Tiyatroda Akademinin Yeri
Alaylı mı daha iyi? Okullu mu?
Bence iş ne alay da ne okulda.. İşin kendisi yürektedir yürekte!
Eğer isterse insan ta derinden, ona hiçbir kılavuz gerekmez.. Ama bu düşünceme eklemek istediğim bikaç şey var..
Öncelikle tiyatro dahil sanatın bütün dallarında bazı incelikler vardır.. Her nekadar içten, doğal bi şekilde de sanat icra ediyor olsak ta bu incelikleri bilmeden, bizden önceki yapılanları geliştiremeyiz.. Bizden önce yapılanları da tarihin yazılı sayfalarından öğrenebiliriz..
İşte bu inceliklerin, akademilerde öğretildiği kanısındayım..Çünkü akademilerde öğrencinin öncelikle yaptığı işe konsantre olması sağlanır ve başka hiçbi işle uğraşmaması istenir.. Tiyatro da, zaten bunu gerektiren bi meslek olduğuna göre, kendisinden başka işlerle uğraştırmamayı yeğler.. Tiyatrocular ve tiyatrocu adaylarının dikkatine; tiyatro herşeyi ile tam donanımlı öğrenildiği zaman geliştirilebilir.. Çünkü tiyatro sadece oyunculuk değildir.. Oyunculuğun bilgi ve estetikle zenginleştirilmesi gerekir.. Ayrıca sahne disiplinine sahip olunmalıdır ve bu denge iyi ayarlamalıdır..
Tiyatro sanatın en eğlenceli dalı olmasına karşın en stresli ve can sıkıcı olma ünavanına da sahiptir.. Bu yüzden tiyatrocu kendini bu duruma hazılaması gerekir.. Buna hazır olmayan tüm tiyatrocular da tiyatrodan kopmuşlardır.. Bu ruh haline hazırlanmanın en ideal yolu ise akademilerden geçer..
Alaylı tiyatroculardan önemli işlere imza atmış kişilere bakarsak, hepsinin bi şekilde şanlarının yardımıyla biyerlere geldiklerini görürüz.. Fakat eğer ki iyi bir tiyatrocu olmak istiyorsak işimiz şansa bırakmamalıyız..
Tabi ki istediğimiz zaman önümüzde hiç bi engel duramaz demiştim ama biraz açarsak bu konuyu, isteğimizi karşılamamız için aşmamız gereken engelleri küçültmemiz, basitleştirmemiz gerekir değil mi? İşte akademi de bunu yapıyor, yani aşmamız gereken engelleri küçültüyor ve bize bi yol gösteriyor.. Rastgele giden kaptanlar gibi alabora olmamak için en doğru yol akademilerdir..
İLERİ..
Ulaş Tuzak