| Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Hizmet Etmeyi Kabul Etmeyin ya da Başınıza Geleceği Kabullenin: Mefisto
Üstün Akmen




Mefisto’yu bilirsiniz, ünlü Alman edebiyatçısı Goethe'nin kaleme aldığı Faust isimli eserin kötü karakteridir, amacı Faust'u yoldan çıkarmaktır ve hiç kuşkusuz Nazi Almanya’sında yaşanmış en keskin çelişkilerden birini konu edinir. 1923–1934 yılları arasında Almanya’da (Berlin-Hamburg) geçer; mesleki tutkusu uğruna kişiliğini, bir zamanlar baş düşmanı olduğu ideolojiye, yani nazizme satan bir tiyatro sanatçısının gerçek yaşam öyküsünü anlatır. Hendrik Höfgen, Güstaf Gründgens kişiliğinde, “Mefisto” rolünü oynarken gerçek yaşamda birdenbire “Faust” karakterini seçen bir sanatçı üzerinden döneminin trajik serüveni gözler önüne serilir.

Oyunda zorbaya hizmet etmemeyi seçen ve alternatif üretemese bile yoksunluklarda, sürgünlerde, işkencelerde, ölümlerde özgürleşen bireyler ve faşizmin uygulamaları sergilenir. Giderek, çok yetenekli bir oyuncu ve yönetmenin yaşamı aktarılırken, sanatçının kendine ve yaşadığı topluma karşı sorumluluğu tartışmaya açılır. Bu arada, tiyatro sanatının gücü ve yetenek gibi kavramların kullanılması derinlemesine sorgulanır. Klaus Mann’ın 1936 yılında sürgünde yazdığı ve 1981 yılına kadar Batı Almanya’da basılması yasak olan yapıt, Fransa’da Ariane Mnouchkine tarafından 1979 yılında oyunlaştırılıp yönetilmiştir ve pekâlâ anımsanacağı gibi Çekoslovakya’da Istvan Szabo tarafından sinemaya da uyarlanarak “En İyi Yabancı Film Oscar”ını elde etmiştir.

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, 2009–2010 sezonunda işte bu oyunu Ragıp Yavuz’un yönetmenliğinde sahne ışıklarına kavuşturdu ve Ragıp Yavuz’un “Mefisto”su sezona damgasını tüm gücüyle vuran oyunlardan oldu. Zira Ragıp Yavuz, Ariane Mnouchkine’in oyunlaştırmasını bir sanatçının iktidarla işbirliği seviyesinde bırakmamış, “diğerleri”nin duruşunu sanki daha fazla önemsemişti. Gründgens’in kendisini satmasını eleştirmekten çok, Gründgens’e alternatifmiş gibi duran diğer bireylerin bu süreçteki siyasal duruşlarını yorumuna dolamış; dönemin aydınlarını, siyasetteki başarısızlıkları nedeniyle mıncıklamış, yorumunda posalarını çıkarmıştı. Yavuz’un bu posadan, Türkiye’deki ve dünyadaki yuvarlanabilir belkemiksiz aydınlara da pay verdiği kuşkusuz bir gerçek. Tiyatroya olan aşkı uğruna, bir zamanlar alay ettiği ideolojiye, nazizmin etkisiyle diz çöken Hendrik Höfgen’in (hazin) öyküsü, bu yönüyle daha anlamlı ve sosyal biyografi açısından çok dokunaklı.

Ragıp Yavuz, oyunun ilk perdesini öykünün gerçek yaşam öyküsünden kaynak bulmasından, dönemsel olmasından, yaşanan olayların ağırlığından olsa gerek, zorunlu olarak soyutlamış, temaları da birbirlerine bilinçli olarak harmanlıyor. İki saat kırk beş dakika süren oyunun birinci perdesi, Çehov’un “Vişne Bahçesi”nden okunan pasajlar ile biterken, “Komünist” Höfgen’in kişisel gelişmesi bu perdede rahatça kavranıyor. Ragıp Yavuz, Yahudi eşinden boşanmayı kabul etmediği için çalışma yasağı konulan insanları, düşman ilan edilen ve vatandaşlıktan çıkarılanları, işkenceyle öldürülenleri hafif öne çıkartarak öyküyü tam çizgisinde ilerletirken, bu arada, “giriş-gelişme-sonuç” kuralını da hiç aksatmadan yerine getiriyor.

Oyun 1923 yılı ile açılıyor, 1934’deki olaylarla kapanıyor. Aradan geçen on bir yılda olanları, yeryüzündeki her toplumun ders alması gereken olaylar olarak seyircinin önüne seriyor Ragıp Yavuz. “Nasyonal Sosyalistler iktidara zorla gelmemiştir, onları halkın oyları iktidar eylemiştir. Gel gelelim, bir kez siyasal erki elde edince Nasyonal Sosyalistler herkesi susturmayı denemiş ve bu konuda dillere destan bir başarı elde etmiştir. Toplum derin uykusundan uyandığındaysa olan olmuş, iş bitmiştir,” diyor. Geçmişe uyarlanan tarih kuramını geleceğe yönelterek çözüm üretmeye çalışırken: “Tarih tekerrürden ibarettir, dolayısıyla tarih yenilenebilir" deyip tuzağa düşmüyor, aksine: “Tarih değil, tekerrür eden hatalardır” görüşünü benimsiyor. Çözümü bulmuş gibi yapmak yerine, var olan çözümü gözler önüne seriyor.

Ragıp Yavuz bütün bunları oyuna dantelâ gibi incelikli ve titizlikle işlerken karakterleri kalabalık dahi olsalar yaşam öyküleriyle yalın bir anlatımı yeğleyerek küçük fırça darbeleriyle resmediyor. Bu arada, yan karakterleri de oyunun gereksindirdiği kadarıyla da olsa ihmal etmiyor. Araya kabare tabloları yapıştırarak oyunu renklendiriyor, devinim sağlıyor. Kabare kişileriyle Höfgen’in ve de düzenin çizgisini yansıtıyor.

Özdemir İnce’nin titiz çevirisi kulaklarda “Güzel Türkçe” bayrağı dalgalandırırken, Barış Dinçel açılıp kapanan hareketli duvarlarıyla tiyatroda oyun oynama fenomeni espaslarında patlamalar yaratıyor. Barış Dinçel’in duvarları, tümevarımlı ve uzay geometrisi esaslarına yakın birer vektör niteliğinde. Tomris Kuzu’nun dönemsel ve fevkalade zevkli kostümleri de anlamsal değer taşımakta. Murat Özdemir’in ışık tasarımı da oyunun biçemine uygun olarak zaman içerisinde değişken, boyutlandırıcı, atmosfer yaratıcı ve yönetmene yardımcı olacak nitelikte vurgulayıcı. Yasemin Gezgin’in koreografisi hareketin alımlanması açısından, sıradan deneyimden ne kadar uzak gibi görünürse görünsün, gene de sıradan deneyimle bağıntılı bir izlenim vermekte. Selim Can Yalçın’ın ve Çağrı Ö. Hun’un ayrıca ayrı ayrı icra da ettikleri müzikler, öncelikle eşlik niteliği taşıyan “dolaylı”, arada geçen, “black out” bağlayan müzik olarak kalmıyor, metnin ve oyunun anlaşılmasına katkı sağlıyor. Yalçın-Hun ikilisinin müziklerini oyunculuğun diğer öğelerinden, devinimden, danstan, metnin kesitinden yapay olarak ayrıştırmak mümkün değil!

Oyunculuklarda Subay ve Hans Josthinkel rollerinde Ali Gökmen Altuğ, Emelyn’de Nurdan Gür, Komi’de Ece Yıldız, Şef Garson ve Ludwig’de Nevzat Çankara, Bayan Efeu’de Çağrı Ö. Hün yönetmenin istediği doğrultusunda görevlerini yerine getiriyor. Thomas Brückner’de deneyimli oyuncu Levend Yılmaz’ı İBŞT çatısı altında seyretmek iyiye alamet! Theopile Sarder karakterini canlandıran Ertuğrul Postoğlu’nun benim oyunu izlediğim gün rahatsızlanması nedeniyle sahneye çıkan Ragıp Yavuz’un kusursuzluğuna şaşmamak vallahi elde değil! Bravo doğrusu! Lorenz’de üç yıl önce Yıldıray Şahinler’in sahneye koyduğu “Barut Fıçısı”nda özellikle Gjöre karakterinde alkışladığım Selim Can Yalçın bundan böyle daha dikkatle izlenmeli. Nicoletta’da Seda Fettahoğlu, Erica’da Aslıhan Kandemir tutarlı, bütünselliği bozmayan birer oyunculuk sergiliyorlar. Juliette’de Buket Yanmaz Kubilay, hareket ve metni ya da hareket ve sesi birbirinden ayırmaksızın jestüelini bir yer değiştirme, bir konuşma biçimi olarak başarıyla uyguluyor. Rozet Hubeş mükemmel bir Myriam Horowitz çiziyor. Kutay Kırşehirlioğlu ile Ozan Gözel ise Gotchalk’ı ve Knurr’u yanılsama üretecek biçimde tamamlıyor, eksikliklerini gidermek zorunda oldukları zayıf belirtkelerden oluşturuyorlar.

Mert Tanık, özellikle Brückner’de iyi. Hans Mikias’da Murat Coşkuner fevkalade dingin ve yaratıcı bir oyun veriyor. Aslı Aybars sanatının malzemesini kendi içinden, belleğinden çekip çıkartarak, metnin önerdiği kurgusal kişiliğe göre bir anlatı oluşturarak beni bir kez daha mutlu ediyor. Serdar Orçin, Otto Ulrich’i gerçeğin replikası (kusursuz denecek kadar iyi kopya anlamında kullanıyorum) gibi toptan ve benzetmeci bir biçemle temsil etmiyor, Ulrich’i mesleği içerisinde yeniden oluşturuyor. Bu sezon İBŞT çatısı altına giren Yeşim Koçak, gene jestüelliği sesi, konuşması ve yer değiştirmelerindeki ritmiyle öne çıkıyor. Carola Martin’e bir bütünlük yanılsaması yaratan doğalcı oyunculuğuyla psikolojik ve davranışsal işaretler katıyor. Çağlar Yiğitoğulları, Ragıp Yavuz’un jestlere dayayarak kurduğu tablolarda, fiziksel eylemlerinin kurgusu için durmaksızın yeniden ele aldığı, haddeden geçirdiği, kestiği ve yeniden yapıştırdığı anları cömertçe sergiliyor. Yiğitoğulları ilerisi için sürekli umut sargılıyor. Höfgen’de Yiğit Sertdemir ise coşkularını yönetmeyi ve onları okutmayı çok iyi bildiğini bir kez daha kanıtlıyor. Hendrik Höfgen’i öylesine bir soğukkanlılıkla üretiyor ki şaşmamak elde değil. Sertdemir’in oyuncu tekniği, bu kere de kendiliğinden gelen, kendiliğinden oluşan duygulanımları göğüslemeye, set çekmeye dayanıyor. Yiğit Sertdemir’i seyirci tarafından rahatça okunabilir, özel yorum duygulanımlarıyla izlemek bu kere de zevk veriyor.

Ragıp Yavuz’un “Mefisto”sunu mutlaka izlemek gerekiyor.

Üstün Akmen
Evrensel Gazetesi


Yazarın Tüm Yazıları


Paylaş      
Yorumlar

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 701
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Süt Kardeşler - Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu 2020
Atam Siz Rahat Uyuyun Gençleriniz Size Layık - Yıllar Sonra 'Satıcı'nın Ölümü' - Bir Büyük Sanatçı Argun Kınal'a Veda
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • İmza Kampanyası - Tiyatrocu Kadınlar Siirt'te Yaşanan Olayı Protesto Ediyor! (İmza Kampanyası) - 4/23/2010
  • Gizli Aşk, Aşkın Gizli hali ya da; Rita (İhsan Ata) - 4/23/2010
  • Tiyatro Sezonu Sona Ererken - Bitsin Bu Boşvermişlik! (Metin Boran) - 4/21/2010
  • Tiyatroda Oyun Seçimi ve Anlamı Üzerine bir Deneme… (Melih Anık) - 4/20/2010
  • APARTMAN ya da Yalnızlığa Atılan Düğüm (Pınar Çekirge) - 4/20/2010
  • Yiğit Sertdemir'den bir Çığlık: Fail-i Müşterek (Melih Anık) - 4/7/2010
  • Artık Hiçbir Yer... (Oya Palay) (Pınar Çekirge) - 4/7/2010
  • Kemal Başar'dan Postmodern Bir Uyarlama… Romeo ve Juliet (İhsan Ata) - 4/7/2010
  • Tamer Levent Gene Sahnede ve Gene Yüceliyor: Yalancının Resmi (Üstün Akmen) - 4/7/2010
  • Geçmişten Günümüze Yayınlanan En Güzel Tiyatro Bildirileri (Yurdagül Yurtseven) - 4/4/2010
  • Hizmet Etmeyi Kabul Etmeyin ya da Başınıza Geleceği Kabullenin: Mefisto (Üstün Akmen) - 4/1/2010
  • Kafka'nın Davası (İlkay Sevgi) - 4/1/2010
  • Gibi Yapanlar Perdelerini Son Kez Kapattı! (Mehmet Demirtaş) - 3/30/2010
  • Pıtchfork Disney / Korku Tüneli (Pınar Çekirge) - 3/29/2010
  • -Ben Patronum- Diyen Mehmet Ergen'e Cevap: Köpürmeyin Sayın Ergen! (Melih Anık) - 3/29/2010
  • Dünya Tiyatro Günü'nde Hadi Çaman'a 2. Mektup (Rengin Uz) - 3/27/2010
  • Tiyatro Gününde Perdeler Kapansın (Nedim Saban) - 3/27/2010
  • Arkadaşlarıma Güzelleme (M. Ergün Işıldar) - 3/26/2010
  • Gaziosmanpaşa Ferih Egemen Sahnesi'nde Yetişkinlerle Çocukların Boks Maçı: Büyüyünce Ne Olacaksın? (Ceren Okur) - 3/25/2010
  • Gül'e Ağıt - Darülbedayi Çıkmazı - Özlem Türkad (Üstün Akmen) - 3/23/2010
  • Olmadı Sayın Anık (M. Ergün Işıldar) - 3/23/2010
  • Euripides, Bakhalar ve Baküs (Dündar İncesu) - 3/23/2010
  • Kafes'in İçindekiler ve Dışındakiler (Rengin Uz) - 3/21/2010
  • Tiyatro Kedi, tiyatrokare ve Talimhane Tiyatrosu Artık Rüştü Uzel'de (Efe Deprem) - 3/21/2010
  • Melih Anık’ın -Ben Patronum- ile ilgii yazısına Mehmet Ergen’den cevap (Mehmet Ergen) - 3/21/2010
  • Ben Patronum - Aksanat Yeni Kuşak Tiyatro'ya ve Mehmet Ergen'e Yakışmadı… (Melih Anık) - 3/21/2010
  • Keserken kendini bileyen bir bıçaktı (Pınar Çekirge) - 3/21/2010
  • Karagöz Geri Döndü (Ayşe Müge Gerdan) - 3/12/2010
  • Papaz Kaçtı - İskele Sanat ve Kültür Derneği Tiyatro Topluluğu (Hakan Yozcu) - 3/12/2010
  • Dişil ve Eril Dengede "BİZ" (Asmin N. Singez) - 3/12/2010
  • Gerçek Oyuncu Aslına En Uygun Biçimde -Gibi- Yapandır (Pınar Çekirge) - 3/12/2010
  • Tiyatroma Dokun (Nedim Saban) - 3/10/2010
  • ABT Üçlemesi (Savaş Aykılıç) - 3/10/2010
  • Konya Devlet Tiyatrosu'nda Tomris Çetinel Resitali: Gılgameş (Üstün Akmen) - 3/10/2010
  • Bu Sezonun Bir Başka Shakespeare Kolajı: Aşk Sözleri (Üstün Akmen) - 3/5/2010
  • Shakespeare'den Alıntılar ile -Bana William Deyin- (Dündar İncesu) - 3/5/2010
  • Karagöz Türkiye'ye Çin'den mi geldi? (Özcan Buze) - 3/5/2010
  • Tiyatroma Dokunma (Nedim Saban) - 2/24/2010
  • Bırakın Yıldızlar Avuçlarında Kalsın... (Rengin Uz) - 2/24/2010
  • 100 Yazıda Düşüncelerimi Paylaştım – Eleştiren, Eleştirmen (Melih Anık) - 2/17/2010
  • Sadri Alışık Tiyatrosu'ndan Bir Orhan Kemal Klasiği: 72. Koğuş (Üstün Akmen) - 2/17/2010


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    15 Eylül'den itibaren her SALI Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!



    Duyuru Panosu!



    Son Eklenen Tiyatro Oyunları

         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Tekin Deniz: Dümbüllü kavuğunu kimseye devretmedi
    2. Maltepe Uluslararası Tiyatro Festivali Başlıyor

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |