Dört Başı Mamur Kuruç
Bozkurt Kuruç benim için özel bir insandır. O’na beslediğim sevgi ve saygı o kadar derindir ki Boyacı adlı oyunumu adına ithaf etmişimdir. O’nu tanımam yıllar öncesine dayanır.
Bozkurt Kuruç benim için özel bir insandır. O’na beslediğim sevgi ve saygı o kadar derindir ki Boyacı adlı oyunumu adına ithaf etmişimdir. O’nu tanımam yıllar öncesine dayanır.
Geçen haftanın son günlerini, Yakın Doğu Üniversitesi Oyunculuk Ana Sanat Dalı Başkanı ve Genel Koordinatörü Çetin Özen’in davetlisi olarak Kıbrıs’ta geçirdik.
Shakespeare’in en çok bilinen eserlerinden biri olan ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ (A Midsummer Night's Dream) geçtiğimiz günlerde Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü öğrencileri tarafından Rusudan Savaneli yönetiminde...
Kadın sorunsalı, 2010 yılında, uzay*ışık çağında bile ne yazık ki tartışılmakta olan bir durum. Bu durumdan öteye geçilmesi gereken bir aşamadayız. Sanki meşru diye gösterilip, benimsetilip, dayatılıp, yaşanılmaya mecbur bırakılan bir sistemin içinde olmak, sonra o sistemi inşa edenlerden medet ummak nasıl da acıklı.
Dava deyince, -romanı okumuş olsun olmasın- çoğunun aklına gizemli bir kuruluş tarafından sabah sabah neden tutuklandığını bilmeyen Joseph K.’nın yaşadığı kâbus gelir. 3 saatlik oyunun bu hali , "kâbus" olmuş gerçekten. Oyun , bu anlamda hedefe ulaşıyor.
Ne güzel düşünülmüş bir isim değil mi? Bir düşünsenize, ‘tüm bu koşuşturmacayla dolu bir hayatın içerisinde tiyatro sayesinde de olsa biraz durun ve ara verin’ diyen bir anlayış! Bence çok yaratıcı ve anlamlı bir isim. Üstelik bu istasyon 5 yıldır seyircisine durak olmuş ve olmaya da devam ediyor.
Josef Kesselring’in yazdığı Broadway oyunu “Arsenik Kurbanları/Ahududu Likörü”(Filmi için bkn.Yönetmen Frank Kapra.Oyuncular : Gary Grant,Joseph Kesselring) ‘nün ana çatısını alın , buna bir tutam Ömer Seyfettin’in “Tahta Çanaklar”(Yoksa “Tahta Kaşıklar” mı idi ?!) öyküsü ekleyin...
Geçtiğimiz Cuma günü akşamı, “Avrupa Kültür Başkenti” unvanlı “bu şehr-i İstanbul”un Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Cemal Reşit Rey Konser Salonu ve Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nın bulunduğu 100 metrelik Darülbedayi “çıkmaz sokağı”na, belediyeye harç ödeyerek park etmiş ya da hareket halindeki araçların arasında verilen uğraş sonucu vardım..
Savaş; İnsanın hırsları, arzu ve şehvetleri uğruna, yakıp yıkıp yok etme mücadelesi. Erkek egemen dünya yasaları gereği sevişmeyi ve savaşmayı amaç edinen bir kısım erkeğin, kadınları, çocukları düşünmeden, bir avuç toprak uğruna sürekli birbirine saldırması.
“Popüler kültürün insanları oyaladığını, işlem dışı bıraktığını ve durumun korunmasını sağladığını savunuyorum. Başkalarının egemenliğindeki insanlar fala, astrolojiye yönelir; çünkü geleceğini bilmez durumdadırlar. Bunun sebebi de insanın kendi hayatının öznesi olmamasıdır.”
Mayıs ayı içinde şehirde gerçekleştirilen iki önemli sanatsal etkinliği geride bıraktık. Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun organize ettiği 11. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali’ydi biri. Diğeri de Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne ait kitap fuarı.
Siirt'de yaşanan tecavüz olayını protesto etmek amacıyla yola çıktığımız, ülkede yaşanan bu cinsel şiddete,kadınlarımız ve kızlarımızın içine itilmeye çalışıldıkları karanlıktan nasıl çıkabilecekleri konusunda ki duyarlılığımıza ortak olduğunuz, imzalarınız ve yorumlarınızla desteklediğiniz için teşekkür ediyoruz..
Çoğunluğu Ankara Üniversitesi D.T.C.F. Tiyatro Bölümü öğrencilerinden oluşan bir grup tiyatrocu 2008 yılının haziran ayında İstanbul Tuzla’daki işçi ölümleri için “bir şey yapmalı” der ve işçi sınıfıyla -bulunduğu alandan- dirsek temasına geçmek için bir oyun hazırlayıp Tuzla tersanelerindeki bir günlük uyarı grevine gider.
Anna Kararina, Ana, Benim Üniversitelerim..vs Bana göre romanları en iyi şekilde sinemaya uyarlayan Rus sineması… Henüz çocukken TRT 2 de Dünya Sinemalarından isimli programda verilirdi bu tarz filmler… Araştırmam sonucunda çocukluğumda izlediğim filmi buldum....
Geçen aksam, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nın balkonundan, 17.Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’ne damgasını vurduğu söylenen ünlü aktör John Malkovich’in ‘Şeytani Komedya; Bir Seri Katilin İtirafları’ adlı oyununu izledim.
2 Ekim Cumartesi günü Ankara Küçük Sahne’deki 15.00 matinesine, maaile, ağarmış yeni sezonun duygularıyla gittik biz ,dört kişi... Eşim, ben ve biri on iki diğeri on altı yaşında iki erkek evlatla... Geçen sezon İstanbul’da fırtına gibi estiğinin yazılıp söylendiği Vahşet Tanrısı oyununu izlemek üzere....
Şehir Tiyatroları’nın sezon açılışına gidemediğim için 2010-1011 sanat sezonunun yoğun maratonuna İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin Aya İrini’de verdiği ‘Açılış Konseri’ ile başlamış oldum. Konser güzeldi, aryalar doyurucu orkestra ve sesler muhteşemdi de, acı gerçek, İstanbul’un Opera ve Bale’si, İstanbul’un Avrupa yakasında başını sokacağı bir salona halen sahip değildi!
2009-2010 sezonu oyunları arasında izlediğimiz İskoç oyun yazarı Gregory Burke’ün (1968) “Gagarin Sokağı-Gagarin Way” başlıklı oyununu, İstanbul Halk Tiyatrosu’ndan 2010–2011 sezonunda da seyredebileceğiz.
“(…)Sadece evetle hayır arasındaki ufak çizgicik yüzünden. Evetle hayır, yüzbaşım! Acaba suç evette mi, yoksa hayırda mı? Düşüneceğim bunu.”
“Küçük Arı Kovanı” Topluluğu 23 Ağustos 2010 da "José Marti" Küba Dostluk Derneği'nin ve Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nin davetlisi olarak Türkiye'yi ziyaret etti.
“Değişir yönü rüzgârın/Solar ansızın yapraklar;/Şaşırır yolunu denizde gemi/Boşuna bir liman arar;/Gülüşü bir yabancının/Çalmıştır senden sevdiğini;/İçinde biriken zehir/Sadece kendini öldürecektir;/Ölümdür yaşanan tek başına,/Aşk iki kişiliktir…”
Bizim Tiyatro, Prof.Dr.Özdemir Nutku’nun yazıp-yönettiği, Zafer Diper’ in Oyuncu-Oscar’ı oynadığı, “Bana William Deyin” adlı oyunu sergiliyor… Oyunun dramaturgluğunu Prof.Dr.Hülya Nutku üstleniyor. Oyunun dekor ve giysisi ise Doç.Dr.Selda Kulluk Yerdelen’e ait…
Geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz’ü Yunanlıların “Karagiozis” adıyla sahiplenmesi oldum olası çok canımızı sıkar. “Öz be öz Türk olan Karagöz’e ne hakla sahip çıkarlar” diye öfkeleniriz. Ama Karagöz’ün bizim ellere de başka diyarlardan gelmiş olabileceği ihtimalini hiç düşündünüz mü?
Mavi Uçurtma Komedi Tiyatrosu 1998'de çocuk oyunları oynayarak başlamış tiyatro hayatına. Zamanla gençlik ve yetişkin oyunlarını da repertuarlarına eklemişler. Bu yıl, iki çocuk oyunuyla perdelerini açıyorlar; Çocuklar ve Hayvanlar, ve Benim Komik Dedişlerim...
Ya Bismillah deyip çıktık yola, meraklanıp o zamanlar İstanbul’un sokaklarında neler ola, dediler ki, cinleri, perileri topladılar, kısmetleri bağladılar, sevenleri ayırdılar...