Sahne tozunun peşinde
Can Dündar ,
Ankara'da bir tiyatrocu öldü cuma günü:
Mustafa Ahmet Yuvanç...
44 yaşındaydı.
22 yıldır tiyatrodaydı.
Kendi yazdığı "Selanik'ten Anıtkabir'e" oyunu Devlet Tiyatroları'nca
oynanırken o, böbrek yetersizliği derdindeydi.
Geçen dönem Gorki'nin "Ekmek İşçileri" oyununu yönettiği Çankaya Belediyesi
şehir tiyatrosunda sigortalı olmuştu. Diyaliz masraflarını öyle
karşılayabiliyordu.
Ama yetmedi.
Kiralık evinde bir başına can verdi.
Pazar günü, Ankara Sanat Tiyatrosu önünde yapıldı cenaze töreni...
Daha önce çalıştığı Ankara Komedi Sahnesi'nden, Ankara Halk Oyuncuları
Tiyatrosu'ndan, AST'tan, Çankaya'dan sanatçı dostları geldi törene...
Ondan anılar anlattılar birbirlerine...
Ömrünün yarısı, karda kışta turne yollarında, ayaz vurmuş tiyatro
salonlarında, duşsuz, banyosuz kulis ortamlarında geçmişti.
"O turnelerde kaybettim böbreklerimi" diye sızlanmıştı bir kez...
Gün olmuş aylarca maaş alamamış, ev kirasını yatıramamış, hastalanmış,
bakılamamıştı.
Yine de sahneyi hiç bırakmamıştı.
* * *
Şaşalı konakların metruk arka bahçeleri gibidir, sahnede izlediğimiz
ışıltılı dünyanın perde arkası...
Ve yeni de değil; tiyatro bu topraklarda perde açtı açalı böyledir bu...
150 yıl önce Güllü Agop'un tiyatrosunda hasta olanın maaşı kesilirdi.
Osmanlı tiyatrosunun ilk yıldızlarından Mari Nivart, 30'unda veremden
ölmüştü; hem de sahnede, oyun bittikten sonra, son selama çıkmadan önce...
Bayzar Fasulyeciyan, tiyatrodan kazandığını kocasının tedavi masraflarına
harcayıp dikiş yaparak geçinmeye çalışmıştı.
Hiranuş'un cenazesini meslektaşları para toplayarak kaldırdılar.
Küçük İsmail, Afife Jale, Cahide Sonku yoksulluk içinde öldüler.
Muhsin Ertuğrul, Atatürk'ün huzuruna çıktığında "Açız" demişti, "...ama bize
aştan önce konservatuar lazım."
O efsanevi Muhsin Ertuğrul'lar, Vasfi Rıza'lar, Bedia Muvahhit'ler, Necdet
Mahfi'ler bir günde yaş haddinden emekliye sevk edilip kapının önüne
konuvermişlerdi. Bir kısmı son demlerini 37 milyonluk emekli maaşıyla kıt
kanaat yaşayabilmişti.
Yıldız Kenter, tiyatrosunu ayakta tutabilmek için İsmet Paşa'ya üzerine
adını yazmak üzere koltuk satmaya gittiğini anlatır "Hep Aşk Vardı"
oyununda:
Paşa, "Ben bir koltuğa zor sahip oluyorum, sen 450'siyle nasıl baş
edeceksin?" diye sormuştu.
Tiyatrosuna gelen icrayı, Başbakan Demirel durdurtmuştu.
Bugün durum farklı mı?
Ülkede yoksulluk sınırı 1.8 YTL...
Devletin tiyatro sanatçısına reva gördüğü maaş 1.4 YTL...
Seslendirme stüdyolarında, dizi setlerinde ekmek peşinde tiyatro
sanatçıları...
* * *
Mustafa Ahmet Yuvanç'ın bir dizisi bile yoktu.
"Fareli Köyün Kavalcısı"nı hazırlıyordu en son...
Pazar günü, son nefesine kadar emek verdiği tiyatro köyünü ebediyen terk
ederken, tabutunun peşinden bir avuç sanatçı yürüdü.
"Sahne tozu" denilen o sihirli iksirle büyülenmişti sanki hepsi...
"İki kalas, bir heves"ti ömürlerini verdikleri...
Dostlarını gömdüler; tiyatroya döndüler.
Herkesin rol yaptığı bir dünyada, bize sahneden gerçek yüzümüzü gösterdiler.
Hepsinin dünya tiyatrolar günü kutlu olsun.
can dündar