İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Eleştiriler

ŞEMS!... UNUTMA!...

Yurdagül Yurtseven ,

Düşünüyorumda Şems olmasaydı Mevlana olur muydu? Şems, Mevlana'nın beyaz gölgesi gibi onu aydınlatan, ışığı olan... ve bu ışık Mevlana'nın ruh ikizi olarak nitelendiriliyor oyunda... Şems'in kayboluşunun ardından yaşananları anlatıyor.
Şems hakkında çok şey okundu, yazıldı, duyuldu. Şems(Güneş), Şems-i Tebriz (Tebriz'in Güneşi), Mevlana'nın yanına nereden, nasıl geldiği tam olarak bilinmez. Kendisini dış dünyadan uzaklaştırıp kitaplarla dolu odasına kapatan, bıkmadan usanmadan okuyan, hep bir arayış içinde olan Doğu'nun en büyük alimlerinden biri olarak ünü yayılan Mevlana'nın Şems'le tanışıklığına sebep kitaplar ve ilahi aşk olmuş... Mevlana bir kalıbın içinde, kendi kabuğunda iken Şems tam tersiydi ve onu kabuğundan, kalıbından dışarı çıkardı ve kainatla buluşturdu. Kısaca ilimin ve ilahi aşkın doğayla buluşmasını sağlamış. Mevlana'nın kitaplarda saklı olan içselliğinin dışa vurumu... Aralarındaki muhabbet ilahi aşk çervesinde gerçek bir dostlukmuş... Ancak bu dostluğu çekemeyenler oldukça Şems ortadan kayboluyordu. Ve Şems'in yokluğunda Mevlana'da benliğinde kayboluyor, özlem duyuyor ve kendinden geçiyordu... Evreni keşfeden ruhuyla ve ilahi aşkla, Şemsi'de yüreğinde hissettiği bir gün semahı keşfeder. Sağ eli yukarda Hakka, sol eli aşağıda halkı simgeler... Yani Haktan alıp halka dağıtmak figürünü yansıtır. Evrenin dönüşü..insanın doğayla bir bütünlüğü..sonsuzluğa dönüş... Mevlana'yı günümüz dünyasına göre aydınlatan Şems'i çekemeyen yobazlar sonunda amacına ulaşırlar ve kafasını keserek öldürürler..."Şems'i ziyaret etmeden Mevlana'nın türbesine uğramayın" denilir.
Daha önce Aşkın Dansı belgeselinde de oynayan ve aynı zamanda Mevlana'nın soyundan gelen Sinan Tuzcu'da oyunda yer almış. Oyun doğal olarak konu gereği biraz ağır olsada bir süre sonra Sufizmin doruklarına huzurla ulaştırıyor sizi... Bir nevi iç huzura yolculuk gibi bir durum... Kişinin iç dünyasından çıkıp dış dünyadaki ontolojiyide sorgulatan bir oyun... Gerçeklik, hakikat, varlık gibi kavramları anlamaya çalıştıran ve konu olarak epistemolojik ve ontolojik açıdan önemli bir yaşam hikayesidir Şems ile Mevla'nın dostluğu...
Yazan ve Yöneten: Özen Yula
Oyuncular: Yetkin Dikinciler, Sema Keçik, Teoman Kumbaracıbaşı, Sinan Tuzcu, Beste Bereket, Jehan Barbur...
Dansçılar: Utku Demirkaya, Orçun Okurgan, Melis Baykal, Ece Gözmen
Reji Asistanı: Emre Ozan, Selin Zafertepe
Işık Tasarım: Yakup Çartık
Müzik: Jehan Barbür ve Cenk Erdoğan
Ses Teknik: Şükrü Tümşen
Ebru sanatçıları Bora Özpeker ve Nur Gökalp Özpeker
Koreografi: Cihan Yöntem
Oyunu 19 Kasım günü saat 20.30'da Caddebostan Kültür Merkezi'nde seyredebilirsiniz.
"Anladım ki; insanlar; susanı korkak, görmezden geleni aptal, affetmeyi bileni çantada keklik sanıyorlar..! Oysa ki; biz istediğimiz kadar hayatımızdalar..! Göz yumduğumuz kadar dürüstler, ve sustuğumuz kadar insanlar..." (Şems)
Alkışlarımla,
Yurdagül Yurtseven
(suare@hotmail.com)
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Yurdagül Yurtseven imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Makaleler

Sanat Direnmektir

Birkaç yıl önce kendisiyle Afife Jale Ödül Töreni'nde tanışmıştım çok iyi bir oyuncu olmasının yanında iyi bir eş ve aile babasıdır Levent Üzümcü.

Makaleler

AKM SENİN SESİN

29 Mayıs 1946 yılında yapımına başlanmış, 12 Nisan 1969 yılında ilk açılışı yapılmış..

Eleştiriler

Bir Delinin Hatıra Defteri - Genco Erkal

28 Kasım günü bir arkadaşımın daveti üzerine; Genco Erkal'ın ilk kez 1965 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda 27 yaşındayken tek kişilik olarak sahnelediğ Nikolay Gogol imzalı "Bir Delinin Hatıra…