Muhsin Hoca Kime Teslim???
Geçtiğimiz hafta açtığım parantezlerden biri Direklerarası Seçici Kurulu’nun iyiniyetli yaklaşımı sayesinde çözüldü.
Geçtiğimiz hafta açtığım parantezlerden biri Direklerarası Seçici Kurulu’nun iyiniyetli yaklaşımı sayesinde çözüldü.
Hemen konuya gireyim, 3M.O.T.A Oyuncuları’ndan Bulgar yazar Stefan Stanev'in "Jeanne d'Arc'ın Öteki Ölümü" başlıklı oyununu izledim.
15. Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali müthiş bir coşkuyla başladı. Bu festivalin açılışı da; dünyaca ünlü İtalyan topluluk Studio Festi’nin ‘Su ve Ateş Anıları’ adlı gösterisi ile oldu.
Türkiye tarihi , kendisinden önceki iki yüz yıl boyunca doğu batı sarmalında gidip gelmekten bitap düşmüş bir adamın varisçisinin başına gelenler olarak da tanımlanabilir...
Dostoyevski’nin Sibirya cezaevinden döndükten sonra yazdığı ustalık eseri sayılan “Suç ve Ceza” adlı romanı Deniz Şen Hamzaoğlu, Gülay Say ve Ömür Kayakırılmaz tarafından bu yıl kurulan Yabancı Sahne’de yerini alıyor.
Konya Devlet Tiyatrosu yapımı olan Orhan Asena (1922-2001)’nın “Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe” başlıklı oyunu, 2012-2013 sezonunda da Konya’da sahnelenmesini sürdürmekte.
Bu hafta açılması gereken parantezlerin haddi hesabı yok. Sadece tiyatro ödüllerimiz hakkında olan yazılar bile google’lara sığmaz.
Katolik derneklerin sert eleştirileri, tiyatro binasının önündeki protestoları, yazar, oyuncu ve hatta yönetmeni eşcinsellikle suçlayan basın açıklamalarına rağmen Meryem’in Vasiyeti 22 Nisan günü, New York’taki Walter Kerr Theatre’da perde açtı.
Tiyatro “müptelası” Kaan Erkam (1965) hiç de sıradan olmayan öyküler, oyunlar yazar. Üzerinize afiyet, tiyatro hastalığı 1988 de Alo Tiyatro ile başlamış, 1989’da Beliz Ocan ile amatör olarak bir oda tiyatrosu kurmuş, yazdığı “Dün Komik Bir Şey Oldu” iki yıl sahnede kalmıştır.
Cengiz Sezici, Yeşilçam da kötü karakterlere nefes olan bir aktör. Esasen Adana da yıllarca komik adamı oynayan sanatçı “Ekmek almak et almak ve yaşamınızı devam ettirebilmek için önünüze ne gelirse oynamak zorundasınız çünkü benim rol seçme hakkım yoktu” diyor. Ona göre iyi oyun mesaj vermeli ve bu topraklarda yaşayan herkesin sanata ihtiyacı var. Sezici ile Yeşilçam macerasının bilinmeyenlerini, anılarını ve içinde birikenleri konuştuk. Ve filmlerin kötü adamı bir mesaj verdi “İyi insanlar bitmez çünkü hiçbir insan doğarken kötü değildir ki”
Kocaeli Şehir Tiyatroları’nın 8 Mart’ta prömiyerini yaptığı Kurdele ya da Artı Sonsuz, farklı sahneleme teknikleriyle şiddet gören iki kadının hayat hikâyesini ele alıyor.
Amerikan edebiyat tarihinin en iyi komedi yazarlarından bir olarak tanımlanan, oyun yazarı ve senarist Neil Simon (1927)'ın 1963 yılında Broadway’de prömiyer yapan oyunu “Barefoot In The Park”, Nedim Saban’ın uyarlamasıyla “Aşk’a 103 Adım” başlığıyla Tiyatrokare tarafından sahnelenmekte.
Murat Prosciler’i dizilerin heyecanlı adamı diye tanımlarsak yanlış olmaz. Sinirlendiği zaman televizyonun sesini biraz kısmanız gerekse de seyircileri ona bu dolu dolu ve heyecanlı rolleri çok yakıştırıyor. Biz de çocukluğundan başlayarak dizilere giriş sürecini, tiyatroyla ilgili düşüncelerini ve hayatında önemli bir yer edinen seslendirme sanatçılığını konuştuk.
1960 sonrasındaki dönem, Türkiye’de “Tiyatronun Altın Çağı” olarak adlandırılır. Nedenini günümüzde uzmanlar; seyircinin yoğun ilgisi, tiyatrocu olma isteğinin artması, yeni tiyatro salonlarının ve topluluklarının kurulması, yurt dışından edinilen teatral bilgi akışındaki artış, gelenekselden geleceğe çağdaş Türk tiyatrosu oluşturulmasındaki yoğun çabalar olarak sıralıyor.
O yazdı ve eşi Nilüfer söyledi zamanında…
Tiyatro dünyası çok değerli bir sanatçısını kaybetti, Çetin Akcan'ı..
“Hık deyici” Padişah Efendimiz(!)in “Pık deyicisi” Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 2014 yılı Plan ve Bütçe Komisyonunda “Devlet ve sanat üretimi ilişkisi” ile ilgili yaptığı açıklamada, şu anda…
İngiliz yazar Philip Ridley (1964)'i ülkemizdeki sahnelenen diğer beş oyunundan, yani “Cam Yapraklar (Tiyatro yanetki)”dan, “Kürklü Merkür (DOT)”den, “Korku Tüneli (ikincikat)”nden ve “Kainatın En Hızlı Saati (ikincikat)”nden tanıyoruz.
İstanbul Devlet Tiyatrosunun 2012-2013 sezonu oyunu olarak İngiliz yazar Moira Buffini’nin yazıp, Usta Yönetmen Mehmet Birkiye’nin sahneye koyduğu SESSİZLİK, Türk Tiyatrosunun nereye geldiğinin açık kanıtı.
Arif Arı ,
"Dün de insandım, bugün de insanım. Sadece insanım. Beraber şarkı söylemek varken, dans etmek varken… Neden bunları giydiriyorsunuz bana? Neden beni hizaya çekiyorsunuz? Neden? Bak, gözlerim gözlerinden farksız, kahkaham şen şakrak… Ben Umut, sen?”
“ Hayırdır inşallah! Bir ‘Şark Dişçisi’ dir, almış başını gidiyor! Baykuşum iyi misin?” diye “Kızıl Baykuş” arkamdan seslendiğinde, ben “Siyah Baykuş” Şark Dişçisi’ni beşinci kez seyretmek üzere Kağıthane Sadabat Sahnesi’nin yolunu tutmuştum bile!