İki Yüzlü Felaket - 17 Ağustos Depremi'nin Anısına
1
On yedisinde Ağustos’un, gecenin sıfır üçünde
İki felaket vurdu kalbimizden bizi
Biri sinsice bitti arkamızda
Öbürü gözbebeğimizde yürürdü davul zurna çala çala
2
Felaketin biri öyle görünmez ve sinsiydi ki
Gelip ayaklarının ucuna basa basa
Afallatıp ayı, yıldızı, rüzgarı çabukluğuyla
Gecenin kapısını aralayarak
Çıngırağından çıt çıkmayan bir yılan gibi kıvrılarak
Cümle mahlukatı en tatlı rüyasında yakalayarak
Yani zevkine vararak
Ulumalarına bile fırsat vermeden köpeklerin
Ateşten bir top gibi düşüp canevimize
Söküp temelinden evleri
Gövdesinden ağaçları,
sokakları, köprüleri, insanları
Ufalayıp avucunda sinek gibi
Attı bir kenara
Sümkürdüğü mendilini fırlatıp atar gibi
3
Gel gör ki onun yaptıkları adama fazla komaz
Gözleri yok ki göre
Kalbi yok ki acıya
Yüzü yok ki kızara
Onun işi tepelemek
Atıp kanlı bıçağını dakkasında oradan tüymek
4
Felaketin kalleşi en görünür olanı
Üflesen çatlar ar damarı, o da indirdi şamarı
Elinde kör testere
Oturup döşümüze
Bakıp gözbebeklerimize
Kıydı bebelerimize
5
Vicdanı deneyimsiz acıma konusunda
Yüreği sızlamayı çoktan kaldırmış rafa
Nabzı atan tüm canlılar gözünde en yeşilinden dolar
Soyduğu elmaya ne kadar acıdıysa
Ölenlere de acıdı o kadar
6
Depremden daha vahşiydi biliyorduk bunu
Biliyorduk ki bu felaket çürük yapılarla beslenen
Çürük yapımızın bir mahsülüydü
Sırtını sağlama almış bir sırtlandı o
İflah olmaz bir sülüktü
Alyuvarlarımızda dolaşırdı
Elini kolunu sallaya sallaya
Fakat ne yazık ve ne çare ki
Şekere uçan sinekler gibi
Konduk avuçlarına
7
Görünürü görünmeziyle iki felaketti onlar
Binanın çürüğünü yapanlarla yıkanlar
İkisiyle de yaşamayı öğrenmeliymişiz
Öyle diyor uzmanlar.
Ali Erdoğan
(Bu şiir ALİ ERDOĞAN’ın BIRAK BU UYAKLARI - KABARE DEV AYNASI YAYINLARI - adlı şiir kitabından alınmıştır)
On yedisinde Ağustos’un, gecenin sıfır üçünde
İki felaket vurdu kalbimizden bizi
Biri sinsice bitti arkamızda
Öbürü gözbebeğimizde yürürdü davul zurna çala çala
2
Felaketin biri öyle görünmez ve sinsiydi ki
Gelip ayaklarının ucuna basa basa
Afallatıp ayı, yıldızı, rüzgarı çabukluğuyla
Gecenin kapısını aralayarak
Çıngırağından çıt çıkmayan bir yılan gibi kıvrılarak
Cümle mahlukatı en tatlı rüyasında yakalayarak
Yani zevkine vararak
Ulumalarına bile fırsat vermeden köpeklerin
Ateşten bir top gibi düşüp canevimize
Söküp temelinden evleri
Gövdesinden ağaçları,
sokakları, köprüleri, insanları
Ufalayıp avucunda sinek gibi
Attı bir kenara
Sümkürdüğü mendilini fırlatıp atar gibi
3
Gel gör ki onun yaptıkları adama fazla komaz
Gözleri yok ki göre
Kalbi yok ki acıya
Yüzü yok ki kızara
Onun işi tepelemek
Atıp kanlı bıçağını dakkasında oradan tüymek
4
Felaketin kalleşi en görünür olanı
Üflesen çatlar ar damarı, o da indirdi şamarı
Elinde kör testere
Oturup döşümüze
Bakıp gözbebeklerimize
Kıydı bebelerimize
5
Vicdanı deneyimsiz acıma konusunda
Yüreği sızlamayı çoktan kaldırmış rafa
Nabzı atan tüm canlılar gözünde en yeşilinden dolar
Soyduğu elmaya ne kadar acıdıysa
Ölenlere de acıdı o kadar
6
Depremden daha vahşiydi biliyorduk bunu
Biliyorduk ki bu felaket çürük yapılarla beslenen
Çürük yapımızın bir mahsülüydü
Sırtını sağlama almış bir sırtlandı o
İflah olmaz bir sülüktü
Alyuvarlarımızda dolaşırdı
Elini kolunu sallaya sallaya
Fakat ne yazık ve ne çare ki
Şekere uçan sinekler gibi
Konduk avuçlarına
7
Görünürü görünmeziyle iki felaketti onlar
Binanın çürüğünü yapanlarla yıkanlar
İkisiyle de yaşamayı öğrenmeliymişiz
Öyle diyor uzmanlar.
Ali Erdoğan
(Bu şiir ALİ ERDOĞAN’ın BIRAK BU UYAKLARI - KABARE DEV AYNASI YAYINLARI - adlı şiir kitabından alınmıştır)