Tiyatronun toplumu harekete geçirme ve farklılıklar arasında köprü kurma konusunda devasa bir güce sahip olduğu düşüncesi bugün bizi bir arada tutmaktadır.
Ülkemin her köşesinde ‘gençler’, tiyatroyu yaşatmak için dar imkânlar ama ‘büyük’ yüreklerle ‘delice’ sayılabilecek işler yapıyor. Tiyatro yapmak için ‘deli’ olmak şart oldu.
Duvarların Ötesi, Sarıpınar-1914, Fehim Paşa Konağı, Bir Şehnaz Oyun, Töre, Ah Şu Gençler, Ocak, gibi ulusal tiyatromuzun bir çok önemli oyununa imza atan Turgut Özakman, ayrıca romanları, senaryoları, meslek kitapları, tarih kitaplarıyla da ürünler vermiş, edebiyatımızı zenginleştirmiş önemli bir yazarımızdır..
İBB Şehir Tiyatroları, '40. Sanat Yılı'nı idrak eden yazar Tuncer Cücenoğlu’nun Çığ isimli oyununu programına almış. Yazarın bir başka oyunu, Kadın Sığınağı, İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Çok da iyi oldu.
“Artık tiyatro konulu yazılar yazmıyorsun,” diyor tiyatroyla ilgilenen kimi dostlar, okurlar. Doğrudur... Sağlık sorunlarım nedeniyle sezonun hemen başlarında sahnelenmiş olan oyunları takip edememiştim. Tiyatro üstüne yazamama nedenim sadece buydu.
Tiyatro Oyun Eleştirilerinin içerisinde belki de bu denli iddialı bir başlık, yazanın duygusal yaklaşımı düşünülebileceği gibi fazla abartılıda bulunabilir. Ancak Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun sahnesine bakakalırken, oyunun sonuna geldiğimde bu başlığın hiçte abartılı olamayacağını düşündüm.
Başlıktaki sözler, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, oyunu “İki salkım halat, iki metre kumaş”la sahneleyen Kemal Başar’a ait. Romeo ve Juliet’i, klasik bir dönem oyunundan oldukça uzağa taşıyan yönetmen, sahneyi izleyenin hayal gücüne teslim etmiş.
Yönetim biçiminin sert olması nedeniyle toplumun ağır yaralar alması ve yeni bir idareye ihtiyaç duyulduğunu düşünen Haydar, toplumun derdini dert etmiş sazının teline ve şiirlerine konu etmiştir.
Engin Alkan: “Tiyatro sitelerindeki yazar sorunu çok abardı. Eline kalem alan üfürmeye başlamış. Gez dur okumaya değer hiç mi bir şey olmaz” diye bir twit atmış.
Sade anlatımıyla günlük yaşamın ayrıntılarını işlediği öyküleri ve özellikle de tiyatro oyunları ile tanınan Ülkü Ayvaz’ın (1955) II. Abdülhamit dönemi ve İstanbul işgalinden Anadolu devrimine uzanan süreçte...
Amerikalı genç, ama pek ünlü oyun yazarı Sarah Ruhl’un (1974), promiyerini 2004 yılında yaptığı aşk ve ilişki kavramlarını hayli mizahi bir dille sorgulayan “Temiz Ev” başlıklı oyunu, İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından 2010–2011 oyunu olarak Kubilay Karslıoğlu ve Atilla Şendil’in yönetiminde sahnelenmekte.
Sahneye vuran ilk ışığın parlamasından ve ilk replikten itibaren, oyuncular, denizle uzlaşmaya çalışan yelkenlide, rüzgâr bekleyen mürettebata benziyordu. Oyundaki fırtınaya koşut, yelkenli, suları yararak dalgalar üstünde hızlı ve tehlikeli bir koşuşturmanın düzenine kavuştu.