Parçalanmış zaman üstünde dans: Şakayla Söyler Haldun Taner
Anma programından sonra izlediğimiz “Şakayla Söyler Haldun Taner” oyunundan iki bölüm; oyunculuk ve oyunu güne getirmedeki kurgulama açısından çok başarılıydı.
Tevfik Yalçın ,
Eleştiriler, incelemeler, söyleşiler ve köşe yazıları.
Anma programından sonra izlediğimiz “Şakayla Söyler Haldun Taner” oyunundan iki bölüm; oyunculuk ve oyunu güne getirmedeki kurgulama açısından çok başarılıydı.
Tevfik Yalçın ,
Evet şimdi yönetmenlik yönünüze gelelim. Sizin Yönetmenlik etkinliğiniz iki farlı döneme ayrılıyor. Birincisi 1897-1906 arası ikinci dönem ise bundan sonrasını kapsıyor değil mi?
Ülkemizde Haldun Taner’in kurduğu kabare geleneğini 10 yıldan beri sürdüren Ali Erdoğan, Kabare Dev Aynası’nda, usta yazarın Vatan Kurtaran Şaban ve Gözlerimi Yaparım Vazifemi Yaparım oyunlarından çarpıcı bölümleri sahneye getiriyor.
Norveçli yazar Henrik Ibsen (1828-1906)’in 1879 yılında yazdığı (bana göre) aristokrasi tragedyası niteliğindeki tiyatro eseri “Nora-Bir Bebek Evi”, bu sezon İzmir Devlet Tiyatrosu yapımı olarak Cem Emüler’in rejisinden izlenmekte.
Duşan Kovaçeviç bir tiyatro ve sinema insanı. Dramaturg, Belgrad’da ki Zvezdara tiyatrosu sanat yönetmeni ,sırp bilim ve sanat akademisi üyesi, oyun yazarı, senarist, tiyatro ve sinema yönetmeni, artı diplomat.
Geçen hafta sonu, bulunduğum İzmir’in ilçesi Çeşme’den 105 km yol kat ederek Güngör Dilmen (1930-2012)'in 30 yıl kadar önce yazdığı, İzmir Devlet Tiyatrosu yapımı "Bağdat Hatun” oyununu izlemek üzere Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesine vardım.<
Tiyatro Artı, Sofokles’in “Kral Oidipus” metninden yola çıkarak Brecht, Camus, Kundera gibi yazarların metinlerinden faydalanarak yeniden yazdığı “Ödipus” ekibin klasik metinlerle denemeler yapmak adına geliştirdiği projenin ilk ayağını oluşturuyor.
Hayatın evlilik karı kocalık sevgililik tarafını yaşayanlar bir de çocuk yapmaya karar verdiklerinde önlerinde iki yol vardır.
Tiyatro yapan bir kurum dışarıdan oyun satın alamaz
Değerli sanatçının ardından bir taziye sayfası açmak istedik.
Ayrıntı Yayınları tarafından sanat ve kuram dizisi içerisinde yayınlanan sanat ve propaganda ilişkisi üzerine gerçekleştirilmiş önemli bir yapıt “Sanat ve Propaganda”.
İnsanlık Anıtı isimli heykelin ‘ucube’ yakıştırmasıyla yıkıldığı bir ülkede yaşıyoruz. “İçine tükürürüm böyle sanatın” diyenler adım adım iktidara taşındı ve halen bizleri yönetiyorlar. Demek ki yönetilmeye ihtiyacımız var (!)
İlk gösterimini 18. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında gerçekleştiren Tiyatro Avesta yapımı Daf / Kapan adlı oyun, iki sınır askerinin nöbet sırasında birbirileriyle yaşadıkları olayları konu alıyor. Aydın Orak’ın yazıp yönettiği ve rol aldığı oyunda ona Dilan Güçer ve Remzi Pamukçu eşlik ediyor.
Hollywood’un efsane aktörü Robert Redford’un yolu İstanbul’a düştü ve yıllardır onun hiçbir filmini kaçırmayan ben, kendisiyle tanıştım, koluna girip fotoğraf bile çektirdim!
Tarih 6 Ekim 2012 Cumartesi. Yazdan kalma olmasa da güneşli bir Ankara günü. Devlet Tiyatrolarının birkaç yıl önce açılan Konutkent Cüneyt Gökçer Sahnesi yolundayız.
Geçen yıl ilk kez 18. İstanbul Tiyatro Festival’inde ‘Yeni Dalga’ kapsamında seyirciyle buluşan Lulabay, bu yıl Demet Evgar öncülüğünde kurulan Pangar Tiyatro’su bünyesinde ‘Black Box’taki yerini aldı.
Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı “Sırça Kümes” ile ilgili değerlendirme/eleştirme yazım (Bkz: Evrensel-26.09.2012/“Gözlemevi”) üzerine Sayın Bozkurt Kuruç’dan bir ileti aldım.
Tiyatro Pera, 10. yılını onurla kutladığı şu günlerde, bugüne değin sahnelediği tüm oyunlarında olduğu gibi içerik açıdan gene söyleyecek sözü olan; estetik açıdan yeğledikleriyle tiyatro sanatına bir öneri kaygısı güden yeni bir oyunla dikkat çekiyor.
Çağdaş Bulgar tiyatrosunun en önemli temsilcilerinden sayılan Stanıslav Stratıev’in hiciv, mizah ve ironiyi ustaca kullanarak yazdığı Otobüs adlı oyunun Şehir Tiyatroları’nda gösterimi devam ediyor.
İngiliz yazar Mike Bartlett’in kaleme alıp Pınar Fidan’ın Türkçeye çevirdiği “Sözleşme”, İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçılarından Aziz Sarvan’a rejisiyle Gimp tiyatrosu tarafından Beyoğlu Terminal sahnesine taşınmış.
Abuk subuk bir yazı yazmış, yazdığından bîhaber.. Acelesi var övmeye!
Son dönemin en başarılı oyun yazarı olarak kabul ettiğim Yiğit Sertdemir’in yazdığı üçlemenin üçüncü oyunu Dertsiz Oyun’u ben ikinci sırada seyrettim. Oyunlar “Kumbaracı50 Üçlemesi” ismiyle sunuluyor.
Bu yıl 12 Eylül darbesinin 32.yılı yurtiçi ve yurtdışında törenlerle kutlandı, zafer sarhoşu olan bir herif de, hemen ertesinde, 13 Eylül’de bir ördeğe tecavüz etti…
Son zamanların moda jargonuyla, din, laiklik konularında bir tartışmaya giren kesimi temsil ediyorsanız, tartışmaya her nedense “benim de babaannemin başı bağlıydı” diye bir giriş cümlesi ile başlamanız gerekli.
Zannım o ki, sıradan bir ülke dahi, gelişen dünya içerisinde yer edinmek/kabul görmek istiyorsa mutlaka kültürel anlamda evrensel bir gelişmeye ulaşmalı, ekonomik ve sosyal sorunlarını kültürel bir anlayış ve gelişmeyle çok yönlü bir yaratıcılık içerisinde çözümlemeye çalışmalı.
Bir geriye dönüş yaparsak Münir Özkul’un Kanlı Nigar oyununu Altan Karındaş ile oynadığı dönemde (1968) Ülkü Erakalın Kanlı Nigar’ı film olarak yönetmişti.
12 Eylül öncesi terör tırmanıyordu. Buna karşın sıkı yönetim hiçbir şekilde tırmanan faşizm sardırılarına dur demiyordu.
Haldun Taner’in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı adlı oyunu Türk Tiyatrosu’nda yeni bir aşamaydı.
Tiyatro ve sinema sanatçısı olarak Münir Özkul’a bakıldığında olağan üstü yükselen bir grafiği vardır.
ANTİGONENİN PROMETEUS ÜZERİNDEN ÇÖZÜMLENMESİ