SİNEKLİDAĞ BURASI … ŞEHRE ÇUKURDAN BAKAR
Keşanlı Ali Destanı'nı henüz görmedim. 1 YTL kampanyası bitene kadar Şehir Tiyatrosu'nda oyun seyretmeyi düşünmüyorum çünkü o değerli oyuncuların 1 liraya oynatılmasına psikolojik olarak tahammül edebileceğimi sanmıyorum. Ayrıca oyunda konu edilen çorapların da belki bilet fiyatlarının düşük olması nedeniyle bütçe kısıtlamasına gidildiğinden dolayı satın alınamadığını düşünüyorum. Oyunu ben görene kadar bu hata mutlaka düzeltilir.
Engin Alkan son derece beğendiğim, değer verdiğim bir oyuncu. Ancak Tiyatro Dergisi portelindeki savunmalarını okuyunca gerçekten çok şaşırdım, üzüldüm. Kendisinin kalkan olarak kullanıldığını düşünüyorum.
Öncelikle, oyunculuğu hakkında açıklamada bulunabilirdi ama bence onun gibi bir oyuncuya bu bile yakışmazdı!!! (Onun ne kadar doğru oynadığını meslektaşları yazardı ya da başka eleştirmenler fark ederdi ya da rejisörü, genel sanat yönetmeni açıklardı.)
Anlamadığım nokta ise, yönetmeninin yerine kılıç kalkan ekibinde yer alması... Yücel Erten'in sözcülüğünü yapması! Kaldı ki, tiyatro eleştirmenlerine gazete sayfalarında yer verilmeyen, tiyatro eleştirisine değer verilmeyen bir toplumda, eleştiri yazısı yazanlara sevgi duymasak da, saygı duymalıyız.
Üstün Akmen'in yazılarının %90'ını sığ bulmakla beraber, kendisinin eleştiri yazmasına büyük saygım var. Üretkenliği, araştırmacılığı, bu işe gönül verdiği tartışılmaz. Engin Alkan dostuma, 9 maddeden oluşan bu stilde bir yazı yazmak hiç mi hiç yakışmıyor. Üstelik Yücel Erten'in eli mutlaka kalem tutuyordur, kendisini rahatlıkla savunabilir. Yeri geldiği zaman memur olduklarını söyleyen ve her türlü açıklamadan uzak duran Şehir Tiyatrosu oyuncuları, bazen belediye otobüs şoförlerine, mezarlıklar müdürüne bile sahip çıkıyor. Doğrusu memurların konuşma özgürlüğü nerede başlıyor, nerede bitiyor anlamakta güçlük çekiyorum.
Seçkin Selvi'nin yarıda terk ettiği bir oyunu yazması büyük bir lütuf bence! Milliyet Sanat'ta 15 günde bir yazıyor ve yazılacak o kadar çok oyun varken bu oyunu önemsemiş ki, yazmış. Bence kendisine teşekkür etmek gerekiyor.
Son olarak, Türk Tiyatrosu'nda bazı tabuları yıkmak gerçekten zordur. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım'da Ulvi Uraz'ın, Keşanlı Ali'de Engin Cezzar'ın yorumları unutulmaz belki. Ama Laurence Olivier, Hamlet'i oynadı diye, İngiltere'de Hamlet sahneye konulmayacak demek değildir bu. Önemli olan, yaratıcı yorumlarla klasikleşmiş metinlere yeni anlamlar kazandırabilmektir. (Bir metin klasikleşmişse eğer, zaten çağın metaforlarını kabul edecek kadar zengindir.) Bizdeyse sorun, yönetmenlerin çağ değişmiyormuş gibi, 10/20 yıl önce yaptıklarını ısıtıp ısıtıp önümüze koyma çabalarıdır. Kaldı ki, çağ değişmese bile,( yani zaman ileri gideceği yere geriye doğru gitse) oyuncular değişir ve her değişen oyuncu, bir yönetmen ve bir metin için sonsuz yeni olanaklar sağlar.
Son olarak, küçücük bir eleştiriye Muhsin Ertuğrul'un sözleriyle cevap vermenin yersiz olduğunu düşünüyorum. Muhsin Hoca, Şehir Tiyatrosu'nun bu halini görseydi, adının böyle hoyratça kullanılmasını affedemezdi. Aynen Atatürk'ün memleketin halini görüp, biz Atatürkçüyüz diyenleri affetmeyeceği gibi!
Yazıma minik bir ek:
1 YTL kampanyası bitene kadar Şehir Tiyatrolarına gitmeyeceğimi söylüyordum, ama kaderin garip bir cilvesi beni "İyi Geceler Anne" oyununa sürükledi.
Sonuçta oyun hafta içi matinede oynanıyordu ve turnelerim, çekimlerim nedeniyle bir daha bu fırsatı bulamayacağımı düşünüp, kendimi oyunda buldum.
Oyun rejisinin, mekan kullanımının Şehir Tiyatrosu’nda çok büyük bir yenilik olduğuna inanıyorum.
Engin Alkan'ın eleştiri mekanizması konusundaki hoşgörüsüzlüğü konusundaki fikirlerimi aynen korumakla birlikte, bir kuruma karşı tavır koymanın, bu kurumda çalışan Arif Akkaya, Celile Toyon, Hikmet Körmükçü gibi, bugün bende hayranlık uyandıran sanatçıların emeklerine saygısızlık olarak değerlendiriyorum.
Şehir Tiyatrosu'nda böyle bir oyun seyrettiysem, repertuvara böyle bir oyun alınmış, sanatsal olarak böyle titiz bir işe imza atılmasına destek verilmişse mutlaka daha nice iyi oyunlar vardır diyorum. Bir doğru üç yanlışı götürür mantığıyla, yeni yılda bakış açımı değiştirmek, bu kurumun sanatsal politikasını daha dikkatlice analiz etmek ve bardağın dolu yanına bakmak için, yıla umutla, sevgiyle başlamak istiyorum.