Tiyatronun kraliçesinden -Kraliçe Lear-
Soğuk bir ülkeden, karlarla kaplı Batı Kanada’nın Kayalık dağı eteklerinden geliyor Eugene Stickland’ın ‘Kraliçe Lear’ oyunu ve Kenter Tiyatrosu’nun sahnesinde, Yıldız Kenter’in muhteşem yorumu ile...
Soğuk bir ülkeden, karlarla kaplı Batı Kanada’nın Kayalık dağı eteklerinden geliyor Eugene Stickland’ın ‘Kraliçe Lear’ oyunu ve Kenter Tiyatrosu’nun sahnesinde, Yıldız Kenter’in muhteşem yorumu ile...
Reşat Nuri Güntekin’e 120.doğum yıldönümünde ilgi büyük…Yazdığı iki ünlü romandan uyarlanan Yaprak Dökümü ve Dudaktan Kalbe- her ne kadar artık onun eserleri olmaktan uzak düşmüş olsalar da- hala en çok seyredilen diziler arasında. Merak ediyorum, Reşat Nuri’nin varisi veya varisleri bu eserlerin asıllarından bu kadar uzaklaşarak, ‘başka bir şeye’ dönüşmesine nasıl göz yumuyorlar...
Televizyon ekranında aile dizilerinden geçilmiyor. Komedisi bol olanı da var, içinde çokça hüzün barındırıp gözyaşı döküleni de. Tiyatrokare de bu sezon bir ailenin hikayesini anlatıyor....
İstanbul’un orta yerinde, kücücük bir tiyatroda büyük işler yapılıyor. Nesrin Kazankaya’nın sanat yönetmenliğindeki Tiyatro Pera, sürekli yükselen bir grafik izliyor. İki sezondur perde açan ‘Venedik Taciri’ ve yeni oyun ‘Rahat Yaşamaya Övgü! (Brecht Kabare) mutlaka izlemesi gereken oyunlar. Bana göre bu Tiyatro’nun başarısı, Nesrin Kazankaya’nın oyun kitapçığına yazdığı ‘ Tiyatro Pera’da sahnelenen her oyun, söylenmesi gerekli ‘‘söz’’ün önderliğinde yeni bir estetik arayışını da birlikte getirir’ cümlesinde saklı.
Bir sezonu daha geride bıraktık. Tek tük oyunlar sürse hatta yeni perde açanlar olsa da, tiyatro mevsimine ekim ayına kadar veda ettik. Şöyle bir dönüp arkama baktığımda, o tiyatro benim bu tiyatro senin koşturup duran birisi olarak, 2008-2009 sezonundan geriye ne kaldı dediğimde, bu sezonu özellikle ‘Genç tiyatrocuların zafer yılı’ ilan etmek istiyorum.
Herkes tanıdık. Herkes tiyatrocu, tiyatro yazarı, tiyatro eleştirmeni, tiyatro tasarımcısı, tiyatro emekçisi. Demokratik haklarına, laik Cumhuriyet’e sahip çıkmak isteyen herkes yürüyor…Ellerinde pankartlarla, el ele omuz omuza…Genci yaşlısı, yeni sahneye çıkanı, emekli olup da heyecanını kaybetmeyeni yan yana. Galatasaray’dan Taksim’e yürüyoruz…
Bahar geldi, havalar ısındı, artık tiyatroya gidilir, üstelik politik oyun da çekilir mi diye düşünebilirsiniz ama eğer seyretmediyseniz, Dostlar Tiyatrosu Genco Erkal’ın tek kişilik muhteşem oyunculuğu ile Marx’ın Dönüşü’nü Beyoğlu Karaca Tiyatro ve İstanbul’un çeşitli semtlerinde sahnelemeye devam ediyor. Bildiğiniz gibi ekonomik kriz hiç de teğet geçmedi ve çağdaş sosyalizmin babasının hepimize anlatacakları var…
Sevgili tiyatroseverler, gözünüzden kaçtığını sanmıyorum ama ola ki seyretmediyseniz, Tiyatroadam tarafından sahnelenen Hristo Boytchev’in yazdığı Murat Karasu’un yönettiği ‘Albay Kuş’ oyununu bu ay ne yapıp edip seyredin diyorum. Hepsi konservatuar mezunu bir grup genç oyuncu tarafından, Serdar Akar’ın süpervizörlüğünde kurulan Tiyatroadam, Boytchev’in bol ödüllü Albay Kuş’unu tam bir takım ruhu ile oynuyor...
Hadi’ciğim bugün senin günün, bugün senin gibi tiyatroya emek verenlerin günü. Aslında kalbi 365 gün tiyatro için çarpanlar için ‘27 Mart Dünya Tiyatro Günü’ sembolik de olsa biliyorum yine de önemliydi senin için. Çoğu kez açıp kutlamışımdır Dünya Tiyatro Günü’nü. Simdi de sana mektup yazmak geldi içimden. Dünya Tiyatro Günü vesilesiyle, oyunlardan, arkadaşlarından ‘Tiyatro Dünyası’ndan haberler vermek istedim.
Bir alt yazı geçti dün akşam, Gazanfer Özcan’ı milyonlarla buluşturan ‘ Avrupa Yakası’sı dizisinin oynadığı kanalda. ‘Gazanfer Özcan yaşamını kaybetti…’Öylece dondum kaldım. Hemen ağlayamadım. Hasta olduğunu biliyordum tabii ama hayati tehlike yok deniyordu ve eminim çoğunuz gibi ben bu kadar erken bir ölüm beklemiyordum. Ona konduramıyordum. Gazanfer Bey, benim için çok sık görmesem de, sanatına ve kişiliğine her zaman büyük saygı duyduğum bir aile büyüğüm gibiydi sanki. Yani o an öyle olduğunu anladım. Son oyunu da rahatsızlığı nedeniyle kaldırılmıştı oysa Şubat ayında mutlaka izlemek, sonra da her zamanki gibi kulise gidip kendisini kutlamak istiyordum. Geç kaldım.
Gencay Gürün’ün Genel Sanat Yönetmenliğini yaptığı Tiyatro İstanbul’un yeni oyunu ‘ Altı Haftada Altı Dans Dersi’ Cihan Ünal’ın rejisi ile perdesini açtı. Dünyanın pek çok ülkesinde sahnelenen Richard Alfieri’nin yazdığı Yücel Erten’in Türkçe’ye kazandırdığı, güldürse de içinde büyük bir hüzün barındıran oyunun başrollerinde Nevra Serezli ve Cihan Ünal var..