Direniş, Reality Show ve Ölüm: Dar Ayakkabıyla Yaşamak
İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bugünün işçi dünyasını ve özelleştirme süreçlerini tartışmaya açan Dar Ayakkabıyla Yaşamak adlı ilginç bir oyun sahneleniyor.
İstanbul Şehir Tiyatroları’nda bugünün işçi dünyasını ve özelleştirme süreçlerini tartışmaya açan Dar Ayakkabıyla Yaşamak adlı ilginç bir oyun sahneleniyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBŞT) yapımı olarak izlediğimiz, Vasıf Öngören (1938-1984)’in 1977 yılında yazdığı “Zengin Mutfağı” başlıklı oyunu, Türk siyasi tarihinin çok önemli bir olayını, 15-16 Haziran 1970’deki işçi eylemlerini anlatarak başlıyor.
Biz, ışıklı reklam panolarının hayatımızı şekillendirdiği, algı ve davranışlarımızın kocaman ekranlı cep telefonları aracılığıyla, parmaklarımızın ucunda büyüyüp küçüldüğü bir dünyada kendi halimizde yaşayıp giderken, aramızda birkaç sincaba fit olan birileri var.
Özge Ökten ,
İstanbul Devlet Tiyatrolarının sahnelediği çirkin adlı oyunu izledim. Son zamanlarda sahnede oy-na-yan oyuncuları izlemekten sıkılmıştım.
Modern dünyanın sunduğu imkanları ve bu imkanların getirdiği iletişimsizlikleri merkezine alan “Site”, Gnlev’in ikinci oyunu. Turgay Doğan’ın yazıp yönettiği, aynı zamanda ışık ve video enstelasyonu yaptığı oyunun sahne tasarımı ise Nihan Arısoy’a ait. Dicle Alkan, Ayşın Yeşim Çapanoğlu, Deniz Elmas, Emre Karaoğlu ve Emre Taştekin’in görev aldığı oyun Maya Cüneyt Türel sahnesinde oynamaya devam ediyor.
Sinan Mordağ kendini sinemaya adamış bir oyuncu. Onun için yalnız oyuncu demekte doğru olmaz.
Geçtiğimiz sezon cinayete kurban giden kadınların anlatıldığı “Ayna”nın ardından üçlemenin ikinci ayağı olan “Şiddet Üçlemesi 2- Şeker” bu kez cinayete kurban giden dört çocuğun hikâyesini ele alıyor. 17 Kasım 2012’de prömiyer yapan oyunda, mayınla ölen Ceylan Önkol, polis kurşunlarına hedef olan Uğur Kaymaz, üvey annesi ve üvey anneannesi tarafından öldürülen Fırat Sezer ve bayram günü şeker toplamak için gittiği evde tecavüz edildikten sonra bıçaklanarak öldürülen Türkan Ay’ın haykırışlarına tanık olurken yaşanan bu vahşetin ne yazık ki sessiz tanığı da oluyoruz.
İkinci Kat yapımı, Alper Kuş (1975)’un yazdığı “Barselo” başlıklı oyun, gerçekten derin ve acı verici duygusal bir öze sahip.
İnsan; yeri geldiğinde, patron, hükmeden, güçlü, yeri geldiğinde konumunu kaybeden, aciz, çaresiz. Ama ne olursa olsun yaşamaktan, umut etmekten ve birşeyler istemekten vazgeçmeyen, insan. Seven, üzülen, kırılan, gülen, ağlayan, şaşıran ve merak eden insan. Dünyanın akışına ayak uydurmaya çalışan, her düştüğünde ayağa kalkıp mücadeleye devam eden, insan. Son nefesine kadar yaşama gayreti içinde olan, insan.
Ali Poyrazoğlu 2012-2013 tiyatro sezonunda, kendi yazıp sahneye koyduğu “Asi Kuş” başlıklı eseri sahnelemekte.
William Shakespeare’in toplumsal yapı içinde iktidar hırsı ve mülkiyet olgusu bağlamında insan ilişkilerini farklı düzlemlerde ele alan derinlikli ve her çağın insanına sözü olan oyunlarından biri olan Kral Lear Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu tarafından sahneliyor.
Aydın Orak ve Cihan Şan öncülüğünde bundan dokuz yıl önce kurulan Tiyatro Avesta’nın yeni yapımı olan “Kapan (Kürtçesi: Daf)’a 18. İstanbul Tiyatro Festivali sırasında gidememiştim, yeni izledim. İzlerken toplumlara dayatılan "ulusalcılık" kavramının ne kadar içi boş ve ne kadar gereksiz ideoloji içerdiğini, dolayısıyla nasıl bir yanılsama olduğunu beynimin içinde bir kez daha irdeledim.
Sidikli Kasabası Müzikali ile dikkatleri üzerine çeken genç tiyatro sanatçısı Efe Ünal, Bilkent Üniversitesi oyunculuk mezunu. Broadway’a transfer olmuş bir müzikalin Türkiye versiyonun da oynayan genç oyuncuyla müzik yaşamını ve tiyatroya dair düşüncelerini konuştuk.
Vasıf Öngören’in yıllar sonra tekrar sahnelenen yapıtı “Zengin Mutfağı”, AKP usulü bir sansürle ortadan yok edildi. Kendisi olan ama adı olmayan bu uygulama sıkıyönetim dönemlerinde tebliğ edilen yasakları bile aratacak neredeyse.
Kent Oyuncuları bu sezon, Donald Margulies (1954)’in 1996 yılında yazdığı “Toplu Hikâyeler- Collected Stories”ini Kadriye Kenter’in yönetiminde sahnelemekte.
Şimdiye dek, okumadıysanız mutlaka edinip okuyun derim; bakın bakalım bugüne kadar bu kadar modern, böylesine epik, bu denli dışavurumcu (ekspresyonist), böylesine bütünüyle fevkalade sağlam temele inşa edilmiş başka bir şiir okudunuz mu, ama önce elbette Jokond’u tanıyınız.
Yıllardır kültürden uzak tutulan, kendi kültürü bilerek ve istenerek kendisine unutturulan halkımız, her şeye rağmen kulağından ve benliğinden silinmemiş nağmelerini, yani ninnileri, önceki akşam Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR)’nda hatırladı.
Cumartesi günü geçirdiğim küçük bir tıbbi operasyona rağmen yüzümdeki bantla oyuncu arkadaşım Nazlı Kar'nda oynadığı ve ona ayıp etmeyeyim diye, "Bir Hediye Olarak Aldatmak" kitabının yazarı Uğur Yağcıoğlu'nun yazıp yönettiği İstanbul Komedi Tiyatrosu'nun Ayıp Ettik oyunundaydım.
Romancı, araştırmacı, öykücü ve tiyatro yazarı Meltem Arıkan (1968), nüfusu 3.142.857 kişi olan, yüzölçümü 314.285 kilometrekareyi bulan, sınırları sürekli olarak değişip duran, Pinişce konuşulan, deniz seviyesinden 3.14 metre yükseklikte bulunan Pinima diye bir ülke yaratmış.
Yaşadığı kısa hayata karşın, (1938 - 1984) yazdığı dört oyunla Türk Tiyatrosu’na damgasını vuran, yazar, yönetmen ve kuramcı Vasıf Öngören, Brecht’in dialektik tiyatro kuramını Türkiye koşullarına uyarlayan çok önemli bir tiyatro insanıydı.
MADRİD'den SEVGİLER
Kadıköy uzun yıllardır özel tiyatrolara evsahipliği yapmış bir semt olarak, yeniden canlanmaya, sanat dolu günlere hazırlanmaya başlıyor.
bütün oyuncular fevkaladenin, fevkinde oynuyorlar
Vehbi Dinçcan ,
“Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” Yaman Tüzcet kitabına André Gide’den bu alıntıyla başlıyor. Ve okudukça anlıyoruz ki, ölümün elinden iyi ki kurtulmuşlar, ve sözcüklere dökülmüşler… Anıları yazıya dökmek bireysel tarihten toplumsal tarihe eklemlenmektir. Hele ki yaşanılan tarihsel süreç, Türkiye’nin kültürel, sanatsal, siyasal değişimlerinin önemli evrelerine tanıklık etmişse anlatılanların sadece bir çift anıdan ibaret olmadığı ortaya çıkar.
Padişah artık dur durak bilmiyor, hukuk çoktan “guguk” oldu; Taksim Gezi Parkı'nda Topçu Kışlası yapılmasına ilişkin davada İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin verdiği yürütmeyi durdurma kararını geçen hafta Divan-ı Hümayun (yani Bölge İdare Mahkemesi) bozdu.
Doğrulara ve kurallara inanıp onların peşinden gitmek, dik durmak, zamana zemine göre eğilip bükülmemek mi? Zamanın, zeminin, dönemin adamı olup, her iktidardan nemalanmak, zenginliğine zenginlik, itibarına itibar katmak mı? Onurunu yitirmeden, gururunu kaybetmeden yaşamak mı? Yoksa kesesi, malı mülkü dolu, itibarı zirvelerde yaşamak mı? Seçim senin….
Yıllardır yasakçı ve sansürcü zihniyetle yönetilmiş ve yönetilmekte olan Türkiye’de tüm olanaksızlıklara karşı uğraş vererek tam elli beş yıldır tiyatro yapmakta olandır Tuncay Özinel (1942).