İçeriğe geç
Tiyatro Dünyası

Makaleler

No Espanola soy Turca

Yurdagül Yurtseven ,

Tiyatro sezonunun açılışıyla birlikte yazılarımın içeriğinde elbette değişiklik olacak… Şimdilik böyle… Tiyatro adına müthiş bir örgütlenme olacak ki hep sorardım “örgütlenme olsa ne iyi olur tiyatro adına” diye. Nedim Saban bu anlamda hakikaten mücadelesi takdire şayan bir abimiz ve tabii ki diğerleri… Kurultay düşüncesinin tohumları İzmir’de atıldı İstanbul’da büyüyecek… Ben de beynim ve yüreğimle destekliyorum kurultayı.
Uzun zaman oldu sıradan anları yaşamayalı ve o kadar özlemişim ki… Sonunda dayanamadım ve fotoğraf çekimi için Eminönü-Sultanahmet yoluna gittim. Öncelikle Mısır Çarşısı'na gitmek istedim fakat yine yanlışlıkla kuyumcuların olduğu tarafa gitmişim. Ne zaman oraya düşse yolum her defasında herhangi kuyumcu tezgâhtarlarından biri mutlaka kesip önümü “Hola Espanola?…” diye seslenir tesadüf bu ya… Cevap vermedim zira telaşe içindeydim... Neyse ki sonunda Mısır Çarşısı'na geldim ve baharat kokusundan, Mehmet Efendi’nin kahve kokusunun kuyruğuna takıldım. Bir paket aldım. Kahve, yapımı kolay bir içecek olsa da aslında asıl kıvamının bulunması zordur, iyi tutturmak gerekir tadını, köpüğünü yani telvenin dinlenerek ağır ağır itinayla pişmesi gerekir. Ardından deniz kenarında kurulmuş küçük masalar ve etrafını çevreleyen taburelerle donatılmış insan kalabalığının oturduğu bir alandaydım. Oturdum tabureye ve garson geldi, mönü belli… Yarım ekmek arası balık fakat mutlaka kılçıksız ve soğansız olmalı… İtiraz geldi “fakat hanımefendi balık kılçıksız olmaz…” Ben de “neyse temizleyin yine de…” dedim. Ardından bir güzel yedim. Sağ yanımda bir kadın oturuyordu romandı, yedikten sonra güzel bir şükür duası etti “Allah olmayana da versin şükür doyurduk karnımızı…” diye. Sonrasında haşlanmış mısır aldım sevdiğim bir tat haşlanmış mısır… “Şöyle en nazik, en kibarından, küçük yani minyon olsun benimkisi” dedim. Hakikaten her şeyin minyonu makbul galiba… Zira tadı çok güzeldi… Aklıma hemen bir erkek söylemi geldi “yemekte kimyon, kadında minyon…” Bu da benden efenim “mısırda da minyon…” Çünkü büyükleri kart ve odun gibi oluyor. Satıcı “siz sosyetik istiyorsunuz” demez mi…“Ne ilgisi var sosyeteyle yahu…” dedim. Meğer zarif, kibar gibi kelimeler sosyetik diye algılanıyor hâlâ… Fakat mısır satıcılarının kayırdığı bir şey var o da tuz, fazla serpmiyorlar üzerine… Sol elimde mısır bir yandan yiyor bir yandan da gideceğim yöne ilerliyordum. Taneler azaldıkça benim gidiş vaktimde yaklaşıyordu.
Sıkça uğradığım yerdir Cevahir AVM fakat artık oraya gitmeye de çekinir oldum zira kimi zaman özellikle tiyatroya ilgi duyan ve ilgilenen arkadaşlar tarafından tanınmak iyi fakat bir yandan da beni sıkan bir durum… Çünkü ilginin aşırısı bunaltır beni… Bilgisine, kültürüne inandığım, fikir üretebilen, yüreğiyle ve beyniyle hareket edebilen kişilerle, bir şeyler katabileceğim ve kendime bir şeyler ekleyebileceğim kaliteli zaman geçirmeyi severim. Çene gıcırtısı değilim fazla konuşmayı sevmem, kısa cümlelerdendir daha çok sohbetlerim eee malzemede olursa alayına giderim, kahkaha atarım, gülerim öyle ki kendi gaflarımla bile dalga geçerim. Aşırı ihtişamı hiç sevmem daha doğrusu hayatın her alanında, duygusunda, düşüncesinde, abartı tehlikedir bana göre… Değişiklik olsun dedim uzun süre ihmal ettiğim ve memleketimin asıl insan manzaralarının olduğu yere neden uğramayışıma bir an anlam verememiştim... Daha sıcak, daha içten ve daha gerçekçiydi… Türkiye’nin gerçek yüzünü görmek istedim. Gittim gördüm, gördüğüme de sevindim zira bol bol omega3 tüketmek iyi gelir yurdum insanına sağlık baabında… Fazla AVM’lere takılmamak gerek arada böylesi yerlere uğranmalı, deniz kenarından bir gıdım alınmalı.
Haa bu arada valla billa, “no Espanola, soy Turca”
Alkışlarımla,
Yurdagül Yurtseven
Paylaş X Facebook WhatsApp E-posta

Yurdagül Yurtseven imzalı diğer yazılar

Yazarın sayfası
Makaleler

Sanat Direnmektir

Birkaç yıl önce kendisiyle Afife Jale Ödül Töreni'nde tanışmıştım çok iyi bir oyuncu olmasının yanında iyi bir eş ve aile babasıdır Levent Üzümcü.

Makaleler

AKM SENİN SESİN

29 Mayıs 1946 yılında yapımına başlanmış, 12 Nisan 1969 yılında ilk açılışı yapılmış..

Eleştiriler

Bir Delinin Hatıra Defteri - Genco Erkal

28 Kasım günü bir arkadaşımın daveti üzerine; Genco Erkal'ın ilk kez 1965 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda 27 yaşındayken tek kişilik olarak sahnelediğ Nikolay Gogol imzalı "Bir Delinin Hatıra…