Şimdi Ordulu Oldum, Gönlümü Ordu İle Doldurdum
Ne mutlu bana ki bu yılın ilk yarısında yetkinliklerime karşılık değişik kurum ve kuruluşlar tarafından ödüllendirildim.
Ne mutlu bana ki bu yılın ilk yarısında yetkinliklerime karşılık değişik kurum ve kuruluşlar tarafından ödüllendirildim.
İngiltere’de ve Avrupa’nın diğer pek çok ülkesinde ciddi anlamda ses getiren ve yaşanmışlıkların, zekâ oyunlarının, dil içi yolculukların yoğun olduğu oyunlar yazdığını bildiğim Avustralyalı Andrew Bovell (1962) ile ben geçen sezon Tiyatroperest aracılığıyla tanışmıştım.
Hükümetin başta Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları, Devlet Senfoni Orkestraları, Devlet Halk Dansları Topluluğu, Devlet Çok Sesli Korosu olmak üzere toplam 52 sanat kurumunun kapatılmasını öngören yasa tasarısı ile ilgili olarak ne yazık ki halen sessizce bekleme halindeyiz.
Sanatın içine tükürüldüğü, şarap tanrısı heykeline don giydirildiği, Mehmet Aksoy’un eserine “ucube” damgasının vurulduğu, heykellerin yıktırıldığı, birilerinin Davut heykelinin pipisinden tahrik olduğu ortamda, Alaçatı’da Cem Sağbil’in heykelleri bu günlerde “Sisyphos” başlığı altında sergilenmekte.
Geçtiğimiz bayram günlerinde İstanbul dışındaydım.
Günümüzün benim övünerek umutlar bağladığım genç tiyatrocularından Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği..
Tiyatro Dünyası Oyuncuları, Ray Cooney’in “Move Over Mrs. Markham’’ oyununu (kimin çevirisi olduğunu bilmiyorum, ama) “Arapsaçı” başlığıyla oynuyor. Oyunu, Can Törtop yönetmiş. Yerime kuruldum, oyunu seyretmeye koyuldum ki, son derece zorunlu bir nedenle (oğlumun kaza yaptığı haberi geldi) ilk yarı sonunda ister istemez oyundan koptum, evin yolunu tuttum.
Baştan şunu söyleyeyim, kolunda BARBRA STREISAND dövmesi olan bir adama, Streisand hakkında bir oyunu sevdirmek ZOR iş.
Erkekler; düzeltiyorum erkek oyuncular, nasıl oluyor da bu kadar iyi kadın taklidi yapabiliyorlar? diye bir soruyu ancak ve ancak meslekten olmayan benim gibi biri sorabilir herhalde...
2001 yılında kurulan Ali Erdoğan Kabare Dev Aynası topluluğu her türlü güncel sorunu ince bir alayla, iğneleyici, yerici, taşlayıcı bir tutumla ele alıp toplum eleştirisine yönelen tutumunu 2012-2013 sezonunda da Ali Erdoğan (1964)’ın yazıp yönettiği “Bize Bir Haller Oldu” ile sürdürüyor. Özellikle siyasal ve toplumsal konularda yoğunlaşan “Bize Bir Haller Oldu” dansla açılıyor; skeçler monolog ve diyaloglarla sürüyor.
Dünyanın değişmeyen kanunu kadın ve erkek. İlk insanla başlayan macera, erkekle kadının cennetten dünyaya düşüşü, yasak elmanın dayanılmaz cazibesi, kadının yoldan çıkarması, erkeğin yoldan çıkması, dünyada bitmeyen kavga, kadının albenisi, cazibesi, yaşadıkları ve yaşattıkları, erkeğin kendi seçimiymişcesine inandığı, kandırıldığı oyunlarla sürüp giden hayat.