| Konservatuar Hazırlık Kursu  | Çocuklar İçin Tiyatro Kursu  | Tiyatro Kursu  | Şirket Tiyatrosu
Tiyatro Dünyası
Tiyatro Dünyası Bu Sahnede...
 
Ana Sayfa  |  Hakkımızda  |  Yazılar  |  Haberler  |  Yazarlar  |  Tiyatro Oyunları  |  Tiyatro Grupları  |  Sanatçılar  |  Kaynak  |  Duyuru Panosu  |
Erkekler Köyü - Mihriban (3 Perdelik Komedi)
Mustafa Firuz Bozkurt






ERKEKLER KÖYÜ

‘ MİHRİBAN ’
- Üç Perde Komedi -

Mustafa Firuz BOZKURT
Ocak 2009



ERKEKLER KÖYÜ
‘ MİHRİBAN’
- Üç Perde Komedi -

OYUNUN ÖZETİ

Oyunumuz günümüze yakın bir zamanda Erkekler Köyünde geçmektedir. Kadın hakkı ihlallerinin en üst düzeyde yaşandığı köyde; Birden fazla kadınla evlenme, kadına yönelik aile içi şiddet, cinsel ayrımcılık gibi nedenlerden dolayı ‘Yedi Kavak Ağacı Ekili, Birde Çınar Ağacı Var’ köyünde yaşayan kadınlar bilinmeyen bir yere göç ederek köyü terk etmişler köyde bir avuç kadın kalmıştır. Yedi Kavak Ağacı Ekili, Birde Çınar Ağacı Var Köyünde yaşanan kadın hakkı ihlalleri ve kadınların köyü terk etmesi ülke gündemini derinden sarsmış, görsel ve yazılı medyada gündemi uzun süre meşgul etmiştir. Köydeki kadın hakkı ihlalleri Bakanlar Kurulunun gündemine de gelmiş ve ceza olarak köyün adı ‘Erkekler Köyü’ olarak değiştirilmiştir.
Hikâyemiz, olan bitenden ders almayan Erkekler Köyü Ağası Şeyhmus, Komşu Köyün Ağası Mahmut ve Erkekler Köyünden Hakan adlı gencin köyde yaşayan Mihriban’ı sevmesini ile başlayan olayları konu almaktadır. Mihriban’ ı elde etmeye giden bütün yollar helaldir felsefesiyle hareket eden damat adayları komik, bir o kadarda dramatik bir yarışa girerler.
Bu oyun ülkemizde yakın zamana kadar; Babasının, Abisinin, Kardeşinin veya eşinin yanında konuşma hakkı dahi olmayan bayanlara ve onların yaşanmamış gençliklerine atfen yazılmıştır.

Yaşanmamış Gençliklere

Mustafa Firuz BOZKURT
Ocak 2009

OYUNU SAHNELEMEK İSTEYEN GRUPLAR; mfiruz@ttmail.com iletişime geçmeleri gerekmektedir.

OYUNDAKİ ROLLER

S.NO
OYUNDAKİ KARAKTER
ROLU CANLANDIRACAK OYUNCU
1 Erkekler Köyü Ağası Şeyhmus
2 Kâhya Muhsin
3 Ağanın Eşi Damla
4 Futbolcu Hakan
5 Mihriban
6 Komşu Köyün Ağası Mahmut
7 Mahmut Ağanın Yardımcısı Kâhya Dursun
(Ayrıca Üfürükçü Şükrünün Asistanı Nurhan)
8 Muhtar Abdülkadir / Abdül (Ayrıca Maymun Mayk)
9 Köyün Delisi Sadri
10 Köyün II. Delisi Sabri
11 I. Kız
12 II. Kız
13 Bilal (Kandavalı)
14 Gürses (Kandavalı)
15 I.Köylü
16 II.Köylü
17 Semiha (Mihriban’ ın Ablası)
18 Muzaffer (Muzo) Köy Bekçisi
19 Gizemli Ozan

Yazarın kaleme aldığı oyunların genel özelliği, canlandırılan karakterler arasında bayan bulunsa da tümü erkek oyuncularla oynanabilecek düzeyde kurgulanmıştır.


I. PERDE
(Konular Ağanın Evinde Geçmektedir)

PERDE AÇILMADAN KÖY ANLATILMAYA BAŞLANIR – Hikâyemiz günümüze yakın bir zamanda Erkekler Köyünde yaşananları anlatmaktadır. Kadın hakkı ihlallerinin en üst düzeyde yaşandığı köyde; Birden fazla kadınla evlenme, kadına yönelik aile içi şiddet, cinsel ayrımcılık gibi nedenlerden dolayı ‘Yedi Kavak Ağacı Ekili, Birde Çınar Ağacı Var’ köyünde yaşayan kadınlar bilinmeyen bir yere göç ederek köyü terk etmişler köyde bir avuç kadın kalmıştır. Yedi Kavak Ağacı Ekili, Birde Çınar Ağacı Var Köyünde kadın hakkı ihlallerinin had safhada olması ve kadınların köyü terk etmesi ülke gündemini derinden sarsmış görsel ve yazılı medyada gündemi uzun süre meşgul etmiştir. Köydeki kadın hakkı ihlalleri Bakanlar Kurulunun da gündemine de gelmiş ve ceza olarak köyün adı ‘Erkekler Köyü’ olarak değiştirilmiştir.
Bu oyun ülkemizde yakın zamana kadar; Babasının, Abisinin, Kardeşinin veya eşinin yanında konuşma hakkı dahi olmayan bayanlara ve onların yaşanmamış gençliklerine atfedilmiştir.
PERDE AÇILIR – Sahnede Ağanın Eşi Damla Sultan sedirin üzerinde oturmakta ve türkü söylemektedir. Birden türkü söylemeyi keser
DAMLA – Neymiş ne kadar bir güzel köymüş. Ulan köyde topu topu yedi tane kavak ağacı, bir tane de çınar ağacı var diye burayı Belgrat Ormanı bellediler. Benim ağa babamın köyünde, evimizin bahçesinde bu köydekinden fazla ağaç vardı.
(Sahnenin dışından bağırma sesleri gelir)
KIZLAR – Hanım Ağa, hanım Ağa… (I. Kız, II.Kız ve Mihriban Sahneye girer)
KIZLAR - Hanım Ağa, hanım Ağa…
DAMLA – Ne var ne bağırıyorsunuz? Hem sen niye buraya geldin Mihriban sana kaç kere söyledim Ağa buralarda olabilir gelme diye ha?
MİHRİBAN – Ama burada olmadığını Hakan söyledi Hanımım
DAMLA – O elindeki lambada ne öyle?
MİHRİBAN – Sevdiğime aldım Hanımağa nasıl güzel mi?
DAMLA – Sevdiğin çok şanslı kız! Kapatın bakalım şu ışıkları bir deneyelim (Işıklar kapanır, abajuru yakıp söndürüp çevresinde alkış yapmaya başlarlar)
MİHRİBAN – (Işıklar yanar, Mihriban iç geçirir) Sevdiğime olan özlemim bir kat daha arttı
DAMLA – Çok mu seviyorsun
MİHRİBAN – (Bir müddet dalgınlıktan sonra) Hem de ne kadar çok bilemezsin
I. KIZ – Hanım Ağa, Şeytan Mustafa’nın 2 kızı var ya, onlar bu sabah köyden kaçmış
DAMLA – Oh (Oynamaya Başlar) 60, 70, 80, 90 (Birden durur, kızlar şaşkın ifadeyle bakarlar) Atın bakalım bir oyun havası (Kızlar oyun havası ile birlikte oynamaya başlarlar, Damla Sultan yerine oturur)
I.KIZ – (Mihriban’ ın kulağına eğilir) Kız görüyormusun? Nasılda korkuyor, Ağayı elinden alacaksın diye!
MİHRİBAN – Aman abla…
II. KIZ – Ağa da iyi sabırlı ha. Böyle bir kadınla bir ömür nasıl geçer peh!
MİHRİBAN – Köyde kaç bayan kaldık ki, bir avuç
I.KIZ – (II. Kız duymayacak şekilde kulağına eğilir) Bırak Mihribanım, Bir sen, bir ben kaldık, başka yok
(Damla Sultan ayağa kalkar sağ elini havaya kaldırdığında müzik kesilir kızlar yerlerine oturur, sol elini hava kaldırdığında Beethoven çalmaya başlar ve Damla Sultan Bale yapmaya başlar)
II.KIZ – Şunda ki kibire baksana!
I.KIZ – Hahahay… Nasıl bir yaratık böyle!
MİHRİBAN – Ama kızlar ayıp olmuyor mu?
DAMLA – Nasıl kızlar?
KIZLAR – (Alkışlarla) Bravo…
(Sahneye Ağa ve Kâhya Muhsin girer)
ŞEYHMUS AĞA – O… Köyde kaçan kaçana, dedikodu almış yürümüş adımız Lavuğa çıkmış, bizim evde cümbüş eğlence kırıla gidiyor! (Sözü bitince Mihriban’ ı görür ve birden donar, bir müddet bakışırlar)
ŞEYHMUS AĞA – Aman Yarabbi!... Bu ne güzellik, isminizi bahşedermiydiniz?
MİHRİBAN – Mih… (Sözü yarım kalır)
DAMLA –Adı Mihriban, nişanlı O…
ŞEYHMUS AĞA – (Damla’ ya döner) Çık dışarı
ŞEYHMUS AĞA - (Bir süre sessizlikten sonra Sessizlikten sonra) Kimin kızısın sen?
MİHRİBAN – Babamın
ŞEYHMUS AĞA – Bak şuna sen, kımıl kımıl adamın içini ısıtıyor, espri yeteneği de var. Baban kim senin?
MİHRİBAN – Kabak Ahmet’ in
ŞEYHMUS AĞA – Hani şu Mintak Leyla ile evli olan Kabak Ahmet mi?
MİHRİBAN – Evet Ağam, Motor Durmuş’ un kızı Mintak Leyla ile evli olan Cellatlardan Ali’nin oğlu Kabak Ahmet’ in kızıyım
ŞEYHMUS AĞA – Senin bir lakabın var mı yavrum?
MİHRİBAN – Henüz yok Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Senin lakabın bundan sonra, Ağanın Gülü Mihriban, en yakın zamanda Kabak Ahmet Babanızla görüşeceğim Mihribanım, haydi sağlıcakla gidin
(Sahneden I.Kız, II.Kız, Mihriban ve Damla –Damla hüngür hüngür ağlamaktadır- çıkar)
ŞEYHMUS AĞA – (Muhsin’ e Döner) Muhsin, ben âşık oldum
KÂHYA – Farkındayım Ağam (Sahneye birden Damla girer)
DAMLA – (Ağlamaklı) Yazıklar olsun sana, yazıklar olsun sana verdiğim gençliğime
ŞEYHMUS AĞA – Çık git… Ben seninle evlendiğimde Onbeşindeydim sen ellibeş yaşında ne gençliği? Çık… (Damla sahneden ağlayarak çıkar)
ŞEYHMUS AĞA – Muhsin, bu kadın doğduğunda ülkede Monarşi vardı Cumhuriyet bile gelmemişti. Babamın ölmeden önce bana attığı bir kazık bu Muhsin. Oğlum seni ataya götürüyorum dedi bana bu karıyı kakaladı!...
KÂHYA – Ağam komşu köyün ağası bu konuda çok güzel bir tespit yapmış
ŞEYHMUS AĞA – Ulan rezaletimiz aldı yürüdü, internette geyik malzemesi olduk. Ne diyormuş o Mahmut denen ağa bozuntusu?
KÂHYA – Şeyhmus Ağanın karısı milattan önce kalma diyormuş Ağam. Bulan olursa gitsin müzeye götürsün, devletimiz yerin altından çıkan ganimetin yüzde otuzunu defineciye veriyor, müzeye teslim eden ihya olur diyormuş Ağam.
ŞEYHMUS AĞA – Ne yapıp edip Mihriban’ ın işini bitir Kâhya . O benim olmalı
KÂHYA - O iş kolay Ağam, yalnız…
ŞEYHMUS AĞA – Ne demek yalnız?
KÂHYA – Kabak Ahmet parayı pek sever Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Bu konuda paradan kaçmayalım Kâhya . Uykuya dalmadan, yastığa kafanı koymadan kabus görmek nedir bilirmisin? Evde ışıkları sürekli açık tutuyorum, kakalak Damla’ nın yüzünü görüpte korkmayayım diye.
KÂHYA – Ağam Şeytan Mustafa’ nın iki kızıda kaçtı, köyde hiç kadın kalmadı ne yapacağız?
ŞEYHMUS AĞA – Ben bu olayı tiyatro oyununun dördüncü perdesine doğru çözerim. Ancak; Sen bir müddet şehirden birkaç tane Rus güzeli getir, günün belli saatlerinde işte çeşme başında su doldurma, efendime söyleyeyim dere kenarında çamaşır yıkama görüntüsü versinler yeter.
KÂHYA – Tamam Ağam. Onlara yöresel otantik giysiler falan giydiririm.
ŞEYHMUS AĞA – Sen böyle üçkağıtçılıkları iyi bilirsin nede olsa, Çaput Fikri’ nin oğlusun. E… Yiğit namıyla anılır.
(Sahneye Muhtar girer)
MUHTAR – Selam-ı Aleyküm Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Aleyküm selam Muhtar gel bakalım. Sana da söyleyeceklerim vardı geldiğin iyi oldu.
MUHTAR – Buyur Ağam
ŞEYHMUS AĞA – İhtiyar Heyetini acil topla, önemli bir konu var görüşeceğiz
MUHTAR – Ağam imkânsız. Bu sabah Toparlak İsmail sizlere ömür, vefat etti
ŞEYHMUS AĞA – Bu ne ya? İhtiyar Heyetini ne zaman toplamaya çalışsak bir ölü var. Ne heyetmiş altı yıldır ölenlerden toplanamadı
KÂHYA – He valla, toplantıyı nerdeyse mezarlıkta yapacağı Ağam
MUHTAR – Ama Ağam demokrasi teamülleri
ŞEYHMUS AĞA – Geçen ay Cartlaklardan İsmail’ i seçelim demedin mi? Adam 120 yaşında yürüyen mumya efsanesi. Daha seçildiği günün akşamı öldü.
MUHTAR – Ama ağam demokrasi teamülleri
ŞEYHMUS AĞA – En son altı yıl önce toplanan ihtiyar heyeti cadılar bayramı gibiydi, gelenlerin bir süpürgesi eksik. Altını ıslatan, beni babası sanan, toplantı başlamadan uyuyan…
KÂHYA – Çok şükür kimse ölmeden toplantıyı tamamlamıştık
MUHTAR – Ama ağam demokrasi teamülleri
ŞEYHMUS AĞA – Şu Atgüden Fatma’ nın oğlu varya, onu seçiyorum
MUHTAR – İdris mi?
KÂHYA – İdris öleli üç yıl oldu, ne yapacaksın ölü adamı günahtır
ŞEYHMUS AĞA – Ölenlere odaklanma, Dünyaya gel muhtar. (Kafayla topa vurma hareketi yaparken) Hani topu doksana takan bizim futbolcu çocuk var ya
KÂHYA – Parlak Hakan’ ı diyorsun Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Hah, onu İhtiyar Heyetine atadım
MUHTAR – (Sinirli bir şekilde)Ama ağam demokrasi teamülleri gereği böyle bir atama yapamazsınız, seçimle heyete girmesi gerekir seçimle!...
ŞEYHMUS AĞA – Sen ne diyorsun? Demokrasilerde Ağa olur mu? Hem sen bana ait köyde muhtarlık yapıyorsun diye kendini ABD devlet başkanı mı sandın?
MUHTAR – Affet Ağam, düşünemedim
KÂHYA – Ağam fevkaladenin fevkinde düşündünüz. Parlak Hakan askerden yeni geldi, yaşı 22 nerden bakarsanız 100 yaşına kadar rahat yaşar. 78 yıl İhtiyar heyetinde bir üyenin yeri garanti.
MUHTAR – (Alkışlar) Bravo, bravo
ŞEYHMUS AĞA – Diktatörlerin alkışlanmasının demokrasi teamüllerinde yeri yoktur muhtar
MUHTAR – Özür dilerim Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Muhsin şu kan davası olan Bilal ve Gürses’ i çağır bakalım
KÂHYA – Emredersin Ağam (sahneden çıkar)
ŞEYHMUS AĞA – Muhtar, Fransa’ dan yeni çizme getirttim ama bir haftada iptal oldu
MUHTAR – Hayırdır Ağam, (Cebinden bez çıkararak ağanın çizmelerini silmeye çalışır) çizmelerin parlatılması gerekiyorsa…
ŞEYHMUS AĞA – (Ayağıyla istemez anlamında hareket yapar) Parlatma falan gerekmez Muhtar. Köylüye söyle ortalık yere pislemesin. Eskinden bu işleri gider tarlada yaparlardı, böylece ekolojik dengeyi korurlardı. Nerde bilinçli eski köylü milleti?
MUHTAR – Doğrudur Ağam. Köye ilk tuvaleti dedeniz yaptırmıştı.
ŞEYHMUS AĞA – Yapma ya!...
MUHTAR – Tabi ağam siz o zaman küçüktünüz. (Eliyle 20 cm. yüksekliği gösterir)
ŞEYHMUS AĞA – Ne demek küçüktünüz?
MUHTAR – (Eliyle 40 cm yüksekliği gösterir) Yani bu kadarmıydınız?
ŞEYHMUS AĞA - (Gözüyle hayır işareti yapar)
MUHTAR – Yani şimdiki boylardaydınız…
ŞEYHMUS AĞA – (Gözüyle tekrar hayır işareti yapar)
MUHTAR – Ağam Vallahi şimdi hatırladım, bu boyunuzdan yaklaşık birbuçuk iki metre uzundunuz
ŞEYHMUS AĞA – Yapma ya… Nasıl bir tuvalet yaptırdı?
MUHTAR – Dört tane direk üzerine bir kule yaptırdı, altına da büyük bir çukur. Merdivenle kuleye çıkıyordunuz.
ŞEYHMUS AĞA – Nasıldı bari iyimiydi?
MUHTAR – Ağam yapılışta bir mühendislik hatası varmış. Boklu Naci’ nin dedesi direkler çökünce çukura düştü ve oracıkta öldü. Zaten lakapları da o olaydan gelmektedir
ŞEYHMUS AĞA – Korkunç bir ölüm
(Kâhya ile birlikte kan davalı Bilal ve Gürses sahneye girer)
BİLAL – Emret Ağam
GÜRSES – Emret Ağam
ŞEYHMUS AĞA – (Türk sineması replik tarzında) Okul açtım, babamın adını verdim. Cahilliği engelleyeyim, bu köyden yetişen çocuklar tıpkı bir fidan gibi bütün ülkeye yayılsın, yemyeşil oksijeni olan sevgi ormanlarını yaratsınlar. Barış içinde kardeşlik içinde yaşasınlar, yepyeni bir dünya yaratalım kinin ve nefretin olmadığı insanların birbirini öldürmediği sevecen bir dünya
GÜRSES – (Gülerek) Cüneyt Arkın Repliği mi Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Ne repliği size öğüt veriyorum öğüt
MUHTAR – Cahilliği önlemek için yediden yetmişe bütün köylü okula gidiyor. Allah Razı olsun, okuldan çok memnunuz Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Ben niye okula gittiklerini bilmiyormuyum Muhtar? Okula sadece tuvaletleri kullanmaya gidiyorlar, okulun öğretmeni hergün şikayete geliyor
BİLAL – Ağam bizim Gürses’ in ailesiyle aramızda kan davası bitti, bir daha böyle bir şey kesinlikle olmaz
ŞEYHMUS AĞA – Köyümüzün eskiden güzel bir adı vardı; Yedi Kavak Ağacı Ekili, Birde Çınar Ağacı Var Köyüydü. Biz bu adı alana kadar Babam, Dedem, Büyük Dedem, Büyük Büyük Dedem, Büyük Büyük Büyük Dedem, Büyük Büyük Büyük Büyük Dedem, Büyük Büyük ….
KÂHYA – Dedeleriniz desek Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Evet dedelerim, toplam sekiz tane ağaç ektiler. Sekiz… Kadınlar ne yaptı? Bu Cennet köyü terk etti. Ülkemizin gündeminde zaten olumsuz bir imajımız var birde kan davasını çekemem sürerim sizi. Bunu unutmayın!
GÜRSES / BİLAL – Emredersin Ağam (Sahneden çıkarlar)
(Sahneye iki köylü, ellerinde bir el arabası içinde yetişkin 2 kişiyi çocuk kılığında getiriler)
I. KÖYLÜ – Ağam bugün bir erkek çocuğum oldu
ŞEYHMUS AĞA – (Kâhya ya işaret eder Kâhya cebinden çıkardığı bir miktar parayı Köylüye verir) Allah analı – babalı büyütsün. E… ne demişler “ Oğlan Olsun Deli Olsun, Ekmek Olsun Kuru Olsun”
I.KÖYLÜ – Ne kadar güzel söylediniz Ağam. Allah sizi başımızdan eksik etmesin Ağam. Çocuğun adını ne koyalım?
ŞEYHMUS AĞA – Fiski olsun
I.KÖYLÜ – Viski mi? Çarpılırız Ağam
KÂHYA – Fiski, Fiski…
I.KÖYLÜ – Özür dilerim Ağam
ŞEYHMUS AĞA – (El arabasında yüzü örtülmüş çocuğun yüzünü açar) Bismillarahmanirrahim… Bu ne?
I.KÖYLÜ – Çocuğum ağam
ŞEYHMUS AĞA – Bu büyük adam olmuş! (Yanağını sıkar) Oğlum sen hiç milli oldun mu?
ÇOCUK – Haaağ…
ŞEYHMUS AĞA – Bunu kaç kadın doğurdu?
I.KÖYLÜ – Dört karım doğurdu ağam
ŞEYHMUS AĞA – Yani, parça parça mı doğurdular, sonra birleştirildi yoksa bütün olarak mı?
I.KÖYLÜ – Ha… Yok… Ha… Yani bir karım doğurdu üç karımda yardım etti
ŞEYHMUS AĞA – Haa… Yoksa ben bu meyve sebzeye kattığımız hormonları bu çocuklara da mı uyguladınız diyecektim. Yalnız aklıma bir soru geliyor ama
I.KÖYLÜ – Buyur ağam
ŞEYHMUS AĞA – Köyde topu topu dört avrat kaldı
I.KÖYLÜ – Evet
ŞEYHMUS AĞA – Senin nasıl dört karın oluyor
I.KÖYLÜ – (Yüzü kızarır) ben pek hesap bilmem ağam
II. KÖYLÜ – (Acele lafa girer) Ağam benimde bugün bir kız çocuğum oldu
ŞEYHMUS AĞA – (Kâhya ya tekrar işaret eder Kâhya cebinden çıkardığı bir miktar parayı II. Köylüye verir) Allah analı – babalı büyütsün. E… Ne demiş atalarımız “Oğlanınki Oğul Balı, Kızın ki Bahçe Gülü”
KÂHYA – Çok güzel Ağam bende şöyle bir şey hatırlıyorum, “Oğlan Doğur Kız Doğur, Hamurunu Sen Yoğur”
II.KÖYLÜ – Allah sizi başımızdan eksik etmesin Ağam. Çocuğun adını ne koyalım?
ŞEYHMUS AĞA – Sizde Fiski… Fiski… Hah buldum Fiskiye koyun
(Bu arada erkek çocuk kız çocuğun yanağından sıkmaktadır)
II. KÖYLÜ –(Diğer köylünün çocuğuna) Bıraksana kızı eşek herif
ŞEYHMUS AĞA – Ayıp ayıp eşek nasıl söz?
(Bu arada erkek çocuk kız çocuğu yanağından öper)
ŞEYHMUS AĞA – (Hiddetli bir şekilde erkek çocuğa döner) Bıraksana kızı eşşoğlu eşek!
II. KÖYLÜ- Kızım sende biraz naz yapsana
I.KÖYLÜ – Ağam biz bu iki çocuğu beşik kertmesi yapmak istiyoruz
ŞEYHMUS AĞA – Ne beşik kertmesi siz bunları direk nişanlayın, harman zamanı da evlendirirsiniz
II. KÖYLÜ – Olur mu ağam?
ŞEYHMUS AĞA – Olur olur, bu delikanlı sünnet oldu mu?
I.KÖYLÜ – Hayır ağam
ŞEYHMUS AĞA – Kahya hemen sünnet timini çağır, ustura gelsin
KÂHYA – Maraba baltayı getir
I.KÖYLÜ – II.KÖYLÜ – (Birlikte telaşlı bir şekilde) Ne baltası ağam!
(Maraba sahneye gelir elinde balta ve lokumla)
ŞEYHMUS AĞA – Lokumu ver (çocuğun ağzına lokum verilir)
KÂHYA – (Kahya baltayı alır, baltaya tükürür) Ya Allah (tam çocuğa yönelttiğinde oyuncu elindeki plastik şişeden suyu fışkırtarak el arabasından inerek kaçarlar)
KÂHYA – Lan terbiyesiz birde işedi
ŞEYHMUS AĞA – Onbeş yıldır aynı numara, çocuğumuz oldu çocuğumuz oldu. Adamlar askere gidecek hala yeni doğmuş gibi getir Şeyhmus ağaya yuttur
KÂHYA – Bundan sonra zor gelirler ağam
ŞEYHMUS AĞA – Muhsin, Kabak Ahmet’ e söyle, kızlarıyla birlikte gelsin, Kabak Ahmet’ e görücü olacağım.
KÂHYA – Ağam bizim Kabak Ahmet’ in evine gitmemiz gerekmez mi?
ŞEYHMUS AĞA – Salak!... Tiyatro oyunumuzda dekor sorunu var
KÂHYA – Anlaşıldı Ağam… (Sahneden çıkar)
(Sahneye Komşu Köyün ağası Mahmut ve Kâhya Dursun girer)
MAHMUT AĞA – Selam-ı Aleyküm Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Aleyküm Selam Mahmut Ağam hoş geldin
MAHMUT AĞA – Nasılsın Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Ne olsun be Ağam, hani bazen diyorum ki oğlum Şeyhmus sat buraları, yerleş şöyle güzel bir yere, köylünün dırdırı vırvırı dedikodusu. Az önce iki köylü garip geldi bir kız bir erkek çocukları olmuş, neşeli tabi garipler
MAHMUT AĞA – Bizim oraların bir sözü vardır “Oğlan Doğuran Övünsün, Kız Doğuran Dövünsün”
ŞEYHMUS AĞA – Aman Ağam hepsi bir, ayrımcılık yapmamak lazım ne demiş atalarımız “Oğlan Doğurdum Oydu Beni, Kız Doğurdum Soydu Beni”
MAHMUT AĞA – Tabi sende böyle oymalı - soymalı zor günler geçiriyorsun tabi ağam, kaçan göçen kızlar…
ŞEYHMUS AĞA – Öhö…Kaçan felan yok Ağa, marabanın yeri…
MAHMUT AĞA – …Ağasının yanıdır Ağam
(Sahneye Damla girer)
DAMLA – (Mahmut Ağa’ ya) Ne içersin Ağam
MAHMUT AĞA – Kahve alayım Ebe…
DAMLA – Ne Ebesi?
ŞEYHMUS AĞA – Bizim hanım O, Ağam
MAHMUT AĞA – (Dursun’ a Döner) Ya Dursun Şeyhmus Ağanın hanımını anlatmışlardı ama bu kadar beklemiyordum, sankü yüzüne çamaşır suyu dökülmüş. Bu bildiğin kocakarı ya!...
DURSUN – Mümkündür
MAHMUT AĞA – Kusura bakma Damla Sultan gözüm ışıktan biraz şavkıdı da, ben orta şekerli bir kahve rica edeyim.
DAMLA – (Dursun’ a döner) Siz ne alırdınız Kâhya efendi
MAHMUT AĞA – (Sertçe) O İçmez!
DAMLA – Niye ki?
MAHMUT AĞA – Söylemesi ayıp kahve içince yatağını ıslatıyor
DURSUN – Mümkündür
(Damla sahneden çıkar)
MAHMUT AĞA – Ağam bu duvarda asılı olan, böyle apoletli, falan kolunun altında beyaz sırmalar olan kimdir? Mısırda savaşmış paşa dedeniz mi?
ŞEYHMUS AĞA – Yok, o benim aslan oğlum
MAHMUT AĞA – Oğlunuz paşa mı?
ŞEYHMUS AĞA – Paşa ya babasının Paşası O aslan parçası. Niğde Polis Meslek Yüksek Okulunda okuyor polis olacak kısmetse
MAHMUT AĞA – Maşallah Maşallah, yakın savunma filan süperdir şimdi oğlunuz
ŞEYHMUS AĞA – He ya, Avakado öğrenmiş kendini iyi savunuyor. Derslerine de Cak Lee giriyormuş
MAHMUT AĞA – Avakado derken
(Damla kahveleri getirir)
DAMLA – Aikido Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Ya ne bileyim işte şaşırıyorum. Ama (Gururlanır) insanın oğlu babasını şaşırtacak Ağam
MAHMUT AĞA – Kısmet bizim aslan parçasının başına Ağam
ŞEYHMUS AĞA – E… Kahveleri de içtik sebep-i ziyaretiniz neydi Ağam?
MAHMUT AĞA – Ağam sizin köyün kızlarından Mihriban’ a talibim. Aha bu çantada da başlık parası mevcut
ŞEYHMUS AĞA – (Kahveyi ağzından püskütür) Ne Mihribanı?
MAHMUT AĞA – Kabak Ahmet’in kızı Mihriban’ı Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Heyt… Efendi, Mihriban benim nişanlım olur
MAHMUT AĞA – Nişanlın mı?
DURSUN – Mümkündür
MAHMUT AĞA – (Dursun’ a döner) Mümkündür, mümkündür. Ne mümkünü lan
(Sahneye Kabak Ahmet ve Muhsin girer)
ŞEYHMUS AĞA – Mihriban benimdir Mahmut Ağa, bunu böyle bil!
MAHMUT AĞA – (Yutkunur)
KÂHYA – (Dursun Ağanın elindeki çantaya bakar, göz göze gelirler) Yolcu yolunda gerek lakin her sorunun bir çözümü muhakkak vardır!
MAHMUT AĞA – Muhsinciğim biz karşı köye gideceğiz, yollar it uğursuz kaynıyor sen şu çantaya mukayyet olsan (Göz atar) İşimizi bağlarsın artık!
DURSUN – Ne köyü ne gitmesi? Hani karşı köyün yüzünü şeytan görsün demiştin? Ne çabuk fikir değiştirdin Ağam?
MAHMUT AĞA – Oğlum sen ne karışıyorsun? Az önce papağan gibi mümkündür, mümkündür diyordun ya öyle desene aslanım
DURSUN – Sen ne yanar-döner adamsın, mümkündür deme diyorsun iki dakika sonra mümkündür de diyorsun, beş dakika önce karşı köye gidenin yüzünü şeytan görsün diyorsun şimdi kalk gidelim diyorsun. Sayın Ağam kalıbınızın adamı olun
KÂHYA – Yolcu yolunda gerek Dursun kardeş hadi bakalım (Kâhyanın sözü bitmeden sahneye köyün delisi Sadri gelir, oyun havası bitinceye kadar oynar ve oyun havası bitince sahneye maymun rolünde oyuncu girer, sahnede bulunanlar korkar, daha sonra Deli Sabri sahneye girer)
DELİ SABRİ – Mayk gel oğlum buraya (Maymun koşarak gelir, Sadriye döner) Deli… Gel buraya
DELİ SADRİ – (Gelmem manasında kafasını sallar)
DELİ SABRİ – Salarım ha… (Maymunu Deli Sadriye yönlendirince koşarak gelir)
MAHMUT AĞA – Bu ne Sabri
DELİ SABRİ – (Maymunu gösterir) Muhabbet kuşu
MAHMUT AĞA – Dalga geçme ( silahını çıkarır ve maymuna yöneltir) Vururum ha
ŞEYHMUS AĞA – Nah vurursun hayvan hakları diye bir şey var
DELİ SABRİ – (Şeyhmus Ağanın Karşısında Durur) Başını acemi berbere teslim eden, cebinden pamuğu eksik etmez! (Mahmut Ağanın Karşısında Durur) Ben ağa, sen ağa, bu ineği kim sağa! (Dursun’ un Karşısında Durur) Asansör bozuktur, en yakın asansör karşıki apartmanda! (Kabak Ahmet’ in Karşısında Durur) Beğenilmediği takdirde yedi gün içerisinde iade edilir! (Muhsin’ in Karşısında Durur) Turiste güleryüz gösterin ki kazıklandığını anlamasın!
(Deli Sadri ve Sabri çıkacakken)
KABAK AHMET – Ne diyorsun sen hemşerim, ne bu manalı manalı laf sokmalar
DELİ SABRİ – (Tekrar döner ve Kabak Ahmet’ in Karşısında Durur) Fiş almazsanız yüzde on indirim yaparım!
KABAK AHMET – Bela mısın kardeşim?
KÂHYA – Dur Ahmet konuşursan daha da beter laf çakar, hadi Sabri, hadi Sabri (Sahneden çıkışa kadar eşlik eder)
ŞEYHMUS AĞA – Neyse, delidir ne yapsa yeridir derler. Gelelim bizim meselemize
KABAK AHMET – Buyur Ağam, emret emrin karşısında boynum kıldan ince
ŞEYHMUS AĞA – Ahmet Ağa kızına talibim, oh be
KABAK AHMET – Kızıma mı?
ŞEYHMUS AĞA – Evet, kızına
KABAK AHMET – Verdim gitti!
KÂHYA – Başlık falan yok mu?
KABAK AHMET - Alın kurtulayım yeter!
ŞEYHMUS AĞA – Muhsin sen kafayı mı yedin, Ağadan başlık parası mı istenir!
KÂHYA – Ne zaman halledelim bu işi Ahmet
KABAK AHMET – Şimdi!
ŞEYHMUS AĞA – KÂHYA – Şimdi mi?...
KABAK AHMET – Heya şimdi, kızım, kızım gel bakalım
(Sahneye Mihriban’ ın evde kalmış ablası Semiha salına salına gelir, yüzü peçeyle kapalıdır)
SEMİHA – Buyur efendi babam
KABAK AHMET – Kızım seni ağa istiyor vereyim mi
SEMİHA – Bilmem ki efendi babam
ŞEYHMUS AĞA – Mihribanım bir yüzünü açta görem
SEMİHA – Babam müsaade ederse
KABAK AHMET – Aç kızım aç
ŞEYHMUS AĞA – (Karşısında Mihribanın evde kalmış ablası Semiha’Yı gören ağa şok olur) Bismillahirahmanirahim… Efendi efendi bu kakalak karıda kim?
KABAK AHMET – Kızım, Semiha
ŞEYHMUS AĞA – Efendi, bende bu kakalakgillerden evde mevcut, ben Mihriban’ ı isterim
SEMİHA – (Ağlamaya başlar) Baba… Hani beni Ağayla evlendirecektin
KABAK AHMET – Ağlama güzel Semiham, ben Ağa olmazsa seni Kaymakamla evlendiririm
KÂHYA – Oha, oha…
ŞEYHMUS AĞA – Ahmet efendi Mihriban diyorum
KABAK AHMET – O zor Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Ulan Ahmet efendi harbi kabakmışsın!
KABAK AHMET – Ağam…
KÂHYA – Ben hallederim Ağam. (Kabak Ahmet’ e gözkırpar) Efendi, efendi başına devlet kuşu kondu, merak etme Ağam sana lüzumu kadar başlık parası verir
KABAK AHMET – Ne kadar?
KÂHYA – Sözümün başında Ben hallederim dedim ya! (Ağa’ ya döner) Ağam hasat hasılatının bulunduğu para çantasını Ahmet beye vermek üzere ben muhafaza ediyorum (çantayı, divanın yanından alarak koltuğunun altına sıkıştırır)
ŞEYHMUS AĞA – Düğün ne zaman olacak
KÂHYA – Ağam merak etme dördüncü perdeye doğru düğünü yaparız!
KABAK AHMET – Yalnız… Peşinen şartımı da söyleyeyim; bu işi Mihriban da isteyecek!
ŞEYHMUS AĞA – Nasıl olacak?
KÂHYA – Ağam sen hiç merak etme o işi Üfürükçü Şükrü halleder

(PERDE KAPANIR)


II. PERDE
(Konular Köy Çeşmesinin Bulunduğu Meydanda Geçmektedir)

(Perde açıldığında köy çeşmesinin sol ve sağ tarafında kızlar ve erkekler ayrı grup oluşturmuştur, “Elim Elime Değdi” türküsünü söylemeye başlarlar)
ERKEKLER (Koro Halinde)
Eli elime değdi de hem ben yandım hem kendi
Pencereden at beni de, yar yanına kat beni
KIZLAR (Koro Halinde)
Eli elime değdi de hem ben yandım hem kendi
Hamaylı tak boynuma da, köle diye sat beni
ERKEKLER VE KIZLAR (Koro Halinde)
Eli elime değdi de hem ben yandım hem kendi
ERKEKLER (Koro Halinde)
Eli etekli yârim de, göğsü yelekli yârim
Eli elime değdi de hem ben yandım hem kendi
KIZLAR (Koro Halinde)
Beni koymuş el alıyor, mermer yürekli yârim
Eli elime değdi de hem ben yandım hem kendi
BEKÇİ MUZAFFER – (Koşarak sahneye girer) Ağa geliyor, çabuk dağılın!
(Ağa köy meydanında denetlemeye çıkar. Duvarda Ağayı protesto eden bir afiş asılıdır “Ağanın Zulmüne Son – Facebook” )
(Ağa yolda yürürken çizmesine insan pisliği bulaşmıştır)
ŞEYHMUS AĞA - Görüyormusun köylü olur olmaz her yere pisliyor
KÂHYA – Ben sileyim Ağam
ŞEYHMUS AĞA – (Afişin karşısına gelir) Görüyormusun Muhsin?
KÂHYA – (Afişi okumaya başlar)Ana.. Ana-nın… Ağa-nın Zül-müne son. Fa-ce-bok
ŞEYHMUS AĞA – (Kâhyanın ensesine vurur) Bende görüyorum eşşoğlueşşek. Hangi anarşist astı bunu, artık bu köye demokrasi fazla gelmeye başladı. Çağır şu Muzoyu
KÂHYA – Emredersin Ağam (Sahneden çıkar)
ŞEYHMUS AĞA – Besle kargayı, oda seni böyle tenhada kıstırsın. Köyü medeniyet beşiği yaptık başımıza gelene bak! Ortaçağda yaşıyorlardı, ama minnet nerde?
(Sahneye Bekçi Muzaffer girer)
BEKÇİ MUZAFFER – (Topuk selamı verir) Buyur ağam
ŞEYHMUS AĞA – Bu afiş ne Muzo?
BEKÇİ MUZAFFER – Beğendiniz dimi Ağam?
ŞEYHMUS AĞA – Ne saçmalıyorsun? Sen canına mı susadım be adam? Ne yazıyor burada?
BEKÇİ MUZAFFER – (Afişin karşısına geçer) Şam-pi-yon Fe-ner-bah-çe!
ŞEYHMUS AĞA – Ben birkere Cimbomluyum… İkincisi sen zaten okumaya yazma bilmiyorsun
BEKÇİ MUZAFFER – Ağam elini ayağını öpeyim bu afişi kara çarşaflı bir bayan verdi, “Ağamızı öven bir afiş köyün en görülür yerine as” dedi
ŞEYHMUS AĞA – Güvenlik kuvvetlerinin anarşistlerle işbirliği ha! Açığa aldım lan seni, kaybol gözüm görmesin
(Sahneden Bekçi Muzaffer çıkarken, Muhsin girer)
KÂHYA – Ağam Ağam… Senin avrat geliyor!
ŞEYHMUS AĞA – Yürü oğlum kaçalım, evde yüzünü görmekten usandık bir de burada
KÂHYA – O değil Ağam, Mihriban yenge geliyor!
ŞEYHMUS AĞA – Yapmaya ya… Dur bakayım (kıyafetini, saçını, başını düzeltir. Hafiften bir Mihriban türküsü mırıldanır) Bak bak kokuyu aldın mı?
KÂHYA – He Ağam, inek pisliği kokusu
ŞEYHMUS AĞA – Gerzek, iyi kokla… Bu Mihribanımın kokusu
KÂHYA – He nasıl buram buram kokuyor
ŞEYHMUS AĞA – Sen koklama lan… Ben koklarım ancak, O Ağanın Gülü
(Mihriban testiyle köy çeşmesinden su doldurmaya başlar, Ağa yanına yaklaşır)
ŞEYHMUS AĞA – Ver mihribanım ben doldurayım testiyi
MİHRİBAN – Olur mu Ağam!
ŞEYHMUS AĞA – Niye olmasın gülüm… Bırak su doldurmayı buradan sizin eve su hattı bile döşetirim
MİHRİBAN – Ağam çok komiksiniz! Mihriban kulunuzu şımartıyorsunuz
ŞEYHMUS AĞA – Seviyorum seni Mihribanım ekmek gibi aş gibi
MİHRİBAN – Ama Ağam…
ŞEYHMUS AĞA – Ne… Bütün filmlerde olduğu gibi Ağa en güzel parçayı kapmalı
(Sahneye Ağanın eşi Damla girer)
DAMLA – Kör olmayasıca, sana bütün gençliğimi verdim. Bizim kutsalımız olan bu köy çeşmesinin önünde yapılacak şeymi bunlar?
ŞEYHMUS AĞA – (Muhsin’ e döner) Muhsin bu damla (eliyle gösterir) buda Mihriban, espirimi bu. Yoksa kaderin bana bir oyunu mu bu?
KÂHYA - (Acılı bir türkü söylemeye başlar)
ŞEYHMUS AĞA – Ne yapayım Muhsin? Bana bir akıl ver
KÂHYA – Ağam eşinizin adı Damla, böyle damla olurmu? Benim bildiğim damla çıtı pıtı olur.
DAMLA – Dütdütdüt Düriye’ nin oğlu Muhsin ağzını cart diye yırtarım
ŞEYHMUS AĞA – Evet dostum önce isimlerini değiştireyim damla Mihriban, Mihriban Damla olsun
KÂHYA – Ağam önce isimler, sonra asılları değiştirirsin. Anlarsın ya…
DAMLA – (Mihribanın üzerine yürür) Mihriban şıllığı kocamı ayarlamaktan utanmıyormusun!
MİHRİBAN – Damla Ana…
DAMLA – Ne anası?
MUHSİN – Denizanası
ŞEYHMUS AĞA – Tut şunu kolundan Muhsin (Damla’yı kolundan tutarlar sürükleye sürükleye sahneden çıkarırlar)
(Sahneye şarkı söyleyerek Hakan girer)
HAKAN – (Mihriban’ ı görünce donar) Mihribanım sevdiğim! (sahnede sarılırlar)
MİHRİBAN – Ben sana cepten çağrı atmıştım
HAKAN – Konturum bitmişti Mihribanım
MİHRİBAN – Ne zaman isteyeceksin beni
HAKAN – Az kaldı Mihribanım sık dişini, artık sadece ikinci sınıf futbolcu değilim.
MİHRİBAN – Süper Lige mi transfer oldun?
HAKAN – Hayır siyasete girdim, artık İhtiyar Heyeti azasıyım bileğimin hakkıyla
MİHRİBAN – Ağa beni babamdan istedi, az önce çeşme başında da bir sürü şeyler söyledi
HAKAN – Köyün bütün kaynaklarını tüketti, şimdi de sana mı göz dikti, alçak
MİHRİBAN – Beni kurtaracaksın, değil mi?
HAKAN – Sabret Mihribanım, ona öyle bir şey yapacağım ki, tüm köylü ve hatta seyirciler bile şaşıracak
MİHRİBAN – Hakanım (Sarmaş dolaş sahneden çıkarlar)
(Sahneye Bilal girer, çeşmeden su doldurmaya başlar, daha sonra Gürses gelir, İyi köyü çirkin filminin müziği ile birbirlerine bir süre süzerler)
GÜRSES – Selam-ı Aleyküm amigos
BİLAL – Aleyküm selam bunkaçyas grasyas amigos
GÜRSES – Bunkaçyas grasyas amigos ağzında ne var?
BİLAL – Evet, dur bakalım sanada ve…(Elini cebine attığında)
GÜRSES – (Silahını çıkarır, üç el ateş eder) Kan davası bitti numarasıyla bizi temizlemek isterdin ha!
BİLAL – (Bir müddet yerde can çekişir) Hı… Hı… Hı – yar … Hıyar. Sana hıyar verecektim. (Cebinden salatalık çıkarır ve ölür)
GÜRSES – (Bilal’ in yanına koşar, elindeki hıyara bakar) Aman Allah’ ım ne yaptım ben (Silahı kendine doğrulur bir el ateş eder)
(Sahneye beyaz kıyafet içinde gizemli ozan girer)
GİZEMLİ OZAN – ("Yetti m'ola Daşhanlı'nın Hurması" Türküsünden)
Yetti m'ola Daşhanlı'nın hurması
Soldu m'ola bele gözün sürmesi (aman aman)
Bağdat'ın Basra'nın telli durnası

Durnam yarden selam obana selam selam oy
Gendin eylenme eylenip galma

Gözlerim gözlerim benim gözlerim
Kız seni gördüm de gitmez oldu dizlerim
Üç beş sene de yolun gözlerim

Durnam yarden selam obana selam selam oy

(Sahneye köy ahalisi girer, fırsattan istifade eden Deli Sabri ölünün ayakkabısını, Deli Sadri şapkasını alır)
GİZEMLİ OZAN – Hakkınızı helal ediyormusunuz?
KORO – Helal Olsun
GİZEMLİ OZAN – Hakkınızı helal ediyormusunuz?
KORO – Helal Olsun
GİZEMLİ OZAN – Hakkınızı helal ediyormusunuz?
KORO – Helal Olsun
GİZEMLİ OZAN – Gömün gitsin
(Işıklar yanar ve köy meydanında Ağa ve köy halkı vardır)
ŞEYHMUS AĞA – Cahillik aldı yürüdü. Kadınlarla uğraşırken birde kan davası çıktı başımıza, Bilal ve Gürses ailelerini köyümüzden sürüyorum.
KÂHYA – Ağam Sakız
ŞEYHMUS AĞA – Sakız çiğnemeyi de yasaklıyorum lan…
(Sahneye köyün delileri Sabri ile Sadri girer, oyun havası eşliğinde Sadri oynamaya başlar, Sabri üzerinde kepenek, elinde asası durmaktadır)
(Sadri oyun havası bitinceye kadar oynar ve oyun havası bitince Sabri’ nin bulunduğu Köşeye gelir ve hiç bir şey olmamış gibi durur)
DELİ SABRİ – (Mahmut Ağanın Karşısında Durur) Kabahat öldürende değil, ölendedir! (Kâhya Dursun’ un Karşısında Durur) Katıra baban kim demişler, dayım at demiş! (Damla’ nın Karşısında Durur) Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış! (Mihriban’ın Karşısında Durur) Anan Turp, Baban Şalgam (Kâhya Muhsin’ in Karşısında Durur) Sakla beni varken, bulunayım sana yokken! (Şeyhmus Ağanın Karşısında Durur) Kaşığı herkes yapar ama sapını ortaya getiremez!

(PERDE KAPANIR)


III. PERDE
(Konular Ağanın Evinde Geçmektedir)
(Sahnede Ağa ile Kâhya bulunmaktadır)
ŞEYHMUS AĞA – Görüyormusun Muhsin, Mihriban nasıl da kabul etti!
KÂHYA – Ağam, sizi seçmeyecekte kimi seçecek
ŞEYHMUS AĞA – Tabi kariyer desen var, diploma var, bilimsel konjüktürel bakış var
KÂHYA – Ağam şimdi sizin üniversite diplomanız var, ilk başta olaylara daha bir bilimsel bakmanız gayet normal
ŞEYHMUS AĞA – Üniversite yıllarımı sorma gitsin
KÂHYA – Hangi bölümdü Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Açık Öğretim ev idaresi
KÂHYA – Ağam sen köyü idare ediyorsun ev ne ki!
ŞEYHMUS AĞA – Yani bende konuya aynı açıdan baktım
KÂHYA – Ben de geçen İlkokula gittim Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Deme ya, demek en sonunda İlkokul diploması alacan ha!
KÂHYA – Yok Ağam, okulun çatısı akıyormuş ona bir bakayım dedim
ŞEYHMUS AĞA – Düğün işi tamam mı?
KÂHYA – Tamam Ağam hiç merak etme, evraklar buradaydı (evrakları çantadan çıkarır) şunları bir imzala Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Getir bakalım (Evrakları imzalar)
KÂHYA – Her şey çok güzel olacak harika
ŞEYHMUS AĞA – E… Ne duruyoruz öyleyse, başlasın eğlence önce şu anarşistleri bir çağır bakalım
KÂHYA – Zevkle ağam (Kapıya doğru bağırır) Marabalar, marabalar gelin bakalım
(II. Perdede köy çeşmesi önünde türkü söyleyen, köylülerle Komşu Köyün Ağası Mahmut Ağa gelir)
ŞEYHMUS AĞA – Hayırdır Ağam!
MAHMUT AĞA – Can dostum sen düğün yaparsında ben sana gelmem mi? Sana ellerimle çiğköfte hazırlayacağım (Mahmut Ağa çiğköfte yapmak üzere hazırlıklara başlar)
ŞEYHMUS AĞA – Ağam gözlerim yaşardı, gel seni bir öpeyim (Kalkar ve öper)
KÂHYA – Ağam marabalara emriniz
ŞEYHMUS AĞA – Evet size gelince, çeşme başında “Elim Elime Değdi” türküsü söylemekte ne oluyor?
HAKAN – Ağam türkülerimizi biz söylemezsek nasıl yaşayacak?
ŞEYHMUS AĞA – Sen halk ozanımısın ? Türküleri yaşatmak sana mı kaldı?
HAKAN – Ama Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Önce elim elime değdi sonra, samanlıktan kaldıramadım samanı da Zühtü!
HAKAN – Ama Ağam
ŞEYHMUS AĞA – Sonra şimdi geldi geldi sarılmanın zamanı da Zühtü
KÂHYA – Ondan sonra da kıçınızda don yok sıra sıra çocuklar, seri imalat
ŞEYHMUS AĞA – Muhsin saz ekibi hasıla başlasın
KÖYLÜLER TOPLU HALDE -
Pencere açıldı Bilal Oğlan piştov patladı
Varın bakın kanlı da Bilal yine kimi hakladı

Allı yemeni Bilal Oğlan pullu yemeni
Bir bahçeden bir bahçeye salla yemeni

Ben sana varmam Bilal Oğlan ben sana varmam
Yedi yıl karşımda dursan yine sana yalvarmam

Allı yemeni Bilal Oğlan pullu yemeni
Bir bahçeden bir bahçeye salla yemeni

ŞEYHMUS AĞA – Değiştir

KÖYLÜLER TOPLU HALDE -
Yeni Hamamın Üstüyem (Balam)
Ergen Oğlanın Dostuyam (Balam)
İncitme Beni Hastayam (Balam)
Memelerin egende
Birbirinde degende
Keşe orda olaydım
Anan seni dögende
Elin Elime Alayım (Balam)
Kolun Boynuma Dolayım (Balam)
Bir Gece Mihvan Olayım (Balam)
ŞEYHMUS AĞA – Ben şu gelini getireyim Muhsin
KÂHYA – Ağam ben eğlenceye kaldığım yerden devam ediyorum (Şeyhmus Ağa’nın arkasından sırayla ve çaktırmadan Hakan ve Mahmut Ağa çıkar)
KÖYLÜLER TOPLU HALDE -
Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine böyle mi yanar

Gel yanıma yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi garip başıma

Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yâr üstüne yâr seveni kurşunlamalı

Gel yanıma yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi garip başıma

Telgrafın direkleri semaya bakar
Senin o ahu bakışın çok yanlar yakar

Gel yanıma yanıma da yanı yanı başıma
Şu gençlikte neler geldi garip başıma

KÂHYA – Marabalar … Dağılın bakayım birazdan kıyamet kopar zaten (Köylüler dağılır)
ŞEYHMUS AĞA – (ıssız adam müziği ile sahneye girer, bir müdder sahnede yürüdükten sonra) Ben artık ıssız ağayım
KÂHYA – Ne oldu Ağam, dur bir sakinleş
ŞEYHMUS AĞA – Bu Kabak Ahmet’in kızı Mihriban bana bunu nasıl yapar. Kaçmış, kaçarken de bu notu bırakmış, bak ne yazıyor “Adım her ne kadar Kabak Ahmet’in Kızı Mihriban olsa da, feodal sistemin devamı Ağa ile evlenecek kadar kelek biri değilim”
KÂHYA – Vay anarşistler vay
ŞEYHMUS AĞA – Hakan’la kaçtı Kâhya, onları bulmalıyız, bana silahımı getir
KÂHYA – Onu bulmalıyız, hesap vermeli, silahı belinden çıkararak ağaya verir
HAKAN – (Bağırarak sahneye girer) Yandım yandım Ağam…
ŞEYHMUS AĞA – (Belinden silahı çıkararak Hakan’ ın kafasına dayar) Son duanı et
HAKAN – Dur ağam ne kadar öldürmeye meraklısın. Mihriban kaçtı gitti, meğer ben ne kadar safmışım. Kaçarken de bu notu bırakmış “ Kabak Ahmet kızı Mihriban olarak, hiçbirşeyi olmayan amatör küme futbolcusu Hakan’ la evlenerek köyümüzü kabak tarlasına çevirmemek üzere kaçıyorum”
ŞEYHMUS AĞA – Kiminle kaçtı bu Mihriban?
HAKAN – Olan bitenden haberin yok Ağam, Mihriban Mahmut Ağa ile kaçtı
ŞEYHMUS AĞA – Mahmut mu? Kahya Mahmut Ağaya tabanca yetmez kaleş getir!
KÂHYA – Yazıklar olsun, hesap vermeli hesap!
MAHMUT AĞA – (Bağırarak sahneye girer) Yaktı beni yaktı! Mihriban beni sattı Ağam. Paraları köyü her şeyi kaybettim
MAHMUT AĞA – Birde giderken neler yazmış “Kabak Ahmet’ in kızı Mihriban olarak, ağzınızın koktuğunu muhtemelen dişlerinizin çürüdüğünü, ayrıca hiç tipim olmadığınızı bildiririm, hayatta başarılar”
DURSUN – Mümkündür, ağzınız kokar
Sahneye köyün delileri Sabri ile Sadri girer, oyun havası eşliğinde Sadri oynamaya başlar, Sabri üzerinde kepenek, elinde asası durmaktadır)
(Sadri oyun havası bitinceye kadar oynar ve oyun havası bitince Sabri’ nin bulunduğu Köşeye gelir ve hiç bir şey olmamış gibi durur)
DELİ SABRİ – (Mahmut Ağanın Karşısında Durur) Adam bildim eşeği, altına serdim döşeği! (Damla’ nın Karşısında Durur) Arpaya Katsan At Yemez, Kepeğe Katsan İt Yemez! (Kâhya Dursun’ un Karşısında Durur) Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış! (Muhsin’ in Karşısında Durur) Hırsızı Soyan Hırsızın, Yüz Yıllık Cezası Affedilir! (Şeyhmus Ağanın Karşısında Durur) Al Dağlardan Kengeri, Ver devenin Ağzına! Vesselam tüm ahali; “Geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye”
ŞEYHMUS AĞA – Ulan deli Sadri ile Sabri bu memleketin sizden çektiği nedir lan! Ulan bunların katli vaciptir, saldırın lan saldırın! (Bütün köylü Deli Sadri ile Sabri’ yi kovalayarak sahneden çıkar, sahnede Kâhya kalır)
(Sahneye Kahya gelir ve oyunun birinci perdesinde Mihriban’ ın sevdiğine hediye olarak aldığı abajuru elektrik prizine takar, sahnede ışıklar söner, abajurun ışıklarını yakıp söndürmeye başlar)
KÂHYA – Ne kadar güzel hediye almış bana, harika (Bir müddet dalar, iç geçirir ve Sahneye Mihriban girer)
MİHRİBAN – Sevdiğim Muhsinim
KÂHYA – Gel Mihribanım gel sevdiğim (Sahnenin ışıkları yanar)
MİHRİBAN – İki köyün Ağası oldun artık
KÂHYA – (Para dolu çantaları ve evrakları çıkarır) İşte evraklarımız burada Hüsamettin
MİHRİBAN (HÜSAMETTİN) – (Takma saçı ve eteği çıkarır, üzerinde erkek kıyafeti vardır) Oh be kadınlarımız için ne hallere düştük baksana
KÂHYA – Bayağı bir emeğin geçti Hüsamettin kardeş hakkını helal et!
MİHRİBAN (HÜSAMETTİN) – Bu paralar ve tapuları köyden kaçan kadınlara göndereceğim, köyümüzün gerçek sahipleri olarak geri dönecekler
(Sahneye tiyatro ekibi girer ve sahnede yerlerini alırlar)
HAKAN – (Sahneye döner) Ülkemizde kendini ifade etmesine müsaade edilmeyen kadınlar, gerçekte bizim Analarımız, Kardeşlerimiz, Ablalarımız, Sevdiklerimiz değil mi?
SAHNEDEKİ OYUNCULAR KORO HALİNDE – Kadınlar, kadınlar, kadınlar. Analarımız, kardeşlerimiz, sevdiklerimiz. Kadınlar Herşeyimiz!

Mustafa Firuz Bozkurt
mfiruz@ttmail.com
mustafafiruz@hotmail.com


Paylaş      
Yorumlar

Jülide Maslak - ( 10/8/2009 )
Oyun ülkemizdeki cinsiyet ayırımını iyi bir şekilde anlatmaya çalışmış. -Mahmut Ağa- -Şeyhmus Ağa- yada onlara kurban edilen -Mihriban- bu ülkenin gerçeğidir.
Bu oyun 22 yaşında hayatını kaybeden Bitlisli Güldünya’nın hikayesi gibi.
Yazara sosyal bir konuya değinmesinden dolayı ayrıca teşekkür ederim.
Jülide Maslak
Yazar


Savaş Tezcan - ( 10/13/2009 )
Güzel oyun, emek sahibine teşekkürler

Hatice Bilgin - ( 11/1/2009 )
Hocam; Oyununuzu sahnelemek üzere izin istiyoruz.Nasıl bağlantıya geçeriz?
İZMİR


Burhan Göktaş - ( 11/20/2009 )
Oyunu beğendim.Hem güldüren hem de mesaj veren bu oyun için tebriklerimi sunuyorum.Oyununuzu okulumuzda sahnelemek istiyorum.Onaylarsanız sevinirim.

Can ATLI - ( 12/16/2009 )
-Yazmak ne kolaydır, içinizde taşmaya hazır nehirler bulundururken. Yazmak ne zordur, taşan her nehrin bir suru yıkması gerektiğine inanıp, her seferinde sükut-u hayale uğrarken. Yazmak ne kolaydır, her şeyin sürekli değiştiği bir dünyada. Yazmak ne zordur, her değişikliğin özünün aynı dünyevi saikler taşıdığından haberdar ola ola. Yazmak ne kolaydır, her gün milyonlarca esma parıltısıyla muhatap olan bir insan için. Yazmak ne zordur, bu parıltılardan bihaber milyonlarca belki milyarlarca insanların varlığını bilmenin burukluğu içinde. Yazmak ne kolaydır, söyleyecek sözü olan için. Yazmak ne zordur, dinleyecek kimsesi olmayana. Ne kolaydır, yaşadığı her anı yazmaya değer gören biri için. Ve ne zordur, yaşadıklarından yazılmaya layık olanları ayıklarken titiz davranana. Ne kolaydır yazmak, başkalarının hayatı hakkında.-
Emekle yoğunlaşmış, ülke gerçekleriyle harmanlanmış gerçek eserin sahibine bizden selam olsun.
Can - Aysu - Nilay
İzmirli Genç Tiyatrocular


CELAL EMRE - ( 1/10/2010 )
BİZ OKULDA BU TİYATRODA ROL ALDIK

Durmuş Tekli - ( 1/21/2010 )
oyun konusu güzel.

tugba eylem - ( 1/28/2010 )
biz bu oyunu okulda sahnelemek istiyoruz nasıl iletişime gecebiliriz acaba

Melih Cemre - ( 2/11/2010 )
oyunu sahnelendiği tiyatrolarda izlemek isterim
melih cemre istanbul


üffet - ( 2/18/2010 )
oyununuz konusu ve replikleriyle çok doğal, yavan bir o kadar da gerçek.i bir anlatımı var ki izniniz olur ve bağlantı kuabilirsek bizde bu oyunun farklı kesimlere österilmesinde emek verme niyetindeyiz...SAYGILARIMIZLA.

turgut genç - ( 4/10/2010 )
başarılı bir çalışma.

Eylül Genç - ( 5/18/2010 )
İzmir 9 Eylül Üniversitesi Bahar şenlikleri oyunumuz ERKEKLER KÖYÜ dür. Tüm izmirlileri davetn ediyoruz

nurhan demirtaş - ( 6/16/2010 )
firuz beye oyun dolayısiyle teşekkür ederiz.
Manisa


Dilara Çiçek - ( 8/26/2010 )
Sy, Firuz Bey tiyatro oyununuzu oynamak istiyoruz.

muhammet mustafa atay - ( 9/29/2010 )
oyunun televizyon dizisi olacağı doğru mu?

Ayfer - ( 12/2/2010 )
Ben Giresun’un küçük bir ilçesinde edebiyat öğretmeniyim.Bu kesimde kadınlar çok çalışır,erkekler de genelde kahvelerde oturur.Eğer izniniz olursa öğrencilerimle oyununuzu sahnelemek hatta fikir danışmak isterim.

Cemil rami Tunç - ( 12/4/2010 )
Okumaktan zordur yazmak, seyretmekten zordur oynamak, en neşelisi sahnedeki oyuncuyu salonda izleyerek aynı havayı soluma, insan denen harikulade canlıyı ayakta alkışlamaktır.
Tiyatro hayattır. Mustafa Firuz Bey, Türk Tiyattosunun geleceğine umut vadeden oyun yazarıdır.
Başarınızın daim olması dileğiyle
Celil Rami Tunç
İstanbul


murat kırbaç - ( 12/10/2010 )
Oyunda ki kişi tahlilleri; Şeyhmus Ağa, Mahmut Ağa, Kahya, Mihriban etrafımıza baktığımızda, sonra içimize döndüğümüzde ne kadar BEN gibi, ke kadar BİZ gibi değil mi? Lakaplar -Cartlak- -Kabak- bizim köyümüzün bilinenleri değil mi? Erkekler Köyü tiyatro oyunu Türkiye’ nin yaşanmış son yarım asırının, kökleşmiş sorunların, olmayıpta varmış gibi dayatılan örfi kuralların canlandırılması. Mahmut Ağa’ nın köyünden kaçan Şeyhmus Ağa’ nın köyüne gelmek zorunda olması yada tam tersi aslında aynı şey. 80’ li yılların öncesi gidip gelen aynı idareciler. Benim ve bizim yaşantımızdan kesitler sunan yazarı tebrik ederim.

ilsu şamlıoğlu - ( 12/22/2010 )
oyununuzu oynamak istiyoruz

seçil gündüz - ( 1/9/2011 )
bizim köyü anlatmış

mustafa kara - ( 1/19/2011 )
oyun gerçekten güzel
emeğinize sağlık


ömer - ( 2/21/2011 )
merhabalar hocam. oyununuzu okudum.mükemmel bir eser olmuş.emeğinize, yüreğinize sağlık.biz de amatör bir grup olarak tiyatro yapmaya çalışıyoruz.eğer izniniz olursa oyununuzu sahnelemek istiyoriz.saygılarımla.....

Sedat AYDIN - ( 4/1/2011 )
Oyun çok güzel bir konuya değinmiştir.Emeğinize sağlık ülkemizin bir zamanki halini yansıtmışsınız teşekkur ederim.

Sedat Aydın
Yazar


melahat ateş - ( 5/29/2011 )
ülkemizin bir çok yerinde sahnelenen güzel bir eser.


özlem - ( 10/30/2011 )
ben de okulumda sergilemek istiyorum ne yapmam gerekiyor???

SİBEL - ( 12/5/2011 )
oyununuz çok güzel emeğinize sağlik.ben de bu oyunu okulumuzda sahnelemek istiyorum.ne yapmam gerekiyor?iyi çalışmalar

özer - ( 12/9/2011 )
hocam süper oyun.bu oyunu okulda oynamak istiyoruz.ne yapmam gerekiyor? eğer onaylarsanız sevinirim...

hakan tombak - ( 1/1/2012 )
oyun metnı cok guzel yalnız ben bu oyunu okulumda oğrencılerıme segıletmek ıstıyorum..metın yazarının ıznı olursa cok mutlu oluruz ben ve ögrencılerım.ne yapmalıyım onerınız nedır


murat kır - ( 1/14/2012 )
Sahnelenmek için gayet güzel bir oyun

muhammed ensari - ( 2/12/2012 )
bu kadar güzel bir oyunda rol alıp oynamak okadar eglenceli ve okdar gurur vericiydi ki üzerinden 3 yıl geçmesine rağmen halen o anları yaşıyo gibiyo oluyor insan firuz hocama burdan slmlar saygılar

Gülsüm Demirci - ( 3/9/2012 )
Karabük Üniversitesi Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonunda 08 Mart 2011 günü oynanan oynumuz büyük beğeni kazandı.

Nurhan YILDIZ - ( 11/26/2012 )
Bugün haberlerde kadına şiddete yönelik 4 haber vardı. Bu oyun günümüzde kadının konumu üzerine ülkemizi anlatan bir baş yapıt. Sayın Firuz Beye emeklerinden dolayı tşkr ederim.

GÜLSÜM NERGİZ TORUN - ( 11/29/2012 )
Kadına şiddete son... YAŞASIN ERKEKLER KÖYÜ...

Mehmet Baki Yenici - ( 1/27/2013 )
Tebrikler. Ülkemizin gerçeklerini spesifik bir şekilde akterılmaya çalışılmış. Devlet Tiyatroları da eseri oynuyor.

Melek Şimşek - ( 4/16/2013 )
Tokat-ta kızların okutulması amacıyla Kuşçu Ortaokulunun hazırladığı, -duvak değil kep- projesiyle yüzde 100 başarı yakaladı.
Proje için Yazarın -Erkekler Köyü- oyunu Tokat ilinde sahnelendi ve tüm izleyiciler tarafından beğenildi.
Teşekkür Ediyoruz


kezban - ( 4/23/2013 )
biz bu oyunu oynadık çok güzel oldu


Bünyamin Çelik - ( 5/1/2013 )
Tiyatro oyunları ülkenin sorunlarına gerçekçi bir perspektiften ele alınması adına başarılı bir eser.
Ayrıca, Oyun 2008 yazımı ve 2013 yılındayız. Medyadaki kadın hakkı ihlallerinin yoğunluğuna baktığımızda, geleceği isabetli bir şekilde gören bu eseri birlere kazandıran yazarı kutlarım.


batuhan - ( 10/24/2013 )
verdiğiniz mns adreslerine ulaşamadım oyunu sergilemek istiyoruz

mahmut keleş - ( 4/13/2014 )
hocam Yozgat ı kırdın geçirdin helal olsun

Aslan Koçak - ( 10/8/2014 )
bu sene okulumuzda tiyatro calısması yapıyorum.sizde izin verirseniz oyunu sahnelemek isteriz.şimdiden çok teşekkür ederim

mehmet kırıkçı - ( 10/21/2014 )
Yıllar geçtikçe daha çok anlaşılacak bir oyun

Bu Oyun Hakkındaki Görüşlerinizi Paylaşın !

İsim
Mail  (Yayınlanmayacak)
Yorum
Güvenlik Kodu= 821
Lütfen bu kodu yandaki kutuya yazınız
 

    Son Eklenen Yazılar     En Çok Okunan Güncel Yazılar
Hedda Gabler - Ankara DT
Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu – Dünya'nın Sonu.net
    Tüm Tiyatro Yazıları

    Bu Tarihte Yayınlanan Diğer Yazılar
    Bu yazının yayınlandığı tarihte gündemdeki diğer yazılar aşağıda listelenmiştir...

  • -Taş Plak Sesli- Sema, Bir Nefeste Gene Çok Şey Anlatmış: ECHO II (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • -Taş Plak Sesli- Sema, Bir Nefeste Gene Çok Şey Anlatmış: ECHO II (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • -Taş Plak Sesli- Sema, Bir Nefeste Gene Çok Şey Anlatmış: ECHO II (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • Ah Şu Sevgili -EGO-muzu Bir Aldırabilsek!!! (Deniz Zengin) - 10/5/2009
  • Çalıkuşu, Yıldız Sarayı'ndaydı! (İsmail Can Törtop) - 10/5/2009
  • İbn Rüşt, Pekin Operası'nda (Özcan Buze) - 10/5/2009
  • Orda Bir Köy Var Uzakta... Püf Noktası Burada... (Yurdagül Yurtseven) - 10/5/2009
  • Saçma Seçmeler - 3 (Cüneyt İngiz) - 10/5/2009
  • Yolcular (Üzeyir Lokman Çaycı) - 10/5/2009
  • İstanbul, Bu Aymazlıkla Kültür Başkenti Falan Olamaz (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • Erkekler Köyü - Mihriban (3 Perdelik Komedi) (Mustafa Firuz Bozkurt) - 10/5/2009
  • Hergelekon (Yurdagül Yurtseven) - 10/5/2009
  • Tiyatro Denince Akan Sular Duruyor... (Deniz Zengin) - 10/5/2009
  • A99 Ülkesi (Üzeyir Lokman Çaycı) - 10/5/2009
  • Feraset Bacı, Nurcihan Kalfa, Dadı Kalfa (Pınar Çekirge) - 10/5/2009
  • Işığın ve Karanlığın Oğullarının Savaşı (İlkay Sevgi) - 10/5/2009
  • Öç (Üzeyir Lokman Çaycı) - 10/5/2009
  • Saçma Seçmeler - 2 (Cüneyt İngiz) - 10/5/2009
  • Kırk Beş Yıllık Dostum Demirtaş Ceyhun da Çekti Gitti İşte! (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • Othello (Hülya Karakaş) - 10/5/2009
  • 2009-2010 Tiyatro Dünyası - Hayallerim / Merak Ettiklerim (Melih Anık) - 10/5/2009
  • İstanbul 2010 Avrupa Başkenti Yürütme Kurulu Neyi Yürütüyor (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • Seyirci Kalma! Seyirci Ol! (Ahmet Şefoğlu) - 10/5/2009
  • Hayatımız Tiyatro (Deniz Zengin) - 10/5/2009
  • Alev Oraloğlu - Kötü Tohum (Pınar Çekirge) - 10/5/2009
  • Diyarbakır Devlet Tiyatrosu Orhan Asena Yerli Oyunlar Festivali İçin Bir Öneri (Asmin N. Singez) - 10/5/2009
  • Saçma Seçmeler (Cüneyt İngiz) - 10/5/2009
  • İstanbul 2010 Avrupa Bakenti Yürütme Kurulu Neyi Yürütüyor (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • Bazen Neyzen olasım gelir… Bazen de Hayyam… (Yurdagül Yurtseven) - 10/5/2009
  • …Sadri Alışık Gibi Adamsın… (Deniz Zengin) - 10/5/2009
  • niÇİN ? (Ali Erdoğan) - 10/5/2009
  • Dinci Faşistlerin İdil Biret'e Saldırısı (Üstün Akmen) - 10/5/2009
  • Kültür Başkenti Ajans 2010 Yönetimi’ne Açık Mektup (İlkay Sevgi) - 10/5/2009
  • Londra Güncesi 3 (Arda Aydın) - 10/5/2009
  • Ayten Gökçer (Pınar Çekirge) - 10/5/2009
  • Tiyatrocu Andı (Ali Erdoğan) - 10/5/2009
  • Devlet Tiyatroları'nda Yeni Düzenlemeler (Savaş Aykılıç) - 10/5/2009
  • Diyarbakır Notları: Tek Kişilik Şehir (Asmin N. Singez) - 10/5/2009
  • Aaaah Ah ! (Eser Ali) - 10/5/2009
  • Londra Güncesi 2 (Arda Aydın) - 10/5/2009
  • 37. Uluslararası İstanbul müzik festivali’nin ardından… (Üstün Akmen) - 10/5/2009


  • Tiyatro Kursu Başlıyor!
    26 Ekim'den itibaren her Pazar Kadıköy'de!
    Çalışanlara yönelik hobi sınıfı!


    Duyuru Panosu!


  • Oyuncu arayan gruplar, kurslar, etkinlikler ve daha pek çok güncel duyuru DUYURU PANOSU'nda.. Mutlaka inceleyin!

  • Panoya Yaz!
    Tüm Duyurular


         Güncel Yazılar

    Yazar olmak ister misiniz?
    Yazar olarak tiyatrodunyasi.com ailesine katılmak, yazılarınızı yüzbinlerce tiyatroseverle paylaşmak isterseniz tiyatrodunyasi@tiyatrodunyasi.com adresine mail gönderebilirsiniz...

    Mail Listemize Üye Olun

         Güncel Haberler
    Tiyatro Silüet 'Sünnetsiz' Oyunuyla Sahnede!
    Süheyl&Behzat Uygur Tiyatrosu Kasım 2014 Oyun Programı !

    Tiyatro Dünyası'nı takip Edin
     
     |