Ölümsüz Öykü - İstanbul Şehir Tiyatroları
Çin'de,Kanton 'da yaşayan zengin, cimri, acımasız bir çay taciri olan Mr.Clay, yaşlılığında muhasebe defterlerinden başka okunacak şeylerin de olduğunu fark eder. Bu defterleri kendisine okuyan Elişama'dan ona "başkalarının yazdığı ve diğerlerinin okuduğu adına kitap denen şeyden almasını" ister. Elişama da patronu gibi tek yaşayan, dostu olmayan biridir, kendi seçimi ve memnundur. Polonya'da bir yahudi ailesinin çocuğuyken,ailesinin katledilişine tanık olmuş ve kendini Çin'de bulmuştur.Burda kendisine çift taraflı muhasebe sistemi öğretilmiş, o da Mr.Clay'in yanında işe başlamıştır.Elişama peygamberin binyıl önce söylediği bir yazıyı patronuna okur, İbraniceden çevrilmiş olan bu yazı hala gerçekleşmedi diye Mr.Clay adına öykü denen bir şeyi gerçekleştirmeye karar verir.... Oysaki bildiği tek öykü dünyadaki bütün gemicilerin, tayfaların bildiği uydurma, aslında yaşanmamış,anonim bir öyküdür.Hep gerçeklerle ilgilenmiş Mr.Clay bunu öğrenince öfkelenir ve bildiği bu tek öyküyü gerçekleştirmeğe karar verir.
Erhan Abir, yaşlı, parası çok olduğu için kendini Tanrı zaten, varisi olmadığından bu öyküyü gerçekleştirmeye çalışan Mr.Clay rolunde. Eraslan Sağlam'ı bu kadar belirgin bir rolde ilk defa izledim ve başarılı buldum.Tomris İncer'in muhteşem anlatıcılığı eşliğinde(ki oyun önerdiği kadar varmış). Sahne loş, karanlık... Mumlarla, ay nalarla aydınlatılıyor... Virginie rolunde Pelin Budak gelgitler içinde. Çok güzel ,ama hayatının seyri değişmiş biri. Babasının ölümünden de Mr.Clay sorumlu (ortağını batırıp,evini alıp,onun intiharına sebep oluyor,bu sırada Virginie 12 yaşında), ve onların evinde oturuyor. Elişama'nın teklifi karşısında fiyatı artırarak bunu yapamayacağını söylesede, artan rakamın kabulu karşısında teklifi kabul etmek zorunda kalıyor. Elişama ve Mr.Clay limana öyküdeki gibi tayfa bulmaya giderler. Herkes öyküyü hatırlayarak teklifi kabul etmez. Birçok oyunda izlediğim Murat Bavli'nin oyununa denk gelmek güzeldi. Bir sene gemisinin batmasından sonra tek kurtulan olarak ıssız bir adada yaşayan tayfa, kabul etmek istemesede bu teklifi önce, sonra kabul ediyor. Mr.Clay, tayfayla yemek yerken tüm acımasızlığını, işçileri hakkında düşündüklerini, konuşmak ihtiyacı olan bir yaşlı misali içini tayfaya döküyor. Ondan istediği şey karşısında tayfa kararsz kalsada, Virginie ile yaşadıkları da onu gemisini seçmekten ayıramıyor. Tayfanın Virginie'e vermesi için Elişama'ya bıraktığı denzikabuğu ve mutlaka dinlemesini istemişti, Elişama'nın bu ses, bir yerlerden hatırlıyorum demesiyle öykünün ölümsüzlüğüyle noktalanır.
Çok gitmek istediğim ve izlediğim içinde çok sevindiğim bir oyun. Belki ağır ve karanlık gelebilir ama zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
İyi seyirler..
İyi seyirler..
Ayşe Müge Gerdan