Huzur Sokağı'nın Emine Erdoğanlı Galasından İzlenimler (Nedim Saban)
Bir gala neden 18.30’da yapılır?
Bir gala neden 18.30’da yapılır?
Sokağın bir ucunda Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nda bir gala vardı. Ama , bu kez sokağın öteki ucundaki, CRR’deki Huzur Sokağı galasına gitmeyi seçtim.
Bu yıl 12 Eylül darbesinin 32.yılı yurtiçi ve yurtdışında törenlerle kutlandı, zafer sarhoşu olan bir herif de, hemen ertesinde, 13 Eylül’de bir ördeğe tecavüz etti…
Son zamanların moda jargonuyla, din, laiklik konularında bir tartışmaya giren kesimi temsil ediyorsanız, tartışmaya her nedense “benim de babaannemin başı bağlıydı” diye bir giriş cümlesi ile başlamanız gerekli.
Bu sezon neleri izleyeceğiz?
Ustalarım Göksel Kortay ve İzzet Günay’ı, bir Cumartesi gecesi Galatasaray’daki İkinci Kat Tiyatrosu’nun merdivenlerini tırmanırken gördüğümde pek yadırgamadım doğrusu.
Anadolu toprağının genlerinde sanat olduğunu, Anadolu’nun her köşesinin aslında buram buram sanat koktuğunu kanıtlayan çok güzel bir yazı yazacağım bugün.
Şehir Tiyatroları’na tepeden inen yönetmelik kurum sanatçılarının haklı protestolarına neden olurken, Devlet Tiyatrosu cephesinde müthiş bir sessizlik hakim.Tehlikeyi görmezden gelmek değil bu,…
Haftalardır tiyatroların özelleşmesi, sanatçının halktan kopukluğu, muhafazakâr sanat filan konularında yazıyor, ama en önemli meseleyi ikinci plana atıyoruz: “Bu işin içinde para var!”
Geçtiğimiz haftaki yazımda şu çağda bir tek yanlış yapmanın bile, pek çok doğruyu götürebileceği konusundaki çekincelerimi yazmıştım…Bu hafta da doğru olduğuna inandığım kişilerin, bir çırpıda yüzlerce doğrularını götüren yanlışlarına parmak basayım.
Lise yıllarımda sınıfın en kötü öğrencisiydim. Ancak bütünleme sınavlarından yırtmayı başarır , hiç sınıfta kalmazdım. Tembelliğin bir bedeli vardı…Tembel olmak ek olarak aklıllı olmayı gerektirirdi çünkü…
Şehir Tiyatrosu’ndaki darbe provalarına yıllardır seyirci kalınıyordu, son neşter vurulunca epey yankı oldu…
Bu yazıyı kebaplar ve tabi ki medeniyetler kenti Hatay’dan yazıyorum…
Birkaç gün önce genelde Şehir Tiyatrosu sanatçıların oluşturduğu kalabalık bir sanatçı grubu, İstanbullu tiyatroseverlerle beraber Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun önünde “Tiyatroma Dokunma” dediler..
Sabah uyandığımda gözlerimi kaybettiğimi anladım.Benim için günışığı yoktu artık. Körlük diyemedim buna, körlerin bambaşka bir duyarlılığı olur çünkü. Benimki başka bir şeydi: Aydınlığım körelmişti sadece.
Bugün tiyatrocu olmak istemiyorum. Fazlasıyla oyun oynayan var! Bırakın onlar oynasın.
Haberi ilk okuduğumda kahkahayı savurdum. Elazığ İl Halk Kütüphanesi, Mimesis dergisinin son sayısını , çocukların ahlakını bozacağını düşünerek gerisin geri yollamış.