Anadolu’da bin bir güçlükle, tiyatroyu yaygınlaştırmak için oyun üreten amatör ve ya profesyonel toplulukların İstanbul’a gelmeleri, başta mekan ve finansman sıkıntı nedeniyle bir hayli zorlaştı. Keşke bu sorunun aşılacağı umudunu taşıyabilsek de, engelin aşılacağı inancıyla cümleyi ‘şimdilik’ kaydıyla bitirebilseydik.
Amerikalı oyun yazarı ve oyuncu Lyle Kessler’ın, Türkçedeki karşılığı “Yetimler” anlamına gelen 1983 yılında yazdığı “Orphans” başlıklı oyununu, ışıklar içinde yatsın Ali Neyzi titizlikle dilimize çevirmiş ve oyun 1992-1993 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, 2007-2008 sezonundaysa Tiyatro İstanbul’da Gencay Gürün’ün rejileriyle sahnelenmişti.
"İlk aşk, güneşle toprak arasında doğdu" demişti Necati Cumalı.Ben aşkın hemen her yüzünü, her rengini yaşadım.Aşkın kimi kez bir ökse ve tuzak olduğunu,bazen nergiz, bazen yankı olabileceğini de, öğrendim yaşayarak.Rosenbergler'in aşkı gibi bir aşk, diye çok sordum kendime.Bilmem yaşamadım sanki.Ya da unutmuşum.Çok ötelerde kalmış.
Mustafa Üstündağ ile Kenan Ece’nin birlikte kurduğu Çamur’dan Tiyatro’nun ilk oyunu Islah Evi’nin galası geçtiğimiz hafta Beşiktaş Afife Jale Sahnesi’nde gerçekleştirildi.
Babasını öldürüp annesiyle evlenerek Danimarka Krallığı’nı ele geçiren amcasına ve kendi korkularına karşı uğraş veren Danimarka Prensi Hamlet’in öyküsü, CEF Tiyatro yapımı olarak sahnelenmekte.
Umut Orkun Eskibatman kendini tanımladığı şekliyle tiyatro aşığı genç bir oyuncu. Okuduğu bölümü ani bir kararla bırakarak hiç kimseyi tanımadığı koca şehir İstanbul’a gelir ve hayallerini gerçekleştirmek için bir yandan çalışırken, diğer yandan da tiyatro eğitimini devam ettirir. Çocuk oyunları, kabareler, reklam filmleri, diziler ve sinemada oynayan genç sanatçıyla İstanbul’a geliş sürecini ve mutlu olduğum tek alan dediği tiyatroyu konuştuk.
“Arlecchino İki Efendinin Uşağı - Arlecchino Servitore Di Due Padroni”, burjuva komedyasının başlıca temsilcilerinden İtalyan oyun yazarı Carlo Goldoni (1707-1793)’nin 1753 yılında yazdığı oyunlarından biri.
Shakespeare’in eserlerini defalarca okumuşluğum, yıllar içinde çok kez gerek sinemada, gerekse tiyatroda seyretmişliğim var. Shakespeare uzmanı değilim, ama Shakespeare ile ne kadar çok uğraşılırsa, metinlerinde o kadar gizli anlam bulunabilir gibime gelmiştir hep. Örneğin, son olarak Antalya Devlet Tiyatrosu yapımı “Othello”yu izlerken, oyunun Faustus efsanesinden etkilendiğinin kendimce ilk kez ayırtına vardım.
Gezegende sürüden farklı olmanın kolay olduğu bir zaman dilimi olmasa gerek… 2013 yılında, Milk filminin Oscar’lı senaristi Dustin Lance Black ve Barack Obama gibi eşitlikten yana kahramanlar sayesinde insanoğlunun biraz daha nazik olmaya çalıştığı muhakkak.
Trabzon Devlet Tiyatrosu, 2012-2013 sezonunun ikinci oyunu olarak Uğur Saatçi (1986)’nin yazdığı Barış Erdenk (1970)’in yönettiği “Bu da Geçer Ya Hu”yu sahneye taşıdı.
Gözlerindeki o sonsuz ışık çakımları... sarıların menevişlendiği uçsuz bucaksız kahverengilikte yanıp sönen binlerce ışık... gölgesiz, riyasız. Hüzne zincirli bir gülümseyiş var dudaklarında.
Civan Canova’nın yazıp yönettiği İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Düğün Şarkısı”nın ilk tablosu, Kadın’ın az önce gördüğü düşü sayıklar gibi anlatışıyla açılıyor.
Yaklaş! İyice yaklaş! Daha da yaklaş! Resimler şevkat ister, resimler çığlıklar atarak yüreğe koşmak isterler. Bırak ta resim işini görsün! Hayatında belki de ilk kez insan ol!”
Kent Oyuncuları’nda sahnelenen, Donald Marguiles’in yazdığı, ‘Toplu Hikayeler’ muhteşem iki oyuncusu, Kadriye Kenter ve Defne Halman ile, sezonun öne çıkan yapımlarından.
Ebru Nihan Celkan (1980)’ın yazdığı, Altıdan Sonra yapımı olarak sahnelenen “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi”, 45 yaşında Umut adındaki transseksüelin yaşamından günlük bir kesiti içermekte.