2012
  • Bir Raftan – Bir Sahaftan: Türk Tiyatrosu'nda Komedyanın Evrimi - Gülmenin Oyunsu Özgürlüğü (Kadir Yüksel) - 1/23/2012


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    30 Aralık'tan itibaren her Salı Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Şehir Tiyatroları'nda Hayat Kadını Rolünü Oynamak Yasak!
    Şehir Tiyatroları 100. Yıl Darülbedayi Okulu Öğrencilerini Arıyor

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |