“YAŞAR NE YAŞAR NE YAŞAMAZ” OYUNU ÜZERİNE BİR ELEŞTİRİ DENEMESİ !
Ben profesyonel bir eleştirmen değilim. Onun için bu yazı klasik manada bir eleştiri yazısı olmayacak. (Zaten ,eleştirmek ne haddime !) “İzlenim” desem , o da az olacak. En iyisi “Eleştiri Denemesi” diyelim de ne şiş yansın ne kebap,ya da hem şiş yansın hem kebap ! Yani demek istiyorum ki , kimselere yaranamayacağımızı peşin peşin kabul ederek,ancak Sezar’ın hakkını Sezara vererek,sözü de fazla uzatmayarak, ancak nazik bir konuyu da kırmadan-dökmeden anlatmaya çalışalım. (Bu arada tekil başladığım cümleye niçin çoğul devam ettiğimi de edebiyat tarihçileri bulsun ,eğer işleri yoksa !) Yani demem o ki bu yazıyı okuyup,ciddiye de alıp,alınıp malınıp kimseler üzülmesin,kızmasın,cevap yazıları da yazmasın ! Gülsün geçsin ! Daha ciddi eleştiri yazısı bekleyenler,okumayı burada kesebilir,zamanlarına yazık olmasın !